---ben----

---ben----
ilk sevdiğim ve sevildiğim sandığım insan ayrılığın kolay yolunu bulmuştu seb daha çocukdun ya (kolay kaçış) erkekler sevilmek size kolay mı geliyor...?_

Bu Blogda Ara

5 Eylül 2007 Çarşamba

RAFETTEN



SANIRIM PİŞMANLIK YA...
Pişmanlıklarımızın Uslanmaz Tetikçisi, Yaşama karşı İnancımızın Katiliyiz!!!
Sırf her şey güzel olsun ve insanlar mutlu olsun diye,
o an gidemeyeceğin yere gitmek, yapamayacağın şeyi yapmak,
ayıramayacağın vakti ayırmak, tahammül edemeyeceğin kişilere ve
durumlara tahammül etmek zorunda kalmak,
ne kadar ulaştırdı başını göğe ey içindeki bitmek bilmeyen sevgi yumağının
karmaşasında ayağı takılıp düşen, içindeki poliyana kimliğinin adsız kahramanı güzel insan?

Yaşamın neresinden sondaj yapıp da umut çıkarsam diye çırpınan;
sırf duygusal yakınlığını yitirmemek adına, yanlışlarını, yanılgılarını,
seni içine hapsettiği kalın soğuk duvarları görmezden gelerek
her gün biraz daha eksildiğin insanların sayısı, boyunu geçerken;
pişmanlıklarını bile bile her şey güzel olsun diye çoğaltan, kedinden veren
ve kendini yitiren sen ne zaman akıllanacaksın?

Noktasal ve santim santim ilerleyen yanlış bir çizgiyi karalarsın.
Olsun boş ver, bunu da unuturum nasılsa, ben önemli değilim,
bu da geçer, yeter ki yüz çevirmeler olmasın, kırgınlıklar olmasın,
ruhum bunlardan dolayı yaralı ve çaresiz çırpınan bir kuş gibi
ellerinde ölmesin diyerek içini doldurduğun bu çizginin;
içine atılmış kan revan içindeki izlerin sebebi olduğunu bilirsin bilirsin de hala neden
pişmanlıklarının sebeplerini çoğaltır, onları pohpohlarsın, pışpışlar büyütürsün?

Nedeni basittir amma esarettir o;
kendinize, güçsüzlüğünüze yenilmişliğin soluk resmidir,
gözlerinizin değdiği her an yağmura yoldaş olan…
Silip geçememek, kapıyı çarpıp çıkamamak, elini masaya vuramamak,
yanlışı; kaybederim korkusuyla mimarının yüzüne vuramamaktan ve
buna cesaret edememekten kaynaklanır tüm bunlar.

Aman kimseyi incitme felsefesi ile yetişmişsen,
her düştüğünde seni sevgisi ve uzattığı sıcacık eliyle tutup kaldıran,
toparlayan, birleştiren birilerinin varlığı yaşama karşı sesini hiç yükseltemeyen ve
bunun sancılarıyla kıvranan bir birey olmana sebep olur.
Ama sadece hep veren, canı yansa da sesi çıkmayan, isyanlarını bastıran,
özün çirkinliğini yansıtan söze karşı, yutkunup sustukça bir birey olduğun hatırlanır ancak.
Harcına gözyaşı, masumiyet, çıkarsızlık, saflık, iyi niyet kattıkça her halini;
azına tav olup çoğunda şaşıran birilerine hoşgörü ve güler yüz tepsisiyle sundukça,
haddini aşan, boyundan büyük laflar eden, kendini olmadığı ama senin sürekli ifade ederek
inandırdığın bir şey sanan insanlar türetiyorsun.
Sonra pişmanlıklarını tetikliyor, seni vücuduna girerek halsiz düşüren mikroplara
bu kadar yol vererek, fırsat vererek yaşama karşı inancının da katili oluyorsun,
Ey kalabalıklar içinde kaybolmuş bir toplu iğne kadar yalnız insanoğlu…

Bu yazı iyilerin yüzü suyu hürmetine yazıldı…

Hiç yorum yok: