---ben----

---ben----
ilk sevdiğim ve sevildiğim sandığım insan ayrılığın kolay yolunu bulmuştu seb daha çocukdun ya (kolay kaçış) erkekler sevilmek size kolay mı geliyor...?_

Bu Blogda Ara

26 Ekim 2007 Cuma

ACIBADEM HASTANESİ BAŞHEKİMLİĞİNE,

Eşim Güray Kurt 13.07.2007 günü TEM yolunda geçirdiği trafik kazası neticesinde Adapazarı yakınlarındaki TOYOTA Hastanesine kaldırılmış ve ilk müdahale olarak başındaki yarıklar dikilmiş, beyin tomografisi çekilmiş, gece saat 24.00 e kadar gözetim altında tutularak ambulansla başka bir hastaneye nakledilmesine izin verilmiştir. Başındaki yarıklardan başka sırtında boynunda ve belinde aşırı derecede ağrılar olan eşimi istanbul’da yaşıyor olmamız ve evimize yakınlığı nedeniyle gece yarısı 01.30 civarında KOZYATAĞI ACIBADEM Hastanesine getirdik.

Acil servise alınan eşimin genel durumuna bakıldı ve hemen yeni bir tomografi çekilmesine karar verildi, ben elimde toyoto hastanesinden getirdiğim tomografiler olduğunu söylediğim halde, kendi cihazlarımızla çekmemiz ve görmemiz lazım denilerek getirdiklerime bakmaya bile lüzum görülmeden reddedildi.....

Tomografi sonucu beyinde bir hasar olmadığı, vucutta da darbeler, ezikler bulunduğu ağrıların da bunlardan kaynaklandığı birkaç saat gözlem altında tutulduktan sonra eve gönderilebileceği söylenerek gece 01.30 dan sabah saat 10.00 civarına kadar, acil serviste neden bekletildiğimiz ve bundan sonraki aşamada ne olacağı bize açıklanmadan bekletildik. Bu arada acil servis doktorları 3 kez değişti, her gelen yeni doktora durumumuzu yeniden anlattık.

Sonunda sabah 10.00 civarında doktor Mehran Sohrabifar geldi, tomografileri gördü ve acil hemşirelerine sinirli bir şekilde bu kadar ciddi ve acil bir hasta olduğu halde niçin kendisine haber verilmediğini sordu ve “en önce benim görmem gereken hasta en son bana gösteriliyor” şeklinde tepkisini belirterek, diğer doktorlarla bir takım telefon görüşmeleri yaptı ve o dakikadan itibaren kaç tanesinin gelip gittiğini hatırlayamadığım çeşitli branşlarda doktorlar gelip giderek, MR çekilmesine karar verdiler. MR’a son derece ilkel bir yöntemle çarşaflarla bir sedyeden diğer sedyeye bohça atar gibi aktarılarak götürülen eşim yarım saat sonra geri geldiğinde kaza geçirdiği andan beri var olan ağrıları daha da artmış vaziyetteydi...yine çarşaflarla yataktan diğer yatağa aynı yöntemlerle taşındı. Bir müddet sonra gelen genel cerrah ve orotopedi uzmanları önce sırtında bir iki kırık olduğunu, daha sonra gelen başka bir doktor, boynunda da bir iki kırık olduğunu söyledi. Her yeni gelen doktorla neresinde ne var endişesiyle bekler olduk. Sonunda sırt omurlarında birkaç basit kırık olduğu boynunda da iki küçük kırık olduğu bunların korse ile 6 hafta’da düzelebileceği şeklinde bir teşhis kondu. Hazırlanan T şeklindeki bütün korsenin yatarken de kullanılması gerektiği söylendi ????.. Korse ile ilgili bir medikal şirket sorumlusu çağrıldı, ölçü aldı ve ancak 7 gün sonra korseyi getirmek üzere gitti. Hastaneden çıkmadan önce hekimlerden bir tanesi, 3-4 gün sonra hastanızı getirin göğüs cerrahi uzmanı da bir görsün dedi, bu gün niye görmüyor diye sorduğumda, doktorumuz şimdi yok, siz randevu alın dedi, kımıldamaması gereken bir hastayı hastaneye nasıl getireceğim dediğimde ise, evet biraz zor olacak gibi bir cevapla karşılaştım ve hastamızı kaşık sedyesi olan bir ambulans çağırarak eve getirdik.

Acıbadem hastanesinden, elimizde bir reçete, bir pansumancı telefonu, bir korseci telefonu ve hastanenizin güvenlik memurunun el yazısıyla kargacık burgacık yazmış olduğu bir raporla ayrıldık.

Evde bekleme sürecinde hastamla ilgili danışmamız gereken konularda hastaneden kimi arayıp kiminle konuşacağımı bilemedim, zira elimde reçeteyi yazan doktor isminden başka bir isim bile yoktu, acilde tutulduğumuz sürede bir yığın doktor geldi, gitti, ama hiç biri böyle bir hastanın bundan sonraki tedavisini üstlenmedi. Bu konuda hiç kimse de bizi bilgilendirmedi .Ayaküstü gelip isimlerini söyleyip giden hekimlerinizin zaten ancak birer kere görebildik. Hastanedeyken korsemizle ilgilenen ve reçeteyi yazan ortopedist Afşar beyin tavsiye ettiği pansumancının telefonunun arayarak Afşar beyin cep telefonuna ulaştım, ve sorularımı gerekli cevapları aldım

Evde birkaç gün sonra eşimin belinde ağrıların artması nedeniyle korseyi tavsiye eden doktoru Afşar beyi bulmaya çalıştım, cep telefonundan ulaşamadım hastaneden ulaşmaya çalıştığımda ise izinli olduğu söylediler.

Daha önceki yıllarda geçirdiği kaza nedeniyle eşimin belinde kırık olduğunu ve korse ile tedavi edildiğini şimdi yeni bir korsenin hazırlandığını, ancak belinde bu kaza ile ilgili yeni bir problem varsa bu korsenin uygun olup olmayacağını öğrenmeye çalışıyordum ancak başarılı olamadım, zira benimle muhattap olacak kimse yoktu. Dakikalarca süren mücadele ile değişik servislere bağlanarak derdimi önce asistanlara anlatmaya çalıştım. Sonunda telefonuma bağlanan ortopedistlerinizden birinden yalvararak eşimin tetkiklerini incelemesini ve beli ile ilgili bir tetkik yapılıp yapılmadığının bana söylenmesini istedim. Belle ilgili böyle bir tetkik yapılmamıştı, sadece boyun ve sırt bölgesinde MR çekilmiş ve oralarda kırıklar tespit edilmişti. Telefonda görüştüğüm doktora, kullanılmak üzere yapılan korse belinde sorun olan biri için kullanılacak türden mi diye sorduğumda ise; uygun olmaz bel eğiminin farklı olması gerekir cevabını aldım. Bu korseyi takmak için hasteneye mi geleceğiz dediğimde, hayır gerek yok, korseciler onu getirip hastaya takarlar cevabını aldım, bunun doktor kontrolunda takılması gerekmiyor mu diye soruduğumda hep böyle yapılıyor korseciler takıyor gibi bir cevap aldım ve endişelerim iyice arttı.

Eşimin bel ağrıları daha da artınca hastanenizden ancak birkaç kez gidip gelerek alabildiğimiz MR çekimlerinin CD’lerini aldık, birkaç beyin cerrahı ve ortopediste incelettik, öncelikle bu çekimlerin kötü olduğu, net görünemediği söylendi, ayrıca hastanenize geldiği andan beri şuuru açık olup, bütün gece sırtı boynu ve beli ağrıdığını söyleyen bir hastadan defalarca kan alınıp tetkikler yapılmış, sadece boyun ve sırt MR’ı çekilmiş ama niyeyse beliyle ilgili hiçbir inceleme yapılmamıştı.

Biz yeni bir ambulans çağırarak eşimi bütün omuragasının MR ını çektirmek üzere başka bir sağlık kuruluşuna götürdük, sırt omurlarındaki kırıklar, göğüs kafesindeki ve boyun omurlarındaki kırıklar tek tek tespit edildi, omurdaki kırıklardan bir tanesinin içe göçük olması ve omuriliğe baskı yapıyor olması nedeniyle başka tetkikleri de yapıldıktan sonra AMELİYATA ALINDI...

AMA;

Sayenizde 1 haftayı elimiz kolumuz bağlı bir şekilde korse bekleyerek ve yatağa bağlanmış halde vakit kaybederek geçirmiş olduk...

SON DERECE RİSKLİ OLAN BİR OMURGA KIRIĞINI BASİTE İNDİRGEYİP, KAÇ TANE OLDUĞUNA BİLE DOĞRU DÜRÜST KARAR VEREMEYİP....
BELKİ DE EŞİMİN BUNDAN SONRAKİ YAŞANTISINI SAKAT OLARAK GEÇİRMESİNE SEBEP OLACAKTINIZ.....

Bütün bu kepazeliğin bedeli ise yaklaşık 4000 YTL idi...

Bütün bu olanları eğer okuma zahmetinde bulunduysanız. Hastenenizdeki acil servisin ne kadar yetersiz ve ilgisiz olduğu, gelen acil hastaların ne kadar sahiplenilmediği ve acil durumdaki bir hastanın ne kadar ilgisiz bir şekilde bütün gece buz gibi bir serviste yatırılarak bekletildiğini umarım anlatabilmişimdir. İnsanların en aciz ve çaresiz olduğu zamanlarda herşeyi kabullenir bir ruh halinde olduğunu çok iyi biliyorsunuz .Eğer tesadüfen Mehran bey gibi bir doktorunuz olmasaydı eşim sayenizde belki de sakat kalacaktı.

En son eşim adına kesilen faturanın bir kopyasının tarafıma faksla gönderilmesini istedim, aldığım cevap, şu an burası çok yoğun, ben ilgili doktorumuzla konuşup size döneyim oldu, telefonum alındı ama 15 gündür kimse bana dönmedi.

Bu kadar kötü bir gecenin benim yanıma acı hatıra olarak kalması mümkün değil,
En azından çevremdeki insanları uyarmak adına şimdi bu yazıyı İsviçre’den Avustralya ya kadar yayılmış olan yüzlerce kişiden oluşan mail arkadaşlarıma göndereceğim, tabii onlar da kendi arkadaşlarına ve dahil oldukları yazışma gruplarına gönderecekler. Ayrıca bu konu sadece mail listelerine değil;

Sağlık Bakanlığı,

Türk Tabipler Birliği,

Tüketiciyi Koruma Derneği

Adreslerine de göndereceğim.

İnsan hayatına ve sağlığına hiç önem verilmeyen kuruluşunuzu şiddetle kınıyor, başka hastaların başına da aynı çirkin olayların gelmemesi için sizleri ve yetkilileri uyarıyorum.




Aynur Demirtaş Kurt

22 Ekim 2007 Pazartesi

DAHA NE KADAR BEKLEYECEĞİZ.............................

Yüksekova’da askeri hareketlilik

Sebahattin YILMAZ, Osman BEKLEYEN, Hamit ERKUT, Erkan ÇOBANOĞLU Yüksekova DHA

HAKKARİ’nin Yüksekova İlçesi Dağlıca bölgesinde terörist saldırısında 12 askerin şehit olmasının ardından bölgede askeri hareketlilik hız kazandı. Dün gece boyunca sürekli helikopter sesi duyulurken, sabah saatlerinde aralarında tankların da bulunduğu mühimmat yüklü yaklaşık 50 araçlık askeri konvoy geniş güvenlik önlemleri altında Irak sınırına kaydırıldı. Sınırda Türk savaş uçakları keşif uçuşu yaptı. Çatışma bölgesine gazeteciler giremezken, bölgeye geçişlerine sadece o bölgede yaşayan köylülere izin veriliyor.
Türkiye dün Hakkari’nin Yüksekova İlçesi Dağlıca Bölgesi’nde PKK’lı teröristlerin saldırısında şehit düşen 12 Mehmetçiğin yasını tutarken, askere pusu kuran ve sayıları yaklaşık 250-300 civarında olduğu tahmin edilen PKK’lıların yuvaları ağır silahlar ve toplarla dövülüyor. Saldırının ardından Dağlıca bölgesinde yuvalanan PKK’lı teröristleri etkisiz hale getirmek için bölgeye çok sayıda askeri birlik kaydırılıyor. Dün gece sabaha kadar sürükle helikopterler bölgede uçarken, sabah 50 araçlık konvoy sınıra kaydırıldı. Aralarında tank, zırhlı araçlar ve mühimmat yüklü askeri araç konvoyu için geniş güvenlik önlemleri alındı.

SAVAŞ UÇAKLARI UÇTU

Öğle saatlerinde Çukurca üzerinden gelen iki Türk savaş uçağı Yüksekova yönüne doğru uçarak sınır kesimi üzerinde keşif yaptı.
Bölgede operasyon genişleyerek sürerken, Dağlıca’nın ardından PKK’lı teröristlerin kaçış bölgesi olan yakındaki Oramar bölgesi de ablukaya alındı. Yoğun çatışmaların sürdüğü bölgeye Irak-İran ve Türkiye sınırında bulunan Şemdinli’den de birlikler takviye olarak Dağlıca ve Oramar'a kaydırıldı. Ayrıca teröristlerin kaçışını kesmek için Irak’ın Zaho ve Amediye’nin dağlık noktaları da topçu ateşine tutuluyor. PKK’lı teröristlerin ellerinde 8 askerin bulunup bulunmadığı konusunda da net bir bilgi alınamadı.
Operasyonların yoğunluk kazandığı Dağlıca Bölgesi’ndeki köylere de giriş çıkışlar kontrollü yapılıyor. Sadece o bölgedeki köylerde ikamet eden köylülerin giriş çıkışı yapılırken, gazetecilerin görüntü ve fotoğraf çekmesine izin verilmiyor.
Irak sınırında çatışmalar yoğunluk kazanırken Hakkari, Yüksekova, Çukurca ve Şemdinli ilçelerinde sessizlik hakim. Hayat normal devam ettiği bölgede çatışma ve sınır ötesi operasyon hakkında suskun davranılıyor.

DÜĞÜN KONVOYUNDA YARALANANLAR

Dağlıca'da yaşanan hain pusu ardından Yüksekova İlçesi’nde Yeşiltaş Köyüne düğüne giden konvoyun Tokağac Köyü yakınlarında yola döşenen mayına çarpması sonucu yaralanan 17 kişi, tedavi gördüğü Van ve Yüksekova Devlet Hastanesinde durumlarının iyi olduğu belirtildi.Şehitler memleketlerine uğurlandı
ŞEHİTLER MEMLEKETLERİNE UĞURLANDI



HAKKARİ’nin Yüksekova İlçesi’nin Irak sınırındaki Dağlıca Köyü yakınlarında askeri birliği pazar günü PKK’lı teröristlerin saldırısında şehit düşen 12 askerin cenazesi, bugün Hakkari’de yapılan törenin ardından toprağa verilmek üzere memleketlerine gönderildi.
Yüksekova’nın, Irak sınırındaki Yeşiltaş ve Dağlıca köyleri arasında ulaşımı sağlayan karayolunda bulunan Avaşin Çayı'ndaki Şehri Köprüsü’nü gece havaya uçuran kalabalık bir terörist grubu, Dağlıca Piyade Taburu’nun güvenliğini sağlayan bölüğe üç ayrı yönden saldırdı. Çıkan çatışmada şehit olan Piyade Asteğmen Mehmet Bozkuş, Astsubay Çavuş Soner Özübek, Uzman Çavuş Mustafa Uysal, Çavuş Selçuk Gürdal, erler Lokman Eker, Yavuz Öztürk, Zekeriya Yatı, Abdurrahman Doğan, Vedat Kutluca, Samet Saraç, Tarık Emeket ve Mehmet Cücük için Hakkari Dağ ve Komando Tugay Komutanlığı’nda bugün tören yapıldı.
Şehitlere cenaze törenine katılmak için 2'nci Ordu Komutanı Orgeneral Hasan Iğsız ve Van Jandarma Kolordu Komutanı Korgeneral Abdullah Atay da Hakkari’ye geldi. Orgeneral Iğsız ve Korgeneral Atay, Hakkari Valisi Ayhan Nasuhbeyoğlu’nu makamında ziyaret etti.
Hakkari Valisi Ayhan Nasuhbeyoğlu Orgeneral Iğsız’ı tören mangasıyla karşılayıp uğurladı. Vali Nasuhbeyoğlu uğurlama sonrası gazetecilere yaptığı açıklamada acılarının çok büyük olduğunu söyledi. Nasuhbeyoğlu, şehit aileleri ile birlikte Türk Milleti’nin de bu acıyı ortak yaşadığını belirterek, “Bölge halkı da devletin birlik ve beraberlik duygularını paylaşıyor. Bölgeye gelecek yatırımların daha çok gelmesi için de el ele omuz omuza mücadele vereceğiz'' dedi.
Vali Nasuhbeyoğlu'nun şehit askerler için Hakkari Dağ ve Komando Tugay Komutanlığı’nda tören yapılacağını söylemesi üzerine, basın mensupları tugay nizamiyesi önünde beklemeye başladı. Tören mangasının törene geliş gidişini görüntüleyen basın mensupları, tören alanına alınmadı. Cenaze töreni öncesi tugaya gelen tören mangasını görüntüledi. Bir süre sonra Hakkari Dağ ve Komando Tugay Komutanı Tuğgeneral Azmi Utfan Cinek, her hangi bir açıklama yapılmadan ayrıldı.
Şehitler için Hakkari Dağ ve Komando Tugayı'ndaki törene 2'nci Ordu Komutanı Orgeneral Hasan Iğsız, Van Jandarma Kolordu Komutanı Korgeneral Abdullah Atay, Hakkari Valisi Ayhan Nasuhbeyoğlu, Hakkari Dağ ve Komando Tugay Komutanı Tuğgeneral Azmi Utfan Cinek, Yüksekova 3'üncü Taktik Piyade Tümen Komutanı Tümgeneral Yurdaer Olcan, Yüksekova 21'inci Sınır Jandarma Tugay Komutanı Tuğgeneral Süleyman Yüksel, Hakkari İl Jandarma Alay Komutanı Albay Zuhuri Atilla Ataalp ile AKP Hakkari milletvekilleri Rustem Zeydan ve Abdulmutalip Özbek katıldı. Törenin ardından şehitlerin cenazeleri memleketlerine gönderilmek üzere helikopterlerle Van’a götürüldü.
Buradan uçak ve helikopterle şehit Asteğmen Mehmet Bozkuş'un cenazesi Uşak'a, Astsubay Çavuş Soner Özübek'in cenazesi Eskişehir'e, Uzman Çavuşlar Mustafa Uysal'ın cenazesi Antalya'ya, Selçuk Gürdal'ın cenazesi Afyonkarahisar'a, erlerden Yavuz Öztürk'ün cenazesi Afyonkarahisar'a, Tarık Emeket'in cenazesi Kars'a, Vedat Kutluca'nın cenazesi Kırıkkale'ya, Samet Saraç'ın cenazesi Bursa'ya, Lokman Eker'in cenazesi Yozgat'a, Mehmet Cücük’ün cenazesi Gaziantep'e, Zekeriya Yatı'nın cenazesi Ordu'ya ve Abdurahman Doğan'ın cenazesi Adıyaman'a gönderildi.

21 Ekim 2007 Pazar

SENİ SEVİYORUM

SENİ SEVİYORUM

Seni ne kadar seviyorum biliyor musun?
Söz verip de tutmadığın günler kadar,
beni beklettiğin saniyeler kadar,
bana sevgiyle bakmadığın an kadar,
uykularımı kaçırdığın geceler kadar,
sonunda anladım senin de beni ne kadar sevdiğini zalim...

Kahvaltı hazırladım sana da gönderiyorum,
umut dolu omlet,
haşlanmış sevgi, bir dilim tutku ,seni seviyorum reçeli
ve bir de yalnızlık demledim kaç şekerli olsun?


Sabahları seviyorum,
insanları seviyorum,
filmleri ,şarkıları , kitapları,sıcak ekmeği, kalabalık sofraları,çikolatayı, minicik bebekleri,
rüzgarda yaprak olmayı,
geceleri yıldız olmayı,
yaz gecesinde yağmur olmayı sevdim...
Ve en çokta seni sevdim,
Hep yokluğunda...