---ben----

---ben----
ilk sevdiğim ve sevildiğim sandığım insan ayrılığın kolay yolunu bulmuştu seb daha çocukdun ya (kolay kaçış) erkekler sevilmek size kolay mı geliyor...?_

Bu Blogda Ara

22 Eylül 2007 Cumartesi

YORUM YOK

Tangoya başlarken kadınlar sağ ön, erkekler sol arka ayaklarıyla başlar..." (İpek Tuzcuoğlu)"Ağzınla kuş tutsan... ne kuşu?! Ejderha tutsan bunlara yaranamazsınız..." (Ahmet Çakar)"Filmin finalini soran anketler internetlerde yayınlandı..." (Özcan Deniz)"Bugün çok şey oldu sayın seyirciler..." (Can Ataklı, ana haberi açış cümlesi)"Bakirelik yalnız bayanda mı olur? Mesela hakemin bakiresi olmaz mı? Yani bozulmamış bir hakem..." (Erman Toroğlu)"Hayırlı vilayetler..." (Ziya Şengül, İstanbul Valisi ile konuşurken)"İyi püskürtmüş!.." (Şansal Büyüka, hakeme tüküren oyuncu için)"Ses, bedende en geç yaşlanan organdır..." (Nükhet Duru) "Her sene bir sene daha geçiyor..." (Tarkan)"Evet, bugün perşembe, haftanın son günü, yani bugünü saymazsak..." (Pınar Altuğ, TRT'deki programında)"Ben, aşki iki kişinin yaşamasından yanayım..." (Vatan Şaşmaz)"Afrikalı zombiler gibi..." (Bülent Arınç)Cenab-ı Allah'ı size emanet ediyorum. Tansu ÇillerAnanıda al git lan Recep Tayyip ErdoğanTrabzon'u il yapacağız! Tansu ÇillerBizim üçüncü önceliğimiz eğitime birinci önceliği vermektir. - George Walker Bush.

AKILLI KADIN

Sabah kahvaltıda kadın; -"Eminim, sen bugünün ne olduğunu hatırlamıyorsun bile" dedi.. -"Tabii, hatırlıyorum" dedi adam... Çıktı, gitti.
Öğleye doğru kapı çalındı.. Çiçekçi çocuk harika bir kırmızı gül buketi bıraktı...
Az sonra kapı tekrar çalındı, bu defa kösedeki pastanenin çırağıydı gelen...
Kocaman bir çikolata kutusu bıraktı gitti.
Öğleden sonra gelen kutudan da, olağanüstü güzel bir elbise çıktı..
Kadın kocasının dönmesini zor bekledi ve daha kapıda boynuna sarıldı.. - "Önce çiçekler, sonra çikolata, ve sonra da elbise.. Bu hayatımdaki en güzel Cumhuriyet Bayramı...
- " Adam: " .........Hadi beeeeee."

20 Eylül 2007 Perşembe

İNSAN NE KADAR USTALAŞIR ACI ÇEKMEKTE

"insan büyüdükçe ustalaşıyor acı çekmekte. Hangi yaşta böyle bir başlangıç
yapılır ki yazıya. Belki de büyüdüğün ve acı çekmekte ustalaştığın zaman.
Öyle ya, ölüm daha yakın. Çocukluğunun yıldızları bir bir kayıyor yanından
yörenden. Bir dilek tutsan acıya dokunuyorsun sanki. Bir bakmışsın ki,
küçücük ellerini yaşlı ellerinde dinlendirdiğin büyükanneler, büyükbabalar
bir bir gitmiş. Onlarla buluşmaya gittiğin yer, hayret ki, artık dünyanın
en kalabalık yeri, yani mezarlık oluyor. Büyükannenin, büyükbabanın
kupkuru, kabarık toprağına dokunmak ürkütüyor seni. Bir gün, "Sıramızı
bekliyoruz artık!" diyor annen ve baban. "Ne sırası anam-babam?" Dinç bir
suskunluk donup kalıyor dudaklarda? * Nedense daha yavaş yaşamak
istiyorsun. Oysa doğan güneş sanki bir günü olgunlaştırmadan iniveriyor
geceye şehrin karanlık sırtlarından. Nasıl geçer bu kadar hızlı bir gün?
Çocukluğunda sanki güneş güneşe eklenir iki üç gün bir gün gibi yaşanırdı.
Oyunlar bitmez, masallar sürüp giderdi huzurlu bir uykuda. Artık uykuya da
dalamıyorsun. Gece gözlerine asılıp kalıyor, ya da sen gecenin bir yerine
asılıp kalıyorsun ve öylece sabah oluyor. Büyüdükçe karar veremiyorsun,
geceler mi uzun olsaydı, yoksa gündüzler mi? Bir kedi yavrusu rahatlığında
gerine gerine uymak mı istersin, yoksa bir sincap şımarıklığında ağaç
dallarında, yaprakların arkasında coşkuyla, cıvıl cıvıl oyunlar oynamak mı?
* İnsan, büyüdükçe ustalaşıyor acı çekmekte. Oysa çocukluğuna o kadar
yaklaşıyor ki insan büyüdükçe. Üstelik o kadar öykünmeye, bir misketi eline
alıp şöyle halının üzerinde yuvarlamak, sanki orada duruyor ve sen
karabasan zamanın yorgun ağırlığında kılını bile kıpırdatamıyorsun. Daha
çok kalmak istiyorsun. Daha çok gitmek istiyorsun. İnsan büyüdükçe
kararsızlığı daha da artıyor. Herkes ne hikmetse senin daha da
olgunlaştığını düşünüyor. Oysa olgunlaşmıyorsun; sadece sabra sadakatinde
kendi kendini sınıyorsun. İçine, en derine gömerken içindekileri, bir buruk
tebessüm beliriyor dudak kenarlarında. "Yaşanacaksa bunu da yaşayalım!"
deyip, mütevekkil, boynunu uzatıyorsun hayatın o anki cilveli giyotin
soğukluğuna. * Daha çok güldüğünü zannediyorsun, gülmüyorsun... Öyle ya,
kendine gülüyorsa gülüyordur insan. Daha çok konuştuğunu düşünüyorsun,
konuşmuyorsun. Öyle ya, kendiyle konuşuyorsa konuşuyordur insan. Daha çok
sevdiğini düşünüyorsun, sevmiyorsun. Öyle ya, kendini seviyorsa seviyordur
insan. Daha çok şefkatli olduğunu düşünüyorsun, şefkatin kalmıyor. Öyle ya,
kendine acıyorsa acıyordur insan. Biliyorsun. Öyle bir tekrar başlıyor ki,
acıya ustalaştığın o andan sonra, bir otomobil tamircisinin daha otomobilin
kontağını çevirdiğinde arızayı anlaması gibi anlıyorsun hayatı. Ne büyük
bir acı. Aşkı yaşayamıyorsun mesela, ayrılığı... Belki baba ve anne olmayı...
Çok şeye katlanmak istiyorsun. Katlanıyorsun da. Acıda ustalaşmak böyle bir
şey, yani büyümek... Başarıyla geçtiğin her sınav, seni senden
uzaklaştırıyor. Nedense kendine olan inancın azalıyor. Eşinin şefkatine
daha çok inanıyorsun. Yarın elden ayaktan düştüğünde, dünyada belki de sana
bakabilecek tek bir kişi olduğundan, çıkarıp yüreğini ona vermek
istiyorsun. Hayır, sana bakma karşılığında değil, bu güne kadar belki de
yeterince onu sevemediğini düşündüğünden, çıkarıp kalbini ona vermek
istiyorsun... Çocuklarının sana olan bağlılığına olan inancın daha çok
artıyor. Sadece soyadını taşıyacakları için değil. Mümkün olsa da bütün
acılarını göstersen diye geçiriyorsun içinden. Gelecekleri gösterip
korkutmak, hayatı bırakmalarına sebep olmak için değil. Sadece canları
yanmasın diye. Sadece canları yanmasın... Dostlarına olan karşılıklı güvene
dayalı inancın artıyor. Öldüğünde, eşine, çocuklarına ruhsuz bedeninin
acısını yaşatmamaları, ama seni bir güzel yıkayıp, sarıp sarmaladıktan
sonra mezara bırakıp başından ayrılacak olmaları, ya da sonra senin
yokluğunda belki eşine, çocuklarına sahip çıkmaları için değil. Senin
yokluğunda da senin dostun olarak kalabilecekleri için. * Yine de hiç
istemediğin bir şeyi yapıyorsun durup durup... Büyüyorsun! Ne kadar ustalaşır
ki insan büyüdükçe acı çekmekte? İnsanı insan yapan zaman değil ki! İnsanı
insan yapan ölümün her şeye rağmen hayatı eğlenceli kılması!

YORUMSUZ.................

Düştüm,Bebeğim bir yana, Gülüşlerim bir yana.Anneme baktım, Yoktu!Başımda yabancı bir adamKüçücük göğsümde kocaman elleri Sakalları deldi geçtipespembe tenimi.Anne , anneeeeeeee. ... Bir oyun sandım Elleri kara kara 'öcü' amcalarmış Bir emzik düğümünde Yarıldı bedenimAltımı ıslattım sandım Kan kaybında Boğuldu insanlık!BebektimÇocuk olacaktım Abla olacaktım Altımdaki bez çıkmadan,Kadın oldum bir buçuk yaşında... ADAM OLDUMU o amca bedenimde ??? Öğretin bana; kendi suyumu kendim alamazkenNasıl sulayacağım bedenimde ölen çiçeği!!! Ben kadın olmak istemedim Ben dünyaya da gelmek istememiştim ki! Anneeeee... babaaaaa.... Işığı açın! UzanamıyorumBU METİNLE TÜM DÜNYADA ÇOCUK PORNOSU MAĞDURLARI İÇİN BİR MUM YAKILARAKDOLAŞIP SİZE ULAŞTI.HEDEF 1 MİLYON MUM.BU RAKAMA ULAŞILDIĞINDATÜM ÇOCUK PORNOSUSUNAN SİTELER KAPATILACAK. BU OLAGAN ÜSTÜ HAREKETE KATILMANIZ IÇIN ANNEBABA OLMANIZ GEREKMIYOR.GELECEKTE SAHIP OLACAGINIZ ÇOCUKLAR IÇINDELÜTFEN BIR MUM DA SIZ YAKIN. %70 13 YAŞIN ALTINDAKI ÇOCUKLARDANOLUŞAN AILELERINDEN ÇALINIP BU PISLIGE ALET EDILMISBU ÇOCUKLAR IÇIN BU MESAJI TANIDIGINIZ HERKESE YOLLAYIN. BIR MILYONU GEÇMEK IÇIN SON BIR MUM LÜTFEN.ÇOCUK PORNOSU SAPIKLIKTIR.
*********************************************************************************
Dun gece eve donerken su almak uzere markete uğradım,görevliye şöyle sordum: "1,5 lt. Su var mı? Ama Turkuaz dışında lütfen" Turkuaz çıktığından beri bu şekilde su alıyordum artik. Para verip kotusu içmeye hiç niyetim yok! Marketteki adamın dediklerini aynen aktarıyorum:"Ağabey, ben o sudan satmıyorum. İnan ki gelen müşterilerden onda dokuzu senin söylediğin şeyi soyluyor""Peki, neden halen satıyorlar?" diye sordum."Ağabey, Turkuaz suyu, marketlere bedava veriliyor, satarsan kara geçiyorsun, satmazsan öylece duruyor. Ama ben satmıyorum, çünkü alan yok. Ayrıca CocaCola satanın Turkuaz da satma zorunluluğu var, hatta başka su sattırmamaya çalışıyorlar." Uzun söze gerek yok; hiç kimse almazsa, hiç kimseye satamazlar...Lütfen okuyun, okutun!Bir şeye dikkatinizi çekmek istiyorum. Türkiye'de bazı şişeli içme suları doğal kaynak suyu değil. Doğal kaynak sularında devlete para ödemeniz gerekiyor, artı bu tesislerin yatırım maliyeti çok yüksek. Dolayısıyla CocaCola ne yaptı, kaynak suyu araştırmalarının maliyetlerini çok yüksek bulduğu için Bursa/Ketsel ovasındaki CocaCola fabrikasında derin kuyu pompalarıyla ovanın suyunu çekerek bunu da termostan geçirip filtreederek hem CocaCola meşrubatını hem de Türkuaz'ı şişelemeye başladı. Türkuaz'ın etiketinin üst vealtındaki Kahverengi şeritlere dikkat edin: "Sofra İçeceği" yazar. Devlet, CocaCola'nin uyanıklığını kanuna uydurmak ve uyanıklığa yapılacak itirazları bertaraf etmek için böyle bir kural çıkardı! Binlerce dönümlük tarım arazisinin bulunduğu ve CocaCola haric hicbirIsletmeye "derin kuyu pompasi" çakma izni verilmeyen Kestel ovasında, yeraltından çekilen su, filtre edilip daha sonra icine bazı mineraller katıldıktan sonra Türkiye'nin enücra kasabalarına bile satılıyor ve lıkır içiliyor. Bazı yazlık kasaba ve köylerde neredeyse Turkuaz harici içme suyu bulamazsınız çünkü dağıtım ağı çok güçlü. Bayilere baskıbile olduğu yolunda duyumlar aldım. Turkuaz içmeye Devam edecekseniz, unutmayın, yapay bir su içiyorsunuz. Duyarlı bir vatandaş olarak konuya dikkatinizi çekerim. Her tarafı doğal kaynak sularıyla dolu memlekette, millete kuyu suyunu zorla ve de üstüne para alarak içiriyorlar. İçmeyin arkadaşlar!GöndereninNotu:Kola'nın ülkesi"nin 1960 lı yıllarda, özellikle ilkokul öğrencilerine ücretsiz sut tozu, balık yağı ve peynir yardımı yaptığını, bu tarihlerden sonra Anadolu tarihinde ilk kez çocukfelci vakalarının görüldüğünü ve de sonraları çocuk felci asisinin "rutin aşılar" arasına sokulduğunu, bu aşıların bizlere büyük paralarla satıldığını HATIRLAYIN VE UNUTMAYIN.Küba gibi bir ülkenin "İnsan sağlığıyla ticaret olmaz" diyerek, (ABD de bile patent aldığı) kanser asisini, yoksul ülkelere ilacı, isteyen ülkelere de patentini ücretsiz verdiği, buna karşın tüm AB/ABD/İsraillin yapay hastalıklarla hazinemizi ve sağlığımızı emdiklerini BILIN VE UNUTMAYIN..Ücretsiz" adini bile söylemeyen bu malum firmalar, "ücretsiz su veriyorlarsa" bunun nedenini DÜŞÜNÜN VE BULUN!!,,,

18 Eylül 2007 Salı

FIKRALARLA TÜRKİYE

Temel ve Kraliçe Elizabeth
Temel Istanbul a gelmis, yürüyormus.Bu arada 5 dakikada
bir top
atislari duyul-
maktaymis. Merak edip sormus. "Hemserim bu top atislari
neyin
nesi?"
diye. Kraliçe Elizabeth in gelmesi sebebiyle top atisi
yapildigi anlatilmis. Aradan yarim saatgeçmis ve top atislari halen
sürmekteymis.
Temel yine sormus bir baskasina "Bu top atislari neden?"
diye. Ayni cevabi
alinca söylenmis: "Ulan, yarim saattir bir kariyi
vuramadilar, be!"
***************************
Temel ve Sevgilileri
Temel in 3 tane sevgilisi vardir.Biri ögretmen, biri
doktor, biri de santralcidir.
Fakat ögretmenle evlenmeye karar verir. Bunu bilen
arkadasi sorar
"Niye ögretmen de digerleri degil?" diye. Temel de ona döner:
-Ula der, bilmez misin doktorlar "bugün git yarin gel"
der,
santralci
de "su an
mesgul daha sonra tekrar deneyin" der. Ama ögretmen ne
der? Hadi
bir
daha tekrarliyalim...
******************************
Temel Nato da havaci olarak askerligini yapiyormus.
Komutan
askerlere
parasütle nasil atlanacagini ögretmis.
- "Uçaktan atlayinca birinci ipi çekeceksiniz. Parasüt
açilmaz ise ikinci ipi çekeceksiniz. Yine açilmadi, o zaman Meryem Ana ya dua
edeceksiniz."
Temel uçaktan atlar. Birinci ipi çeker parasüt açilmaz,
ikinci ipi çeker
yine açilmaz. O sırada yere yavas yavas süzülen komutaninin
yanindan
geçerken sorar:
- "Komutanim, komutanim.. O karinin adi neydi ?"
*****************************
Banka Soygunu
Temel ile Dursun Amerika da yasarlarken paralari bitmis
ve bir banka
soymayi kafalarina koymuslar. Gece yarisi olmus, Dursun ve
Temel kapilari açip içeride kasalari aramaya koyulmuslar. Temel bir kasa görmüş,
açmislar ve içinden bir kase muhallebi çikmis. E bu kadar ugrastik bosa gitmesin
demisler ve bunu Temel afiyetle yemis. Daha sonra bir kasa
daha görmüsler
ve onu da açmislar bir kase muhallebi daha. Bunu da Dursun
yemis. Tabii
ikisi de sasirmis koca bankada nasil para olmaz diye ve orayi
terk etmisler.
Ertesi gün gazetelerde manset : "Dünyanin en büyük
Sperm Bankasi
soyuldu!.. *************************
Temel Usülü Intihar
Dursun birgün ormanda gidiyormus. Temeli bir agaca
belinden bagli sekilde bulmus. "Napiyosun Temel" demis Dursun; Temel de
"Intihar ediyorum" demis. Dursun "Benim bildigim öyle intihar edilmez; o
ipi beline diil boynuna bagliyacaksin" demis. Temel de: onu da denedim; az daha
boguluyodum...
*************************
Temel, Karisi ve Karisinin Asigi

Temel, bir haftaligina gittigi memleketten, haber
vermeden erken
dönünce karisini evde baska bir erkekle yatakta bulur. Derhal
belinde
tasidigi tabancasina davranan Temel, yatakta yakaladigi adami
alninin
ortasindan vurur. Tabancayi tam kendi kafasina dogrultmusken,
karisi
haykirarak üzerine atlar:
- Dur Temel im, kiyma kendine!..
Temel, sinirden titreyerek haykirir:
- Sus kaltak, sira sana da gelecek!..
****************************
2 Katli Otobüs
Bir gün Temel le Dursun 2 katli otobüsle yolculuk
ediyomus.
Temel cep
telefonunu çikartip alt kattaki Dursun u
aramis.
- Orada havalar nasil Dursun kardesim?
- Bizim söför uyumus otobüs kendi kendine gidiyo valla
Temel
cigim...
- O dabirsey mi Dursun? Bizim katta söför bile yok. Otobüs
kendi kendine
gidiyo...
****************************
AIDS
Temel birgün ölümcül hastaliga yakalanir. Dursun da
yaninda refakatçi olarak kalmaktadir. Temel gelen herkese ben AIDS im der.
Dursun artık
dayanamaz ve sonunda sorar :
- Temel sen AIDS felan degilsin neden herkese yalan
söylüyorsun?
Temelde:
-Haçen öylede ölücem böylede. En azinda kariyi saglama alalim bari...
************************
Tatbikat
Temel ile Dursun bir gün parasüt tatbikatina
katilmislar. Diger
paraşütçüler gibi onlarinda uçaktan atlama siralari gelmis ve
kendilerini
bosluga salıvermisler. Temel in paraşütü açilmis ancak
Dursun un ki
açilmamis. Dursun Temel e :
- Ula Temel bu meret açılmayi da!..
Temel :
- Ula Tursin yardimci parasüti aç usagum!..
Dursun yardimci parasütü açmaya çalismis fakat o da
açılmamis ve
Dursun Temel e :
- Ula Temel bu merette açilmayi.
Temel :
- Bos ver usagum nasul olsa tatbikattayiz...

AĞZIM AÇIK OKUDUM VALLA!!!!!!!!!!!!!!!

46 yıl boyunca hamile kalan Faslı kadın Zehra Ebu Talip ve uyuyan bebeği herkesi şaşırttı.1955’te, Kazablanka’nın biraz dışındaki bir köyde yaşayan Zehra Ebu Talip adlı Fas’li kadın ilk çocuğuna hamile kalır. Doğuma 48 saat kala büyük bir acı içinde kıvranan Zehra hastaneye kaldırılır. Doktorlar, doğumun ancak sezeryanla gerçekleşebileceğini anne adayına bildirirler. Bu konuşmadan hemen sonra Zehra hastanede baska bir kadının sezeryanla doğum yaparken öldüğüne şahit olur. Aynı durumun kendi başına da geleceği korkusuyla hastaneden kaçar. Devam eden günlerde, Zehra büyük doğum sancıları çeker ve bebek halen anne karnındadır. Birkaç gün sonra bebek hareket etmeyi keser ve acı diner. Fas geleneklerine göre, bebek anne karnında sırf annenin onurunu korumak için uyuyabilir. Zehra da bu mistisizme inanır. Bebeğinin uykuya daldığına inanır ve hamileliği aklından silip çıkarır. 3 çocuk evlat edinir, kendisine torunlar bahşedilir.

Aradan çok uzun zaman geçer. Zehra 75 yaşına gelmiş ve acıları yeniden başlamıştır. Evlatlıklarından biri bu durumdan endişelenir ve annesini hemen bir uzmana, Rabat’a götürür. Doktor karın şişkinliğinin yumurtalıktan kaynaklanan bir tümörden dolayı olduğunu düşünerek, Zehra’ya ultrason çekimini uygun görür. Ultrason sonucunda kendisinin de açıklayamadığı bir kütle olduğunu görür ve Zehra’yı bir radyograf uzmanına havale ederek onun da fikrini almak ister. İkinci bir uzman incelemesinden sonra karın bölgesindeki kireçlenmiş kütlenin 46 yıl önce Zehra’nin hamile kaldığı bebeği olduğu anlaşılır. Yumurtalar anne karnında anormal bir yerde (ektopik) döllenmiştir. Büyüyen cenin karın bölgesindeki plasenta’ya hayati organlarıyla tutunmuş ve bu gelişimi devam ettirmiştir. Doktorlar ceninin anne karnından alınmasının ne kadar güvenli olacağı konusunda büyük bir sıkıntı yaşarlar. Cenin yaklaşık 4kg ağırlığında ve 42cm boyundadır. Operasyon sonrasında ise ceninin tamamen taşlaştığı görülür. En şaşırtıcı olan ise ceninin kendi hayati organlarını ve karın duvarını eritip diş bölgenin sert bir cisim halini almasını sağlamasıdır.


4 saatlik başarılı bir operasyon sonrasinda cenin anne karnından çıkartılır. Ektopik hamilelikte eğer ölü cenin anne vücudu tarafından yeniden absorbe edilmeyecek kadar büyükse, cenin annenin bağışıklık sisteminden tamamen farklı bir beden halini alır. Anne vücudu ise böyle bir durumda muhtemel enfeksiyonlardan korunmak için, cenini dokular öldüğünde ve kuruduğunda kireçli bir kılıfla kaplar. Kireç tabakası oluştuğunda, cenin yavaş yavaş taşlaşmaya doğru giderek sonunda taş bebek halini alır.
İbrahim Özer – Kanada / Dünya Bülteni



17 Eylül 2007 Pazartesi

ANLYANA YAZDIM ONA............N

AcıLara DegiL 'Sana' Tutundum..
Kavuşmak özgürlükse özgürdük ikimizde...
Elleri çığlık çığlık yan yana iki dunya.
İkimiz iki daldan iki hırçın su gibi akıp gelmiştik.
Buluşmuştuk bir kavşakta,
Unutmustuk ayrılığı, yok saymıştık özlemeyi.
Şarkımıza dalmıştık.
Mutluluk mavi çocuk oynardı bahçemizde..
Biz birbirimizi bulmuştuk işte...
Yalnızlığı geçmiştik acılar sapağından dönmüş ve birbirimizi görmüştük.
Belki de çarpmıştık.
Birbirimizi görecek takatımız yokken...

16 Eylül 2007 Pazar

AŞK VE SEVGİ

AŞK bir yıl sürer SEVGİ bir ömür
AŞK gözünde büyütür SEVGİ razı olur
AŞK aldatır SEVGİ ikna eder
AŞK (aşık) kıskanır SEVGİ (sevgili) güvenir
AŞK seni de onu da ikiye böler SEVGİ ikinizi bir eder
AŞK zehir gibidir SEVGİ ilaç
AŞK ay gibidir hep bir karanlık yüzü var senden gizlenen SEVGİ güneş gibidir hep sana bakar içini ısıtır
AŞK gider (isteyince) SEVGİ kalır (isteyerek)
AŞK çeker, ezer, cesaret kırar SEVGİ iter, teşvik eder, yüreklendirir.
AŞK ise; o senin için hedeftir SEVGİ ise; ikiniz de aynı hedefe koşan oklarsınız.

*-***************************************** *
UNUT ONU GÖNLÜM
KAPAT PERDESİNİ,BAKMA MAZİYE
UNUT ONU GÖNLÜM
SEVMEDİN FARZET

YETMEZMİ YILLARDIR YOL GÖZLEDİĞİN.
UNUT ONU GÖNLÜM
SEVMEDİN FARZET

BIRAK BU SEVDANIN BIRAK PEŞİNİ.
KAYBETTİN VAR OLAN BÜTÜN NEŞENİ.
DİNDİR GÖZLERİNİN HASRET YAŞINI.
UNUT ONU GÖNLÜM,
SEVMEDİN FARZET.

HARCAMA BU YOLDA ÖMÜR VAKTİNİ.
NE KADRİNİ BİLDİ NE KIYMETİNİ.
UNUT ONU GÖNLÜM
SEVMEDİN FARZET

BIRAK BU SEVDANIN BIRAK PEŞİNİ.
KAYBETTİN VAR OLAN BÜTÜN NEŞENİ.
DİNDİR GÖZLERİNİN HASRET YAŞINI.
UNUT ONU GÖNLÜM
SEVMEDİN FARZET

HERŞEY BOŞMUŞ İŞTE,
CANDI;CANANDI
ZAMAN HAKLIYIDA HAKSIZ ÇIKARDI
VUSLATIN YOLLARI ÇOKTAN KAPANDI
UNUT ONU UNUT GÖNLÜM
SEVMEDİN FARZET.....