---ben----

---ben----
ilk sevdiğim ve sevildiğim sandığım insan ayrılığın kolay yolunu bulmuştu seb daha çocukdun ya (kolay kaçış) erkekler sevilmek size kolay mı geliyor...?_

Bu Blogda Ara

20 Eylül 2007 Perşembe

İNSAN NE KADAR USTALAŞIR ACI ÇEKMEKTE

"insan büyüdükçe ustalaşıyor acı çekmekte. Hangi yaşta böyle bir başlangıç
yapılır ki yazıya. Belki de büyüdüğün ve acı çekmekte ustalaştığın zaman.
Öyle ya, ölüm daha yakın. Çocukluğunun yıldızları bir bir kayıyor yanından
yörenden. Bir dilek tutsan acıya dokunuyorsun sanki. Bir bakmışsın ki,
küçücük ellerini yaşlı ellerinde dinlendirdiğin büyükanneler, büyükbabalar
bir bir gitmiş. Onlarla buluşmaya gittiğin yer, hayret ki, artık dünyanın
en kalabalık yeri, yani mezarlık oluyor. Büyükannenin, büyükbabanın
kupkuru, kabarık toprağına dokunmak ürkütüyor seni. Bir gün, "Sıramızı
bekliyoruz artık!" diyor annen ve baban. "Ne sırası anam-babam?" Dinç bir
suskunluk donup kalıyor dudaklarda? * Nedense daha yavaş yaşamak
istiyorsun. Oysa doğan güneş sanki bir günü olgunlaştırmadan iniveriyor
geceye şehrin karanlık sırtlarından. Nasıl geçer bu kadar hızlı bir gün?
Çocukluğunda sanki güneş güneşe eklenir iki üç gün bir gün gibi yaşanırdı.
Oyunlar bitmez, masallar sürüp giderdi huzurlu bir uykuda. Artık uykuya da
dalamıyorsun. Gece gözlerine asılıp kalıyor, ya da sen gecenin bir yerine
asılıp kalıyorsun ve öylece sabah oluyor. Büyüdükçe karar veremiyorsun,
geceler mi uzun olsaydı, yoksa gündüzler mi? Bir kedi yavrusu rahatlığında
gerine gerine uymak mı istersin, yoksa bir sincap şımarıklığında ağaç
dallarında, yaprakların arkasında coşkuyla, cıvıl cıvıl oyunlar oynamak mı?
* İnsan, büyüdükçe ustalaşıyor acı çekmekte. Oysa çocukluğuna o kadar
yaklaşıyor ki insan büyüdükçe. Üstelik o kadar öykünmeye, bir misketi eline
alıp şöyle halının üzerinde yuvarlamak, sanki orada duruyor ve sen
karabasan zamanın yorgun ağırlığında kılını bile kıpırdatamıyorsun. Daha
çok kalmak istiyorsun. Daha çok gitmek istiyorsun. İnsan büyüdükçe
kararsızlığı daha da artıyor. Herkes ne hikmetse senin daha da
olgunlaştığını düşünüyor. Oysa olgunlaşmıyorsun; sadece sabra sadakatinde
kendi kendini sınıyorsun. İçine, en derine gömerken içindekileri, bir buruk
tebessüm beliriyor dudak kenarlarında. "Yaşanacaksa bunu da yaşayalım!"
deyip, mütevekkil, boynunu uzatıyorsun hayatın o anki cilveli giyotin
soğukluğuna. * Daha çok güldüğünü zannediyorsun, gülmüyorsun... Öyle ya,
kendine gülüyorsa gülüyordur insan. Daha çok konuştuğunu düşünüyorsun,
konuşmuyorsun. Öyle ya, kendiyle konuşuyorsa konuşuyordur insan. Daha çok
sevdiğini düşünüyorsun, sevmiyorsun. Öyle ya, kendini seviyorsa seviyordur
insan. Daha çok şefkatli olduğunu düşünüyorsun, şefkatin kalmıyor. Öyle ya,
kendine acıyorsa acıyordur insan. Biliyorsun. Öyle bir tekrar başlıyor ki,
acıya ustalaştığın o andan sonra, bir otomobil tamircisinin daha otomobilin
kontağını çevirdiğinde arızayı anlaması gibi anlıyorsun hayatı. Ne büyük
bir acı. Aşkı yaşayamıyorsun mesela, ayrılığı... Belki baba ve anne olmayı...
Çok şeye katlanmak istiyorsun. Katlanıyorsun da. Acıda ustalaşmak böyle bir
şey, yani büyümek... Başarıyla geçtiğin her sınav, seni senden
uzaklaştırıyor. Nedense kendine olan inancın azalıyor. Eşinin şefkatine
daha çok inanıyorsun. Yarın elden ayaktan düştüğünde, dünyada belki de sana
bakabilecek tek bir kişi olduğundan, çıkarıp yüreğini ona vermek
istiyorsun. Hayır, sana bakma karşılığında değil, bu güne kadar belki de
yeterince onu sevemediğini düşündüğünden, çıkarıp kalbini ona vermek
istiyorsun... Çocuklarının sana olan bağlılığına olan inancın daha çok
artıyor. Sadece soyadını taşıyacakları için değil. Mümkün olsa da bütün
acılarını göstersen diye geçiriyorsun içinden. Gelecekleri gösterip
korkutmak, hayatı bırakmalarına sebep olmak için değil. Sadece canları
yanmasın diye. Sadece canları yanmasın... Dostlarına olan karşılıklı güvene
dayalı inancın artıyor. Öldüğünde, eşine, çocuklarına ruhsuz bedeninin
acısını yaşatmamaları, ama seni bir güzel yıkayıp, sarıp sarmaladıktan
sonra mezara bırakıp başından ayrılacak olmaları, ya da sonra senin
yokluğunda belki eşine, çocuklarına sahip çıkmaları için değil. Senin
yokluğunda da senin dostun olarak kalabilecekleri için. * Yine de hiç
istemediğin bir şeyi yapıyorsun durup durup... Büyüyorsun! Ne kadar ustalaşır
ki insan büyüdükçe acı çekmekte? İnsanı insan yapan zaman değil ki! İnsanı
insan yapan ölümün her şeye rağmen hayatı eğlenceli kılması!

Hiç yorum yok: