<?xml version='1.0' encoding='UTF-8'?><?xml-stylesheet href="http://www.blogger.com/styles/atom.css" type="text/css"?><feed xmlns='http://www.w3.org/2005/Atom' xmlns:openSearch='http://a9.com/-/spec/opensearchrss/1.0/' xmlns:georss='http://www.georss.org/georss' xmlns:gd='http://schemas.google.com/g/2005' xmlns:thr='http://purl.org/syndication/thread/1.0'><id>tag:blogger.com,1999:blog-8973070831983149922</id><updated>2011-11-28T02:10:23.825+02:00</updated><category term='...................'/><category term='ilginçler'/><category term='aşk'/><category term='tembellik'/><category term='gerçek'/><category term='hoş bi yazı'/><category term='dikkat'/><category term='romantik'/><category term='gündemden'/><category term='bilgilendirme'/><category term='kişiler'/><category term=':)'/><category term='ilginç ötesi'/><category term='komikler'/><category term='mutluluk'/><category term='Çok Komik::)'/><category term='fıkralar'/><category term='ACI'/><category term='merak'/><category term='Fıkra'/><category term='şiir'/><category term='alıntı'/><category term='uyarı'/><category term='mektup'/><category term='şiir(aaşşkk)'/><category term='kişisel'/><category term='insan'/><category term='anı'/><title type='text'>SüReYyA   TOPKARA</title><subtitle type='html'>ÖNEMLİ OLAN ZİRVEYE ÇIKMAK DEĞİL ORDA EBEDİ KALMAKTIR...</subtitle><link rel='http://schemas.google.com/g/2005#feed' type='application/atom+xml' href='http://lifediffucult.blogspot.com/feeds/posts/default'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/8973070831983149922/posts/default?max-results=100'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://lifediffucult.blogspot.com/'/><link rel='hub' href='http://pubsubhubbub.appspot.com/'/><author><name>SüReYyA TOPKARA</name><uri>http://www.blogger.com/profile/15908601979858431840</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='24' src='http://1.bp.blogspot.com/_DXed-Kh0LSI/S_w22PTG0XI/AAAAAAAAAsw/dOL9UGZnaMk/S220/20100517_091755.JPG'/></author><generator version='7.00' uri='http://www.blogger.com'>Blogger</generator><openSearch:totalResults>84</openSearch:totalResults><openSearch:startIndex>1</openSearch:startIndex><openSearch:itemsPerPage>100</openSearch:itemsPerPage><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-8973070831983149922.post-2305998874828163563</id><published>2010-08-03T13:50:00.003+03:00</published><updated>2010-08-03T13:50:59.362+03:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='mutluluk'/><title type='text'>Yarın kimseye vaad edilmemiştir</title><content type='html'>Yarın kimseye vaad edilmemiştir&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Yönetici tarafından 03 Ağustos 2010 tarihinde gönderildi &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Önce evlendiğimizde hayatın daha iyi olacağına inandırırız kendimizi.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Evlendikten sonra bir çocuğumuz doğduktan hatta ardından bir tane daha olduktan sonra hayatın daha iyi olacağına inandırırız kendimizi.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Sonra çocuklar yeterince büyük olmadıkları için kızar onlar büyüyünce daha mutlu olacağımıza inanırız.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bundan sonra ergenlik dönemlerinde çocuklarla uğraşmamız gerektiği için öfkeleniriz.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kendimize çocuklarımız bu dönemden çıkınca daha mutlu olacağımızı yeni bir araba alınca güzel bir tatile çıkınca emekli olunca&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;yaşantımızın dört dörtlük olacağını söyleriz.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Gerçek ise şu andan daha iyi bir zaman olmadığıdır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Eğer şimdi değil ise ne zaman?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Hayatınız her zaman mücadelelerle dolu olacaktır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;En iyisi bunu kabul edip her ne olursa olsun mutlu olmaya karar vermektir. En sevdiğim sözlerden biri Alfred D. Souza’ya aittir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Der ki; “Uzun zamandan beridir hayatın – gerçek hayatın – başlamak üzere olduğu izlenimine kapılmıştım.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Fakat her zaman yolumun üzerinde bir engel öncelikle erişilmesi gereken bir şey bitmemiş bir iş hizmet edilecek zaman ödenecek bir borç oldu.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Sonra hayat başlayacaktı. Sonunda anladım ki bu engeller benim hayatımdı.” Bu görüş açısı mutluluğa giden bir yol olmadığını gösterdi.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Mutluluk yoldur.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Öyleyse sahip olduğunuz her anın kıymetini bilin ve mutluluğu&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Vaktinizi harcayacak kadar özel biriyle paylaştığınız için&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;ona daha fazla değer verin.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Unutmayın zaman hiç kimse için beklemez.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Öyleyse&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Okulu bitirene kadar&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;100 milyar kazanana kadar&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Çocuklarınız olana kadar&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Çocuklarınız evden ayrılana kadar&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;İşe başlayana kadar&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Evlenene kadar&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Cuma gecesine kadar&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Pazar sabahına kadar&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Yeni bir araba yada ev alana kadar&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Borçları ödeyene kadar&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;İlkbahara kadar&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Yaza kadar&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Sonbahara kadar&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kışa kadar&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Maaş gününe kadar&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Şarkınız söylenene kadar&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Emekli olana kadar&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ölene kadar….&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;MUTLU OLMAK İÇİN İÇİNDE BULUNDUĞUNUZ “AN” DAN DAHA İYİ BİR ZAMAN OLDUĞUNA KARAR VERMEK İÇİN BEKLEMEKTEN VAZGEÇİN.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;MUTLULUK BİR VARIŞ DEĞİL BİR YOLCULUKTUR.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;PEK ÇOKLARI MUTLULUĞU İNSANDAN DAHA YÜKSEKTE ARARLAR BAZILARI DA DAHA ALÇAKTA.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;OYSA MUTLULUK İNSANIN BOYU HİZASINDADIR…&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Unutmayın&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;“YARIN KİMSEYE VAAD EDİLMEMİŞTİR”&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/8973070831983149922-2305998874828163563?l=lifediffucult.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://lifediffucult.blogspot.com/feeds/2305998874828163563/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=8973070831983149922&amp;postID=2305998874828163563&amp;isPopup=true' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/8973070831983149922/posts/default/2305998874828163563'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/8973070831983149922/posts/default/2305998874828163563'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://lifediffucult.blogspot.com/2010/08/yarn-kimseye-vaad-edilmemistir-yonetici.html' title='Yarın kimseye vaad edilmemiştir'/><author><name>SüReYyA TOPKARA</name><uri>http://www.blogger.com/profile/15908601979858431840</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='24' src='http://1.bp.blogspot.com/_DXed-Kh0LSI/S_w22PTG0XI/AAAAAAAAAsw/dOL9UGZnaMk/S220/20100517_091755.JPG'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-8973070831983149922.post-5665192386249724567</id><published>2010-07-15T13:28:00.000+03:00</published><updated>2010-07-15T13:28:01.183+03:00</updated><title type='text'>GÜLÜMSEYİN</title><content type='html'>Amerikalı bir antikacının yolu Türkiye’ye düşmüş, hayvan pazarının birinde geziyormuş. Birden, önünde ihtiyarca bir adamın durduğu, zayıf mi zayıf, hasta bir eşek görmüş; ancak dikkatini çeken, bu zavallı eşeğin üzerinde gördüğü, oldukça eski ve son derece değerli semermiş. Antika kültürü olmayan bu zavallı ihtiyardan semeri son derece ucuza satın alabileceğini düşünerek pazarlığa başlamış. Sıkı bir pazarlıktan sonra, eşeği normal fiyatının 4-5 katına satın almak üzere anlaşmış. Milyonlarca dolar değerinde semeri, 4-5 eşek parasına aldığı için sevinmeye tam başlamışken, ihtiyar oradaki bir çocuğa seslenmiş:&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;“Oglum, kalk da ahırdan yeni bir semer getir beyefendi için, bu eski semerle göndermeyelim onu!”&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Amerikalı tutuşmuş haliyle:&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;“Benim için sorun degil, zahmet etmeyin..” filan derken bayağı bir dil dökmüş.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;En son bizim ihtiyar dayanamamış:&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;“Boşuna uğraşma beyim, biz o semerle çok eşekler sattık!”&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Hamile&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kadın doktora gittikten sonra eve geldi ve kocasına müjdeyi verdi:&lt;br /&gt;- Hamileyim!&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Adam şaşkınlık içerisinde:&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;- İmkansız!.. Ben hep dikkat ederim…&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Emin olmak için doktoru ziyaret etti:&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;- Anlayamıyorum doktor, dikkat etmiştim.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;- Bakın bayım… Bu araba kullanırken dikkat etmeye benzer. Siz dikkat edersiniz ama başkası gelip çarpar!..&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Tavuklar&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Şehirli tavukla köylü tavuk gezerken, bir vitrinde iri ve beyaz yumurtalar gördüler.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Şehirli, gururla yanındakine döndü:&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;- Görüyor musun; bunları ben yumurtladım, tanesi 3 liraya satılıyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Az ilerdeki vitrinde daha büyük ve sari kabuklu yumurtalar görünce köylü tavuk arkadaşını dürttü:&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;- Bak bunlar da benim yumurtalarım; 4 liraya satılıyor!&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Şehirli tavuk altta kalmadı:&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;- Valla şekerim istesem ben de böyle büyük yumurtlayabilirim ama bizim horoz bey, on lira için dötünü yırtmaya değmez diyor…&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Sadaka&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;- Fakire bir sadaka hanımefendi.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;- Ağzın leş gibi içki kokuyor, sadaka istemeğe utanmıyor musun? ,&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;- Bunda utanılacak ne var bayan… Ben sizden sadaka istedim, senin de sadaka diye öpücük verdiğini nerden bilim.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Adamın teki:&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;_ Benim karım bir melek, deyince Diğeri: derin derin içini çekmiş ve&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;_ Şanslısın benim ki maalesef hala yaşıyor, diye dertlenmiş.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bahçıvan&lt;br /&gt;Adamın biri, uzun zamandır iş arıyordu.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Büyük bir köşkün kapısında bahçıvan aranıyor yazısını görünce hemen müracat eder.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Köşkün kahyası, iş arayan adama:&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;- Eğer hizmetçi kıza da yardım edersen, maaşının dışında yatacak yer de veririz.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Durumdan memnun kalan adam:&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;- İlk önce görmem lazım.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Köşkün kahyası pencereden geniş bahçeyi göstererek:&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;- İşte çalışacağın bahçe.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;- Bahçeyi değil. Hizmetçiyi gösterin, önce onu bi görüm demiş,&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kaptan&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Turistik bir geziye katılan çok güzel bir kızın hatıra defterinden notlar:&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;- Bu sabah saatlerimi, kaptanla kaptan köşkünde geçirdim.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;- Öğleden sonra, kaptan benden pek önemli şey istedi ve vermezsem gece gemiyi batıracağını söyledi.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;- Bu gün çok mutluyum dün gece, 1600 kişinin hayatını kurtardım…&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Daktilo&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Adamın işyeri, evinin alt katındaydı. Çalışırken, canı karısını çekerse çocuklarla haber gönderirdi.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;- Anneniz, daktiloyu hazırlasın!&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kadın, kocasının ne istediğini anlar. Hazırlanıp kocasını beklermiş. Bir gün adam gene haber göndermiş.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;- Anneniz, daktiloyu hazırlasın!&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;O gün kadının canı istemediğinden, çocuklara:&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;- Daktilo bozuk! demiş.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Biraz sonra kadın, fikrini değiştirmiş:&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;- Babanıza söyleyin. Daktilo çalışmaya başladı. Yukarı gelsin!&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Karısının mesajını alan adam:&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;- Annenize söyleyin. Daktiloya gerek kalmadı. Elle yazdım&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Sarışın &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Sarışın, yeşil gözlü afet-ü devran Emniyet Müdürlüğünde işe giriş için sınavda imiş.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Sınav görevlisi sormuş;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;- 2 kere 2 kaç eder?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;- Dört.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;- Güzel. Peki Abraham Lincoln’ü kim öldürdü?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;- Bilmem….&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;- O zaman bugün git, evde biraz düşün. Yarın tekrar geleceksin. O zaman cevap verirsin.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Sarışın, yeşil gözlü çıkmış, o arada komşusu aramış.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;- Ne oldu senin bu Emniyette iş durumu?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Sarışın heyecanla cevaplamış;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;- İşe alındım. Daha ilk günden bir de yıllardır aydınlanmamış bir cinayeti çözme görevi verdiler!.. ) )&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Sarışın öğretmen&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Sarışının biri ilkokul öğretmeni olarak staja baslar, çok heveslidir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bir gün teneffüs sırasında bütün çocuklar futbol oynarken bir çocuğun oyun alanının sonunda kenarda durduğunu görür. çocuğun iyi olup olmadığını öğrenmek üzere yanına yaklaşır ve çocuk bir sorununun olmadığını söyler.Bir sure sonra sarısın çocuğun yine tek basına aynı yerde durduğunu görür, içi rahat etmez ve tekrar çocuğa yaklaşarak,&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;-senin arkadasın olmamı ister misin?” diye sorar, çocuk pek hevesli olmamakla birlikte “tamam” der. İlerleme kaydettiğini düşünen sarışın öğretmen “Bütün çocuklar topun pesinde koşturup oynarlarken sen neden burada duruyorsun?” diye sorar.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Afallayan cocuk hayretle cevap verir:&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;-Çünkü ben kaleciyim!!!”&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Sarışın esprileri:&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bir sarışınla evlenmenin avantaji nedir?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;engellilere ayrılan yerlere park edebilirsiniz.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;- Bir sarışını nasıl boğarsınız?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Suyla dolu küvete bir ayna koyarsınız.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;– Sarışın yeşilde niye durmuş?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;En sevdiği renkmiş, ondan. -&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Sarısınlar neden “11″ rakamını yazamaz?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Hangi 1′i önce yazması gerektiğini bilmediği için.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;- Sarışına kazaların 90′inin evde olduğunu söylerseniz ne yapar?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Taşınır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;- Sarışın pizza ısmarlar. Pizzacı sorar: “6 parçaya mı böleyim, 8 parçaya mı? ” Sarışın “6′ya böl”, der, “sekiz parçayı bitiremem”.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;-&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;- Sarışının biri, elektrikler kesilince yürüyen merdivende 6 saat mahsur kalmış.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;- Camdan bir duvara tırmanan sarışın ne yapıyor?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Öbür tarafta ne olduğunu görmek istiyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;- Sarışının en çok söylediği cümle nedir?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;“Ay bilemiyorum…”&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;- Zeki bir sarışın nedir?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Çelişki.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;- Bir sarışının bilgisayarda yazı yazdığı nerden anlaşılır?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Monitöre sürdügü Tipp-Ex’ten.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;- Bir sarışını susturmak için ne yapmalı?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;“Ne düşünüyorsun?” diye sormalı.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;- Sarışının gözlerinin parlaması için ne yapmalı?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kulagına fener tutmali.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;- Sarışınlar neden muz yiyemez?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Fermuarı bulamadıkları için.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;- Sarışınlar balığı nasıl öldürürler?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Boğarak.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;- Faksın bir sarışın tarafından yollandığını nasıl anlarsınız?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Üstündeki puldan.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;- Aynanın karşısında gözlerini kapatmış duran sarışın ne yapıyor?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Uyurken nasıl göründüğüne bakıyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;- Sarışın neden üçüncüden sonra çocuk yapmamış?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Her dört çocuktan birinin Çinli olduğunu duyduğu için.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/8973070831983149922-5665192386249724567?l=lifediffucult.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://lifediffucult.blogspot.com/feeds/5665192386249724567/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=8973070831983149922&amp;postID=5665192386249724567&amp;isPopup=true' title='2 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/8973070831983149922/posts/default/5665192386249724567'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/8973070831983149922/posts/default/5665192386249724567'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://lifediffucult.blogspot.com/2010/07/gulumseyin.html' title='GÜLÜMSEYİN'/><author><name>SüReYyA TOPKARA</name><uri>http://www.blogger.com/profile/15908601979858431840</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='24' src='http://1.bp.blogspot.com/_DXed-Kh0LSI/S_w22PTG0XI/AAAAAAAAAsw/dOL9UGZnaMk/S220/20100517_091755.JPG'/></author><thr:total>2</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-8973070831983149922.post-8484968062036678648</id><published>2010-07-07T14:40:00.000+03:00</published><updated>2010-07-07T14:40:17.389+03:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='aşk'/><title type='text'></title><content type='html'>BİRİ LAFTAN ANLAMYINCA, BOŞ BOŞ BAKINCA HEMEN ANGUT MUSUN DER GÜNÜMÜZ İNSANI. ANGUTUN ASLINDA BİR KUŞ OLDUĞUNU BİLMEYEN BİR SÜRÜ İNSAN VAR. ÖZELLİĞİ NEDİR BİLİR MİSİN? ANGUT KUŞUNUN EŞİ ÖLDÜĞÜ ZAMAN YANINA O ANDA BAŞKA BİR YIRTICI KUŞ VE İNSAN GELSE DAHİ GÖZLERİNİ BİR SANİYE BİLE EŞİNİN ÖLÜSÜNDEN AYIRMADAN O DA ÖLENE KADAR BAŞ UCUNDA BEKLER. İŞTE YAPTIĞI EN BÜYÜK ANGUTLUK BUDUR. HANİ DERLER YA ANGUT GİBİ BAKAMASANA DİYE. KEŞKE HERKES ANGUT GİBİ BAKABİLSE...&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/8973070831983149922-8484968062036678648?l=lifediffucult.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://lifediffucult.blogspot.com/feeds/8484968062036678648/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=8973070831983149922&amp;postID=8484968062036678648&amp;isPopup=true' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/8973070831983149922/posts/default/8484968062036678648'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/8973070831983149922/posts/default/8484968062036678648'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://lifediffucult.blogspot.com/2010/07/biri-laftan-anlamyinca-bos-bos-bakinca.html' title=''/><author><name>SüReYyA TOPKARA</name><uri>http://www.blogger.com/profile/15908601979858431840</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='24' src='http://1.bp.blogspot.com/_DXed-Kh0LSI/S_w22PTG0XI/AAAAAAAAAsw/dOL9UGZnaMk/S220/20100517_091755.JPG'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-8973070831983149922.post-6560474185009939136</id><published>2010-06-16T16:35:00.000+03:00</published><updated>2010-06-16T16:35:01.657+03:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='insan'/><title type='text'>KARAR VERME ZAMANI</title><content type='html'>“İlle de birisinin gelip seni kurtarmasını mı bekleyeceksin?” “Sen bunu yapabilirsin”, “Başarabilirsin”, “Güçlü ol”, “Azimli, kararlı ve istikrarlı ol’… Demesini mi bekleyeceksin hayatın boyunca?” Birisinin gelip seni kurtarmasını bekleme! Bu olgunun arkasına sığınma. Bunun adı kaçıştır.”&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;“İlle de birisinin gelip seni kurtarmasını mı bekleyeceksin?”&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;“Sen bunu yapabilirsin”,&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;“Başarabilirsin”,&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;“Güçlü ol”,&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;“Azimli, kararlı ve istikrarlı ol’… Demesini mi bekleyeceksin hayatın boyunca?” &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Birisinin gelip seni kurtarmasını bekleme! Bu olgunun arkasına sığınma. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bunun adı kaçıştır.” &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Diye bitirmişti psikoloğum son terapimizi. Anlamıştı kendisine yaslandığımı… Onsuz yapamadığımı… Tutunduğum, destek bulduğum her kişi gibi, psikoloğum da çekilmişti hayatımdan. Hem de her şey yoluna girerken… &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Haklıydı belki. Tüm ömrünü bana ayıracak değildi elbet. Buna rağmen yine de incinmişti ruhum. İstediği anda bitiremezdi. “Buraya kadar” diyerek kesip atamazdı. Tüm yaşantımı didikleyip, her şeyime ortak olduktan sonra, beni böyle bırakamazdı. Ben buna hazır değildim. En azından sormalıydı bana: “Bitirmek istiyorum, sen ne dersin?” diye. Bana en ağır geleni de buydu belki: Benim de fikrimin alınmayışı…&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Adam yerine konulmayışım, değersizlik, hiçlik ve aitlik duygularını tatmadan geçirdiğim geçmişimi bilmesine rağmen, psikoloğum da aynı şeyi yapmıştı. Niyet aynı olmayabilirdi; lakin beni tanıyordu. Bu durumun beni ne kadar acıtacağını hiç mi düşünmemişti? Böyle mi bitmeliydi? &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Hayatıma giren, yaşantıma ortak olan her kişi gibi o da yüzüstü bırakmıştı beni. Beklentim çoktu. Buraya gelişim öyle kolay olmamıştı. Çok mücadele etmiştim kendimle. Üstelik ilk defa başka biri: “Sen bunu yapabilirsin!” demeden, ben kendim tercih etmiştim psikolojik destek almayı. Yaşantımın farkındaydım. Her şey yolunda gitmiyordu ve en küçük şeylerden dahi etkilenebiliyordum. Anneme, babama olan bağlılığım, onlarsız yapamayışım, hiç kimseye “hayır” diyemeyişim, kardeşlerim arasında hep ezik duruşum ve tüm yaşantıma yansıyan çaresiz bir zavallılık tüketiyordu beni.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ben ki diğerleri olmadan yaşayamayan bir parazite dönüşmüşsem, elbette yaklaştığım her kişi kaçacaktır kendisini tüketmeyeyim, zarar vermeyeyim diye. Anlamsız değildi çektiğim yalnızlık...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Hangi üniversiteye gideceğimi dahi babama sormuş olmam, her Allah’ın günü anneme-babama rapor veriyor olmam yetmezmiş gibi; sevdiğim, gönül verdiğim bir kızı sırf babam istemiyor diye reddedişim, bu kararı almamda en büyük rolü oynamıştı. Üç aylık bir psikolojik tedaviden sonra hayata çok daha farklı bakıyordum. Çok şeyi değiştirmiştim yaşantımda; ancak yeterli değildi. Daha çok yol kat etmem gerekiyordu. İşte en çok takıldığım yer de burasıydı. Nasıl olur da beni benden daha iyi tanıyan ve bu işin uzmanı olan psikoloğum beni yarı yolda bırakırdı?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;İlk terapimizde kendimle ilgili kararsızlıklarımı, diğerlerine olan bağlılıklarımı, hiç kimseye hayır diyemediğimi, kişisel bir bütünlük yaşayamadığımı ve tüm ezik yanlarımı anlattığımda, bana bu kişiliğimin üç günde yerleşmediği için üç günde de istediğim gibi olmayacağını söyleyen de psikoloğumdan başkası değildi. İlk günden acele etmemem gerektiğini bana öğreten oydu. Buna rağmen beni üç ay geçmeden böyle bir başıma bırakması nasıl izah edilebilirdi…&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Diğerlerine olan bağımlılığım azalmış, kendime olan güvenim, inancım tam da yerine gelmişken olacak iş değildi bu… Son dört saatim hep aynı duygu-düşüncelerle geçmiş ve nihayetinde dayanamayıp: “Başka psikolog kalmadı mı be adam?” diye sormuştum kendime. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Öyle ya başka psikolog mu yoktu? Beni anlayan, dertlerime ortak ve destek olan, benimle ilgilenen, hayatımı paylaşan başka bir psikoloğa gidecektim. Evet, vardı elbet başka birçok psikolog; ancak bu halden sonra değil bir psikolog görmek, düşünmek bile istemiyordum. Aynı duyguları yıllar yılı taşımak, her seferinde aynı acıları yaşamak, her gece aynı düşüncelerle uyuyup aynı kâbuslarla uyanmak ve uyandığımda yine değişmeyen bir güne başlamak yormuştu artık beni. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Yürümek ve yürürken düşünmek her ne kadar rahatlatsa da beni, yine de yorulmuştum. Her zamanki gibi yine tek başına yürüyen, kendi yalnızlığına mahkûm olan biriydim nihayetinde. Bana yaklaşan, bana dokunan, elimden tutan her insan, yüzüstü bırakıyordu mutlaka. Nedenler, niçinler bıktırmıştı artık. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Sahil yolu, her terapi sonrası yürüdüğüm ve yürürken o gün neler öğrendiğimi düşündüğüm bir yoldu. Şimdi bu son terapi sonrası yürümeyi de sonlandırmış ve durmuştum. Beni yarı yolda bırakan psikoloğum acaba beni hiç mi tanıyamamıştı? Hayata sağlam bir iple kendi başıma tutunmayı beceremeden, beni böyle bırakması ona ne kazandıracaktı? Sonra, “Acaba o da beni düşünüyor mu şimdi?” diye sordum kendime. Beni düşünmenin dışında çok daha önemli işleri vardı şüphesiz.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;İşte o an elimdeki taşı denize attım ve taşın etkisiyle halka halka genişleyen su kümelerini seyrettim. Bu hoşuma gitmişti. Hem yürüyor hem de denize taş atıp oluşan halkaları izlemeye devam ediyordum. Beni yüzüstü bırakan psikoloğumun, bugünkü o son terapimizde söyledikleri gelip geçiyordu aklımdan.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Her terapi sonrası kendimi bulduğum bu sahil yolunda, bugün gizlemeye çalışıyordum psikoloğumun bana sunduğu mesajları. Onun ne anlattığına değil; benim anlamlandırdıklarıma odaklanıyordum. Denize attığım her taş kendi halkasını oluştururken, anlıyordum ki ben de attığım her adımımla, duruşumla, konuşmalarım ve de en önemlisi karşımdaki diğer her kişideki beklentilerimle, kendi halkalarımı oluşturuyordum. Kendi duvarımı kendim örüyor, bana yaklaşan her insana yaslanarak onu da zayıf düşürüyordum.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kendi ayakları üzerinde duramayan, hep diğerlerine ihtiyaç duyan, onlarsız yapamayan bir parazit gibi, dokunduğum her insanı kemiriyor ve gün geçtikçe onu da tüketiyordum. Şimdi daha iyi anlıyordum benden uzaklaşanları…&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Psikoloğumun söyleyecek başka sözü yoktu belki de. Daha ne kadar görüşebilirdi? Söyleyeceği her şeyi söylemiş ve özetle son bir not olarak da yazıp tekrar tekrar okumamı istemişti son sözlerini: &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;“İlle de birisinin gelip seni kurtarmasını mı bekleyeceksin?” “Sen bunu yapabilirsin”, “Başarabilirsin”, “Güçlü ol”, “Azimli, kararlı ve istikrarlı ol’… Demesini mi bekleyeceksin hayatın boyunca?” Birisinin gelip seni kurtarmasını bekleme! Bu olgunun arkasına sığınma. Bunun adı kaçıştır.”&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Söylediği her kelime ve her cümle ruhuma fırlatılmış bir ok gibiydi. Saplanmıştı ruhuma. Acı veriyordu. Belki de en çok bunun için düşünmek istemiyordum bugünkü terapi sürecimi. Başka bir psikolog arayışımın nedeninde de bu vardı. Hayatın yükünü tek başıma taşımaktan korkuyordum. Etrafımdaki her insanın benden kopuş noktası da buydu. Can yoldaşım diyebileceğim bir arkadaşım, bir kardeşim, bir dostum olmamıştı işte bu nedenle. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Yaşım otuz dörde dayanmış ve bir eş de bulamamıştım nihayetinde. Bana bakan ve beni tanıyan her kişi uzaklaşıyordu benden. Zayıf ve silik bir kişiliğe bürünmüş ve gerçekten de psikoloğumun dediği gibi birileri bana: “Evet, sen bunu yapabilirsin, başarabilirsin, devam et, göster kendini” demelerini bekler olmuştum. Onaylanmadığım ve onaylanmayacağım hiçbir işe, hiçbir yaşantıya adım atamaz hale gelmiştim.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Evet, birilerinin gelip de beni kurtarmasını beklemek kaçıştı elbet. Hem de koca bir kaçış: Kendimden, kendi benliğimden kendi gücümden kaçıştı bu… Kendi gücümü görememek, hep başkalarında güç aramak, ancak birisine yaslandığımda güçlü olmak, o yanımda olunca cesaretlenmek, o varken güvende olmak, huzurlu olmak; fakat o olmadığında alt-üst olmak başkasına endeksli bir hayattı.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bu düşüncelerle seyrederken denizi, bir taş daha atmıştım ve oluşan halkaların bir süre sonra nasıl da yok olduğuna şahit olmuştum. Yaşadıklarım da bundan farklı değildi. Evet, durgun bir su gibi değildim ve sürekli dalgalarla boğuşuyordum belki de... Ancak oluşan her dalga yok olurken ben hala onu düşünüyordum. Arkasından gelen diğer dalgalar da bu şekilde sahile ulaşmalarına rağmen ben takılıp kalıyordum gelen her bir dalgaya. İşte bu şekilde yığıldıkça yığılmıştı sorunlar. Ben onları düşünürken, onların bundan haberleri bile olmuyordu. Kendi içimde kendimi kemiriyordum. Çoğu zaman durgun bir su iken ben, oluşan küçük halkaları büyütüyor, kendi suyumu bulandırıyor ve dalgalar yerini fırtınaya bırakarak kendi suyumda boğuluyordum. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Sorun belliydi… Çözüm de… Ya kendi biriktirdiğim suda boğulacak ya da ayağa kalkıp kimseye yaslanmadan kendi gücümle hayata devam edecektim. Zaman, karar verme zamanıydı…&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/8973070831983149922-6560474185009939136?l=lifediffucult.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://lifediffucult.blogspot.com/feeds/6560474185009939136/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=8973070831983149922&amp;postID=6560474185009939136&amp;isPopup=true' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/8973070831983149922/posts/default/6560474185009939136'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/8973070831983149922/posts/default/6560474185009939136'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://lifediffucult.blogspot.com/2010/06/karar-verme-zamani.html' title='KARAR VERME ZAMANI'/><author><name>SüReYyA TOPKARA</name><uri>http://www.blogger.com/profile/15908601979858431840</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='24' src='http://1.bp.blogspot.com/_DXed-Kh0LSI/S_w22PTG0XI/AAAAAAAAAsw/dOL9UGZnaMk/S220/20100517_091755.JPG'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-8973070831983149922.post-8660681787327017596</id><published>2010-06-16T16:30:00.000+03:00</published><updated>2010-06-16T16:30:14.259+03:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='alıntı'/><title type='text'>İNANMAK BAŞARMANIN YARISIDIR.</title><content type='html'>Önemli bir savaş sırasında Japon bir komutan askerlerinin sayısının, düşmanlarınkine kıyasla çok daha az olmasına rağmen, saldırıya geçmeye karar verir. Ordusunun kazanacağına olan güveni tamdır. Ancak, askerleri zafer konusunda oldukça kaygılıdır. Savaş alanına doğru ilerlerken, yol kenarındaki bir tapınakta durup hep birlikte dua ederler. Daha sonra komutan cebinden bozuk para çıkararak;" Şimdi yazı-tura atacağız. Eğer tura gelirse, biz kazanacağız, ama eğer yazı gelirse kaybedeceğiz, kaderimiz böylece ortaya çıkacak." der. Bozuk parayı havaya atar ve herkes sabırsızca paranın yere düşmesini bekler. Tura gelmiştir. Askerler çok sevinirler; kendilerine olan güvenlerini toplamışlardır. Bu coşkuyla düşmana saldırır ve savaşı kazanırlar. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bir süre sonra yüzbaşı komutanın yanına gelerek onun kehanetini takdir edercesine; "Kimse kaderi değiştiremez." der. Bunun üzerine;" Haklısın." der komutan, iki tarafı da -tura- olan parayı göstererek...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Hepimiz hikâye-deki gibi zor durumlarla karşı karşıya kalmışızdır. Çoğu zaman karar vermek ve harekete geçmek için bazı yönlendirilmelere ihtiyaç duymuş ve sanki içimizde bizi biz yapan ve harekete geçmemize yardımcı olacak o gücü hissetmekte zorlanmışızdır. Unutmayın ki, özgüven sizin en önemli gücünüzdür&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/8973070831983149922-8660681787327017596?l=lifediffucult.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://lifediffucult.blogspot.com/feeds/8660681787327017596/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=8973070831983149922&amp;postID=8660681787327017596&amp;isPopup=true' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/8973070831983149922/posts/default/8660681787327017596'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/8973070831983149922/posts/default/8660681787327017596'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://lifediffucult.blogspot.com/2010/06/inanmak-basarmanin-yarisidir.html' title='İNANMAK BAŞARMANIN YARISIDIR.'/><author><name>SüReYyA TOPKARA</name><uri>http://www.blogger.com/profile/15908601979858431840</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='24' src='http://1.bp.blogspot.com/_DXed-Kh0LSI/S_w22PTG0XI/AAAAAAAAAsw/dOL9UGZnaMk/S220/20100517_091755.JPG'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-8973070831983149922.post-9015506154000242216</id><published>2010-06-15T21:29:00.000+03:00</published><updated>2010-06-15T21:29:18.972+03:00</updated><title type='text'></title><content type='html'>&lt;div class="separator" style="clear: both; text-align: center;"&gt;&lt;a href="http://4.bp.blogspot.com/_DXed-Kh0LSI/TBfGN3O7c0I/AAAAAAAAAu8/QwpEENvwfSs/s1600/FOTO+47-0068.jpg" imageanchor="1" style="clear: left; float: left; margin-bottom: 1em; margin-right: 1em;"&gt;&lt;img border="0" height="200" src="http://4.bp.blogspot.com/_DXed-Kh0LSI/TBfGN3O7c0I/AAAAAAAAAu8/QwpEENvwfSs/s200/FOTO+47-0068.jpg" width="150" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div class="MsoNormal" style="background: #F3F3F3; line-height: normal; margin-left: 75.0pt; mso-list: l0 level1 lfo1; mso-margin-bottom-alt: auto; mso-margin-top-alt: auto; mso-outline-level: 2; tab-stops: list 36.0pt; text-indent: -18.0pt;"&gt;&lt;span style="color: #333333; font-family: &amp;quot;Tahoma&amp;quot;,&amp;quot;sans-serif&amp;quot;; font-size: 10.5pt; mso-fareast-font-family: Tahoma;"&gt;&lt;span style="mso-list: Ignore;"&gt;1.&lt;span style="font: 7.0pt &amp;quot;Times New Roman&amp;quot;;"&gt;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp; &lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;span style="color: #333333; font-family: &amp;quot;Tahoma&amp;quot;,&amp;quot;sans-serif&amp;quot;; font-size: 10.5pt; mso-fareast-font-family: &amp;quot;Times New Roman&amp;quot;;"&gt;SINAVDAN öNCE oKUNACAK DUA &lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoNormal" style="background: #F3F3F3; line-height: normal; margin-bottom: 12.0pt; mso-margin-top-alt: auto;"&gt;&lt;b&gt;&lt;span style="color: navy; font-family: &amp;quot;Verdana&amp;quot;,&amp;quot;sans-serif&amp;quot;; font-size: 10.5pt; mso-bidi-font-family: Tahoma; mso-fareast-font-family: &amp;quot;Times New Roman&amp;quot;;"&gt;İmtihana girmeden veyahud imtihan anlarında okunacak dua&lt;/span&gt;&lt;/b&gt;&lt;span style="color: navy; font-family: &amp;quot;Verdana&amp;quot;,&amp;quot;sans-serif&amp;quot;; font-size: 10.5pt; mso-bidi-font-family: Tahoma; mso-fareast-font-family: &amp;quot;Times New Roman&amp;quot;;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;(Üç kere okunur)&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;İmtihana girmeden önce veyahud imtihanın başlangıcında okunur&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Allahumme es'eluke bilâ ilâhe illâ Ente. Rabb-es-semâvât-is-seb'i ve Rabb-el-Arş-il-azîm.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ve es'eluke bilâ ilâhe illâ Ente. Rabb-es-semâvât-is-seb'i ve Rabb- el-Arş-il-Kerîm.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ve es'eluke bilâ ilâhe illâ Ente. Rabb-es-semâvât-is-seb'i vel'eradîn-es-seb'i ve mâ fîhinne.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;inneke alâ kulli şey'in kadîr. Rabb-işrah lî sadrî ve yessir lî emrî vahlul ukdeten min lisânî yefkahû kavlî.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Allahumme! Sen'den başka hiçbir ilah yoktur. Arabî nazmının sırlarıyla Sen'den isterim. Ey yedi göklerin Rabb'i ve büyük Arş'ın Rabb'i. "Senden başka hiçbir ilah yoktur." Arabî nazmının sırlarıyla Sen'den isterim.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ey yedi göklerin Rabb'i ve kerîm olan Arş'ın Rabb'i. " Sen'den başka hiçbir ilah yoktur." Arabî nazmının sırlarıyla Sen'den isterim.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ey yedi kat göklerin Rabb'i yedi kat yerlerle bunlarda bulunanların Rabb'i. Sen her şeye Kâdir'sin.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ey Rabb'im! Göğsüme genişlik ver. İşimi kolayla. Dilimden düğümü çöz. ( Tâ ki) Sözümü iyiden iyiye anlasınlar.&lt;/span&gt;&lt;span style="color: #333333; font-family: &amp;quot;Tahoma&amp;quot;,&amp;quot;sans-serif&amp;quot;; font-size: 10.5pt; mso-fareast-font-family: &amp;quot;Times New Roman&amp;quot;;"&gt;&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoNormal"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/8973070831983149922-9015506154000242216?l=lifediffucult.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://lifediffucult.blogspot.com/feeds/9015506154000242216/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=8973070831983149922&amp;postID=9015506154000242216&amp;isPopup=true' title='1 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/8973070831983149922/posts/default/9015506154000242216'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/8973070831983149922/posts/default/9015506154000242216'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://lifediffucult.blogspot.com/2010/06/1.html' title=''/><author><name>SüReYyA TOPKARA</name><uri>http://www.blogger.com/profile/15908601979858431840</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='24' src='http://1.bp.blogspot.com/_DXed-Kh0LSI/S_w22PTG0XI/AAAAAAAAAsw/dOL9UGZnaMk/S220/20100517_091755.JPG'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://4.bp.blogspot.com/_DXed-Kh0LSI/TBfGN3O7c0I/AAAAAAAAAu8/QwpEENvwfSs/s72-c/FOTO+47-0068.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>1</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-8973070831983149922.post-9111770390181262935</id><published>2010-06-15T21:26:00.000+03:00</published><updated>2010-06-15T21:26:26.376+03:00</updated><title type='text'>BENİM SİTEM</title><content type='html'>&lt;a href="http://lifediffucult.blogspot.com"&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;blockquote&gt;&lt;strike&gt;&lt;i&gt;&lt;b&gt;&lt;/b&gt;&lt;/i&gt;&lt;/strike&gt;&lt;/blockquote&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/8973070831983149922-9111770390181262935?l=lifediffucult.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://lifediffucult.blogspot.com/feeds/9111770390181262935/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=8973070831983149922&amp;postID=9111770390181262935&amp;isPopup=true' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/8973070831983149922/posts/default/9111770390181262935'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/8973070831983149922/posts/default/9111770390181262935'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://lifediffucult.blogspot.com/2010/06/benim-sitem.html' title='BENİM SİTEM'/><author><name>SüReYyA TOPKARA</name><uri>http://www.blogger.com/profile/15908601979858431840</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='24' src='http://1.bp.blogspot.com/_DXed-Kh0LSI/S_w22PTG0XI/AAAAAAAAAsw/dOL9UGZnaMk/S220/20100517_091755.JPG'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-8973070831983149922.post-4752864889233104386</id><published>2010-05-26T00:01:00.003+03:00</published><updated>2010-05-26T00:16:58.642+03:00</updated><title type='text'></title><content type='html'>• Yaklaşık bir saattir, duvarlara bakan adam yavaşça yerinden kalktı, komidinin çekmecesini açtı, siyah zarfın içinden bir mektup çıkardı. 2007 yılında kendisine yazılmış mektubu okumaya başladı. “Aşkım herşeyim, gururum, Benim için aşk insanın yaşamı boyunca en güzel gördügü rüyadır. İşte sen benim için böyle bişeysin. Gözlerine baktıgımda kendimi buldugum, ellerini tuttugumda dünyadan koptuğum. Hayallerimin tamamını kaplayan mükemmel birisisin. İyi ki varsın. Seni Seviyorum Aşkım Sensin evet sen kalbımın ıcınde kocaman sevgımın karsılıgı hayallerımın arzularımın karsılıgı sensın bır anda buldum kalbımın essız kosesınde senı. ummadım bır anda gırdın ve herseyım oldun artık benım sen evet sen sen varsan hayat guzel sen varsan herseyın anlamı var benım ıcın ıcıme sıgdıramıyorum bu sevgıyı haykırıyor yuregım sevıyorum sevıyorum. Seni o kadar çok seviyorum ki bu aşk asla bitmeycek. Senin hayatımda olmadığın saniye kiyametim olacak. Bu aşka kimse engel olamaz. Seni sevmeme senden ayrı kalmama canımdan can olan bile engeleyemez. Bir gün sana bir şey olursa ya da beni terkedersen asla yaşayamam. Hayır hayır bu heves değil bu gerçek. Ömrüm boyunca seni seveceğim. Hiç bir şey engel olamaz buna hiç bir şey. Kutsal bildiğim her şey adına evladım adına yemin ediyorum Alahıma yemin ediyorum. Seni asla bırakamam. Sensiz ölürüm. Sen benim gururumsun sen benden vazgeçsende ben senden asla vazgeçmem. Hiç bir güç, ölümden başka hiç bir şey beni senden vazgeçiremez. Sensiz bir damla su içersem zehir olsun, sensiz bir nefes alırsam haram olsun, seni düşünmeden bir anım olursa ölüm olsun. Bak aşkım bu başka bir şey ömrümde tatmadığım, hisetmediğim, kutsal çok kutsal bir şey. Senin için ölürüm sana kurban olurum aşkım. Seni çok ama çok seviyorum.” Mektup, bu sözlerle sona eriyordu. Bir ay öncesine gitti düşünceleri, ben Türkiye’ye dönmek istiyorum dedi Tanrıça yerine koyduğu, Kabem, Tapınagım dediği kadına. Tamam dedi kadın tüm umursamazlığı ile. Kadının kullandığı araç hızla havalimanına doğru yol alıyordu. Yine bir ayrılıgın başı nedeniyle sonsuz bir sessizlık vardı. Hiç bir şey konuşmuyorlardı adam bir şeylerin ters gittiğini biliyor ama anlam veremiyordu. O çok seven yüreğini ortaya koyan ve biraz önce sadece rastgele bir tanesini okuduğu mektupları yazan kadın yoktu. Ve bir gün telefon çaldı, o kendisine taptığını söyleyen kadın “SENİ SEVMİYORUM” diyordu. Adam düşüncelerinden sıyrıldı. Yine onu düşündü o mutlaka üşürdü şimdi. Biraz önce okuduğu mektubun arkasına şu satırları yazdı. “Soğuk mu ceylanım üşüyor musun? Hala canını sıkıyor mu, bir ömür tükettiğin bu hayat kavgası. Ben mi beni sorma! Suyu tükenmiş limanların denizlerine yürüyüp duruyorum hala... Hayatımın sesi kısılmış, yaşlanmış dudaklarımdaki kelimeler. Gelmeyeceğini biliyorum beklemem boşuna ama yine de havalimanına gidiyorum zaman zaman senin şehrinden gelen uçakları bekliyorum. Belki çıkar gelirsin diye. Hala kulağım sesinde, gözlerim etrafta seni arıyor gelmeyeceğini bile bile... İçli bir hıçkırıktı son hatırladığım, seni benden çalan o ülkenin olmaz olası o havalimanında. Bir sevda türküsüydü adın... Herkese bir şeyler verilir belki ama ben sana kalbimi verdim... Kalbimi de alıp gittin beraber... Çekip gittin hayatımdan düşlerimi ve anılarımı sarsarak. Hayatımda artık mutluluk olmayacak, teselli olmayacak. Hep bir boşluk, hep acılar, hüzünler olacak... Şimdi kış ama ben dört mevsim baharı yaşadım seninle. Dört mevsim çiçek açtın kalbimde, taze bir yaprak gibi yeşildin, sevgi çiçeğiydin, üzerine çiğ taneleri düşmüş kırmızı güldün, yasemindin maviydin, beyazdın bütün renklerde sevmiştim seni... Günlerin, gecelerin tadı yok. Hiçbir çöl kabul etmiyor beni artık Soğuk karanlık gecelerde kayıp çocuk resimleridir hüznün bir başka adı. Gittiğinden beri kayıp içimdeki çocuk... Üşüyorum hüzün şarkıları söyleyen bir Sonbaharın zemheriye dönüşmesinin verdiği, fani bir üşüme hissi değil bu sevdiğim ve ellerim buz kesmiş olmasına rağmen, ıssız bir gecede yokluğuna mahkûm bir ruhla seni yazarak unutuyorum üşümüşlüğümü... Yoruldum artık biliyor musun? sevmekten, seni beklemekten, her yeni güne belkilerle başlamaktan, sadece hıçkırıklarımı kendim duymalarımdan yoruldum ve sefaletin zincirleriyle hapsedilmiş bir aşkın yalnızlığında tükendim. Oysaki nasılda ihtiyacım var sana, bilemezsin. içine düştüğüm çaresizlikle birlikte sana sımsıkı sarılırken, sıcaklığını hissedip boğazıma düğümlenen ve içimde yankılanan hıçkırıklarımı özgür bırakıp ağlasam. Sen gittiğinden beri çalmadım kimselerin kapılarını, kimsesizliğim kapımı çaldı, kapattım kendimi hücreme, gecenin karanlığına gizlenip çıktım dışarı gece saklar beni diyerek, kimsesizliğimle dertleştim yalnızlığımın elini öptüm, sefaletimi bir tabakta sundum şeker tadında firari ruhuma... İçini karattım değil mi? Affet beni ceylanım, bir senin hayalin kaldı bu çaresizliğin ortasında tek dayanağım, içimi dökebileceğim, yazarak yaşadığım bir senin hayalin var. Sadece sen anlarsın beni, dilinde zehir zemberek kelimeleri cansız kâğıtların bedenine aktarırken sıcaklığını hissettiren ve seni bana getiren kalemimden başka tek sen varsın beni anlayabilen, beni terk etmeyen bir senin hayalin kaldı Affet! Kaç zamandır yokum kendimde, kaç zamandır yoksun. Ne ben alışabildim sensizliğe, ne tütün kokusu sinmiş odam alışabildi. İnan çok gücüme gidiyor; öykülerimde can bulan kadınların senin yerine beni sahiplenmesi ve kimsesiz sokaklarda attığım her adımla sen uzaklaşıyorsun sanki bunu düşündükçe, sensiz kalmak gücüme gidiyor sevgili. Gözlerimi açmak bile istemiyorum, sensiz bir güne başlayacağımı biliyorum ve onulmaz yaralar açıyor ruhumda, gözlerimi açmıyorum bende, tüm dünya beni uykuda biliyor, oysa uykuyu unutalı çok oldu. Hayalinde can bulan gülüşünü özledim. Kendimde unuttuğum ne varsa bulduğum hayalini özledim. Seni çok özledim, özlemlerim işgal edince yüreğimi, delice bir istekle, Neroncavari bir arzuyla bu şehri yakmak istedim, vazgeçtim daha sonra; eğer ateşe mahkûm olursa bu şehir bende yanarım, bilmekteyim yanmaların acısını ama senin bu acıyı bilmeni istemiyorum sevgili. Sen yanmaları bilme, sensizliğimde yanmalarımı bilmediğin gibi... Bilme! Nasıl da huzursuzum. Evimin çatısına tüneyen bu baykuş, Azrail’in habercisi gibi, ölümün yaklaştığını haber veriyor sanki annem hastalandı yine, sürekli seni soruyor ayağı tutmaz oldu. Ben çaresizim, sefilim ve sefaletime bir aşkla seni dâhil etmekten, sonrasında kaybetmekten korkuyorum. Seni kocaman bir gülümsemeyle karşılayacağım bir gün sevgili. Bekliyorum seni, unutma beklemelerimi. Seni seviyorum.” ________________________________________ • 2030 yıllının 14 Nisan Günüydü, 58 yaşına girecek olan ve eski güzelliğinden hiçbir eser kalmayan kadın son sekiz yıldır doğum gününü yalnız kutluyordu. Fotoğraf albümünü açmış, eski fotoğraflara bakıyordu. Neler yaşamıştı ömründe neler. Ama sonunda yapayalnız kalmıştı. Teyzesini hatırladı. Gözünden iki damla yaş aktı. Hayatında onu en çok seven, onun için ölüme bile razı olacak ve büyük haksızlık yaptığı adam geldi gözlerinin önüne. Nasıl da yalvarmıştı adam. İçi burkuldu, anılara daldı, ayrılıklarının üçüncü ayında, 38’nci yaş gününde adamın kendisine yazdığı, 14 Nisan 2010 tarihli mektubu okumaya başladı. “ Ceylanım Gözlerinde güneşi taşıyan kadınım, Mavim, Yeşilim, Kırmızım, Doğum Günün Kutlu Olsun. Beni zerre kadar sevmediğini biliyorum, hiç özlemediğini, akılının ucundan bile geçmediğimi biliyorum. Varsın olsun Ceylanım ben seni çok seviyorum. Ben seni çok özledim. Derinliğinde kaybolduğum Gözlerine ne demeli bilmem. Çay karası gözlerinde ki derinliği, beni sonsuzluğa sürükleyen ansızın hüzünlerin en çıkmazına iten, o derin ve güzel gözlerini özledim. Ben seni çok özledim. Sesindeki çocuksuluğu, varlığındaki coşkuyu, Kederin o muhteşem yoğruluşunu, olmadık zamanlarda olmadık benzetmelerini, günlük anılarını dinlemeyi, mesela ile başlayan ve insanın ruhunu okşayan hecelerinin kelime olmaya koşuşunu özledim. Ben seni çok özledim. Yorgun bir akşamda, seni solumayı seninle yürümeyi özledim. Ben seni çok özledim. Seni seviyorum deyişinin içindeki seni ve şiirlerdeki her bir satırın, Sana dökülüşünü özledim. Ben seni çok özledim. Yağmur yağarken üzerime Gözyaşlarımı bırakıp gökyüzüne, Başka bir yağmurla sana yağsın diye umut etmeyi özledim… Ben seni çok özledim. Kalbinde bana yer olmamasına rağmen, orada sıkışacak bir yer bulmak ve dışarıda kalmamak için yaptığım çırpınışları özledim… Ben seni çok özledim. Kahırlanıp içimi dökmeyi, Küsüp küsüp barışmamızı özledim. Ben seni çok özledim. Sesini özledim konuştukça içimi rahatlatan. Ben seni özledim. Yanımdayken bütün dertlerimi unutturan. Gözlerini Özledim. Bir bakışınla içimde fırtınalar kopartan. Saçlarını özledim dokunduğumda içimi titreten. Ellerini özledim dokunduğumda ayaklarımı yerden kesen. Ama en çok ben senin sevgini özledim. Ben seni çok özledim. Baş başa kaldığımızda bakışını, bana hasretle sarılışını, gözlerinle gözlerime gülüşünü, yüreğinden seni seviyorum deyişini özledim. Sen nasılsın Ceylanım. Laf anlamaz yüreksiz tesellim sen nasılsın. İçimde taht kuran sorunum sen nasılsın. Karanlık gecelerde rüyam korkulu kâbusum sen nasılsın. Hayalimde ruhumda dolaşıp giden sen yolcum nasılsın. Ben mi, beni sorma! Suyu tükenmiş limanların denizlerine yürüyüp duruyorum hala... Hayatımın sesi kısılmış, yaşlanmış dudaklarımdaki kelimeler. Gelmeyeceğini biliyorum beklemem boşuna ama yine de havalimanına gidiyorum zaman zaman senin şehrinden gelen uçakları bekliyorum. Belki çıkar gelirsin diye. Hala kulağım sesinde, gözlerim etrafta seni arıyor gelmeyeceğini bile bile... İçli bir hıçkırıktı son hatırladığım, seni benden çalan o ülkenin olmaz olası o havalimanında. Şimdi kış ama ben dört mevsim baharı yaşadım seninle. Dört mevsim çiçek açtın kalbimde, taze bir yaprak gibi yeşildin, sevgi çiçeğiydin, üzerine çiğ taneleri düşmüş kırmızı güldün, yasemindin maviydin, beyazdın bütün renklerde sevmiştim seni... Günlerin, gecelerin tadı yok. Hiçbir çöl kabul etmiyor beni artık. Soğuk karanlık gecelerde kayıp çocuk resimleridir hüznün bir başka adı. Gittiğinden beri kayıp içimdeki çocuk... Üşüyorum hüzün şarkıları söyleyen bir Sonbaharın zemheriye dönüşmesinin verdiği, fani bir üşüme hissi değil bu sevdiğim ve ellerim buz kesmiş olmasına rağmen, ıssız bir gecede yokluğuna mahkûm bir ruhla seni yazarak unutuyorum üşümüşlüğümü... Çok yoruldum artık biliyor musun? Sevmekten, seni beklemekten, her yeni güne belkilerle başlamaktan, sadece hıçkırıklarımı kendim duymalarımdan yoruldum ve sefaletin zincirleriyle hapsedilmiş bir aşkın yalnızlığında tükendim. Oysaki nasılda ihtiyacım var sana, bilemezsin. içine düştüğüm çaresizlikle birlikte sana sımsıkı sarılırken, sıcaklığını hissedip boğazıma düğümlenen ve içimde yankılanan hıçkırıklarımı özgür bırakıp ağlasam. Sen gittiğinden beri çalmadım kimselerin kapılarını, kimsesizliğim kapımı çaldı, kapattım kendimi hücreme, gecenin karanlığına gizlenip çıktım dışarı gece saklar beni diyerek, kimsesizliğimle dertleştim yalnızlığımın elini öptüm, sefaletimi bir tabakta sundum şeker tadında firari ruhuma... İçini karattım değil mi? Affet beni Ceylanım, bir senin hayalin kaldı bu çaresizliğin ortasında tek dayanağım, içimi dökebileceğim, yazarak yaşadığım bir senin hayalin var. Sadece sen anlarsın beni, dilinde zehir zemberek kelimeleri cansız kâğıtların bedenine aktarırken sıcaklığını hissettiren ve seni bana getiren kalemimden başka tek sen varsın beni anlayabilen, beni terk etmeyen bir senin hayalin kaldı Affet! Kaç zamandır yokum kendimde, kaç zamandır yoksun. Ne ben alışabildim sensizliğe, ne tütün kokusu sinmiş odam alışabildi. İnan çok gücüme gidiyor; öykülerimde can bulan kadınların senin yerine beni sahiplenmesi ve kimsesiz sokaklarda attığım her adımla sen uzaklaşıyorsun sanki bunu düşündükçe, sensiz kalmak gücüme gidiyor sevgili. Gözlerimi açmak bile istemiyorum, sensiz bir güne başlayacağımı biliyorum ve onulmaz yaralar açıyor ruhumda, gözlerimi açmıyorum bende, tüm dünya beni uykuda biliyor, oysa uykuyu unutalı çok oldu. Hayalinde can bulan gülüşünü özledim. Kendimde unuttuğum ne varsa bulduğum hayalini özledim. Seni çok özledim, özlemlerim işgal edince yüreğimi, delice bir arzuyla gelip o şehri yakmak istedim, vazgeçtim daha sonra; eğer ateşe mahkûm olursa bu şehir bende yanarım, bilmekteyim yanmaların acısını ama senin bu acıyı bilmeni istemiyorum sevgili. Sen yanmaları bilme, sensizliğimde yanmalarımı bilmediğin gibi... Bilme! Hasret çekilmez oldukça; her gülüşüne özlemli türküler yakarım şehrimde… Yağmurlar yağdıkça yokluğun sızıları, üşüyen parmak uçlarımdan dökülen binlerce satıra güller açtırırım. Bir damla olup şehrine düşmek isterim ay yüzlüm, az ama delice yağmak şehrinin kaldırımlarına… Şah damarlarından süzülerek yüreğine akmak, seni sende yaşamak velhasıl tek derdim… Hadi tut ellerimden, çağır beni gamlı hazanına. Yırt yokluğunun karanlık perdelerini. Soyun çok sevdiğin siyahın matemini üzerinden, sana rengârenk gökkuşağını getirdim bak. Saçlarına güller döktüğüm Ceylan gözlü sevdam, sen bu tende yaşadıkça, unutulur adım, sanım, varlığım… Gel… Güllerimizi solduran gurbeti silelim bir ömür. Ne sen bana uzak ol, ne ben sana yasak. İster toprak olayım, ister dalında yaprak. Bırak kırsın bizi uzaklıklar, u-mutlu düşlerimizi ezsinler. Elbet bir gün tersine döner hayat. Yeter ki sar bedenimi sevginle, var ol benimle. Seninle varım ben, sadece seninle… Mecnun çöllerime düş, gözlerindeki sağanak yağmurlarınla hadi... Çölleşmiş yanlarımı can’a çevir, köklerime mutluluk sun... Sana gelen yollardan geri çevirme beni. Avuçlarıma biraz sevgi, damarlarıma biraz umut, canıma biraz canından can kat... Gölgelerindeki hayata sığınayım… Gece saçlarından süzülüp, gözlerinin hazanında konaklayayım… Gül kokulu terinde üşüyeyim… Nefesinde eriyeyim… Emanet sevinçlerimi salıp, bayram sabahı umutlarımı kaldır hadi. Gözlerine acı kaçmış çocuksu gözbebeklerimden öp. Sonra savur beni gözlerinin Çay karası cennetine. Deli dalgalarında ıslat beni, delirsin deniz... Ayakuçlarım tuz koksun dizlerim ise toprak… Sar beni göğüs kafesindeki sıcaklığına, en gözü kara halimi kundakla nefesinle... Kalın giydir volta attığın damarlarımı. Yüreğin olsun iç gömleğim... Üşüdüğümde yüreğimden boşalan terleri sık gül kokulu avuçlarınla sonra göğsümün kalp atışlarını hızlandır gamzeli gülüşlerinle. Parmak uçların hep uzakları göstersin sonbaharımda, ırak olsun varacağımız yer, Filistin kadar karmaşık. Bulutları olmasın kavuşacağımız yerlerin, ben saçlarından bir tutam alır güneşin altında, sana bulutlar örerim ellerimle soluk aydınlığa inat. Gideceğimiz diyarlarda rüzgâr olmasın be can; terlese de topraklar, terlese de yapraklar… İki dudağından hayata akan her bir nefesini avuçlarımda saklar, her bir nefesini terli topraklara rüzgâr bilirim. Yangınlar biriktiririm üşüdüğümde bedenimi sende tutuşturmak için. Küllerimden binlerce demet kırmızı gül istiflerim, gecelere serdiğin yıldızlara... Yağmurlara yanaşırım ki sesimden tanır beni damlalar. “Koşun” diye seslendim mi saçlarına bereket yüzlü sağanaklarım yağar… Gözlerindeki hayat aydınlatırken karanlıklarımı, yüreğimin tahtası bir sevda çivisiyle tutturulur. Güneş kıskanır bakışlarını, gönlüm ateşlere düşerken tüm ufukları sararsın. Sevda ambarlarında nice sarı başaklar biriktiririm yüzünün yoksulluğunda dirhem dirhem özlemi, hasreti yine senle gidermek için binlerce ' seni ' saklarım yüreğimin ambarlarında... Ateşten sıyırıp ellerimi murat ederim gönül dualarımda... Avuçlarım gökyüzüne dönse de gözlerim sana bakar... Bakışlarında saklarım kendimi... Sınırsız... Dikensiz... Geçiş üstünlüğü hep bizde olan yolculuğun içinde sana yanarım... Yakanı sen olan denizlerde tutuşurum... Sonra nefesinde durulurum... Uykuyu kendimi avutmak için beklerken şimdi saatlerin tıkırtılarını saymaktayım yar... Yanındaki tabutta gömülecek kadar seviyorum seni… Kemiklerimiz ayrı yatsa da Çay karası gözlerinin cennetinde. Aynı gökyüzünün beyazında özgürüz lakin kurtar beni YASEMİN bakışlı ölümlerden, çek umutsuzluk kuyularından hadi… Bu gece beni sadece ak yüzünün kızarmış tatlı nehirlerine al. Sıcacık yüreğinde avut uykusuzluğumu. Sonra da dudaklarımın susuzluğunu kurut dudaklarında, sustur ahımı... Sen konuş, gözlerindeki susmalarınla konuş... Ben ise dinleyeyim; yeter ki sesin çarpsın kulaklarıma… Sabrımı giyineyim... Kelimelerinden anlam çıkarayım mutluluklara dair. Gözlerinin okyanuslarında kaybolurum sanma sakın... Rotam göz bebeklerin, menzilim sen iken Yüzünün Cennet coğrafyasından başka Hangi sevda başkentine gidebilirim ki… Sen gelince aklıma içlenir kahrederim, vurulurum, kanarım. Hatırlarımsın, en çok gülüşümü severdin, nasılda dudaklarımı yukarı kaldırırdın. Senden sonra hiç gülmedim. O şarkıyı hiç dinlemedim, dinleyemedim. Yazdıklarını sakladım. Resimlerini yakmadım. Bu gece yokluğunun dökümünü yapıyorum. Aylar önce sensizliğe yazdığım şiiri okudum, bir de dün gece yazdığımı… Hiç fark yok… Neden azalmıyorsun bende? Neden gidişin dün gibi? Neden sana yazdığım her yazı, hep aynı yerde tıkanıyor? Ben bugüne kadar kimseyi yokluğunda bu kadar önemsemedim… Kimseyi yokluğunda bu kadar özlemedim… Ve şuna emin ol; hiç kimse, yok’ken bu kadar sevilmedi… Benim karşıma “aşk” diye bu sonucu çıkaran, yarım kalmışlıktan başka bir şey değil, bunun farkındayım… Yokluğun hiç de adil değil… Beni yok ediyor, seni var ediyor sevdiğim… Evet, seviyorum seni varlığına rağmen! Üç mevsim değişti bu şehirde ama ben varlığınla-yokluğunun tezadını çözemedim… Seni yaşamak istemiyorum! … Öyle bir sen yarattım ki sen yokken, yaşanıldığı an yitirir anlamını… Sen yokken yarattığım sen, yasakladı sana dokunmamı… Sana düşman bir sen var içimde… Seni senle savaştırıyorum, olan bana oluyor… “Beni sev” diyemeyecek kadar beklentisiz, fakat sensizliğe tahammül edemeyecek kadar da onurluyum. Bunca yıl, bunca mevsim beklediklerim bunlarımıydı? Depremlerde kalmış kâğıttan evler gibi yıkılmak mıydı tüm beklentilerimin, yangınlarımın ödülü? Oysa ne hayaller kurmuştum! Hazanlarda dökülse de yapraklarım, başım dik sevdim seni. Demli çayım olmuştu hayallerin, her yudumda gözlerimi kapattım tebessüm ettiğim. Bir ömür yaşadım sensiz ki her saniyesi bir ömre bedeldi. Ve bir ömür sonra senli birkaç gün. Ki bin ömür olsa ne fayda sonu sensizlik olduktan sonra. Bu yıkım çok ağır geldi bana. Küçüldüm, bir karınca kadar küçüldüm sonunda. Ki karıncanın bile yaşama arzusu, ümidi vardır. Ya benim neyim kaldı. Benim tüm varlığım, arzum, ümidim sendin. Ve gittin… Yine Nisan ve yine bekliyorum! Geleceksin bir tanem biliyorum. İnan o gelmeyecek diyenlere gülüp geçiyorum! Nerdesin? Çabuk dönerimsin seni almamı isterimsin? Burada hava yağmurlu insanlar telaş içinde sanki herkes bir şeyi ya da birilerini bekliyor! Ama ben mutluyum çünkü benim beklediğim ama beni bekletmeyecek olan bir sevdiğim var o sensin! Sevmek ne kadar güzel değil mi? her şey farklı sevince, hersey yerli yerinde evet sevmek güzel sevilen sen olunca! Beklemek bile güzel beklenen sen olunca! Geleceksin biliyorum! öldügüm gün gelecek olsan ölene kadar beklerim ama BİRTANEM COK BEKLETME Boncuğum dediğin Gözlerime bakmayı, gözlerimsiz yaşamaya tercih edişinin bilmem kaçıncı günü bugün! Ve bilmem kaçıncı özlem gemisidir bu geçen? İçinde sana el sallayan bir benim olmadığım. Yaz gecelerinde üşüyen bedenleri Güz akşamında yağan yağmurları, ucuz bahaneler biriktirmeyi Bir de küçük adımları oldum olası hiç sevmediğimi öğrendim Hiç görmediğin ve belkıde hiç göremeyeceğin yüzümle dolanıyorum ortalıkta bugünlerde ve hiç hissetmeyeceğin öbür yanımla… Söylesene neyin mücadelesiydi kavuşmak için verdiğimiz savaş; Ayrılığın mı? Yoksa acı çekmek duygusunu tatmanın mı? Yokluğunda saçmaladığım binlerce dizelerim var şimdi… Ya kurduğum hayallere ne demeli… BİLMİYORUM… Bildiğim tek şey yanımda olmayışın ve kapımı tıka basa kapatmamda üşüyor oluşum, kalabalık yanımınsa günden güne yok oluşu… Şimdi Ruhumun bir köşesinde sana bahşedilmiş bir yerde sadece bıraktığın düşlerle ayakta kalabiliyorum. Benim için direnemediğim hayata karşı destekti gülüşlerin çaresizim ölüyorum gitgide sensiz… Sensiz benlik yokluğu daha da hissettiriyor yüreğime tekliyor sensiz atmak istemiyor. Yalnız hissettiğinde kalbine dokun “biz” ordayız demiştik göremesen bile hissedebilirsin hissedebiliriz demiştik ve bir söz vermiştik yüreğimize. Yapmazsın değil mi kıyamazsın gözyaşlarıma? Sensizim yokluğunla avunur oldum hayaletin gezinmekte hayallerinle süslü evimin dört bir yanında. Çaresi yok! Sensizliğin çaresi yok sevgili! Çareler çaresiz sen gittin gideli… Canımı acıtanda sen acımı dindirecek olanda. Ruhumun derinliklerinde saklı benliğin! Biliyorum görüyorum ordasın suskun bana gülüşlerin demiştim ya destekti bana o gülüşler desteksizim halsizim kalbim yorgun. Atmamakta sensiz kalamamakta ellerim Çaresi yok! Sensizliğin çaresi yok sevgili. Nefesinle hayat bulduğum odada sensizliğe dokunur oldum. Peki ya şimdi? Nerdesin. Biliyorum bende saklı suskun bir bekleyiş halindesin… Peki ya kalbim? Omu? Her atışında daha çok sevmekte seni. Biraz kırgın biraz üzgün ama ümitli… Yapamazsın kıyamazsın gözlerime hayallerimiz var unuttun mu? Seninleyim hep seninle Biliyorum Çarelerin geç kalmakta direndiği bir zamanda umut dolu ruhumun dayanması gerek bu acıya. Kaybettiği limanının izlerini arıyor gözyaşlarım.. Ne olur kalbine bir bak beni göreceksin zamanla.. Bir gün daha sensiz geçer mi bu aşk hep darmadağın ve yapayalnız.. Beklemekle sızılarım dinmek bilmiyor Sensizliğin yok ilacı gün be gün acılarım bitmiyor. Savurup yıkıyor zamanı buğulu kederim. Sen ki, kaç yangından çıkmış yaralı bir yürek, ne acılar görmüş gözlerin kaç kere ağlamış sebepsiz kuytularda bir bana ağlamak mı zor geldi sana. İsyanlar ki; yüreğinin kişiliği asi senin bir benim için mi karşı çıkamadın hayata. Korkmazdın hiç bir şeyden korkaklığı kendine yakıştırmazdın da bir beni sevmekten mi korktu yüreğin. Neydi beni sende sevilmez yapan. Seni koşulsuz sevişim mi, utanmadan saklamadan gözlerine baka baka seni seviyorum diyebilmem mi? Vazgeçemediğim için mi senden bu olmayışlar hiçe sayışlar.“Nasıl olsa” mı benli cümlelerinin başı hep. Sensiz olamadığımı bilmen mi benden kaçışın hep yanında olduğumu bilmen mi? Neden bu gidişin benden ben hep beklediğim için mi? Bir anlamı var mı beni sevmeyişinin. Ellere gitmek isteyişin neden? Neden benden kaçışın bir ben mi ağır geldim sana. Bir benim sevgimi taşımak mı zor geldi sana. Her şey zorda kolay mı beni öldürmek göz göre göre sevdiğim. Hiç mi acımayacak yüreğin hiç mi ağlamayacak güzel gözlerin. Kolay mı yıkmak yüreğimdeki mabedini. Senin için atan bu kalbi ellerinle parçalamak kolay mı? Söyle benim olmayanım? Beni sevmek zorda elleri sevmek kolay mı? Ben seni sevmekten hiç vazgeçmedim ki Karasevdam, ben senli umutlarımı bir an olsun küllendirmedim ki. Bilesin ki Gülüm seni benim kadar hiç kimse sevemez, hiç kimse benim sana yandıgım gibi yanamaz. Yıllar su gibi akıp geçse de, sensizlik, Azaril olsa da seni hep seveceğim. Unutma Karasevdam, saçlarına yüzlerce ak düşse, belin bükülse, seni beklediğimi unutma. Bu yürek senin hep senin kalacak.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/8973070831983149922-4752864889233104386?l=lifediffucult.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://lifediffucult.blogspot.com/feeds/4752864889233104386/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=8973070831983149922&amp;postID=4752864889233104386&amp;isPopup=true' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/8973070831983149922/posts/default/4752864889233104386'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/8973070831983149922/posts/default/4752864889233104386'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://lifediffucult.blogspot.com/2010/05/yaklask-bir-saattir-duvarlara-bakan.html' title=''/><author><name>SüReYyA TOPKARA</name><uri>http://www.blogger.com/profile/15908601979858431840</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='24' src='http://1.bp.blogspot.com/_DXed-Kh0LSI/S_w22PTG0XI/AAAAAAAAAsw/dOL9UGZnaMk/S220/20100517_091755.JPG'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-8973070831983149922.post-3486322502547359110</id><published>2008-07-31T21:48:00.002+03:00</published><updated>2010-06-15T21:14:39.614+03:00</updated><title type='text'></title><content type='html'>SEN OLMAYINCA&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Hasretine dayanamaz oldum artık&lt;br /&gt;Dudaklarını,gözlerini,saçlarını,özledim&lt;br /&gt;Seni özledim be bitanem&lt;br /&gt;Bir şeyler kemiriyor içimi bir şeyler&lt;br /&gt;Bilmezdim özleminin bu kadar acı olduğunu&lt;br /&gt;Bilmezdim yokluğunun bu kadar yakıcı olduğunu&lt;br /&gt;Yok be sevdalım&lt;br /&gt;Yaşanmaz bu dünyada SEN OLMAYINCA&lt;br /&gt;Ellerini arıyorum şu anda&lt;br /&gt;O sıcacık ellerini&lt;br /&gt;Biliyorum artık yoksun yanımda&lt;br /&gt;Düşünemiyorum sensiz bir yaşamı&lt;br /&gt;Yıldızsız geceye benziyor&lt;br /&gt;Ya da yapraksız bir ağaca&lt;br /&gt;Bu gece bulutlar bile ağlıyor&lt;br /&gt;Ayrılığımıza&lt;br /&gt;Göz yaşlarım yağmur olup,&lt;br /&gt;Akıyor sonsuzluğa&lt;br /&gt;Belki sana ulaşır diye&lt;br /&gt;Düşünüyorumda&lt;br /&gt;Şimdi geriye getirebilirmiyim o sevgiyi?&lt;br /&gt;Yaşanan güzel günleri, mutluluğu, o sevinci,&lt;br /&gt;Seni yeniden hayata döndürebilirmiyimki?&lt;br /&gt;İstesemde yapamam be bitanem&lt;br /&gt;Ben ölüyü diriltemem ki!&lt;br /&gt;&lt;/strong&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/8973070831983149922-3486322502547359110?l=lifediffucult.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://lifediffucult.blogspot.com/feeds/3486322502547359110/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=8973070831983149922&amp;postID=3486322502547359110&amp;isPopup=true' title='1 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/8973070831983149922/posts/default/3486322502547359110'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/8973070831983149922/posts/default/3486322502547359110'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://lifediffucult.blogspot.com/2008/07/sen-olmayinca-hasretine-dayanamaz-oldum.html' title=''/><author><name>SüReYyA TOPKARA</name><uri>http://www.blogger.com/profile/15908601979858431840</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='24' src='http://1.bp.blogspot.com/_DXed-Kh0LSI/S_w22PTG0XI/AAAAAAAAAsw/dOL9UGZnaMk/S220/20100517_091755.JPG'/></author><thr:total>1</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-8973070831983149922.post-5649383954121996864</id><published>2008-06-17T20:25:00.002+03:00</published><updated>2010-06-15T21:14:18.420+03:00</updated><title type='text'></title><content type='html'>Alacakaranlığın tam orta yerindeyim bu gece. Hep hayalinle olduğum saatlerde, oluruna bıraktığım şu son günleri geçiriyorum gözümden.&lt;br /&gt;Geçmişi değerlendirdiğim zaman değişen beni görüyorum. Yaşlanıyor muydum? Yoksa olgunlarşıyor muydum?&lt;br /&gt;Bunun ayırımıydı kafamı kurcalayan. Her geçen gün biraz daha yavaşlatıyordu beni hayat. Daha çok düşündürüyordu vermem gereken kararlar &lt;br /&gt;ve daha tereddütle bakıyordum karşıma çıkan olaylara. Zamanın her dakikasını kendi ellerimle işleye işleye yaşadığım zamanlar şimdi geçmesi ve dolması beklenen saatlere dönmüştü. Neden böyle olmuştum? Sebebim neydi? Ben neredeydim? Bir çok soru... BAzen net bazen karma karışık cevaplar... Netice ne mi?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;İnsanı benliğinden alan&lt;br /&gt;Bambaşka biri yapan&lt;br /&gt;Deli divane eden&lt;br /&gt;Hayatını adamaya ikna eden&lt;br /&gt;........................................&lt;br /&gt;Kelimeleri kifayetsiz bırakan&lt;br /&gt;Şey ne ise oydu...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Aşk'tı o.. Senin anlamadığın ve anlayamayacağın... &lt;br /&gt;Ben kendimi gördüm sende.. Seni o sandım sana kendimi verdim ....&lt;br /&gt;Karşılığını, beklemediğim gibi olmasa da çok güzel aldım...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ortak arkadaşımız hep derdi ya: Bitti diye üzülme, Yaşandı diye sevin...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Yaşanmamışlarımı yaşattığın, umduğumdan kısa kalmış olsanda hayatımda yer aldığın, bana aşkı yaşattığın,&lt;br /&gt;sebepsizce olması burksada içimi bana acıyı yaşattığın, beni büyüttüğün için teşekkürler...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bitti diye üzülme yaşandı diye sevin...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Hep sevineceğim yar,,,&lt;br /&gt;Düşündükçe bile...&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/8973070831983149922-5649383954121996864?l=lifediffucult.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://lifediffucult.blogspot.com/feeds/5649383954121996864/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=8973070831983149922&amp;postID=5649383954121996864&amp;isPopup=true' title='1 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/8973070831983149922/posts/default/5649383954121996864'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/8973070831983149922/posts/default/5649383954121996864'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://lifediffucult.blogspot.com/2008/06/alacakaranln-tam-orta-yerindeyim-bu.html' title=''/><author><name>SüReYyA TOPKARA</name><uri>http://www.blogger.com/profile/15908601979858431840</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='24' src='http://1.bp.blogspot.com/_DXed-Kh0LSI/S_w22PTG0XI/AAAAAAAAAsw/dOL9UGZnaMk/S220/20100517_091755.JPG'/></author><thr:total>1</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-8973070831983149922.post-4181866448464626754</id><published>2007-10-26T21:00:00.000+03:00</published><updated>2007-10-26T21:02:06.002+03:00</updated><title type='text'>ACIBADEM HASTANESİ BAŞHEKİMLİĞİNE,</title><content type='html'>Eşim Güray Kurt 13.07.2007 günü TEM yolunda geçirdiği trafik kazası neticesinde Adapazarı yakınlarındaki TOYOTA Hastanesine kaldırılmış ve ilk müdahale olarak başındaki yarıklar dikilmiş, beyin tomografisi çekilmiş, gece saat 24.00 e kadar gözetim altında tutularak ambulansla başka bir hastaneye nakledilmesine izin verilmiştir. Başındaki yarıklardan başka sırtında boynunda ve belinde aşırı derecede ağrılar olan eşimi istanbul’da yaşıyor olmamız ve evimize yakınlığı nedeniyle gece yarısı 01.30 civarında KOZYATAĞI ACIBADEM Hastanesine getirdik.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Acil servise alınan eşimin genel durumuna bakıldı ve hemen yeni bir tomografi çekilmesine karar verildi, ben elimde toyoto hastanesinden getirdiğim tomografiler olduğunu söylediğim halde,  kendi cihazlarımızla çekmemiz ve görmemiz lazım denilerek getirdiklerime bakmaya bile lüzum görülmeden reddedildi.....&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Tomografi sonucu beyinde bir hasar olmadığı, vucutta da darbeler, ezikler bulunduğu ağrıların da bunlardan kaynaklandığı birkaç saat gözlem altında tutulduktan sonra eve gönderilebileceği söylenerek gece 01.30 dan sabah saat 10.00 civarına kadar, acil serviste neden bekletildiğimiz ve bundan sonraki aşamada ne olacağı bize açıklanmadan bekletildik. Bu arada acil servis doktorları  3 kez değişti, her gelen yeni doktora durumumuzu yeniden anlattık. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Sonunda sabah 10.00 civarında doktor Mehran Sohrabifar geldi, tomografileri gördü ve acil hemşirelerine sinirli bir şekilde bu kadar ciddi ve acil bir hasta olduğu halde niçin kendisine haber verilmediğini sordu ve “en önce benim görmem gereken hasta en son bana gösteriliyor” şeklinde tepkisini belirterek, diğer doktorlarla bir takım telefon görüşmeleri yaptı ve o dakikadan itibaren  kaç tanesinin gelip gittiğini hatırlayamadığım çeşitli branşlarda doktorlar gelip giderek, MR çekilmesine karar verdiler. MR’a son derece ilkel bir yöntemle çarşaflarla bir sedyeden diğer sedyeye bohça atar gibi aktarılarak götürülen eşim yarım saat sonra geri geldiğinde kaza geçirdiği andan beri var olan ağrıları daha da artmış vaziyetteydi...yine çarşaflarla yataktan diğer yatağa aynı yöntemlerle taşındı.  Bir müddet sonra gelen genel cerrah ve orotopedi uzmanları önce sırtında bir iki kırık olduğunu, daha sonra gelen başka bir doktor, boynunda da bir iki kırık olduğunu söyledi. Her yeni gelen doktorla neresinde ne var endişesiyle bekler olduk. Sonunda sırt omurlarında birkaç basit kırık olduğu boynunda da iki küçük kırık olduğu bunların korse ile 6 hafta’da düzelebileceği şeklinde bir teşhis kondu. Hazırlanan  T şeklindeki bütün korsenin yatarken de kullanılması gerektiği söylendi ????.. Korse ile ilgili bir medikal şirket sorumlusu çağrıldı, ölçü aldı ve ancak 7 gün sonra korseyi getirmek üzere gitti. Hastaneden çıkmadan önce hekimlerden bir tanesi, 3-4 gün sonra hastanızı getirin göğüs cerrahi uzmanı da bir görsün dedi, bu gün niye görmüyor diye sorduğumda, doktorumuz şimdi yok, siz randevu alın dedi, kımıldamaması gereken bir hastayı hastaneye nasıl getireceğim dediğimde ise, evet biraz zor olacak gibi bir cevapla karşılaştım ve hastamızı kaşık sedyesi olan bir ambulans çağırarak eve getirdik.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Acıbadem hastanesinden, elimizde bir reçete, bir pansumancı telefonu, bir korseci telefonu ve hastanenizin güvenlik memurunun el yazısıyla kargacık burgacık yazmış olduğu bir raporla ayrıldık.  &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Evde bekleme sürecinde hastamla ilgili danışmamız gereken konularda hastaneden kimi arayıp kiminle konuşacağımı bilemedim, zira elimde reçeteyi yazan doktor isminden başka bir isim bile yoktu, acilde tutulduğumuz sürede  bir yığın doktor geldi, gitti, ama hiç biri böyle bir hastanın bundan sonraki tedavisini üstlenmedi. Bu konuda hiç kimse de bizi bilgilendirmedi .Ayaküstü gelip isimlerini söyleyip giden hekimlerinizin zaten ancak birer kere görebildik. Hastanedeyken  korsemizle  ilgilenen ve reçeteyi yazan ortopedist  Afşar beyin  tavsiye ettiği  pansumancının  telefonunun arayarak  Afşar beyin cep telefonuna ulaştım, ve sorularımı gerekli cevapları aldım&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Evde birkaç gün sonra eşimin belinde ağrıların artması nedeniyle korseyi tavsiye eden doktoru Afşar beyi bulmaya çalıştım, cep telefonundan ulaşamadım hastaneden ulaşmaya çalıştığımda ise izinli olduğu söylediler.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Daha önceki yıllarda geçirdiği kaza nedeniyle  eşimin belinde kırık olduğunu ve korse ile tedavi edildiğini şimdi yeni bir korsenin hazırlandığını, ancak belinde bu kaza ile ilgili yeni  bir problem varsa bu korsenin uygun olup olmayacağını öğrenmeye çalışıyordum ancak başarılı olamadım, zira benimle muhattap olacak kimse yoktu. Dakikalarca süren mücadele ile değişik servislere bağlanarak derdimi önce asistanlara anlatmaya çalıştım. Sonunda telefonuma bağlanan ortopedistlerinizden birinden yalvararak eşimin tetkiklerini incelemesini ve beli ile ilgili bir tetkik yapılıp yapılmadığının bana söylenmesini istedim. Belle ilgili böyle bir tetkik yapılmamıştı, sadece boyun ve sırt bölgesinde MR çekilmiş ve oralarda kırıklar tespit edilmişti. Telefonda görüştüğüm doktora, kullanılmak üzere yapılan korse belinde sorun olan biri için kullanılacak türden mi diye sorduğumda ise;  uygun olmaz  bel eğiminin farklı olması gerekir cevabını aldım.  Bu korseyi takmak için hasteneye mi geleceğiz dediğimde, hayır gerek yok, korseciler onu getirip hastaya takarlar cevabını aldım, bunun  doktor kontrolunda takılması  gerekmiyor mu diye soruduğumda hep böyle yapılıyor korseciler takıyor  gibi bir cevap aldım ve endişelerim iyice arttı. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Eşimin bel ağrıları daha da artınca hastanenizden ancak birkaç kez gidip gelerek alabildiğimiz  MR çekimlerinin CD’lerini aldık, birkaç  beyin cerrahı ve ortopediste incelettik, öncelikle bu çekimlerin kötü olduğu, net görünemediği söylendi, ayrıca hastanenize geldiği andan beri şuuru açık olup, bütün gece sırtı boynu ve beli ağrıdığını söyleyen  bir hastadan defalarca kan alınıp tetkikler yapılmış, sadece boyun ve sırt MR’ı çekilmiş ama niyeyse beliyle ilgili hiçbir inceleme yapılmamıştı.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Biz yeni bir ambulans çağırarak eşimi bütün omuragasının MR ını çektirmek üzere başka bir sağlık kuruluşuna götürdük, sırt omurlarındaki  kırıklar, göğüs kafesindeki ve boyun omurlarındaki kırıklar tek tek tespit edildi, omurdaki kırıklardan bir tanesinin içe göçük olması ve omuriliğe baskı yapıyor olması nedeniyle başka tetkikleri de yapıldıktan sonra  AMELİYATA ALINDI...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;AMA;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Sayenizde 1 haftayı elimiz kolumuz bağlı bir şekilde korse bekleyerek ve yatağa bağlanmış halde vakit kaybederek geçirmiş olduk... &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;SON DERECE RİSKLİ OLAN BİR OMURGA KIRIĞINI BASİTE İNDİRGEYİP, KAÇ TANE OLDUĞUNA BİLE DOĞRU DÜRÜST KARAR VEREMEYİP....&lt;br /&gt;BELKİ DE EŞİMİN BUNDAN SONRAKİ YAŞANTISINI SAKAT OLARAK GEÇİRMESİNE SEBEP OLACAKTINIZ.....&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bütün bu kepazeliğin bedeli ise yaklaşık  4000 YTL idi...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bütün bu olanları eğer okuma zahmetinde bulunduysanız. Hastenenizdeki acil servisin ne kadar yetersiz ve ilgisiz olduğu, gelen acil hastaların ne kadar sahiplenilmediği ve acil durumdaki bir hastanın ne kadar ilgisiz bir şekilde bütün gece buz gibi bir serviste yatırılarak bekletildiğini umarım anlatabilmişimdir. İnsanların en aciz ve çaresiz olduğu zamanlarda herşeyi kabullenir bir ruh halinde olduğunu çok iyi biliyorsunuz .Eğer tesadüfen Mehran bey gibi bir doktorunuz olmasaydı eşim sayenizde belki de  sakat kalacaktı.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;En son eşim adına kesilen faturanın bir kopyasının  tarafıma faksla gönderilmesini istedim, aldığım cevap, şu an burası çok yoğun, ben ilgili doktorumuzla konuşup size döneyim oldu, telefonum alındı ama 15 gündür kimse bana dönmedi.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bu kadar kötü bir gecenin benim yanıma acı hatıra olarak kalması mümkün değil, &lt;br /&gt;En azından çevremdeki insanları uyarmak adına şimdi bu yazıyı İsviçre’den Avustralya ya kadar yayılmış olan yüzlerce kişiden oluşan mail arkadaşlarıma göndereceğim, tabii onlar da kendi arkadaşlarına ve dahil oldukları yazışma gruplarına gönderecekler. Ayrıca bu konu sadece mail listelerine değil; &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Sağlık Bakanlığı, &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Türk Tabipler Birliği, &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Tüketiciyi Koruma Derneği &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Adreslerine de göndereceğim.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;İnsan hayatına ve sağlığına hiç önem verilmeyen kuruluşunuzu şiddetle kınıyor, başka hastaların başına da aynı çirkin olayların gelmemesi için sizleri ve yetkilileri uyarıyorum.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;        Aynur Demirtaş Kurt&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/8973070831983149922-4181866448464626754?l=lifediffucult.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://lifediffucult.blogspot.com/feeds/4181866448464626754/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=8973070831983149922&amp;postID=4181866448464626754&amp;isPopup=true' title='2 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/8973070831983149922/posts/default/4181866448464626754'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/8973070831983149922/posts/default/4181866448464626754'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://lifediffucult.blogspot.com/2007/10/acibadem-hastanesi-bahekimliine.html' title='ACIBADEM HASTANESİ BAŞHEKİMLİĞİNE,'/><author><name>SüReYyA TOPKARA</name><uri>http://www.blogger.com/profile/15908601979858431840</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='24' src='http://1.bp.blogspot.com/_DXed-Kh0LSI/S_w22PTG0XI/AAAAAAAAAsw/dOL9UGZnaMk/S220/20100517_091755.JPG'/></author><thr:total>2</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-8973070831983149922.post-5282751282188425437</id><published>2007-10-22T19:31:00.000+03:00</published><updated>2007-10-22T19:40:59.259+03:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='ACI'/><title type='text'>DAHA NE KADAR BEKLEYECEĞİZ.............................</title><content type='html'>Yüksekova’da askeri hareketlilik &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Sebahattin YILMAZ, Osman BEKLEYEN, Hamit ERKUT, Erkan ÇOBANOĞLU Yüksekova DHA &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;HAKKARİ’nin Yüksekova İlçesi Dağlıca bölgesinde terörist saldırısında 12 askerin şehit olmasının ardından bölgede askeri hareketlilik hız kazandı. Dün gece boyunca sürekli helikopter sesi duyulurken, sabah saatlerinde aralarında tankların da bulunduğu mühimmat yüklü yaklaşık 50 araçlık askeri konvoy geniş güvenlik önlemleri altında Irak sınırına kaydırıldı. Sınırda Türk savaş uçakları keşif uçuşu yaptı. Çatışma bölgesine gazeteciler giremezken, bölgeye geçişlerine sadece o bölgede yaşayan köylülere izin veriliyor.&lt;br /&gt;Türkiye dün Hakkari’nin Yüksekova İlçesi Dağlıca Bölgesi’nde PKK’lı teröristlerin saldırısında şehit düşen 12 Mehmetçiğin yasını tutarken, askere pusu kuran ve sayıları yaklaşık 250-300 civarında olduğu tahmin edilen PKK’lıların yuvaları ağır silahlar ve toplarla dövülüyor. Saldırının ardından Dağlıca bölgesinde yuvalanan PKK’lı teröristleri etkisiz hale getirmek için bölgeye çok sayıda askeri birlik kaydırılıyor. Dün gece sabaha kadar sürükle helikopterler bölgede uçarken, sabah 50 araçlık konvoy sınıra kaydırıldı. Aralarında tank, zırhlı araçlar ve mühimmat yüklü askeri araç konvoyu için geniş güvenlik önlemleri alındı.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;SAVAŞ UÇAKLARI UÇTU&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Öğle saatlerinde Çukurca üzerinden gelen iki Türk savaş uçağı Yüksekova yönüne doğru uçarak sınır kesimi üzerinde keşif yaptı.&lt;br /&gt;Bölgede operasyon genişleyerek sürerken, Dağlıca’nın ardından PKK’lı teröristlerin kaçış bölgesi olan yakındaki Oramar bölgesi de ablukaya alındı. Yoğun çatışmaların sürdüğü bölgeye Irak-İran ve Türkiye sınırında bulunan Şemdinli’den de birlikler takviye olarak Dağlıca ve Oramar'a kaydırıldı. Ayrıca teröristlerin kaçışını kesmek için Irak’ın Zaho ve Amediye’nin dağlık noktaları da topçu ateşine tutuluyor. PKK’lı teröristlerin ellerinde 8 askerin bulunup bulunmadığı konusunda da net bir bilgi alınamadı.&lt;br /&gt;Operasyonların yoğunluk kazandığı Dağlıca Bölgesi’ndeki köylere de giriş çıkışlar kontrollü yapılıyor. Sadece o bölgedeki köylerde ikamet eden köylülerin giriş çıkışı yapılırken, gazetecilerin görüntü ve fotoğraf çekmesine izin verilmiyor.&lt;br /&gt;Irak sınırında çatışmalar yoğunluk kazanırken Hakkari, Yüksekova, Çukurca ve Şemdinli ilçelerinde sessizlik hakim. Hayat normal devam ettiği bölgede çatışma ve sınır ötesi operasyon hakkında suskun davranılıyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;DÜĞÜN KONVOYUNDA YARALANANLAR&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Dağlıca'da yaşanan hain pusu ardından Yüksekova İlçesi’nde Yeşiltaş Köyüne düğüne giden konvoyun Tokağac Köyü yakınlarında yola döşenen mayına çarpması sonucu yaralanan 17 kişi, tedavi gördüğü Van ve Yüksekova Devlet Hastanesinde durumlarının iyi olduğu belirtildi.Şehitler memleketlerine uğurlandı &lt;br /&gt;          ŞEHİTLER MEMLEKETLERİNE UĞURLANDI&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;HAKKARİ’nin Yüksekova İlçesi’nin Irak sınırındaki Dağlıca Köyü yakınlarında askeri birliği pazar günü PKK’lı teröristlerin saldırısında şehit düşen 12 askerin cenazesi, bugün Hakkari’de yapılan törenin ardından toprağa verilmek üzere memleketlerine gönderildi.&lt;br /&gt;Yüksekova’nın, Irak sınırındaki Yeşiltaş ve Dağlıca köyleri arasında ulaşımı sağlayan karayolunda bulunan Avaşin Çayı'ndaki Şehri Köprüsü’nü gece havaya uçuran kalabalık bir terörist grubu, Dağlıca Piyade Taburu’nun güvenliğini sağlayan bölüğe üç ayrı yönden saldırdı. Çıkan çatışmada şehit olan Piyade Asteğmen Mehmet Bozkuş, Astsubay Çavuş Soner Özübek, Uzman Çavuş Mustafa Uysal, Çavuş Selçuk Gürdal, erler Lokman Eker, Yavuz Öztürk, Zekeriya Yatı, Abdurrahman Doğan, Vedat Kutluca, Samet Saraç, Tarık Emeket ve Mehmet Cücük için Hakkari Dağ ve Komando Tugay Komutanlığı’nda bugün tören yapıldı.&lt;br /&gt;Şehitlere cenaze törenine katılmak için 2'nci Ordu Komutanı Orgeneral Hasan Iğsız ve Van Jandarma Kolordu Komutanı Korgeneral Abdullah Atay da Hakkari’ye geldi. Orgeneral Iğsız ve Korgeneral Atay, Hakkari Valisi Ayhan Nasuhbeyoğlu’nu makamında ziyaret etti.&lt;br /&gt;Hakkari Valisi Ayhan Nasuhbeyoğlu Orgeneral Iğsız’ı tören mangasıyla karşılayıp uğurladı. Vali Nasuhbeyoğlu uğurlama sonrası gazetecilere yaptığı açıklamada acılarının çok büyük olduğunu söyledi. Nasuhbeyoğlu, şehit aileleri ile birlikte Türk Milleti’nin de bu acıyı ortak yaşadığını belirterek, “Bölge halkı da devletin birlik ve beraberlik duygularını paylaşıyor. Bölgeye gelecek yatırımların daha çok gelmesi için de el ele omuz omuza mücadele vereceğiz'' dedi.&lt;br /&gt;Vali Nasuhbeyoğlu'nun şehit askerler için Hakkari Dağ ve Komando Tugay Komutanlığı’nda tören yapılacağını söylemesi üzerine, basın mensupları tugay nizamiyesi önünde beklemeye başladı. Tören mangasının törene geliş gidişini görüntüleyen basın mensupları, tören alanına alınmadı. Cenaze töreni öncesi tugaya gelen tören mangasını görüntüledi. Bir süre sonra Hakkari Dağ ve Komando Tugay Komutanı Tuğgeneral Azmi Utfan Cinek, her hangi bir açıklama yapılmadan ayrıldı.&lt;br /&gt;Şehitler için Hakkari Dağ ve Komando Tugayı'ndaki törene 2'nci Ordu Komutanı Orgeneral Hasan Iğsız, Van Jandarma Kolordu Komutanı Korgeneral Abdullah Atay, Hakkari Valisi Ayhan Nasuhbeyoğlu, Hakkari Dağ ve Komando Tugay Komutanı Tuğgeneral Azmi Utfan Cinek, Yüksekova 3'üncü Taktik Piyade Tümen Komutanı Tümgeneral Yurdaer Olcan, Yüksekova 21'inci Sınır Jandarma Tugay Komutanı Tuğgeneral Süleyman Yüksel, Hakkari İl Jandarma Alay Komutanı Albay Zuhuri Atilla Ataalp ile AKP Hakkari milletvekilleri Rustem Zeydan ve Abdulmutalip Özbek katıldı. Törenin ardından şehitlerin cenazeleri memleketlerine gönderilmek üzere helikopterlerle Van’a götürüldü.&lt;br /&gt;Buradan uçak ve helikopterle şehit Asteğmen Mehmet Bozkuş'un cenazesi Uşak'a, Astsubay Çavuş Soner Özübek'in cenazesi Eskişehir'e, Uzman Çavuşlar Mustafa Uysal'ın cenazesi Antalya'ya, Selçuk Gürdal'ın cenazesi Afyonkarahisar'a, erlerden Yavuz Öztürk'ün cenazesi Afyonkarahisar'a, Tarık Emeket'in cenazesi Kars'a, Vedat Kutluca'nın cenazesi Kırıkkale'ya, Samet Saraç'ın cenazesi Bursa'ya, Lokman Eker'in cenazesi Yozgat'a, Mehmet Cücük’ün cenazesi Gaziantep'e, Zekeriya Yatı'nın cenazesi Ordu'ya ve Abdurahman Doğan'ın cenazesi Adıyaman'a gönderildi.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/8973070831983149922-5282751282188425437?l=lifediffucult.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://lifediffucult.blogspot.com/feeds/5282751282188425437/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=8973070831983149922&amp;postID=5282751282188425437&amp;isPopup=true' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/8973070831983149922/posts/default/5282751282188425437'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/8973070831983149922/posts/default/5282751282188425437'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://lifediffucult.blogspot.com/2007/10/daha-ne-kadar-bekleyeceiz.html' title='DAHA NE KADAR BEKLEYECEĞİZ.............................'/><author><name>SüReYyA TOPKARA</name><uri>http://www.blogger.com/profile/15908601979858431840</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='24' src='http://1.bp.blogspot.com/_DXed-Kh0LSI/S_w22PTG0XI/AAAAAAAAAsw/dOL9UGZnaMk/S220/20100517_091755.JPG'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-8973070831983149922.post-3435725333092981328</id><published>2007-10-21T10:05:00.000+03:00</published><updated>2007-10-21T10:07:29.535+03:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='şiir'/><title type='text'>SENİ SEVİYORUM</title><content type='html'>SENİ SEVİYORUM &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Seni ne kadar seviyorum biliyor musun? &lt;br /&gt;Söz verip de tutmadığın günler kadar, &lt;br /&gt;beni beklettiğin saniyeler kadar,&lt;br /&gt;bana sevgiyle bakmadığın an kadar,&lt;br /&gt;uykularımı kaçırdığın geceler kadar,&lt;br /&gt;sonunda anladım senin de beni ne kadar sevdiğini zalim... &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kahvaltı hazırladım sana da gönderiyorum, &lt;br /&gt;umut dolu omlet, &lt;br /&gt;haşlanmış sevgi, bir dilim tutku ,seni seviyorum reçeli&lt;br /&gt;ve bir de yalnızlık demledim kaç şekerli olsun? &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Sabahları seviyorum,&lt;br /&gt;insanları seviyorum,&lt;br /&gt;filmleri ,şarkıları , kitapları,sıcak ekmeği, kalabalık sofraları,çikolatayı, minicik bebekleri,&lt;br /&gt;rüzgarda yaprak olmayı,&lt;br /&gt;geceleri yıldız olmayı,&lt;br /&gt;yaz gecesinde yağmur olmayı sevdim...&lt;br /&gt;Ve en çokta seni sevdim,&lt;br /&gt;Hep yokluğunda...&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/8973070831983149922-3435725333092981328?l=lifediffucult.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://lifediffucult.blogspot.com/feeds/3435725333092981328/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=8973070831983149922&amp;postID=3435725333092981328&amp;isPopup=true' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/8973070831983149922/posts/default/3435725333092981328'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/8973070831983149922/posts/default/3435725333092981328'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://lifediffucult.blogspot.com/2007/10/seni-seviyorum.html' title='SENİ SEVİYORUM'/><author><name>SüReYyA TOPKARA</name><uri>http://www.blogger.com/profile/15908601979858431840</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='24' src='http://1.bp.blogspot.com/_DXed-Kh0LSI/S_w22PTG0XI/AAAAAAAAAsw/dOL9UGZnaMk/S220/20100517_091755.JPG'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-8973070831983149922.post-4975442261075192241</id><published>2007-10-16T21:12:00.000+03:00</published><updated>2007-10-16T22:57:06.833+03:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='kişisel'/><title type='text'>:(:(:( Pınar gitti:(:(:(</title><content type='html'>Pınar'ı hepiniz tanıyorsunuz arkadaşlar. O çok iyi ve marifetli bir blog yazarı.. Onu anlatmama gerek yok.Biliyor musunuz biz beraber çalışıyorduk.Aynı ortamı paylaşıyor, aynı havayı soluyorduk ama; (benim canım)(Pınar) ayrıldı :(&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;sürekli olmayacak belki ya da hergün ama biz hep birlikte olacağız.Bana çok ağır geldi bu bilmiyorum ne kadar dayanırım can havliyle bloğuma sarıldım ve sizinle paylaşmak istedim.&lt;br /&gt;Beni dinlediğiniz için tşk ederim.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/8973070831983149922-4975442261075192241?l=lifediffucult.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://lifediffucult.blogspot.com/feeds/4975442261075192241/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=8973070831983149922&amp;postID=4975442261075192241&amp;isPopup=true' title='2 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/8973070831983149922/posts/default/4975442261075192241'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/8973070831983149922/posts/default/4975442261075192241'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://lifediffucult.blogspot.com/2007/10/pnar-gitti.html' title=':(:(:( Pınar gitti:(:(:('/><author><name>SüReYyA TOPKARA</name><uri>http://www.blogger.com/profile/15908601979858431840</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='24' src='http://1.bp.blogspot.com/_DXed-Kh0LSI/S_w22PTG0XI/AAAAAAAAAsw/dOL9UGZnaMk/S220/20100517_091755.JPG'/></author><thr:total>2</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-8973070831983149922.post-9048465352307428489</id><published>2007-10-09T12:17:00.000+03:00</published><updated>2007-10-09T12:18:01.846+03:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='acı'/><title type='text'>sabır sabır sabır ve yine sabır</title><content type='html'>Adam yeni kamyonuna bakmak için evinden çıktığında üç yaşındaki oğlunun gayet mutlu bir biçimde elindeki çekiçle, kamyonunun kaportasını mahvettiğini görmüş. Hemen oğlunun yanına koşmuş ve çocuğun eline çekiçle vurmaya başlamış. Biraz sakinleşince oğlunu hemen hastaneye götürmüş. Doktor çocuğun kınlan kemiklerini kurtarmaya çalıştıysa da, elinden birşey gelmemiş ve çocuğun iki elinin parmaklannı kesmek zorunda kalmış. Çocuk ameliyattan çıkıp, gözlerini açtığında bandajlı ellerini farketmiş ve gayet masum bir ifadeyle, "Babacığım, kamyonuna zarar verdiğim için çok üzgünüm," demiş ve sonra babasına şu soruyu sormuş: "Parmaklanm ne zaman yeniden çıkacak?" Babası eve dönmüş ve intihar etmiş. Birisi masaya süt döktüğünde ya da bir bebeğin ağladığını işittiğinizde bu öyküyü anımsayın. Çok sevdiğiniz birine karşı sabrınızı yitirdiğinizi anladığınızda, önce biraz düşünün. Kamyonlar onarılabilir, ama kırılan kemikler ve incinen duygular hiçbir zaman onarılamaz; Genellikle kişiyle performansı arasındaki farkı göremeyiz. İnsan hata yapar. Hepimiz hata yaparız. Fakat öfkeyle ve düşünmeden yapılan şeyler, insanı sonsuza kadar rahatsız eder. Durun ve düşünün. Harekete geçmeden önce düşünün. Sabırlı olun. Anlayış gösterin ve sevin.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/8973070831983149922-9048465352307428489?l=lifediffucult.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://lifediffucult.blogspot.com/feeds/9048465352307428489/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=8973070831983149922&amp;postID=9048465352307428489&amp;isPopup=true' title='1 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/8973070831983149922/posts/default/9048465352307428489'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/8973070831983149922/posts/default/9048465352307428489'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://lifediffucult.blogspot.com/2007/10/sabr-sabr-sabr-ve-yine-sabr.html' title='sabır sabır sabır ve yine sabır'/><author><name>SüReYyA TOPKARA</name><uri>http://www.blogger.com/profile/15908601979858431840</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='24' src='http://1.bp.blogspot.com/_DXed-Kh0LSI/S_w22PTG0XI/AAAAAAAAAsw/dOL9UGZnaMk/S220/20100517_091755.JPG'/></author><thr:total>1</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-8973070831983149922.post-4031939913663486224</id><published>2007-10-05T09:46:00.000+03:00</published><updated>2007-10-05T09:49:35.808+03:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='komikler'/><title type='text'>TÜRK ERKEĞİ NE ÇEKER!!!!!!!!!!!</title><content type='html'>İşe Başlarken Besmele Çeker&lt;br /&gt; Delikanlıdır Tesbih Çeker&lt;br /&gt; Sportmendir Barfiks Çeker&lt;br /&gt; Tek Eliyle Şınav Çeker&lt;br /&gt; Kendi Dişini Kendi Çeker&lt;br /&gt; Taraftardır;Üçlü Çeker&lt;br /&gt; Kaçan Golde Yuh Çeker&lt;br /&gt; Akşamcıdır Kafayı Çeker&lt;br /&gt; Ağzında Sigara Halay Çeker&lt;br /&gt; Dikiz Aynasından Hareket&lt;br /&gt;Çeker&lt;br /&gt; Muazzam Kopya Çeker&lt;br /&gt; Kaynanadan Çok Çeker&lt;br /&gt; Genelde Babaya Çeker&lt;br /&gt; Evladına Nutuk Çeker&lt;br /&gt; İskenderin Üstüne Künefe Çeker&lt;br /&gt; Komedi Filminin Kralını Çeker&lt;br /&gt; Çuhayı Yırtmadan Pike Çeker&lt;br /&gt; Kafası Bozulunca Resti Çeker&lt;br /&gt; Yükte Ağır Parada Hafif Çeker&lt;br /&gt; Parayı Bulan Arabayı Çeker&lt;br /&gt; Mahallede Pati Çeker&lt;br /&gt; Gurbette Hasret Çeker&lt;br /&gt; Sevdiğini Sorguya Çeker&lt;br /&gt; Aldatılınca Tetiği Çeker&lt;br /&gt; Memlekete Turist Çeker&lt;br /&gt; Kaşı Gözü İlgi Çeker&lt;br /&gt; Her Ortamda Dikkat Çeker&lt;br /&gt; İtalyan Erkeklerine Beş Çeker&lt;br /&gt; İngilizlere Yirmibeş Çeker&lt;br /&gt; Balıketi Görünce İç Çeker&lt;br /&gt; Canı Neler Neler Çeker&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/8973070831983149922-4031939913663486224?l=lifediffucult.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://lifediffucult.blogspot.com/feeds/4031939913663486224/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=8973070831983149922&amp;postID=4031939913663486224&amp;isPopup=true' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/8973070831983149922/posts/default/4031939913663486224'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/8973070831983149922/posts/default/4031939913663486224'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://lifediffucult.blogspot.com/2007/10/trk-erkei-ne-eker.html' title='TÜRK ERKEĞİ NE ÇEKER!!!!!!!!!!!'/><author><name>SüReYyA TOPKARA</name><uri>http://www.blogger.com/profile/15908601979858431840</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='24' src='http://1.bp.blogspot.com/_DXed-Kh0LSI/S_w22PTG0XI/AAAAAAAAAsw/dOL9UGZnaMk/S220/20100517_091755.JPG'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-8973070831983149922.post-6935559957933573405</id><published>2007-10-04T20:45:00.000+03:00</published><updated>2007-10-04T20:55:21.271+03:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='hoş bi yazı'/><title type='text'>BEKLEMEYİN ************</title><content type='html'>Nazik olmak için bir gülümseme beklemeyin...&lt;br /&gt; · Sevmek için sevilmeyi beklemeyin...&lt;br /&gt; · Bir arkadaşın değerini anlamak için, yalnız kalmayı beklemeyin...&lt;br /&gt;· Çalışmaya başlamak için en iyi işi beklemeyin...&lt;br /&gt; · Biraz paylaşmak için çok olmasını beklemeyin...&lt;br /&gt; · Öğütleri hatırlamak için, düşmeyi beklemeyin...&lt;br /&gt; · Dua ’ya inanmak için acıları beklemeyin...&lt;br /&gt;· Yardım edebilmek için zamanınız olmasını beklemeyin...&lt;br /&gt; · Özür dilemek için diğerinin acı çekmesini beklemeyin...&lt;br /&gt; · … ne de barışmak için ayrılığı Beklemeyin...&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/8973070831983149922-6935559957933573405?l=lifediffucult.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://lifediffucult.blogspot.com/feeds/6935559957933573405/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=8973070831983149922&amp;postID=6935559957933573405&amp;isPopup=true' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/8973070831983149922/posts/default/6935559957933573405'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/8973070831983149922/posts/default/6935559957933573405'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://lifediffucult.blogspot.com/2007/10/beklemeyin.html' title='BEKLEMEYİN ************'/><author><name>SüReYyA TOPKARA</name><uri>http://www.blogger.com/profile/15908601979858431840</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='24' src='http://1.bp.blogspot.com/_DXed-Kh0LSI/S_w22PTG0XI/AAAAAAAAAsw/dOL9UGZnaMk/S220/20100517_091755.JPG'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-8973070831983149922.post-8660351177962337663</id><published>2007-10-03T21:55:00.000+03:00</published><updated>2007-10-03T21:58:15.217+03:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='bilgilendirme'/><title type='text'>SPOR SAĞLIĞA ZARARLIDIR</title><content type='html'>1- Etrafınıza baktığınızda her şeyin bir ömrü yani kullanma süresi olduğunu görürüsünüz.araba,kapı,tv,boya,yiyeceklerin üzerinde yazan tarihler hatta dünyanın ve güneşinde belli bir süre sonra yok olacağını bilim söylemiyormu.Peki her şeyin bir kullanma süresi varken insanın niye olmasın?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;2-insanın genetik yapısı 150 sene yaşamak üzere ayarlanmıstır tıpkı kaplumbağ gibi,biz ise onu spor,beslenme ve steres ile 70-80 seneye indirmişiz.Peki bunu nasıl beceriyoruz.yukarda bahsettiğim üç etken,bazı organlarımızı fazla kullanarak onları eskittiği için.Hiç bir organımız kendisini yenilemiyor ve bundan dolayıda bazı hastalıkları kökhücre ile tedavi etmek için çalışılıyor.organlarımız ve onları besleyen damarlar kendi kendine yenilenmediğine göre, kullanmamıza bağlı olarak zamanla eskiyecek(yaşlanacak)ve kullanım süresini dolduracak.&lt;br /&gt;Bir arabayı düşünelim motorun ömrü 300 bin km olsun,siz bu km'yi10 senedede yapabilirisiz 20 hatta 30 senedede.İşte spor ve stresle kalb, damar ve akçiğerlerinizi.Karaciger,pankreas,mide ve barsaklarınızı hem beslenerek hemde spor yaparken ortaya çıkan toksik maddelerlede beyninizi tahrip ediyor ve yıpratıyorsunuz.Yoksa alzaymır ve beyinle ilgili diğer yaşlılık hastalıkları neden ortaya çıksın. &lt;br /&gt;3-Kadınların uzun yaşadığını ve hatta birçok yerde dullar apartmanı var diye espiri yapıldığını duyarsınız.bu genelde kadınlardaki östrogen hormonunun varlığına bağlanılır.Peki hiç düsündünüzmü,anneniz,ablanız ve etraftaki bayanların hangisinin eşofmanları giyip koştuğunu,saatlerce yürüdüğünü,bisiklete bindiğini veya yüzdüğünü.Bu dediklerimi nadiren görmüş veya hiç görmemişsinizdir.Kadınların erkeklerden neden çok yaşadığının sebebi ortada.1-spor yapmazlar kaplumbağ gibi ev işlerini yemeği yavaş yavaş akşama kadar strese düşmeden para kazanma derdi olmadan yaparlar2-Kahveye gel çaya gel ile komşuları ile yapılan konuşmalarla stress atarlar 3-öğleden sonra hafif kestiriler eee, onlar uzun yaşamasında biz erkeklermi uzun yaşayalım.Organlarını yıpratacak eskitecek tek şey yapmazlar(yemek hariç).4-Koşan hayvanların hepsinin ölüm yaşında,erkek ve dişi arasında, insanlarda olduğu kadar açık bir fark yok.Neden onlardadişilerde erkekler kadar,hatta daha fazla koşarlar.Halbuki onlarında dişilerinde erkeğe göre çok fazla östörojen vardır.İnsan dişisini koruyan östörojen,hayvan dişisini niçin korumasın.Demekki ortada başka bir faktör veya faktörler var ama biz farkında değiliz.&lt;br /&gt;4- Eskimolar neden fazla yaşarlar,herkes balık yediklerinden diyecektir.Evet balıkta bir etken fakat eskimolar spor yapmazlar yani,buzda koşamazlar,tenis,futbol ve diğer sporları yapamazlar çünkü düşerlerse bir yerlerini kırarlar.Onlar sadece yürürler birde kendilerini soğukta muhafaza ederler.Bir kilo kıyma alın yarısını tezgahın üstüne diğer yarısını buz dolabına koyun hangisi daha fazla dayanır.Tabiki buzdolabındaki.Pekii,dağdaki insanlar niye fazla yaşarlar onlarda mı balık yerler,hayır onlar et ve ot yerler birde hava&lt;br /&gt;orda soğuktur vede spor yapacakları yer yoktur koşamazlar top oynayamazlar.Kaplumbağ'ın hiç koştuğunu gördünüzmü,hep yürür fakat 150 sene yaşar ya filler niye fazla yaşar herhalde nadiren koştukları için Köpek,aslan uzatmıyalım,koşan &lt;br /&gt;tüm hayvanlar kısa yaşarlar.&lt;br /&gt;9.2006 vatan gazetesi 6 sayfa&lt;br /&gt;Uzun yasamanın sırrı sadece genlerde degil.Bilim adamları 20 yıl önce,ortalama ömrün çevre,beslenme,ve egzersiz gibi faktörlere bağlı &lt;br /&gt;olduğunu söylemişler ve büyük destek bulmuşlardı.Ancak sonra yaşam süresini belirleyen faktörün 'genler'olduğu inancı ağırlık kazandı Son arastırmalarda genlerin tek başına bir insanın nekadar yaşayacağı konusunda tahmin yürütmeye yetmeyeceğini gösterdi.Aynı genetik özelliklere sahip,aynıcevrede yaşaşmış,aynı yemekleri yemiş tek yumurta &lt;br /&gt;ikizlerinde birinin çok dinç olabileceği,diğerinin ise hastalıklardan şikayet edebileceğini gösteriyor.bu durum ikizlerin 10 yıl ara ile &lt;br /&gt;ölebilmesine neden oluyor.uzmanlar yaşam süresini etkileyen faktörlerin genetik yapı olduğu kadar hastalıklar,beslenme&lt;br /&gt;tarzı,yaralanmalar,kazalar hatta bazı durumda ''şans''tan oluştuğunu belirtiyor. Evet bana göre,bunların yanında spor ve karbonidrat'lı gıdalar yiyerek insülin salgılatmak ve insülin direncine sebep olmak.Şimdide sporun tek faydalı olduğu noktayı konuşalım.evet sporsizin akciğer kapasitenizin devamını sağlar.normalde insanların akciğer kapasitesi 3-6 litre arasındadır siz çocukken bunun hepsini kullanırsınız ve oyüzdendirki cocuklar koşar oynar sizin yapamayacağınız aktiviteyi sergilediği halde yorulmazlar çünkü akçiğerlere girip cıkan oksijen, yapılan eforu karşılar.Bu akciğer kapasitesi giderek hareket azaldığı için düşer ve sizde biraz fazla efor yaptığınızda soluk soluğa kalırsınız.İşte spor bu kapasitenin azalmasını önlediği için sporla kendinizi daha dinç ve zinde hissedersiniz.Fakat organlarınızı eskittiğinizi ve onların ömrünü kısaltığınızı düşünmessiniz.Pekii spor yapmadan akciğerlerimizi nasıl formda tutabiliriz?bunu sağlamak için fırsat buldukça derin derin " ama kaburga kemiklerinin genişleyip ayrılacakmış hissini ve hafifde gerilmeye bağlı agrı oluşuncaya kadar" nefes alıp vereceğiz.Böyle nefes almayıheryerdeoturuken,yatarken,arabada,tuvalette v.s yapacağız ve birde fazla yüksek olmayan yerlerde asansör yerine merdiven kullanacağız ve merdivenlerin başında bu şekilde nefes alıp vermeye başlayacağız.Böylece kendimizi eskitmeden spor yapmış gibi dinç ve sağlam olabileceğiz.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Yine kadınların,erkeklerden daha çok yaşamalarının ve erkeklerde enfarktüs yaşının 20 lere kadar inmesinin esas sebebi,erkek çocuğunun 2-3 yaşından başlıyarak koşması,oynaması,zıplaması ve yerinde duramaması,sonundada gününü sokakta geçirmesidir.Kız çocuğu neyapar evde evcilik oynar oturduğu yerden bebeği solundan alır sağa koyar uyutur,sağından alır sola koyar yemek yedirir.Böylece birinin damarları,kalbin hızlı carparak, akçiğer ve adelelere oksijenli kanı yetiştirmekiçin debisini ve akım hızını yükselterek milyon defa damar cidarına basınçlı kanı vurdururak onu yaralaması vede çatlatması,sonundada kollesterolun gelip çatlağı kapatmak için damar duvarını sıvaması yani damar sertliğinin erkelerde çocuk yaşta başlamasıdır&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;HERZAMAN SÖYLÜYORUM,SPOR YAPARAK KALB VE DAMARLARINIZIN,YİYEREKTE PANKREAS BAŞTA OLMAK ÜZERE DİĞER&lt;br /&gt;ORGANLARINIZIN KULLANMA SÜRESİNİ KISALTMAYIN&lt;br /&gt;Vatan gazetesi 17.11.2006 sağlık köşesinden:&lt;br /&gt;Kalbi daha az atan daha çok yaşıyor,&lt;br /&gt;Fransız ulusal sağlık ve araştırma enstitüsü(İnserm)tarafından yapılan araştımaya göre,&lt;br /&gt;kalbin daha az atması ömrü uzatıyor.20 yılboyunca 4 bin erkek üzerinde yapılan araştımaların &lt;br /&gt;sonuçlarına göre,dinlenmiş bir durumdayken kalbi,gün içinde attığından 7 kez daha az atan orta&lt;br /&gt;yaşlı birinin 20 yıl içinde hayatını kaybetme riski yüzde 20 azalıyor.Nabzı 7 ve üzeri atanların&lt;br /&gt;ise aynı sürede ölme riski yüzde 78 artıyor.Ortalama nabız sayısı 60-80 dır.Yani,normal fonksionlarınızın dışında kalbinizin,her fazla atışında ve yaşamak için gerekli olan gıdanın dışında alınan her lokmanın sizi bir adım daha ÖLÜME yaklaştırdığını unutmayın.&lt;br /&gt;5.2.2007&lt;br /&gt;Amerikan bilim ve teknoloji dergisi Wired insan oğlunun en cok merek ettiği&lt;br /&gt;neden ölüyoruz sorusuna şu yanıtı veriyor.(vatan gazetesi 4.2.2007)&lt;br /&gt;Arizona Üniversitesi'nden Brian Enquist şöyle diyor:Bir fareyi elinize aldığınızda&lt;br /&gt;kalbinin ne kadar hızlı attığını görürsünüz.Mavi balinanın kalbi ise kilise çanı gibidir&lt;br /&gt;Uzun aralıklarla ve cok yavaş atar.Ama ikisi de yaklaşık 100 milyon kalb atışı sonra &lt;br /&gt;ölür.Tabii bunu kalbi çok hızlı attığı için fare 2 yılda,balina ise 80 yılda tamamlar.&lt;br /&gt;fillerinde kalbi yavaş attığından uzun yaşarlar .Yukarda dediğim gibi spor yaparak kal-&lt;br /&gt;binizi nekadar cok attırırsanız ömrünüzü okadar kısaltırsınız&lt;br /&gt;  &lt;br /&gt;Opr. Dr. Bülent Tahir TANRIDAGLI&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/8973070831983149922-8660351177962337663?l=lifediffucult.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://lifediffucult.blogspot.com/feeds/8660351177962337663/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=8973070831983149922&amp;postID=8660351177962337663&amp;isPopup=true' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/8973070831983149922/posts/default/8660351177962337663'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/8973070831983149922/posts/default/8660351177962337663'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://lifediffucult.blogspot.com/2007/10/spor-salia-zararlidir.html' title='SPOR SAĞLIĞA ZARARLIDIR'/><author><name>SüReYyA TOPKARA</name><uri>http://www.blogger.com/profile/15908601979858431840</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='24' src='http://1.bp.blogspot.com/_DXed-Kh0LSI/S_w22PTG0XI/AAAAAAAAAsw/dOL9UGZnaMk/S220/20100517_091755.JPG'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-8973070831983149922.post-397183535222630275</id><published>2007-10-03T20:24:00.002+03:00</published><updated>2010-06-15T20:51:20.587+03:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='komikler'/><title type='text'>İFTAR SOFRASI</title><content type='html'>İFTAR MASASI &lt;/div&gt;&lt;div&gt;İftarına beni de çağır kardeşim&lt;/div&gt;&lt;div&gt;istersen misafirin olurum senin&lt;/div&gt;&lt;div&gt;bu arkadaş kim diye soran olursa&lt;/div&gt;&lt;div&gt;İŞ yerinden bir arkadaş dersin kardeşim&lt;/div&gt;&lt;div&gt;***hayaller kurarız biz gün boyunca&lt;/div&gt;&lt;div&gt;Kuzu kebaplar, pilav ve ayran bolca bilirsin ne kadar yemek isterdim&lt;/div&gt;&lt;div&gt;Pilav üstünde parça eti öylece ***Rejimdeyiz dediysem,doya doya yiyemez miyim&lt;/div&gt;&lt;div&gt;Yaprak sarma ile karın doymaz diyen ben miyim&lt;/div&gt;&lt;div&gt;Şimdi çok zengin sofralar , ama ben de rejimdeyim&lt;/div&gt;&lt;div&gt;Ben de bir buçuk porsiyon künefe yiyemez miyim.&lt;/div&gt;&lt;div&gt;***İftar masasına oturdun iştedayanmak çok zormuş böyle sevince &lt;/div&gt;&lt;div&gt;sana afiyet olsun, sözüm garson kardeşe&lt;/div&gt;&lt;div&gt;Tavuk dolması ile cacığı getir bir an önce&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/8973070831983149922-397183535222630275?l=lifediffucult.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://lifediffucult.blogspot.com/feeds/397183535222630275/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=8973070831983149922&amp;postID=397183535222630275&amp;isPopup=true' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/8973070831983149922/posts/default/397183535222630275'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/8973070831983149922/posts/default/397183535222630275'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://lifediffucult.blogspot.com/2007/10/iftar-sofrasi.html' title='İFTAR SOFRASI'/><author><name>SüReYyA TOPKARA</name><uri>http://www.blogger.com/profile/15908601979858431840</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='24' src='http://1.bp.blogspot.com/_DXed-Kh0LSI/S_w22PTG0XI/AAAAAAAAAsw/dOL9UGZnaMk/S220/20100517_091755.JPG'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-8973070831983149922.post-8808454562191900045</id><published>2007-10-03T20:17:00.000+03:00</published><updated>2007-10-03T20:20:03.903+03:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='fıkralar'/><title type='text'></title><content type='html'>BOŞ VERSENE GÜZELİM &lt;br /&gt;&lt;a title="http://www.otokeyif.com/" href="http://www.otokeyif.com/" target="_blank"&gt;Adam, lüks erkek kuaföründe oturmuş bir yandan sakal tıraşı yapılırken bir yandan da elleri manikürlenmektedir. Manikürü yapan sarışın fıstık adamın ilgisini çekmekte gecikmez.- Güzelim, bu gece benimle çıkmaya ne dersin? Kız gülümser ; - Özür dilerim ama ben evliyim.- Boş versene!!! der adam ve : - Seninkine telefon et bu gece işin çıktığını eve gelemeyeceğini söyle! - İstersen sen söyle, şu anda seni tıraş ediyor. &lt;/a&gt;&lt;br /&gt; &lt;br /&gt;&lt;a title="http://www.otokeyif.com/" href="http://www.otokeyif.com/" target="_blank"&gt;SÜPERMAN&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;Adamcagiz hayli alkollü ve de bitkin üstelik gecenin saat üçünde evine gelir. Karisi son derece zinde, duruma kesinlikle hakim, kocasini sorgulamaya baºlar.- Söyle bakalim Süpermeeen. Neler yaptin bu aksam?- Valla karicim, patronla beraber müsterileri yemege çikarttik. - Eeee, sonra ne yaptiniz süpermen?- Oradan striptize gittiiik... Ben sadece seyrettim. - Yani sen bisiyler yapmadin degil mi, süpermen ??!!!- Ben hiç bisicikler yapmadim, ama sen niye bana ikidebir süpermen diyorsun?- Valla, ben bir seni bir de süpermeni gördüm donunu pantolonunun üstünegiyen !!!&lt;br /&gt; &lt;br /&gt;&lt;a title="http://www.otokeyif.com/" href="http://www.otokeyif.com/" target="_blank"&gt;AZRAİL&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;Kadının biri, 46 yaşındayken kalp krizi geçiriyor vehastaneye kaldırılıyor. Ameliyat masasındayken, ölüme yakın, birden bir Hayal görüyor.Azraili görüyor ve soruyor: 'Benim saatim geldimi?'Azrail cevap veriyor:'Hayır, senin daha 43 sene, 2 ay vede 8 günün var'.Narkozdan uyandığında, estetik yaptırmaya karar veriyor. Yüzünü gerdirttiriyor, dudaklarını doldurtturuyor vedeGöğünslerini düzelttiriyor.Kısacası: 'Yeniden doğmuş gibi'Daha uzun bir süre yaşıyacağını bildiği için şimdi, o kadar &gt;&gt;ameliyatın değdiğini düşünüyor. Son ameliyattan sonra, hastaneden tamamen yeni bir insan gibi çıkıyor.Tam karşıdan karşıya geçiyor ki, ambülans çarpıyor. Ölüyor. &gt;&gt;Cenette Azrail'e soruyor: '40 seneden daha fazla yaşıyacağımısanıyordum! Neden o zaman bana o ambülansın çarpmasını sağlayıp, Beni öldürttün?'Azrail cevap veriyor:'Kız, allah canını almasın ben seni tanıyamadım...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt; &lt;a title="http://groups.yahoo.com/group/everythink-free&amp;#10;www.celebiyiz.biz" href="http://groups.yahoo.com/group/everythink-free" target="_blank"&gt;BOŞVER BENİMKİNİ &lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;a title="http://www.otokeyif.com/" href="http://www.otokeyif.com/" target="_blank"&gt;2 adam Akmerkez de karılarını kaybetmiş hararetle arıyorlarmış.Ortada koşuşturup dururken birbirlerine çarpmışlar. Ne oluyor birader demeye kalmamış, birisi: Kardeş kusura bakma karımı kaybettim de onu arıyorum demiş. Diğeri sende kusura bakma ama bende karımı arıyorum demiş. Adamlardan birinin aklına bir fikir gelmiş ve demiş ki: Arkadaşım madem ikimizde karılarımızı arıyoruz, karılarımızın tipini birbirimize tarif edelim ve ayrı ayrı yerlerde aramaya başlayalım. Eğer rastlarsak saat 4'te Mc Donalds 'in önüne gitmesini söyleriz demiş. Diğeri tamam demiş ve başlamış karısını tarif etmeye: - Benim karım sarışı, mavi gözlü, 25 yaşında, 1.75 boyunda,60 kg, topuklu beyaz ayakkabı ve kırmızı mini etekli tek parça elbise giyiyor demiş. Ve diğer adama 'senin karın nasıl biri?' diye sormuş. Diğer adam : - Boşver abi yaaa  benimkini biz beraberce seninkini arayalım... &lt;/a&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/8973070831983149922-8808454562191900045?l=lifediffucult.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://lifediffucult.blogspot.com/feeds/8808454562191900045/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=8973070831983149922&amp;postID=8808454562191900045&amp;isPopup=true' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/8973070831983149922/posts/default/8808454562191900045'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/8973070831983149922/posts/default/8808454562191900045'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://lifediffucult.blogspot.com/2007/10/bo-versene-gzelim-adam-lks-erkek.html' title=''/><author><name>SüReYyA TOPKARA</name><uri>http://www.blogger.com/profile/15908601979858431840</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='24' src='http://1.bp.blogspot.com/_DXed-Kh0LSI/S_w22PTG0XI/AAAAAAAAAsw/dOL9UGZnaMk/S220/20100517_091755.JPG'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-8973070831983149922.post-7768576082210427864</id><published>2007-09-28T22:04:00.000+03:00</published><updated>2007-09-28T22:05:36.758+03:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='şiir'/><title type='text'>'''''''BİR UMUT'''</title><content type='html'>güneş yine doğuyor...&lt;br /&gt;gözlerim hep o bıraktığın yerde,&lt;br /&gt;gelmeni istediğim yere bakıyor...&lt;br /&gt;kimi zaman düşünüyorum sensizliği,&lt;br /&gt;kimi zaman dalıyorum rüyalara...&lt;br /&gt;ama içimde o seni hiç unutamadığım&lt;br /&gt;ve bende bıraktığın boşluğun...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;bugün yine seni konuştum...&lt;br /&gt;seni anlattım herkese...&lt;br /&gt;gözlerim o kadar doldu ki,&lt;br /&gt;ağlamak istedim yine,&lt;br /&gt;                      beceremedim...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;arkadaşlığımızın başladığı o gün ki&lt;br /&gt;coşkusu vardı yine içimde...&lt;br /&gt;sanki sen geçiyordun mahalleden&lt;br /&gt;ve ben yine o caddeden sana bakıyorum.&lt;br /&gt;                       sessizce...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;             yine yanılıyordum...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;zaman geçtikçe içim eriyordu,&lt;br /&gt;kendime hep aynı soruları soruyordum.&lt;br /&gt;                   "neredeydin sen!!!"&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;gittiğin günden beri içimdeki umut&lt;br /&gt;                             hiç tükenmedi...&lt;br /&gt;bir umutla bekledim geleceğin günü...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;bugün yine akşam oldu...&lt;br /&gt;                                   eve gidiyorum...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;otobüs o kadar dolu ki insanların bir amacı,&lt;br /&gt;bir kavuşma isteğiyle eve gitmeleri,&lt;br /&gt;beni daha çok yaralıyor...&lt;br /&gt;neden biliyor musun? onlar sevdiklerine gidiyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;benim hiçbir zaman sana sahip olamayacağım şekilde...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;yatağıma uzanıp seni düşlüyorum...&lt;br /&gt;artık sadece hayallerimde ve rüyalarımda varsın...&lt;br /&gt;şimdi gözlerimi kapatmak için saatleri bekliyorum...&lt;br /&gt;           bugün yine gelecekmişsin umuduyla.............&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/8973070831983149922-7768576082210427864?l=lifediffucult.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://lifediffucult.blogspot.com/feeds/7768576082210427864/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=8973070831983149922&amp;postID=7768576082210427864&amp;isPopup=true' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/8973070831983149922/posts/default/7768576082210427864'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/8973070831983149922/posts/default/7768576082210427864'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://lifediffucult.blogspot.com/2007/09/bir-umut.html' title='&apos;&apos;&apos;&apos;&apos;&apos;&apos;BİR UMUT&apos;&apos;&apos;'/><author><name>SüReYyA TOPKARA</name><uri>http://www.blogger.com/profile/15908601979858431840</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='24' src='http://1.bp.blogspot.com/_DXed-Kh0LSI/S_w22PTG0XI/AAAAAAAAAsw/dOL9UGZnaMk/S220/20100517_091755.JPG'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-8973070831983149922.post-7883611654927002580</id><published>2007-09-28T17:05:00.000+03:00</published><updated>2007-09-28T17:06:00.653+03:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='alıntı'/><title type='text'>Hayatla röportaj yaptığımı gördüm rüyamda.</title><content type='html'>Hayatla röportaj yaptığımı gördüm rüyamda. "Benimle röportaj mı yapmak istiyorsun?" diye sordu Hayat. "Zamanın var mı?" diye sordum. Gülümsedi. "Benim zamanım Sonsuzluk" dedi Hayat. "Ne sorular var yüreğinde?" "İnsanlarla ilgili en çok neye şaşıyorsun?" diye sordum. Hayat yanıt verdi. "Çocukluktan sıkılıp büyümek için acele ediyorlar, sonra yine çocuk olmanın özlemini duyuyorlar. Para kazanmak için sağlıklarını kaybediyorlar, sonra sağlıklarını kazanmak için paralarını kaybediyorlar. Gelecekle ilgili endişelenmekten şimdiyi unutuyorlar. Sonra da ne şimdiyi ne geleceği yaşayabiliyorlar. Deneyim iyi bir öğretmendir diyorlar ama deneyimin faturasını ödemek istemiyorlar. Hayatlarını kazanmak için eğitim alıyorlar ama yaşam ustası olmayı bilmiyorlar. Bu nedenle de, hiç ölmeyecekmiş gibi yaşıyorlar, hiç yaşamamış gibi ölüyorlar." Hayat elimi tuttu. Bir süre sessiz kaldık.Derin bir nefes aldım. Ona, insanların neleri öğrenmelerini istediğini sordum. Hayat yanıtladı. "Hiç kimseyi seni sevmeye zorlayamayacağını, yapabileceğin tek şeyin seni sevmelerine izin vermelerini isterdim. Affetmenin affederek öğrenilebileceğini öğrenmelerini isterdim. Başkalarıyla kendilerini kıyaslamamayı öğrenmelerini isterdim. İki insanın aynı şeye bakıp farklı şeyleri görebileceğini öğrenmelerini isterdim." "Zengin insanın en çok şeye sahip olan değil, en az şeye ihtiyaç duyan insan olduğunu öğrenmelerini isterdim. Bir sevecen yüreği derinden yaralamanın bir anda olduğunu; ama iyileştirmenin çok uzun sürdüğünü öğrenmelerini isterdim. Seni seven insanların duygularınmı nasıl ifade edebileceklerini bilmedikleri için seni sevmediklerini sanmak yerine onların sevgisini hissetmeyi öğrenmelerini isterdim." Hayat derin bir nefes verdi. Hayatın nefesi kelimelere dönüştü. "Söylediklerimi yüreğine kaydet" dedi. Söylediği cümleyi yüreğime kaydettim. "Başkalarını affetmek yeterli değil, kendini de affetmeyi öğren". Yüreğim kuş gibi hafiflemişti. "Son bir soru daha, Hayat" dedim. "Benden ne istiyorsun?" Bütün odayı beyaz bir ışık kapladı... ve Hayat yanıtladı. "Senin kendin olmanı istiyorum, yoksa başkası olurdun. Sana bugün ihtiyacım olduğunu bil, yoksa bugün benimle olmazdın. Kendi eşsizliğini ve biricikliğini bil; çünkü ben kendimi tekrar etmeyecek kadar yaratıcı ve zenginim. ve gerçekten TEK değerli olanım. Değerimi bil." Hayat'ın içimde dışımda her yerde aktığını hissettim. Kendimizi sevdiğimiz kadar Hayat 'ı sevebilirdik ancak. Ne daha az ne daha fazla.............&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/8973070831983149922-7883611654927002580?l=lifediffucult.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://lifediffucult.blogspot.com/feeds/7883611654927002580/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=8973070831983149922&amp;postID=7883611654927002580&amp;isPopup=true' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/8973070831983149922/posts/default/7883611654927002580'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/8973070831983149922/posts/default/7883611654927002580'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://lifediffucult.blogspot.com/2007/09/hayatla-rportaj-yaptm-grdm-ryamda.html' title='Hayatla röportaj yaptığımı gördüm rüyamda.'/><author><name>SüReYyA TOPKARA</name><uri>http://www.blogger.com/profile/15908601979858431840</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='24' src='http://1.bp.blogspot.com/_DXed-Kh0LSI/S_w22PTG0XI/AAAAAAAAAsw/dOL9UGZnaMk/S220/20100517_091755.JPG'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-8973070831983149922.post-3547892608798285744</id><published>2007-09-28T10:12:00.001+03:00</published><updated>2010-06-15T20:52:47.169+03:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='tembellik'/><title type='text'>HER ZAMAN BİR NEDENİ VARDIR</title><content type='html'>Acı yoksa kazanç ta yoktur. Acıyı kabullenin, o zaman gelecek sizin için daha verimli olacak yaptığınız işin size zahmet, ızdırap verdiğini düşünmeyin, çünkü bu iş ve zahmet için herzaman bir sebep vardır o halde acı ile karşı karşıya gelmekten çekinmeyin, göğüslediğiniz bu acı için, ileride mutlak bir mutluluk sizindir...&lt;/a&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/8973070831983149922-3547892608798285744?l=lifediffucult.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://lifediffucult.blogspot.com/feeds/3547892608798285744/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=8973070831983149922&amp;postID=3547892608798285744&amp;isPopup=true' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/8973070831983149922/posts/default/3547892608798285744'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/8973070831983149922/posts/default/3547892608798285744'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://lifediffucult.blogspot.com/2007/09/her-zaman-bir-nedeni-vardir.html' title='HER ZAMAN BİR NEDENİ VARDIR'/><author><name>SüReYyA TOPKARA</name><uri>http://www.blogger.com/profile/15908601979858431840</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='24' src='http://1.bp.blogspot.com/_DXed-Kh0LSI/S_w22PTG0XI/AAAAAAAAAsw/dOL9UGZnaMk/S220/20100517_091755.JPG'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-8973070831983149922.post-4231356147114214769</id><published>2007-09-28T09:14:00.000+03:00</published><updated>2007-09-28T09:15:25.886+03:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='gündemden'/><title type='text'>KDV DE ŞOK DURUM...</title><content type='html'>Fiş 2008'de geri geliyorKDV gelirlerinde düşüş şoku yaşayan Maliye başka çözüm bulamadı27.09.2007 08:39&lt;a href="http://www.otokeyif.com/" target="_blank"&gt;&lt;/a&gt; % 23.6 ARTMASI BEKLENİRKEN... Maliye'de KDV gelirlerinin düşüşünün şoku yaşanıyor. Bu yılın başında fiş toplama zorunluluğunun kalkmasıyla vergi gelirlerinde aşırı düşüş meydana geldi. Bu yıl vergi gelirlerinin yüzde 23.6 artmasını hedefleyen Maliye, rakamların geçen yılın altında kalması nedeniyle çözüm arayışına girdi.40 MİLYON YTL'LİK GERİLEME OLDU Bakanlık yetkililerinin aklına gelen ilk önlem, vergi iadesi uygulamasının geri getirilmesi oldu. Yeni yılda çalışanlar yeniden fiş toplamaya başlayacak. Yılın ilk 8 ayında 10 milyar 920 milyon YTL olan vergi gelirleri, bu yıl 10 milyar 880 milyon YTL'de kaldı. ***Vergi iadesine geri dönüş gündemdeFiş toplama zorunluluğu kalkınca, KDV tahsilatı geriledi. Maliye vergi iadesi uygulamasını yeniden getirmenin üzerinde duruyor. Maliye Bakanlığı, Katma Değer Vergisi'nde (KDV) düşüş şoku yaşıyor. Alışverişlerde fiş toplama zorunluluğu kalkınca, vergi tahsilatında beklenen olmadı. Bu yıl KDV gelirinde 2006'ya göre yüzde 23.6 artış hedefleniyordu. 'ARTAR' DENİYORDU, DÜŞTÜ Ancak Maliye Bakanlığı Muhasebat Genel Müdürlüğü'nün yaptığı hesaplamalara göre; bu yılın ilk 8 ayında KDV tahsilatı 10 milyar 880 milyon YTL'de kaldı. Tahsilat, yüzde 23.6'lık artış bir yana, 2006'nın dahi gerisinde kaldı. 2006'nın ilk 8 ayında KDV tahsilatı 10 milyar 920 milyon YTL düzeyinde gerçekleşmişti. KDV gelirindeki beklenilmeyen düşüş, bakanlık bürokratlarını harekete geçirdi. Bürokratlar, 2008 bütçe taslağına yeniden KDV için fiş toplama uygulamasının konulması ve 2009 başında da 'vergi iadesi' ödemelerine yeniden başlanılması seçeneği üzerinde duruyor. 2008 yılı bütçe tasarısının Meclis'teki görüşmeleri sırasında da vergi iadesi uygulamasına geçilip geçilmemesinin değerlendirileceği kaydediliyor. Öneri, Meclis tarafından da benimsenirse, Türkiye önümüzdeki yılın başından itibaren yeniden vergi iadesi için fiş toplamaya başlayacak. Sadece KDV tahsilatında değil, ithalde alınan KDV ve Özel Tüketim Vergisi tahsilatında da hedefin altında kalındı.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/8973070831983149922-4231356147114214769?l=lifediffucult.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://lifediffucult.blogspot.com/feeds/4231356147114214769/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=8973070831983149922&amp;postID=4231356147114214769&amp;isPopup=true' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/8973070831983149922/posts/default/4231356147114214769'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/8973070831983149922/posts/default/4231356147114214769'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://lifediffucult.blogspot.com/2007/09/kdv-de-ok-durum.html' title='KDV DE ŞOK DURUM...'/><author><name>SüReYyA TOPKARA</name><uri>http://www.blogger.com/profile/15908601979858431840</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='24' src='http://1.bp.blogspot.com/_DXed-Kh0LSI/S_w22PTG0XI/AAAAAAAAAsw/dOL9UGZnaMk/S220/20100517_091755.JPG'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-8973070831983149922.post-5945649097994114694</id><published>2007-09-27T16:52:00.000+03:00</published><updated>2007-09-27T16:53:21.893+03:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='hoş bi yazı'/><title type='text'>KUSURLU..........</title><content type='html'>Bir adam, boynuna astığı bir sopanın iki ucunda bulunan testilerle her gün evine su taşırmış. Testilerden bir tanesi kusursuzmuş. Ancak diğer testinin yanında bir çatlak varmış. Her seferin de kusursuz testi suyun tamamını eve taşırken kusurlu testi ancak suyun yarısını eve götürebiliyormuş. Adam onca zahmete rağmen her gün iki testi su doldurmuş ama evine ancak bir buçuk testi su götüre bilmiş. Bu durum bir yaz boyunca devam etmiş. Yinede adamın hiçbir önlem almadan çatlak testiyle su taşımaya devam etmesi etrafındakilerce yadırganmaya başlamış. Hatta bazıları yeterince akıllı bir adam olmadığını da düşünüyorlarmış. Yine bir gün adamın arkadaşlarından biri:Yaz boyunca her gün iki testi su taşıdın ama hiç evine iki testi su götüremedin. Testinin birinin çatlak olduğunu görmüyor musun? Demiş. Adam gülümsemiş. Öyleyse gel benimle demiş arkadaşına. Onu su taşıdığı patika yola götürmüş. Sırtına yine testileri almış. Beni izle ve ne gördüğünü söyle demiş. Adamın arkadaşı kırık testinin olduğu taraftaki yolun tamamının çiçeklerle dolu olduğunu ama kusursuz testinin tarafında ki yolun kupkuru olduğunu görmüş. Adam devam etmiş. Evet, ben o testinin kusurlu olduğunu biliyorum. Bu yüzden yolun o tarafına çiçek tohumu ektim. Her gün su taşırken bu kusurdan yararlanarak çiçeklerimi de sulamış oldum. Hem eve su taşıdım hem de her gün gittiğim yolu zahmetsizce güzelleştirdim. Bu yüzden benim için, kusurlu testim kusursuz olan kadar önemlidir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;"Kusursuz dost arayan dostsuz kalır" Türk atasözü.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/8973070831983149922-5945649097994114694?l=lifediffucult.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://lifediffucult.blogspot.com/feeds/5945649097994114694/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=8973070831983149922&amp;postID=5945649097994114694&amp;isPopup=true' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/8973070831983149922/posts/default/5945649097994114694'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/8973070831983149922/posts/default/5945649097994114694'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://lifediffucult.blogspot.com/2007/09/kusurlu.html' title='KUSURLU..........'/><author><name>SüReYyA TOPKARA</name><uri>http://www.blogger.com/profile/15908601979858431840</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='24' src='http://1.bp.blogspot.com/_DXed-Kh0LSI/S_w22PTG0XI/AAAAAAAAAsw/dOL9UGZnaMk/S220/20100517_091755.JPG'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-8973070831983149922.post-7297732336729227105</id><published>2007-09-26T22:03:00.001+03:00</published><updated>2007-09-26T22:03:49.367+03:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='alıntı'/><title type='text'>ISRARLI İSTEK</title><content type='html'>Konfüçyus, bazı insanlara bir şey öğretmenin en iyi yolunun bunu örneklerle göstermek olduğunu biliyordu. Bu yüzden sınıfın tam karşısına geçti. Eline bir vazo aldı, tüm öğrencilerin görebileceği şekilde vazoyu havada tuttu. Diğer elinde bir elma vardı.Öğrencilerin meraklı bakışları arasında, elmayı vazonun içinde bıraktıktan sonra, vazoyu yere koydu ve şöyle dedi:"Elmayı vazodan çıkarmayı başaran öğrenci, elmayı yiyebilir."Çocuklardan biri acıkmıştı, ilk o davrandı ve elini vazonun dar ağzından içeri soktu. Elmayı yakaladı, çıkarmaya çalışıyor, ama başaramıyordu. "Elimi çıkaramıyorum!"Konfüçyus, "Elmayı sıkı sıkı tutmaktan vazgeçmediğin sürece, elini çıkarman mümkün olmayacaktır," dedi. Çocuk elmayı elinden bırakmak istemiyordu; ama sonunda mecbûren bıraktı.Elini vazodan çıkardığında, yüzünde şaşkınlık okunuyordu. Elmanın vazodan nasıl çıkarılabileceği konusunda sizin bir fikriniz var mı? Konfüçyus, vazoyu yerden alıp ters çevirdi. Elma vazonun içinden yuvarlanıp avucunun içine düştü. Çocukların hepsi gülmeye başladı. Aslında o kadar basit bir şeydi ki bu! Konfüçyus, "Fakat bu, göründüğü kadar basit değil," dedi. Elmayı havada tutuyordu konuşurken."Bazen bir şeyi gerektiğinde bırakabilmek, zor bir iştir. Onu bırakabilmek de bir beceridir. Eğer bir şeyi zorla tuttuğunuzda, ulaşmak istediğiniz şeyi engellediğinizi görüyorsanız, o zaman onu özgür bırakmalısınız. Eğer yanlış bir şey yapıyorsanız, o zaman buna son vermelisiniz. Eğer kendinize ve başkalarına karşı dürüst davranmıyorsanız, bu hilekarlığı hemen durdurmalısınız. İşte, ancak o zaman hedefinize ulaşabilirsiniz."&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/8973070831983149922-7297732336729227105?l=lifediffucult.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://lifediffucult.blogspot.com/feeds/7297732336729227105/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=8973070831983149922&amp;postID=7297732336729227105&amp;isPopup=true' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/8973070831983149922/posts/default/7297732336729227105'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/8973070831983149922/posts/default/7297732336729227105'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://lifediffucult.blogspot.com/2007/09/israrli-istek.html' title='ISRARLI İSTEK'/><author><name>SüReYyA TOPKARA</name><uri>http://www.blogger.com/profile/15908601979858431840</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='24' src='http://1.bp.blogspot.com/_DXed-Kh0LSI/S_w22PTG0XI/AAAAAAAAAsw/dOL9UGZnaMk/S220/20100517_091755.JPG'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-8973070831983149922.post-4190751664031811215</id><published>2007-09-26T21:58:00.000+03:00</published><updated>2007-09-26T21:59:44.612+03:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='alıntı'/><title type='text'>Kıssadan Hisse</title><content type='html'>Bir lise öğretmeni bir gün derste öğrencilerine bir teklifte bulunur: 'Bir hayat deneyimine katılmak istermisiniz?' Öğrenciler çok sevdikleri hocalarının bu teklifini tereddütsüz kabul ederler. 'O zaman' der öğretmen. 'Bundan sonra ne dersem yapacağınıza da söz verin' Öğrenciler bunu da yaparlar. 'Şimdi yarınki ödevinize hazır olun. Yarın hepiniz birer plastik torba ve beşer kilo patates getireceksiniz!' Öğrenciler, bu işten pek birşey anlamamışlardır. Ama ertesi sabah hepsinin sıralarının üzerinde patatesler ve torbalar hazırdır. Kendisine meraklı gözlerle bakan öğrencilerine şöyle der öğretmen: 'Şimdi, bugüne dek affetmeyi reddettiğiniz her kişi için bir patates alın, o kişinin adını o patatesin üzerine yazıp torbanın içine koyun.' Bazı öğrenciler torbalarına üçer-beşer tane patates koyarken, bazılarının torbası neredeyse ağzına kadar dolmuştur. Öğretmen, kendisine 'Peki şimdi ne olacak?' der gibi bakan öğrencilerine ikinci açıklamasını yapar: 'Bir hafta boyunca nereye giderseniz gidin, bu torbaları yanınızda taşıyacaksınız. Yattığınız yatakta, bindiğiniz otobüste, okuldayken sıranızın üstünde? hep yanınızda olacaklar.'Aradan bir hafta geçmiştir. Hocaları sınıfa girer girmez, denileni yapmış olan öğrenciler şikayete başlarlar: 'Hocam, bu kadar ağır torbayı her yere taşımak çok zor.' 'Hocam, patatesler kokmaya başladı. Vallahi, insanlar tuhaf bakıyorlar bana artık. Hem sıkıldık, hem yorulduk?' Öğretmen gülümseyerek öğrencilerine şu dersi verir: 'Görüyorsunuz ki, affetmeyerek asıl kendimizi cezalandırıyoruz. Kendimizi ruhumuzda ağır yükler taşımaya mahkum ediyoruz. Affetmeyi karşımızdaki kişiye bir ihsan olarak düşünüyoruz, halbuki affetmek en başta kendimize yaptığımız bir iyiliktir!!&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/8973070831983149922-4190751664031811215?l=lifediffucult.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://lifediffucult.blogspot.com/feeds/4190751664031811215/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=8973070831983149922&amp;postID=4190751664031811215&amp;isPopup=true' title='1 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/8973070831983149922/posts/default/4190751664031811215'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/8973070831983149922/posts/default/4190751664031811215'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://lifediffucult.blogspot.com/2007/09/kssadan-hisse.html' title='Kıssadan Hisse'/><author><name>SüReYyA TOPKARA</name><uri>http://www.blogger.com/profile/15908601979858431840</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='24' src='http://1.bp.blogspot.com/_DXed-Kh0LSI/S_w22PTG0XI/AAAAAAAAAsw/dOL9UGZnaMk/S220/20100517_091755.JPG'/></author><thr:total>1</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-8973070831983149922.post-6440440421089687484</id><published>2007-09-26T17:09:00.000+03:00</published><updated>2007-09-26T17:10:54.383+03:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='gerçek'/><title type='text'>Fantezi zehir oldu</title><content type='html'>İngiltere'de sevgilisini yatağa bağlayan adam kelepçenin anahtarını kaybedince polis ve itfaiye teşkilatı seferber oldu. Kelepçe açıldı ancak çift de utancından yerin dibine girdi...            2 saat bağlı kaldı       İngiltere'de Stuart Fischer (34) ile sevgilisi Zoe Comaish'in (32) yatak fantezisi hiç ummadıkları bir skandala dönüştü.      Kız arkadaşını kelepçeyle yatağa bağlayan Stuart Fischer, seviştikten sonra kelepçenin anahtarını bir türlü bulamadı. Fischer sevgilisini kurtarmak için mecburen polisi aradı. 2 saat boyunca yatağa bağlı kalan kadını kurtarmak için gelen 3 polis kelepçenin zincirini çözdü.            Kilit açılmadı      Kadın, yatağa bağlı olmaktan kurtarıldı ancak kelepçenin kilidi açılmadı. Polis, çifte bölgedeki itfaiye istasyonuna gitmelerini önerdi. Genç kadın ve adam Southampton itfaiye istasyonunun yolunu tuttu.       İstasyonda 20 kadar itfaiye eri bulunuyordu. İtfaiyecilerin kelepçeyi keskiyle kırmasıyla özgürlüğüne kavuşan Zoe Comaish, "İlişkimize heyecan katmak istemiştik ama planda polis ve itfaiye yoktu" dedi.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;not:fantazilerinin zehir olasına mı&lt;br /&gt;yoksa&lt;br /&gt;beyinlerine mi yazık desek....?&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/8973070831983149922-6440440421089687484?l=lifediffucult.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://lifediffucult.blogspot.com/feeds/6440440421089687484/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=8973070831983149922&amp;postID=6440440421089687484&amp;isPopup=true' title='1 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/8973070831983149922/posts/default/6440440421089687484'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/8973070831983149922/posts/default/6440440421089687484'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://lifediffucult.blogspot.com/2007/09/fantezi-zehir-oldu.html' title='Fantezi zehir oldu'/><author><name>SüReYyA TOPKARA</name><uri>http://www.blogger.com/profile/15908601979858431840</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='24' src='http://1.bp.blogspot.com/_DXed-Kh0LSI/S_w22PTG0XI/AAAAAAAAAsw/dOL9UGZnaMk/S220/20100517_091755.JPG'/></author><thr:total>1</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-8973070831983149922.post-8389033061769221110</id><published>2007-09-26T11:41:00.000+03:00</published><updated>2007-09-26T11:42:31.177+03:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='hoş bi yazı'/><title type='text'>*************************</title><content type='html'>Düşündüğümüz,&lt;br /&gt;Söylemek istediğimiz,&lt;br /&gt;Söylediğimizi sandığımız,&lt;br /&gt;Söylediğimiz,&lt;br /&gt;Karşımızdakinin duymak istediği,&lt;br /&gt;Duyduğu,&lt;br /&gt;Anlamak istediği,&lt;br /&gt;Anladığını sandığı,&lt;br /&gt;Anladığı….&lt;br /&gt;arasında farklar vardır.&lt;br /&gt;Dolayısıyla insanların birbirini yanlış anlaması için en az 9 olasılık vardır&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/8973070831983149922-8389033061769221110?l=lifediffucult.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://lifediffucult.blogspot.com/feeds/8389033061769221110/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=8973070831983149922&amp;postID=8389033061769221110&amp;isPopup=true' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/8973070831983149922/posts/default/8389033061769221110'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/8973070831983149922/posts/default/8389033061769221110'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://lifediffucult.blogspot.com/2007/09/blog-post_26.html' title='*************************'/><author><name>SüReYyA TOPKARA</name><uri>http://www.blogger.com/profile/15908601979858431840</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='24' src='http://1.bp.blogspot.com/_DXed-Kh0LSI/S_w22PTG0XI/AAAAAAAAAsw/dOL9UGZnaMk/S220/20100517_091755.JPG'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-8973070831983149922.post-1725861497970720723</id><published>2007-09-26T11:39:00.000+03:00</published><updated>2007-09-26T11:40:34.888+03:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='komikler'/><title type='text'>BİRAZDA ŞAKA YAPIP STRES ATALIM ARKADAŞLAR</title><content type='html'>FLAŞ FLAŞ FLAŞ&lt;br /&gt;İspanak ilinin maydanoz ilçesine bağlı domates köyünde aci biberlerin pusu kurarak şehit ettiği 17 patlican törenle mutfağa verildi;Ayrıca yaralan 25 tane dolmalık biber tencere hastanesine kaldırıldı.Köy muhtarı karpuzun verdığı bilgilere göre 8 tane uzun namlulu pirasa 3 göz yaşartıcı soğan ve patlamaya hazır 5 kilo misir ele geçirildi.Gelen bilgiler arasında muhabırımız hiyar yoğurdun saldırısına uğrayarak cacik olduğu anlaşıldı.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/8973070831983149922-1725861497970720723?l=lifediffucult.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://lifediffucult.blogspot.com/feeds/1725861497970720723/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=8973070831983149922&amp;postID=1725861497970720723&amp;isPopup=true' title='1 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/8973070831983149922/posts/default/1725861497970720723'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/8973070831983149922/posts/default/1725861497970720723'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://lifediffucult.blogspot.com/2007/09/birazda-aka-yapip-stres-atalim.html' title='BİRAZDA ŞAKA YAPIP STRES ATALIM ARKADAŞLAR'/><author><name>SüReYyA TOPKARA</name><uri>http://www.blogger.com/profile/15908601979858431840</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='24' src='http://1.bp.blogspot.com/_DXed-Kh0LSI/S_w22PTG0XI/AAAAAAAAAsw/dOL9UGZnaMk/S220/20100517_091755.JPG'/></author><thr:total>1</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-8973070831983149922.post-5335162924509322106</id><published>2007-09-25T10:11:00.001+03:00</published><updated>2010-06-15T20:57:44.303+03:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='anı'/><title type='text'>AŞK BÖLE BİŞEY OLMALI..VE ÖLE</title><content type='html'>Mut'un bir dag koyunde dostlarla birlikte gezerken yasli bir kari kocayi&lt;br /&gt;gordum.. Baktim bir kanepenin uzerinde oturuyorlar... Iyice yaklastigimda&lt;br /&gt;tezekten yapilmis evlerinin bahcesinde oturduklari kanepenin bir tarafinin&lt;br /&gt;tamamen kirik oldugunu, kanepenin saglam tarafina sIkisarak oturduklarini&lt;br /&gt;ve sohbet ettiklerini anladim.&lt;br /&gt;Yuzlerinde bir tebessum vardi..&lt;br /&gt;Kanapenin bir tarafi tamamen kirilmisti...&lt;br /&gt;Evin halinden ve kari kocanin kilik kiyafetinden maddi durumlarinin hic&lt;br /&gt;iyi olmadigi ve yeni&lt;br /&gt;bir kanepe alacak guclerinin olmadigi hemen anlasiliyordu...&lt;br /&gt;Selamlastiktan sonra, 'Kanepe kirilmis' dedim... Yasli adam buyuk bir&lt;br /&gt;bilgelikle cevap verdi, ' Biz de saglam tarafina oturuyoruz... Yetiyor&lt;br /&gt;bize..'&lt;br /&gt;Kadin da tamamladi, ' He ya yetiyor bize bak ne guzel oturuyoruz'&lt;br /&gt;Sevdigimin elini daha sIki sIki tuttum...&lt;br /&gt;Oyle ya,' Ask bu kanepe neden kirik, neden yeni bir kanepe almiyoruz' diye&lt;br /&gt;dirdir etmek, sIkayet etmek yerine, 'Kanepenin saglam tarafini paylasmak'&lt;br /&gt;degil midir?...&lt;br /&gt;Ve iste ekte yer alan bu fotogafi buyuterek evimin en gorunur yerine&lt;br /&gt;astim...&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/8973070831983149922-5335162924509322106?l=lifediffucult.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://lifediffucult.blogspot.com/feeds/5335162924509322106/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=8973070831983149922&amp;postID=5335162924509322106&amp;isPopup=true' title='2 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/8973070831983149922/posts/default/5335162924509322106'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/8973070831983149922/posts/default/5335162924509322106'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://lifediffucult.blogspot.com/2007/09/ak-ble-biey-olmalive-le.html' title='AŞK BÖLE BİŞEY OLMALI..VE ÖLE'/><author><name>SüReYyA TOPKARA</name><uri>http://www.blogger.com/profile/15908601979858431840</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='24' src='http://1.bp.blogspot.com/_DXed-Kh0LSI/S_w22PTG0XI/AAAAAAAAAsw/dOL9UGZnaMk/S220/20100517_091755.JPG'/></author><thr:total>2</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-8973070831983149922.post-6277554637414226969</id><published>2007-09-24T16:50:00.000+03:00</published><updated>2007-09-24T16:53:51.709+03:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='merak'/><title type='text'>DİKKAT..........</title><content type='html'>2007 Yılında Yaşamak&lt;br /&gt;  1. Şifrenizi yanlışlıkla mikro dalga fırınınıza girmeye çalışıyorsanız&lt;br /&gt;  2. Gerçek iskambil kâğıtlarıyla yıllardır fal bakmadığınızı fark ettiyseniz &lt;br /&gt; 3. 3 kişilik ailenize ait 15 adet telefon numaranız varsa &lt;br /&gt; 4. Yan masada çalışan arkadaşınıza e-mail gönderiyorsanız&lt;br /&gt;  5. Arkadaşlarını ve yakınlarını arayamama sebebin e-mail adreslerinin olmamasıysa  &lt;br /&gt;6. Alışverişten dönerken evinizde aldıklarınıza taşımaya yardım edecek birinin olup olmadığını anlamak için cep telefonunuzu kullanıyorsanız  &lt;br /&gt;7. Televizyondaki her reklâm, ekranın altında bir web adresi içeriyorsa &lt;br /&gt; 8. Hayatınızın ilk 20, 30 belki de 60 yılında sahip olmamanıza karşın, bugün evinizden cep telefonunuzu almadan çıkmak sizde paniğe yol açıyor ve almak için geri döndürüyorsa  &lt;br /&gt;  10. Sabah uyandığınızda kahvaltıdan önce online oluyorsanız   &lt;br /&gt;11. Gülümserken başınızı yana yatırıyorsanız  :) &lt;br /&gt; 12. Bu yazıyı okuyorsanız, başınızı sallıyor ve gülümsüyorsanız &lt;br /&gt; 13. Daha da kötüsü, bu maili kimlere forward edeceğinizi şimdiden biliyorsanız  &lt;br /&gt;14. Listede 9. maddenin olmadığını fark edemeyecek kadar meşgulseniz  &lt;br /&gt;15. Yukarı çıkıp listede 9. madenin olup olmadığını kontrol ettiyseniz &lt;br /&gt; ve şu an kendi kendinize gülüyorsanız&lt;br /&gt;  2007 Yılında yaşıyorsunuz demektir.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/8973070831983149922-6277554637414226969?l=lifediffucult.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://lifediffucult.blogspot.com/feeds/6277554637414226969/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=8973070831983149922&amp;postID=6277554637414226969&amp;isPopup=true' title='1 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/8973070831983149922/posts/default/6277554637414226969'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/8973070831983149922/posts/default/6277554637414226969'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://lifediffucult.blogspot.com/2007/09/dikkat.html' title='DİKKAT..........'/><author><name>SüReYyA TOPKARA</name><uri>http://www.blogger.com/profile/15908601979858431840</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='24' src='http://1.bp.blogspot.com/_DXed-Kh0LSI/S_w22PTG0XI/AAAAAAAAAsw/dOL9UGZnaMk/S220/20100517_091755.JPG'/></author><thr:total>1</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-8973070831983149922.post-6582885297775533671</id><published>2007-09-22T11:53:00.000+03:00</published><updated>2007-09-22T11:54:26.636+03:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='kişiler'/><title type='text'>YORUM YOK</title><content type='html'>Tangoya başlarken kadınlar sağ ön, erkekler sol arka ayaklarıyla başlar..." (İpek Tuzcuoğlu)"Ağzınla kuş tutsan... ne kuşu?! Ejderha tutsan bunlara yaranamazsınız..." (Ahmet Çakar)"Filmin finalini soran anketler internetlerde yayınlandı..." (Özcan Deniz)"Bugün çok şey oldu sayın seyirciler..." (Can Ataklı, ana haberi açış cümlesi)"Bakirelik yalnız bayanda mı olur? Mesela hakemin bakiresi olmaz mı? Yani bozulmamış bir hakem..." (Erman Toroğlu)"Hayırlı vilayetler..." (Ziya Şengül, İstanbul Valisi ile konuşurken)"İyi püskürtmüş!.." (Şansal Büyüka, hakeme tüküren oyuncu için)"Ses, bedende en geç yaşlanan organdır..." (Nükhet Duru) "Her sene bir sene daha geçiyor..." (Tarkan)"Evet, bugün perşembe, haftanın son günü, yani bugünü saymazsak..." (Pınar Altuğ, TRT'deki programında)"Ben, aşki iki kişinin yaşamasından yanayım..." (Vatan Şaşmaz)"Afrikalı zombiler gibi..." (Bülent Arınç)Cenab-ı Allah'ı size emanet ediyorum. Tansu ÇillerAnanıda al git lan Recep Tayyip ErdoğanTrabzon'u il yapacağız! Tansu ÇillerBizim üçüncü önceliğimiz eğitime birinci önceliği vermektir. - George Walker Bush.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/8973070831983149922-6582885297775533671?l=lifediffucult.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://lifediffucult.blogspot.com/feeds/6582885297775533671/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=8973070831983149922&amp;postID=6582885297775533671&amp;isPopup=true' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/8973070831983149922/posts/default/6582885297775533671'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/8973070831983149922/posts/default/6582885297775533671'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://lifediffucult.blogspot.com/2007/09/yorum-yok.html' title='YORUM YOK'/><author><name>SüReYyA TOPKARA</name><uri>http://www.blogger.com/profile/15908601979858431840</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='24' src='http://1.bp.blogspot.com/_DXed-Kh0LSI/S_w22PTG0XI/AAAAAAAAAsw/dOL9UGZnaMk/S220/20100517_091755.JPG'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-8973070831983149922.post-2264039219923172185</id><published>2007-09-22T11:50:00.000+03:00</published><updated>2007-09-22T11:53:07.054+03:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term=':)'/><title type='text'>AKILLI KADIN</title><content type='html'>Sabah kahvaltıda kadın; -"Eminim, sen bugünün ne olduğunu hatırlamıyorsun bile" dedi.. -"Tabii, hatırlıyorum" dedi adam... Çıktı, gitti. &lt;br /&gt;Öğleye doğru kapı çalındı.. Çiçekçi çocuk harika bir kırmızı gül buketi bıraktı...&lt;br /&gt; Az sonra kapı tekrar çalındı, bu defa kösedeki pastanenin çırağıydı gelen...&lt;br /&gt; Kocaman bir çikolata kutusu bıraktı gitti.&lt;br /&gt;Öğleden sonra gelen kutudan da, olağanüstü güzel bir elbise çıktı.. &lt;br /&gt;Kadın kocasının dönmesini zor bekledi ve daha kapıda boynuna sarıldı.. - "Önce çiçekler, sonra çikolata, ve sonra da elbise..  Bu hayatımdaki en güzel Cumhuriyet Bayramı...&lt;br /&gt;- " Adam: " .........Hadi beeeeee."&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/8973070831983149922-2264039219923172185?l=lifediffucult.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://lifediffucult.blogspot.com/feeds/2264039219923172185/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=8973070831983149922&amp;postID=2264039219923172185&amp;isPopup=true' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/8973070831983149922/posts/default/2264039219923172185'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/8973070831983149922/posts/default/2264039219923172185'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://lifediffucult.blogspot.com/2007/09/akilli-kadin.html' title='AKILLI KADIN'/><author><name>SüReYyA TOPKARA</name><uri>http://www.blogger.com/profile/15908601979858431840</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='24' src='http://1.bp.blogspot.com/_DXed-Kh0LSI/S_w22PTG0XI/AAAAAAAAAsw/dOL9UGZnaMk/S220/20100517_091755.JPG'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-8973070831983149922.post-1112876049013465211</id><published>2007-09-20T10:21:00.000+03:00</published><updated>2007-09-20T10:22:35.748+03:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='insan'/><title type='text'>İNSAN NE KADAR USTALAŞIR ACI ÇEKMEKTE</title><content type='html'>"insan büyüdükçe ustalaşıyor acı çekmekte. Hangi yaşta böyle bir başlangıç&lt;br /&gt;yapılır ki yazıya. Belki de büyüdüğün ve acı çekmekte ustalaştığın zaman.&lt;br /&gt;Öyle ya, ölüm daha yakın. Çocukluğunun yıldızları bir bir kayıyor yanından&lt;br /&gt;yörenden. Bir dilek tutsan acıya dokunuyorsun sanki. Bir bakmışsın ki,&lt;br /&gt;küçücük ellerini yaşlı ellerinde dinlendirdiğin büyükanneler, büyükbabalar&lt;br /&gt;bir bir gitmiş. Onlarla buluşmaya gittiğin yer, hayret ki, artık dünyanın&lt;br /&gt;en kalabalık yeri, yani mezarlık oluyor. Büyükannenin, büyükbabanın&lt;br /&gt;kupkuru, kabarık toprağına dokunmak ürkütüyor seni. Bir gün, "Sıramızı&lt;br /&gt;bekliyoruz artık!" diyor annen ve baban. "Ne sırası anam-babam?" Dinç bir&lt;br /&gt;suskunluk donup kalıyor dudaklarda? * Nedense daha yavaş yaşamak&lt;br /&gt;istiyorsun. Oysa doğan güneş sanki bir günü olgunlaştırmadan iniveriyor&lt;br /&gt;geceye şehrin karanlık sırtlarından. Nasıl geçer bu kadar hızlı bir gün?&lt;br /&gt;Çocukluğunda sanki güneş güneşe eklenir iki üç gün bir gün gibi yaşanırdı.&lt;br /&gt;Oyunlar bitmez, masallar sürüp giderdi huzurlu bir uykuda. Artık uykuya da&lt;br /&gt;dalamıyorsun. Gece gözlerine asılıp kalıyor, ya da sen gecenin bir yerine&lt;br /&gt;asılıp kalıyorsun ve öylece sabah oluyor. Büyüdükçe karar veremiyorsun,&lt;br /&gt;geceler mi uzun olsaydı, yoksa gündüzler mi? Bir kedi yavrusu rahatlığında&lt;br /&gt;gerine gerine uymak mı istersin, yoksa bir sincap şımarıklığında ağaç&lt;br /&gt;dallarında, yaprakların arkasında coşkuyla, cıvıl cıvıl oyunlar oynamak mı?&lt;br /&gt;* İnsan, büyüdükçe ustalaşıyor acı çekmekte. Oysa çocukluğuna o kadar&lt;br /&gt;yaklaşıyor ki insan büyüdükçe. Üstelik o kadar öykünmeye, bir misketi eline&lt;br /&gt;alıp şöyle halının üzerinde yuvarlamak, sanki orada duruyor ve sen&lt;br /&gt;karabasan zamanın yorgun ağırlığında kılını bile kıpırdatamıyorsun. Daha&lt;br /&gt;çok kalmak istiyorsun. Daha çok gitmek istiyorsun. İnsan büyüdükçe&lt;br /&gt;kararsızlığı daha da artıyor. Herkes ne hikmetse senin daha da&lt;br /&gt;olgunlaştığını düşünüyor. Oysa olgunlaşmıyorsun; sadece sabra sadakatinde&lt;br /&gt;kendi kendini sınıyorsun. İçine, en derine gömerken içindekileri, bir buruk&lt;br /&gt;tebessüm beliriyor dudak kenarlarında. "Yaşanacaksa bunu da yaşayalım!"&lt;br /&gt;deyip, mütevekkil, boynunu uzatıyorsun hayatın o anki cilveli giyotin&lt;br /&gt;soğukluğuna. * Daha çok güldüğünü zannediyorsun, gülmüyorsun... Öyle ya,&lt;br /&gt;kendine gülüyorsa gülüyordur insan. Daha çok konuştuğunu düşünüyorsun,&lt;br /&gt;konuşmuyorsun. Öyle ya, kendiyle konuşuyorsa konuşuyordur insan. Daha çok&lt;br /&gt;sevdiğini düşünüyorsun, sevmiyorsun. Öyle ya, kendini seviyorsa seviyordur&lt;br /&gt;insan. Daha çok şefkatli olduğunu düşünüyorsun, şefkatin kalmıyor. Öyle ya,&lt;br /&gt;kendine acıyorsa acıyordur insan. Biliyorsun. Öyle bir tekrar başlıyor ki,&lt;br /&gt;acıya ustalaştığın o andan sonra, bir otomobil tamircisinin daha otomobilin&lt;br /&gt;kontağını çevirdiğinde arızayı anlaması gibi anlıyorsun hayatı. Ne büyük&lt;br /&gt;bir acı. Aşkı yaşayamıyorsun mesela, ayrılığı... Belki baba ve anne olmayı...&lt;br /&gt;Çok şeye katlanmak istiyorsun. Katlanıyorsun da. Acıda ustalaşmak böyle bir&lt;br /&gt;şey, yani büyümek... Başarıyla geçtiğin her sınav, seni senden&lt;br /&gt;uzaklaştırıyor. Nedense kendine olan inancın azalıyor. Eşinin şefkatine&lt;br /&gt;daha çok inanıyorsun. Yarın elden ayaktan düştüğünde, dünyada belki de sana&lt;br /&gt;bakabilecek tek bir kişi olduğundan, çıkarıp yüreğini ona vermek&lt;br /&gt;istiyorsun. Hayır, sana bakma karşılığında değil, bu güne kadar belki de&lt;br /&gt;yeterince onu sevemediğini düşündüğünden, çıkarıp kalbini ona vermek&lt;br /&gt;istiyorsun... Çocuklarının sana olan bağlılığına olan inancın daha çok&lt;br /&gt;artıyor. Sadece soyadını taşıyacakları için değil. Mümkün olsa da bütün&lt;br /&gt;acılarını göstersen diye geçiriyorsun içinden. Gelecekleri gösterip&lt;br /&gt;korkutmak, hayatı bırakmalarına sebep olmak için değil. Sadece canları&lt;br /&gt;yanmasın diye. Sadece canları yanmasın... Dostlarına olan karşılıklı güvene&lt;br /&gt;dayalı inancın artıyor. Öldüğünde, eşine, çocuklarına ruhsuz bedeninin&lt;br /&gt;acısını yaşatmamaları, ama seni bir güzel yıkayıp, sarıp sarmaladıktan&lt;br /&gt;sonra mezara bırakıp başından ayrılacak olmaları, ya da sonra senin&lt;br /&gt;yokluğunda belki eşine, çocuklarına sahip çıkmaları için değil. Senin&lt;br /&gt;yokluğunda da senin dostun olarak kalabilecekleri için. * Yine de hiç&lt;br /&gt;istemediğin bir şeyi yapıyorsun durup durup... Büyüyorsun! Ne kadar ustalaşır&lt;br /&gt;ki insan büyüdükçe acı çekmekte? İnsanı insan yapan zaman değil ki! İnsanı&lt;br /&gt;insan yapan ölümün her şeye rağmen hayatı eğlenceli kılması!&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/8973070831983149922-1112876049013465211?l=lifediffucult.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://lifediffucult.blogspot.com/feeds/1112876049013465211/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=8973070831983149922&amp;postID=1112876049013465211&amp;isPopup=true' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/8973070831983149922/posts/default/1112876049013465211'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/8973070831983149922/posts/default/1112876049013465211'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://lifediffucult.blogspot.com/2007/09/insan-ne-kadar-ustalair-aci-ekmekte.html' title='İNSAN NE KADAR USTALAŞIR ACI ÇEKMEKTE'/><author><name>SüReYyA TOPKARA</name><uri>http://www.blogger.com/profile/15908601979858431840</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='24' src='http://1.bp.blogspot.com/_DXed-Kh0LSI/S_w22PTG0XI/AAAAAAAAAsw/dOL9UGZnaMk/S220/20100517_091755.JPG'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-8973070831983149922.post-3992878969471527411</id><published>2007-09-20T09:54:00.000+03:00</published><updated>2007-09-20T10:05:04.834+03:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='dikkat'/><title type='text'>YORUMSUZ.................</title><content type='html'>Düştüm,Bebeğim bir yana, Gülüşlerim bir yana.Anneme baktım, Yoktu!Başımda yabancı bir adamKüçücük göğsümde kocaman elleri Sakalları deldi geçtipespembe tenimi.Anne , anneeeeeeee. ... Bir oyun sandım Elleri kara kara 'öcü' amcalarmış Bir emzik düğümünde Yarıldı bedenimAltımı ıslattım sandım Kan kaybında Boğuldu insanlık!BebektimÇocuk olacaktım Abla olacaktım Altımdaki bez çıkmadan,Kadın oldum bir buçuk yaşında... ADAM OLDUMU o amca bedenimde ??? Öğretin bana; kendi suyumu kendim alamazkenNasıl sulayacağım bedenimde ölen çiçeği!!! Ben kadın olmak istemedim Ben dünyaya da gelmek istememiştim ki! Anneeeee... babaaaaa.... Işığı açın! UzanamıyorumBU METİNLE TÜM DÜNYADA ÇOCUK PORNOSU MAĞDURLARI İÇİN BİR MUM YAKILARAKDOLAŞIP SİZE ULAŞTI.HEDEF 1 MİLYON MUM.BU RAKAMA ULAŞILDIĞINDATÜM ÇOCUK PORNOSUSUNAN SİTELER KAPATILACAK. BU OLAGAN ÜSTÜ HAREKETE KATILMANIZ IÇIN ANNEBABA OLMANIZ GEREKMIYOR.GELECEKTE SAHIP OLACAGINIZ ÇOCUKLAR IÇINDELÜTFEN BIR MUM DA SIZ YAKIN. %70 13 YAŞIN ALTINDAKI ÇOCUKLARDANOLUŞAN AILELERINDEN ÇALINIP BU PISLIGE ALET EDILMISBU ÇOCUKLAR IÇIN BU MESAJI TANIDIGINIZ HERKESE YOLLAYIN. BIR MILYONU GEÇMEK IÇIN SON BIR MUM LÜTFEN.ÇOCUK PORNOSU SAPIKLIKTIR.&lt;br /&gt; *********************************************************************************&lt;br /&gt;Dun gece eve donerken su almak uzere markete uğradım,görevliye şöyle sordum: "1,5 lt. Su var mı? Ama Turkuaz dışında lütfen" Turkuaz çıktığından beri bu şekilde su alıyordum artik. Para verip kotusu içmeye hiç niyetim yok! Marketteki adamın dediklerini aynen aktarıyorum:"Ağabey, ben o sudan satmıyorum. İnan ki gelen müşterilerden onda dokuzu senin söylediğin şeyi soyluyor""Peki, neden halen satıyorlar?" diye sordum."Ağabey, Turkuaz suyu, marketlere bedava veriliyor, satarsan kara geçiyorsun, satmazsan öylece duruyor. Ama ben satmıyorum, çünkü alan yok. Ayrıca CocaCola satanın Turkuaz da satma zorunluluğu var, hatta başka su sattırmamaya çalışıyorlar." Uzun söze gerek yok; hiç kimse almazsa, hiç kimseye satamazlar...Lütfen okuyun, okutun!Bir şeye dikkatinizi çekmek istiyorum. Türkiye'de bazı şişeli içme suları doğal kaynak suyu değil. Doğal kaynak sularında devlete para ödemeniz gerekiyor, artı bu tesislerin yatırım maliyeti çok yüksek. Dolayısıyla CocaCola ne yaptı, kaynak suyu araştırmalarının maliyetlerini çok yüksek bulduğu için Bursa/Ketsel ovasındaki CocaCola fabrikasında derin kuyu pompalarıyla ovanın suyunu çekerek bunu da termostan geçirip filtreederek hem CocaCola meşrubatını hem de Türkuaz'ı şişelemeye başladı. Türkuaz'ın etiketinin üst vealtındaki Kahverengi şeritlere dikkat edin: "Sofra İçeceği" yazar. Devlet, CocaCola'nin uyanıklığını kanuna uydurmak ve uyanıklığa yapılacak itirazları bertaraf etmek için böyle bir kural çıkardı! Binlerce dönümlük tarım arazisinin bulunduğu ve CocaCola haric hicbirIsletmeye "derin kuyu pompasi" çakma izni verilmeyen Kestel ovasında, yeraltından çekilen su, filtre edilip daha sonra icine bazı mineraller katıldıktan sonra Türkiye'nin enücra kasabalarına bile satılıyor ve lıkır içiliyor. Bazı yazlık kasaba ve köylerde neredeyse Turkuaz harici içme suyu bulamazsınız çünkü dağıtım ağı çok güçlü. Bayilere baskıbile olduğu yolunda duyumlar aldım. Turkuaz içmeye Devam edecekseniz, unutmayın, yapay bir su içiyorsunuz. Duyarlı bir vatandaş olarak konuya dikkatinizi çekerim. Her tarafı doğal kaynak sularıyla dolu memlekette, millete kuyu suyunu zorla ve de üstüne para alarak içiriyorlar. İçmeyin arkadaşlar!GöndereninNotu:Kola'nın ülkesi"nin 1960 lı yıllarda, özellikle ilkokul öğrencilerine ücretsiz sut tozu, balık yağı ve peynir yardımı yaptığını, bu tarihlerden sonra Anadolu tarihinde ilk kez çocukfelci vakalarının görüldüğünü ve de sonraları çocuk felci asisinin "rutin aşılar" arasına sokulduğunu, bu aşıların bizlere büyük paralarla satıldığını HATIRLAYIN VE UNUTMAYIN.Küba gibi bir ülkenin "İnsan sağlığıyla ticaret olmaz" diyerek, (ABD de bile patent aldığı) kanser asisini, yoksul ülkelere ilacı, isteyen ülkelere de patentini ücretsiz verdiği, buna karşın tüm AB/ABD/İsraillin yapay hastalıklarla hazinemizi ve sağlığımızı emdiklerini BILIN VE UNUTMAYIN..Ücretsiz" adini bile söylemeyen bu malum firmalar, "ücretsiz su veriyorlarsa" bunun nedenini DÜŞÜNÜN VE BULUN!!,,,&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/8973070831983149922-3992878969471527411?l=lifediffucult.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://lifediffucult.blogspot.com/feeds/3992878969471527411/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=8973070831983149922&amp;postID=3992878969471527411&amp;isPopup=true' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/8973070831983149922/posts/default/3992878969471527411'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/8973070831983149922/posts/default/3992878969471527411'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://lifediffucult.blogspot.com/2007/09/yorumsuz.html' title='YORUMSUZ.................'/><author><name>SüReYyA TOPKARA</name><uri>http://www.blogger.com/profile/15908601979858431840</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='24' src='http://1.bp.blogspot.com/_DXed-Kh0LSI/S_w22PTG0XI/AAAAAAAAAsw/dOL9UGZnaMk/S220/20100517_091755.JPG'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-8973070831983149922.post-5322427104277672170</id><published>2007-09-18T16:50:00.000+03:00</published><updated>2007-09-18T17:04:26.121+03:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Fıkra'/><title type='text'>FIKRALARLA TÜRKİYE</title><content type='html'>Temel ve Kraliçe Elizabeth&lt;br /&gt;Temel Istanbul a gelmis, yürüyormus.Bu arada 5 dakikada&lt;br /&gt;bir top&lt;br /&gt;atislari duyul-&lt;br /&gt;maktaymis. Merak edip sormus. "Hemserim bu top atislari&lt;br /&gt;neyin&lt;br /&gt;nesi?"&lt;br /&gt;diye. Kraliçe Elizabeth in gelmesi sebebiyle top atisi&lt;br /&gt;yapildigi anlatilmis. Aradan yarim saatgeçmis ve top atislari halen&lt;br /&gt;sürmekteymis.&lt;br /&gt;Temel yine sormus bir baskasina "Bu top atislari neden?"&lt;br /&gt;diye. Ayni cevabi&lt;br /&gt;alinca söylenmis: "Ulan, yarim saattir bir kariyi&lt;br /&gt;vuramadilar, be!"&lt;br /&gt;***************************&lt;br /&gt;Temel ve Sevgilileri&lt;br /&gt;Temel in 3 tane sevgilisi vardir.Biri ögretmen, biri&lt;br /&gt;doktor, biri de santralcidir.&lt;br /&gt;Fakat ögretmenle evlenmeye karar verir. Bunu bilen&lt;br /&gt;arkadasi sorar&lt;br /&gt;"Niye ögretmen de digerleri degil?" diye. Temel de ona döner:&lt;br /&gt;-Ula der, bilmez misin doktorlar "bugün git yarin gel"&lt;br /&gt;der,&lt;br /&gt;santralci&lt;br /&gt;de "su an&lt;br /&gt;mesgul daha sonra tekrar deneyin" der. Ama ögretmen ne&lt;br /&gt;der? Hadi&lt;br /&gt;bir&lt;br /&gt;daha tekrarliyalim...&lt;br /&gt;******************************&lt;br /&gt;Temel Nato da havaci olarak askerligini yapiyormus.&lt;br /&gt;Komutan&lt;br /&gt;askerlere&lt;br /&gt;parasütle nasil atlanacagini ögretmis.&lt;br /&gt;- "Uçaktan atlayinca birinci ipi çekeceksiniz. Parasüt&lt;br /&gt;açilmaz ise ikinci ipi çekeceksiniz. Yine açilmadi, o zaman Meryem Ana ya dua&lt;br /&gt;edeceksiniz."&lt;br /&gt;Temel uçaktan atlar. Birinci ipi çeker parasüt açilmaz,&lt;br /&gt;ikinci ipi çeker&lt;br /&gt;yine açilmaz. O sırada yere yavas yavas süzülen komutaninin&lt;br /&gt;yanindan&lt;br /&gt;geçerken sorar:&lt;br /&gt;- "Komutanim, komutanim.. O karinin adi neydi ?"&lt;br /&gt;*****************************&lt;br /&gt;Banka Soygunu&lt;br /&gt;Temel ile Dursun Amerika da yasarlarken paralari bitmis&lt;br /&gt;ve bir banka&lt;br /&gt;soymayi kafalarina koymuslar. Gece yarisi olmus, Dursun ve&lt;br /&gt;Temel kapilari açip içeride kasalari aramaya koyulmuslar. Temel bir kasa görmüş,&lt;br /&gt;açmislar ve içinden bir kase muhallebi çikmis. E bu kadar ugrastik bosa gitmesin&lt;br /&gt;demisler ve bunu Temel afiyetle yemis. Daha sonra bir kasa&lt;br /&gt;daha görmüsler&lt;br /&gt;ve onu da açmislar bir kase muhallebi daha. Bunu da Dursun&lt;br /&gt;yemis. Tabii&lt;br /&gt;ikisi de sasirmis koca bankada nasil para olmaz diye ve orayi&lt;br /&gt;terk etmisler.&lt;br /&gt;Ertesi gün gazetelerde manset : "Dünyanin en büyük&lt;br /&gt;Sperm Bankasi&lt;br /&gt;soyuldu!.. *************************&lt;br /&gt;Temel Usülü Intihar&lt;br /&gt;Dursun birgün ormanda gidiyormus. Temeli bir agaca&lt;br /&gt;belinden bagli sekilde bulmus. "Napiyosun Temel" demis Dursun; Temel de&lt;br /&gt;"Intihar ediyorum" demis. Dursun "Benim bildigim öyle intihar edilmez; o&lt;br /&gt;ipi beline diil boynuna bagliyacaksin" demis. Temel de: onu da denedim; az daha&lt;br /&gt;boguluyodum...&lt;br /&gt;*************************&lt;br /&gt;Temel, Karisi ve Karisinin Asigi&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Temel, bir haftaligina gittigi memleketten, haber&lt;br /&gt;vermeden erken&lt;br /&gt;dönünce karisini evde baska bir erkekle yatakta bulur. Derhal&lt;br /&gt;belinde&lt;br /&gt;tasidigi tabancasina davranan Temel, yatakta yakaladigi adami&lt;br /&gt;alninin&lt;br /&gt;ortasindan vurur. Tabancayi tam kendi kafasina dogrultmusken,&lt;br /&gt;karisi&lt;br /&gt;haykirarak üzerine atlar:&lt;br /&gt;- Dur Temel im, kiyma kendine!..&lt;br /&gt;Temel, sinirden titreyerek haykirir:&lt;br /&gt;- Sus kaltak, sira sana da gelecek!..&lt;br /&gt;****************************&lt;br /&gt;2 Katli Otobüs&lt;br /&gt; Bir gün Temel le Dursun 2 katli otobüsle yolculuk&lt;br /&gt;ediyomus.&lt;br /&gt;Temel cep&lt;br /&gt;telefonunu çikartip alt kattaki Dursun u&lt;br /&gt;aramis.&lt;br /&gt;- Orada havalar nasil Dursun kardesim?&lt;br /&gt;- Bizim söför uyumus otobüs kendi kendine gidiyo valla&lt;br /&gt;Temel&lt;br /&gt;cigim...&lt;br /&gt;- O dabirsey mi Dursun? Bizim katta söför bile yok. Otobüs&lt;br /&gt;kendi kendine&lt;br /&gt;gidiyo...&lt;br /&gt;****************************&lt;br /&gt;AIDS&lt;br /&gt;Temel birgün ölümcül hastaliga yakalanir. Dursun da&lt;br /&gt;yaninda refakatçi olarak kalmaktadir. Temel gelen herkese ben AIDS im der.&lt;br /&gt;Dursun artık&lt;br /&gt;dayanamaz ve sonunda sorar :&lt;br /&gt;- Temel sen AIDS felan degilsin neden herkese yalan&lt;br /&gt;söylüyorsun?&lt;br /&gt;Temelde:&lt;br /&gt;-Haçen öylede ölücem böylede. En azinda kariyi saglama alalim bari...&lt;br /&gt; ************************&lt;br /&gt;Tatbikat&lt;br /&gt; Temel ile Dursun bir gün parasüt tatbikatina&lt;br /&gt;katilmislar. Diger&lt;br /&gt;paraşütçüler gibi onlarinda uçaktan atlama siralari gelmis ve&lt;br /&gt;kendilerini&lt;br /&gt;bosluga salıvermisler. Temel in paraşütü açilmis ancak&lt;br /&gt;Dursun un ki&lt;br /&gt;açilmamis. Dursun Temel e :&lt;br /&gt;- Ula Temel bu meret açılmayi da!..&lt;br /&gt;Temel :&lt;br /&gt;- Ula Tursin yardimci parasüti aç usagum!..&lt;br /&gt;Dursun yardimci parasütü açmaya çalismis fakat o da&lt;br /&gt;açılmamis ve&lt;br /&gt;Dursun Temel e :&lt;br /&gt;- Ula Temel bu merette açilmayi.&lt;br /&gt;Temel :&lt;br /&gt;- Bos ver usagum nasul olsa tatbikattayiz...&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/8973070831983149922-5322427104277672170?l=lifediffucult.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://lifediffucult.blogspot.com/feeds/5322427104277672170/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=8973070831983149922&amp;postID=5322427104277672170&amp;isPopup=true' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/8973070831983149922/posts/default/5322427104277672170'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/8973070831983149922/posts/default/5322427104277672170'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://lifediffucult.blogspot.com/2007/09/fikralarla-trkiye.html' title='FIKRALARLA TÜRKİYE'/><author><name>SüReYyA TOPKARA</name><uri>http://www.blogger.com/profile/15908601979858431840</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='24' src='http://1.bp.blogspot.com/_DXed-Kh0LSI/S_w22PTG0XI/AAAAAAAAAsw/dOL9UGZnaMk/S220/20100517_091755.JPG'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-8973070831983149922.post-2032583395679356369</id><published>2007-09-18T14:13:00.001+03:00</published><updated>2010-06-15T21:02:01.980+03:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='ilginç ötesi'/><title type='text'>AĞZIM AÇIK OKUDUM VALLA!!!!!!!!!!!!!!!</title><content type='html'> 46 yıl boyunca hamile kalan Faslı kadın Zehra Ebu Talip ve uyuyan bebeği herkesi şaşırttı.1955’te, Kazablanka’nın biraz dışındaki bir köyde yaşayan Zehra Ebu Talip adlı Fas’li kadın ilk çocuğuna hamile kalır. Doğuma 48 saat kala büyük bir acı içinde kıvranan Zehra hastaneye kaldırılır. Doktorlar, doğumun ancak sezeryanla gerçekleşebileceğini anne adayına bildirirler. Bu konuşmadan hemen sonra Zehra hastanede baska bir kadının sezeryanla doğum yaparken öldüğüne şahit olur. Aynı durumun kendi başına da geleceği korkusuyla hastaneden kaçar. Devam eden günlerde, Zehra büyük doğum sancıları çeker ve bebek halen anne karnındadır. Birkaç gün sonra bebek hareket etmeyi keser ve acı diner. Fas geleneklerine göre, bebek anne karnında sırf annenin onurunu korumak için uyuyabilir. Zehra da bu mistisizme inanır. Bebeğinin uykuya daldığına inanır ve hamileliği aklından silip çıkarır. 3 çocuk evlat edinir, kendisine torunlar bahşedilir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Aradan çok uzun zaman geçer. Zehra 75 yaşına gelmiş ve acıları yeniden başlamıştır. Evlatlıklarından biri bu durumdan endişelenir ve annesini hemen bir uzmana, Rabat’a götürür. Doktor karın şişkinliğinin yumurtalıktan kaynaklanan bir tümörden dolayı olduğunu düşünerek, Zehra’ya ultrason çekimini uygun görür. Ultrason sonucunda kendisinin de açıklayamadığı bir kütle olduğunu görür ve Zehra’yı bir radyograf uzmanına havale ederek onun da fikrini almak ister. İkinci bir uzman incelemesinden sonra karın bölgesindeki kireçlenmiş kütlenin 46 yıl önce Zehra’nin hamile kaldığı bebeği olduğu anlaşılır. Yumurtalar anne karnında anormal bir yerde (ektopik) döllenmiştir. Büyüyen cenin karın bölgesindeki plasenta’ya hayati organlarıyla tutunmuş ve bu gelişimi devam ettirmiştir. Doktorlar ceninin anne karnından alınmasının ne kadar güvenli olacağı konusunda büyük bir sıkıntı yaşarlar. Cenin yaklaşık 4kg ağırlığında ve 42cm boyundadır. Operasyon sonrasında ise ceninin tamamen taşlaştığı görülür. En şaşırtıcı olan ise ceninin kendi hayati organlarını ve karın duvarını eritip diş bölgenin sert bir cisim halini almasını sağlamasıdır. &lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;4 saatlik başarılı bir operasyon sonrasinda cenin anne karnından çıkartılır. Ektopik hamilelikte eğer ölü cenin anne vücudu tarafından yeniden absorbe edilmeyecek kadar büyükse, cenin annenin bağışıklık sisteminden tamamen farklı bir beden halini alır. Anne vücudu ise böyle bir durumda muhtemel enfeksiyonlardan korunmak için, cenini dokular öldüğünde ve kuruduğunda kireçli bir kılıfla kaplar. Kireç tabakası oluştuğunda, cenin yavaş yavaş taşlaşmaya doğru giderek sonunda taş bebek halini alır.&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;İbrahim Özer – Kanada / Dünya Bülteni&lt;/strong&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/8973070831983149922-2032583395679356369?l=lifediffucult.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://lifediffucult.blogspot.com/feeds/2032583395679356369/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=8973070831983149922&amp;postID=2032583395679356369&amp;isPopup=true' title='1 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/8973070831983149922/posts/default/2032583395679356369'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/8973070831983149922/posts/default/2032583395679356369'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://lifediffucult.blogspot.com/2007/09/azim-aik-okudum-valla.html' title='AĞZIM AÇIK OKUDUM VALLA!!!!!!!!!!!!!!!'/><author><name>SüReYyA TOPKARA</name><uri>http://www.blogger.com/profile/15908601979858431840</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='24' src='http://1.bp.blogspot.com/_DXed-Kh0LSI/S_w22PTG0XI/AAAAAAAAAsw/dOL9UGZnaMk/S220/20100517_091755.JPG'/></author><thr:total>1</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-8973070831983149922.post-8908720680473332338</id><published>2007-09-17T08:12:00.000+03:00</published><updated>2007-09-17T08:49:20.710+03:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='acı'/><title type='text'>ANLYANA YAZDIM ONA............N</title><content type='html'>AcıLara DegiL 'Sana' Tutundum..&lt;br /&gt;Kavuşmak özgürlükse özgürdük ikimizde...&lt;br /&gt;Elleri çığlık çığlık yan yana iki dunya.&lt;br /&gt;İkimiz iki daldan iki hırçın su gibi akıp gelmiştik.&lt;br /&gt;Buluşmuştuk bir kavşakta,&lt;br /&gt;Unutmustuk ayrılığı, yok saymıştık özlemeyi.&lt;br /&gt;Şarkımıza dalmıştık.&lt;br /&gt;Mutluluk mavi çocuk oynardı bahçemizde..&lt;br /&gt;Biz birbirimizi bulmuştuk işte...&lt;br /&gt;Yalnızlığı geçmiştik acılar sapağından dönmüş ve birbirimizi görmüştük.&lt;br /&gt;Belki de çarpmıştık.&lt;br /&gt;Birbirimizi görecek takatımız yokken...&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/8973070831983149922-8908720680473332338?l=lifediffucult.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://lifediffucult.blogspot.com/feeds/8908720680473332338/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=8973070831983149922&amp;postID=8908720680473332338&amp;isPopup=true' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/8973070831983149922/posts/default/8908720680473332338'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/8973070831983149922/posts/default/8908720680473332338'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://lifediffucult.blogspot.com/2007/09/anlyana-yazdim-onan.html' title='ANLYANA YAZDIM ONA............N'/><author><name>SüReYyA TOPKARA</name><uri>http://www.blogger.com/profile/15908601979858431840</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='24' src='http://1.bp.blogspot.com/_DXed-Kh0LSI/S_w22PTG0XI/AAAAAAAAAsw/dOL9UGZnaMk/S220/20100517_091755.JPG'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-8973070831983149922.post-3365213061732019795</id><published>2007-09-16T19:57:00.000+03:00</published><updated>2007-09-16T19:58:50.017+03:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='aşk'/><title type='text'>AŞK VE SEVGİ</title><content type='html'>AŞK bir yıl sürer SEVGİ bir ömür&lt;br /&gt;AŞK gözünde büyütür SEVGİ razı olur&lt;br /&gt;AŞK aldatır SEVGİ ikna eder&lt;br /&gt;AŞK (aşık) kıskanır SEVGİ (sevgili) güvenir&lt;br /&gt;AŞK seni de onu da ikiye böler SEVGİ ikinizi bir eder&lt;br /&gt;AŞK zehir gibidir SEVGİ ilaç&lt;br /&gt;AŞK ay gibidir hep bir karanlık yüzü var senden gizlenen SEVGİ güneş gibidir hep sana bakar içini ısıtır&lt;br /&gt;AŞK gider (isteyince) SEVGİ kalır (isteyerek)&lt;br /&gt;AŞK çeker, ezer, cesaret kırar SEVGİ iter, teşvik eder, yüreklendirir.&lt;br /&gt;AŞK ise; o senin için hedeftir SEVGİ ise; ikiniz de aynı hedefe koşan oklarsınız.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;*-***************************************** *&lt;br /&gt;&lt;a href="http://sonduraktabeklebeni.spaces.live.com/blog/cns!A2688F72913F3E2C!119.entry"&gt;UNUT ONU GÖNLÜM&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;KAPAT PERDESİNİ,BAKMA MAZİYE&lt;br /&gt;UNUT ONU GÖNLÜM&lt;br /&gt;SEVMEDİN FARZET&lt;br /&gt;             &lt;br /&gt;YETMEZMİ YILLARDIR YOL GÖZLEDİĞİN.&lt;br /&gt;UNUT ONU GÖNLÜM&lt;br /&gt;SEVMEDİN FARZET&lt;br /&gt;              &lt;br /&gt;BIRAK BU SEVDANIN BIRAK PEŞİNİ.&lt;br /&gt;KAYBETTİN VAR OLAN BÜTÜN NEŞENİ.&lt;br /&gt;DİNDİR GÖZLERİNİN HASRET YAŞINI.&lt;br /&gt;UNUT ONU GÖNLÜM,&lt;br /&gt;SEVMEDİN FARZET.&lt;br /&gt;              &lt;br /&gt;HARCAMA BU YOLDA ÖMÜR VAKTİNİ.&lt;br /&gt;NE KADRİNİ BİLDİ NE KIYMETİNİ.&lt;br /&gt;UNUT ONU GÖNLÜM&lt;br /&gt;SEVMEDİN FARZET&lt;br /&gt;              &lt;br /&gt;BIRAK BU SEVDANIN BIRAK PEŞİNİ.&lt;br /&gt;KAYBETTİN VAR OLAN BÜTÜN NEŞENİ.&lt;br /&gt;DİNDİR GÖZLERİNİN HASRET YAŞINI.&lt;br /&gt;UNUT ONU GÖNLÜM&lt;br /&gt;SEVMEDİN FARZET&lt;br /&gt;               &lt;br /&gt;HERŞEY BOŞMUŞ İŞTE,&lt;br /&gt;CANDI;CANANDI&lt;br /&gt;ZAMAN HAKLIYIDA HAKSIZ ÇIKARDI&lt;br /&gt;VUSLATIN YOLLARI ÇOKTAN KAPANDI&lt;br /&gt;UNUT ONU UNUT GÖNLÜM&lt;br /&gt;SEVMEDİN FARZET.....&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/8973070831983149922-3365213061732019795?l=lifediffucult.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://lifediffucult.blogspot.com/feeds/3365213061732019795/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=8973070831983149922&amp;postID=3365213061732019795&amp;isPopup=true' title='1 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/8973070831983149922/posts/default/3365213061732019795'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/8973070831983149922/posts/default/3365213061732019795'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://lifediffucult.blogspot.com/2007/09/ak-ve-sevgi.html' title='AŞK VE SEVGİ'/><author><name>SüReYyA TOPKARA</name><uri>http://www.blogger.com/profile/15908601979858431840</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='24' src='http://1.bp.blogspot.com/_DXed-Kh0LSI/S_w22PTG0XI/AAAAAAAAAsw/dOL9UGZnaMk/S220/20100517_091755.JPG'/></author><thr:total>1</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-8973070831983149922.post-7752084598266891217</id><published>2007-09-13T14:26:00.000+03:00</published><updated>2007-09-13T14:30:26.130+03:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='komikler'/><title type='text'>:):):):):):):):):):):)</title><content type='html'>Hintli bir adam suda bata cika ilerlemeye calisan bir akrep görur. Onu kurtarmaya karar verir ve parmagini uzatir ama akrep onu sokar. Hintli tekrar akrebi sudan kurtarmaya calisir ama akrep onu tekrar sokar. Yakinlardaki baska birisi ona, onu surekli sokmaya calisan akrebi kurtarmaya calismaktan vazgecmesini söyler. Ama Hintli adam söyle der: "Sokmak akrebin dogasinda vardir. Benim dogamda ise sevmek var. Neden sokmak akrebin dogasinda var diye kendi dogamda olan sevmekten vazgeceyim?" Sevmekten vazgecmeyin. Iyiliginizden vazgecmeyin .....................&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;***********************************************************************************&lt;br /&gt;..............................................................&lt;br /&gt;Saygıdeğer Hakim Bey..&lt;br /&gt;Saygılarımla ve müsadenizle, size açıklama özgürlüğümü kullanarak bazı&lt;br /&gt;şeyleri bildirmek&lt;br /&gt;İstiyorum.&lt;br /&gt;Umarım bu durumu en kısa zamanda açıklığa kavuşturursunuz..&lt;br /&gt;Şu günlerde askere çağırılacağım.&lt;br /&gt;Yaşım 24.. ve 44 yaşında bir dul bayanla evlendim, kendisinin de bir kızı&lt;br /&gt;var, 25 yaşında.&lt;br /&gt;Babam ise karımın bu bahsetmiş olduğum kızı ile evlendi.&lt;br /&gt;Böylelikle Babam, karımın kızı ile evlendiği için " *damadım*" olmuş oldu.&lt;br /&gt;Bunun üzerine "*üvey kızım*" da "*üvey annem*" olmuş oldu babamla evlendiği&lt;br /&gt;için..&lt;br /&gt;Karımla benim geçen sene bir oğlumuz oldu.&lt;br /&gt;Oğlum tabi ki karımın kızının " *erkek kardeşi*" oldu, aynı zamanda Babamın&lt;br /&gt;da&lt;br /&gt;"*eniştesi*".&lt;br /&gt;Bir de üvey annemin erkek kardeşi olduğu için "*dayı*" oldu.&lt;br /&gt;Anlayacağınız benim oğlum benim "* dayım*" oldu..&lt;br /&gt;Babamın eşi sene sonunda dünyaya bir erkek çocuğu getirdi.&lt;br /&gt;O babamın oğlu olduğu için benim de "*erkek kardeşim*" ve de kızımın oğlu&lt;br /&gt;olduğu için de "*torunum* " oldu.&lt;br /&gt;Yani ben torunumun "*erkek kardeşiyim*".&lt;br /&gt;Ayrıca bir Annenin evladının babası eşi olduğuna göre, bende Eşimin kızının&lt;br /&gt;"*babasıyım*" ve de kızımın erkek çocuğunun "* erkek kardeşiyim*".&lt;br /&gt;Kısacası kendimin "*büyükbabasıyım*"..&lt;br /&gt;Sayın Hakim bey..&lt;br /&gt;Sizden ricam beni Askerlik görevimden azl etmenizdir,&lt;br /&gt;Siz de biliyorsunuz ki kanunlarımızda "* Baba*,* Oğul* ve *Torun*" aynı&lt;br /&gt;zamanda&lt;br /&gt;askerlik yapamazlar..&lt;br /&gt;Saygılarımla..&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/8973070831983149922-7752084598266891217?l=lifediffucult.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://lifediffucult.blogspot.com/feeds/7752084598266891217/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=8973070831983149922&amp;postID=7752084598266891217&amp;isPopup=true' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/8973070831983149922/posts/default/7752084598266891217'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/8973070831983149922/posts/default/7752084598266891217'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://lifediffucult.blogspot.com/2007/09/blog-post_13.html' title=':):):):):):):):):):):)'/><author><name>SüReYyA TOPKARA</name><uri>http://www.blogger.com/profile/15908601979858431840</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='24' src='http://1.bp.blogspot.com/_DXed-Kh0LSI/S_w22PTG0XI/AAAAAAAAAsw/dOL9UGZnaMk/S220/20100517_091755.JPG'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-8973070831983149922.post-8132394295757982782</id><published>2007-09-13T10:52:00.001+03:00</published><updated>2010-06-15T21:12:42.519+03:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='aşk'/><title type='text'>hangi yana baksam SEN..</title><content type='html'>Ben sadece seni seviyorum elimde değil, ne yana baksam seni görüyorum elimde değil.. Bir senin gözler beni anlar; elimde değil Görür görmez deliren ihtiyaçlar; elimde değil Düşerken son bir kez yalana; benimsin benim Yalansan yalanı severim elimde değil Aradım seni.. Tanrı gibi her yanımda olduğun halde aradım seni.. Ellerini tutup gözlerinin içine bakmak istedim. Kanımın akışındaki değişikliği bir kez daha anlatmak istedim. Biliyorum çok olmadı ayrılığımız.. Belki bir an bile değil.. Ama özlüyorum işte.. Elimde değil.. Gitme nolur gitme, itirazlar elimde değil Yalnızım, yalnızız, yalnızlıklar elimde değil Düşerken son bir kez yalana benimsin benim Yalansan; yalanı severim elimde değil.. Yaşantılar unutulmaz izlenimler bırakıyorsa eğer, yeniden benzerlerini yaşamak için çaba göstermeye değer.. Bazen bir tek an mutlu eder insanı.. Bazen de saatlerce sürer mutluluklar.. Bir de belleğimizin ömür boyu yaşattıkları var.. Sen dokusu olmuşsun belleğimin.. Sen, atar damarı olmuşsun yüreğimin.. Seni unutmaya, söküp atmaya imkan mı var?.. Bunu benden isteme ne olur, elimde değil.. Yüzü suyu hürmetine bir gel aşkın İçimde bir rüzgar essin Bu gece doldum, bu gece taştım Adımı yüzüme söylersin Sensiz zaman geçmek bilmiyor, geceler sensiz çok soğuk ve ben hep seni düşünüp üşüyorum ne yapsam yerine kimseleri koyamıyorum elimde değil seni çok seviyorum.. Çıkıp gelsen bana uzaklardan neler vermezdim ki yoluna.. Bu gece senle doluyum.. Dokunsalar ağlayacak gibiyim elimde değil.. Gel kollarına bir gel aşkın Içimde bir rüzgar essin Geceme doldun, geceme taştın Güzelsin ah güzelsin Ölüm gelecekse senin kolların da gelsin gözlerine bakarak ölmeyi tercih ederim. Gecelerce özlediğimsin sen benim vazgeçilmezimsin kendi dünyamda, kendi gecem de ne kadar da güzelsin.. Sensiz gülemiyorum her an seni düşünüyorum, elimde değil.. Gözlerinden sızan karanlıklar umrumda değil Ne şimdi ne sonra ne boşluklar umrumda değil Düşerken son bir kez yalana benimsin benim Yalansan yalanı severim elimde değil Gecelerce karanlıklarda kaldım gözlerinden bir ışık görebilmek için, hiçbirşey umrumda değil yeterki benimle ol istedim. Sadece seni sevdim başkasını değil, yalan da olsa herşey, elimde değil.. Dizime başını düşür uyu Saçlarım yüzünde gezsin Geceler uzun geceler boyu Ben yorgun sen güzelsin Şimdi elim yine yüreğim de düşünüyorum, gelir misin gelmez misin diye ama yine akşam oluyor ve sen yine yoksun. Öyleyse hayalin burada.. Dizime başını düşür uyu Korkular içimden aksın gitsin Geceler uzun geceler boyu Ben yorgun sen güzelsin Ben yoruldum sensiz geçen her geceden seni hala seviyorum, Elimde değil, Elimde değil..&lt;/div&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/8973070831983149922-8132394295757982782?l=lifediffucult.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://lifediffucult.blogspot.com/feeds/8132394295757982782/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=8973070831983149922&amp;postID=8132394295757982782&amp;isPopup=true' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/8973070831983149922/posts/default/8132394295757982782'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/8973070831983149922/posts/default/8132394295757982782'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://lifediffucult.blogspot.com/2007/09/hangi-yana-baksam-sen.html' title='hangi yana baksam SEN..'/><author><name>SüReYyA TOPKARA</name><uri>http://www.blogger.com/profile/15908601979858431840</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='24' src='http://1.bp.blogspot.com/_DXed-Kh0LSI/S_w22PTG0XI/AAAAAAAAAsw/dOL9UGZnaMk/S220/20100517_091755.JPG'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-8973070831983149922.post-5968444986512053020</id><published>2007-09-12T18:50:00.000+03:00</published><updated>2007-09-12T18:51:11.748+03:00</updated><title type='text'>Ramazan ayı çok şereflidir</title><content type='html'>Sual: Ramazan ayı yaklaşmaktadır. Bu ayın önemi nedir? CEVAP: Bu konuda İmam-ı Rabbani hazretleri buyuruyor ki: Mübarek Ramazan ayı, çok şereflidir. Bu ayda yapılan, nafile namaz, zikir, sadaka ve bütün nafile ibadetlere verilen sevab, başka aylarda yapılan farzlara verilen sevab gibidir. Bu ayda yapılan bir farz, başka aylarda yapılan yetmiş farz gibidir. Bu ayda bir oruçluya iftar verenin, günahları affolur. Cehennemden azat olur. O oruçlunun sevabı kadar, ayrıca buna da sevab verilir. O oruçlunun sevabı hiç azalmaz. Bu ayda, emri altında bulunanların, işlerini hafifleten, onların ibadet etmelerine kolaylık gösteren âmirler de affolur, Cehennemden azat olur. Ramazan-ı şerif ayında, Resulullah, esirleri azat eder, her istenilen şeyi verirdi. Bu ayda ibadet ve iyi iş yapabilenlere, bütün sene bu işleri yapmak nasip olur. Bu aya saygısızlık edenin, günah işleyenin, bütün senesi günah işlemekle geçer.Bu ayı fırsat bilmeli, elden geldiği kadar ibadet etmelidir. Allahü teâlânın razı olduğu işleri yapmalıdır. Bu ayı, ahireti kazanmak için fırsat bilmelidir. Kur'an-ı kerim Ramazanda indi. Kadir gecesi bu aydadır. Ramazan-ı şerifte, iftarı erken yapmak, sahuru geç yapmak sünnettir. Resulullah bu iki sünneti yapmaya çok önem verirdi.İftarda acele etmek ve sahuru geciktirmek, belki insanın aczini, yiyip içmeye ve dolayısıyla her şeye muhtaç olduğunu göstermektedir. İbadet etmek de, zaten bu demektir. Hurma ile iftar etmek sünnettir. İftar edince, (Zehebez-zama' vebtellet-il uruk ve sebet-el-ecr inşaallahü teâlâ) duasını okumak, teravih kılmak ve hatim okumak önemli sünnettir.Bu ayda, her gece, Cehenneme girmesi gereken binlerce Müslüman, affolur, azat olur. Bu ayda, Cennet kapıları açılır. Cehennem kapıları kapanır. Şeytanlar, zincirlere bağlanır. Rahmet kapıları açılır. Allahü teâlâ, bu mübarek ayda, Onun şanına yakışacak kulluk yapmayı ve Rabbimizin razı olduğu, beğendiği yolda bulunmayı, hepimize nasip eylesin! Açıktan oruç yiyen, bu aya hürmet etmemiş olur. Namaz kılmayanın da, oruç tutması ve haramlardan kaçınması gerekir. Bunların orucu kabul olur ve imanları olduğu anlaşılır. Ramazanda oruç tutmak hakkındaki hadis-i şeriflerde buyuruluyor ki: (Ramazan orucu farz, teravih namazı ise sünnettir. Bu ayda oruç tutup, gecelerini de ibadetle geçirenin günahları affolur.) [Nesai](Ramazan orucunu farz bilip, sevab bekleyerek oruç tutanın günahları affolur.) [Buhari] (Ramazan orucunu tutup ölen mümin, Cennete girer.) [Deylemi](Ramazan bereket ayıdır. Allah bu ayda, günahları bağışlar, duaları kabul eder. Bu ayın hakkını gözetin! Ancak Cehenneme gidecek olan, bu ayda rahmetten mahrum kalır.) [Taberani] (Ramazan ayında, ailenizin nafakasını geniş tutun! Bu ayda yapılan harcama, Allah yolunda yapılan harcama gibi sevabdır.) [İbni Ebiddünya](Oruçlunun susması tesbih, uykusu ibadet, duası makbul, ameli de çok sevabdır.) [Deylemi] (Oruçlu iken çirkin konuşmayın! Birisi size sataşırsa, "Ben oruçluyum" deyin!) [Buhari]Ramazan-ı şerifte, oruç tutmak çok sevabdır. Özürsüz oruç tutmamak, büyük günahtır. Hadis-i şerifte, (Özürsüz, Ramazanda bir gün oruç tutmayan, bunun yerine bütün yıl boyu oruç tutsa, Ramazandaki o bir günkü sevaba kavuşamaz) buyuruldu. (Tirmizi) Ama dini bir mazeret varsa oruç tutmamak günah olmaz.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/8973070831983149922-5968444986512053020?l=lifediffucult.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://lifediffucult.blogspot.com/feeds/5968444986512053020/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=8973070831983149922&amp;postID=5968444986512053020&amp;isPopup=true' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/8973070831983149922/posts/default/5968444986512053020'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/8973070831983149922/posts/default/5968444986512053020'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://lifediffucult.blogspot.com/2007/09/ramazan-ay-ok-ereflidir.html' title='Ramazan ayı çok şereflidir'/><author><name>SüReYyA TOPKARA</name><uri>http://www.blogger.com/profile/15908601979858431840</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='24' src='http://1.bp.blogspot.com/_DXed-Kh0LSI/S_w22PTG0XI/AAAAAAAAAsw/dOL9UGZnaMk/S220/20100517_091755.JPG'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-8973070831983149922.post-256170553213273671</id><published>2007-09-12T08:46:00.000+03:00</published><updated>2007-09-12T08:51:02.540+03:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='...................'/><title type='text'>....................................................................</title><content type='html'>&lt;a onclick="" href="http://by109w.bay109.mail.live.com/mail/ReadMessageLight.aspx?Action=ScanAttachment&amp;AllowUnsafeContentOverride=False&amp;amp;amp;AttachmentIndex=0&amp;AttachmentDepth=0&amp;amp;FolderID=00000000-0000-0000-0000-000000000001&amp;InboxSortAscending=False&amp;amp;InboxSortBy=Date&amp;IsMessageSafe=True&amp;amp;MessageCodePage=1254&amp;ReadMessageId=3b89eeee-5168-4303-b047-90a3df974c8e&amp;amp;n=709971283"&gt;ABDnin_Ya...pps (335,1 KB)&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;1-Üç işletmeci ve üç muhendis is icabi trenle bir seyahate cikacaklardir. Tren garinda üç isletmeci uc bilet aldigi halde, muhendisler yalnizca bir tane alirlar.&lt;br /&gt;Isletmeciler bunun sebebini sorduklarindaysa, "Bekleyin ve görün" derler. Trene binerler, bir sure sonra üç muhendis kalkip beraberce tuvalete gider.&lt;br /&gt;Konduktor gelir, üç isletmeciden üç bileti aldiktan sonra tuvaletin kapisini calar,"biletiniz lutfen" der. Muhendislerden biri eliyle bileti disari uzatir.Isletmeciler de bunu gorurler. Artik taktigi kapmislardir. Donus zamani gelmistir, yine gar dalardir. Isletmeciler gidip bir bilet alirlar. Bakarlar muhendisler bu sefer hic bilet almiyor, saskinlikla yine sebebini sorarlar, "Bekleyin ve görün" der yine muhendisler.Yolculuk baslar. Isletmeciler beraberce kalkip tuvalete giderler, ardindan da muhendisler de karsisindaki tuvalete. Konduktorun gelmesine yakin, muhendislerden biri disari cikar, karsidaki tuvaletin kapisini tiklatip "biletiniz lütfen" der. Acilan kapidan bir el bileti uzatir. Bileti alan muhendis diğer tuvalete geri girer............&lt;br /&gt;2) Buyuk bir sirketin ust duzey yoneticilerinden biri bir gun New York uzerinde balonla dolasmaya cikar.&lt;br /&gt;Aksilik bu ya, pusulasini asagiya dusurur ve kaybolur.&lt;br /&gt;Inmek icin uygun bir yer ararken bir gokdelenin tepesinde sigara icen bir adam gorur ve alcalir. - "Pardon. Ben neredeyim acaba?" diye sorar.- "Yerden 500 feet yukseklikte bir balonun icindesin" der adam. Yonetici sinirlenir:- "Sen mühendissin degil mi?" diye sorar.- "Evet." der adam. "Nereden bildin?" - "Çünkü basim belada ve sana bir soru soruyorum. Verdigin cevap 100% dogru fakat hiç bir işime yaramiyor." - "Sen de yoneticisin degil mi?"- "Evet sen nereden bildin?"- "Çünkü yerden 500 feet yukseklikte bir balonun icinde kaybolmussun. Pusulan yok, berbat durumdasin. Fakat bu şimdi benim suçum oldu........."&lt;br /&gt;3) Bir rahip,bir doktor ve bir muhendis golf sahasinin boşalmasini beklemektedirler.Muhendis:"Bu adamlar ne yapiyor boyle, 15 dakikadir bitirmelerini bekliyoruz."Doktor: "Bilmiyorum ama hiç böyle bir saçmalik görmedim." Rahip: "Iste gorevli geliyor, onunla konusalim."Rahip: "Merhaba, Şu anda sahada olan grup ne zaman cikacak, neden bu kadar yavaslar?"Gorevli: "Evet onlar kör itfaiyeciler. Kulubumuzde gecen sene cikan yanginda gozlerini kaybettiler. Bu yuzden istedikleri zaman burada ucretsiz oynamalarina izin verildi. Rahip:"Ne kadar üzücü, bu akşam onlar icin dua edecegim."Doktor: "Cok guzel bir fikir, ben de hastanedeki doktor arkadaslarla konusup onlar icin bir seyler yapabilir miyiz diye bakacagim."Muhendis: "Bu adamlar neden geceleri oynamiyorlar?" *** YASAKLANAN REKLAM EKTE&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/8973070831983149922-256170553213273671?l=lifediffucult.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://lifediffucult.blogspot.com/feeds/256170553213273671/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=8973070831983149922&amp;postID=256170553213273671&amp;isPopup=true' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/8973070831983149922/posts/default/256170553213273671'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/8973070831983149922/posts/default/256170553213273671'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://lifediffucult.blogspot.com/2007/09/blog-post_12.html' title='....................................................................'/><author><name>SüReYyA TOPKARA</name><uri>http://www.blogger.com/profile/15908601979858431840</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='24' src='http://1.bp.blogspot.com/_DXed-Kh0LSI/S_w22PTG0XI/AAAAAAAAAsw/dOL9UGZnaMk/S220/20100517_091755.JPG'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-8973070831983149922.post-7112258273290997634</id><published>2007-09-12T08:27:00.002+03:00</published><updated>2010-06-15T21:12:17.045+03:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='mektup'/><title type='text'>*********GÜNAYDIN**********</title><content type='html'>Gecenin karanlığına yaslanıp gözlerine yıldızları ördüğüm zaman diliminden yazıyorum bu pulsuz mektubu. Yüreğimi kelimelere ilmekleyip yine sana yağıyorum yağmurlara gebe kalmış yüreğimle. Bir gece yarısı içten ice kanayan yokluğunu gözlerime gömüp her sabah güneş ile yine sana doğuyorum. Perdelerine eğilip gözlerinin karanlık duvarlarını yıkıyorum kirpiklerimde asılı kalmış gözyaşlarımla. Dağınık saçlarını rüzgarla tarayıp bulutlarla taçlandırılmış dağlarımın son kardelenlerini örüyorum saçlarının ince tellerine.. Seni hasret kelimelerinin dilsiz duvarlarina cizilmis bir figürden öte kelebegin gözyaslariyla yaziyorum. Nedenini soracak olursan gülüm; topraga düsen her gözyasinda ciceklerin dudaklarinda her zaman yasa diye. Biliyorum her canli gibi bir gün vuslat surubunu Azrail'in avuclarindan kana kana icecegiz. Her insan gibi topragi gözlerinden öpüp bulutlarin kanatlarinda bu dünyadan göcecegiz . Lakin unuttugun birsey var sevdigim. Bedenler cürüse de, diller unutsa da satirlara ilmeklenmis gözlerin her zaman yacayacak. Sen benim yürek bahcemde Zümrüd-ü Anka'nın gözyaslariyla beslenen ve gözlerimde nefes bilinen bir yudum ömürsün. Her gün gözlerinde yeniden dogmak icin avuc iclerine bir bebek gibi kivrilip soluklarina gömülüyorum yine. Kirpiklerine yaslanmis rüzgarlarin kanatlarina uzanip gözlerinin huzurunu soluyorum. Yalnizlik anbarindan bir dirhem sevgini dudaklarima degdirip sana geliyorum. Topraga mevzilenmis günese seni anlatip sonsuzluga ciziyorum güllerin gözyaslarinda yikanmis ismini. Seni " sende " yasamaya geliyorum. Sehvet yüklü duygularina kiraci olmaya degil; dizlerinde kütük misali aglamak icin yüregine geliyorum. Ben gözlerine kangren acilari sermeye degil; yüzünün cografyasinda cicek acmis gülüsleri gözlerine ilmeklemeye geliyorum. Yasadigim sehrin tüm isiklarini söndürüp yüreginin aydinliginda karanliklarimi ezmeye geliyorum. Haydi gözyaslarinla sil terli yüregimi, gülüslerinle öp seni kirpiklerinden kiskanan gözlerimi. Nefeslerinden bir yudum sun susuz dudaklarimin kurak topraklarina. Yanina geldigimde, zehir olup dolassan damarlarimda. Durma sevdigim, imkansizligina gömülmektense gülüslerinin kurak topraklari olsun mezarim. Üsüdüm mü topragin altinda, sarilirim avuc iclerine bir cocugun annesinin gögsüne kivrilmasi gibi. Susadim mi, kirpiklerine ugrar kana kana icerim sevgini. Simdi sehrimin tüm isiklarini söndür ve sah damarima sür kör bicaklarini. Varliginin huzurunda sonlansin sen kokan kelimelerim. Bir yudum mutlulugun hazzinda vur beni. Gözlerim, gözlerinden baska yurt bilmesin. Dizlerim, yüregin gölgesinde topraga sarilip son kez gözlerinde gülümsesin Cennetin gölgelerine. Saclarindan örülmüs daragacindaki urganim olsun parmaklarin. Zehir olup dolassin damarlarimda keskin bakislarin. Simdi seni seviyorum diyen dilime kilit son kez vur ve sah damarımdan süzül içeriye. Zehrini sür hücrelerimin dudaklarina. Bal diye kana kana icsin damarlarim ölümün zehrini. Ne olur üzülme hicranim. Ölüm, senin kollarindan gelmeli. Cünkü; sen benim yüregimin satirlarina örülmüs ölümsüzlügümsün.... Günahlarina kefil olmusken, Sah damarlarimdan süzül iceriye. Zehrini bal diye icerim sen bende yasarken. Sehrimin tüm isiklarini söndürüp Acilarini kilitle üzerime. Kurtlanmis sancilari giydirip bedenime, Ölümün ipini gecir gözlerime. Ne olur sus ölüm melegim, Dizlerine egilsin yüregim. Senin ellerinden ölmenin ödülünü Gögsümün sol yanına takayim. Haydi zehir olup dolas damarlarimda. Azrail'in kollarina senin avuclarindan kanatlanayimalıntıdır...&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/8973070831983149922-7112258273290997634?l=lifediffucult.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://lifediffucult.blogspot.com/feeds/7112258273290997634/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=8973070831983149922&amp;postID=7112258273290997634&amp;isPopup=true' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/8973070831983149922/posts/default/7112258273290997634'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/8973070831983149922/posts/default/7112258273290997634'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://lifediffucult.blogspot.com/2007/09/gnaydin.html' title='*********GÜNAYDIN**********'/><author><name>SüReYyA TOPKARA</name><uri>http://www.blogger.com/profile/15908601979858431840</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='24' src='http://1.bp.blogspot.com/_DXed-Kh0LSI/S_w22PTG0XI/AAAAAAAAAsw/dOL9UGZnaMk/S220/20100517_091755.JPG'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-8973070831983149922.post-5093827929234236531</id><published>2007-09-11T09:09:00.000+03:00</published><updated>2007-09-11T09:10:13.611+03:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='uyarı'/><title type='text'>İnanılmazzzzzz Düzenbazlıklar !!!!!!!!!!!!!!!!!!!!</title><content type='html'>Anlatacaklarım ofısımde calısan sekreter arkadasımızın basına geldı.yasananolaya ve kurgusuna dıkkat edın.Sekreter arkadasımızın 16 ve 12 yaslarında ıkı adet cocugu var.Cocuklarokuldan donduklerı bır gun bılgısayarla oyun oynuyorlar. Telefoncalıyor. Telefondakı kısı kendısını soyle tanıtıyor."ben sıncan jandarma karakolu'ndan fılanca bascavus. Bugun oglen ıtıbarıyleostım kavsagında bır zıncırleme trafık kazası oldu. Kazaya karısanaraclardan bır tanesının de plakası 06 xx 900, yesıl renk mazda. Aracıkullanan ve olay yerınde vefat eden bayanın annenız olma ıhtımalı var." Ver! Ilen plaka ve arac tanımı annelerının profılıne uydugu ıcınCocuklarfenalasıyor. Olay soyle devam edıyor;"sımdı bayan maktulun uzerınden bır kımlık cıktı, ancak kımlıkParcalandıgı ıcın, elımızdekı bılgılerle dogrulama yapmamız gerekıyor. Annenızın tam adı/soyadı, dogum yerı, dogum tarıhı, kutuk bılgısı, anne adı, babaadı. sonolarak da annenızın kızlık soyadı."Cocuklar tabı o panık anında gereklı tum bılgılerı verıyorlar.Konusmaya arada arkadan baska bır erkek sesı de karısıyor. "komutanım, ambulansgelmısNe yapalım" seklınde sorular. Telefonu kapatmadan once de en son olarak"verdıgınız dogum yerı ve baba adı elımızdekı evraktakıne uymuyor, Olen kısı baska bırısı olabılır, bız sızınle baglantıya gecerız" dıyorlar.Cocuklar hemen annelerını arıyorlar. Anne ıs yerınde, sapasaglam.sekreterarkadas gelıp yasa! Dıgı olayı bana aktarıyor. Ilk aklıma gelen sey"derhal ınternet bankacılıgından yaralandıgınız bankalara haber verın vebılgı almaya calısın, bırısı sızın tum kımlık bılgılerınızı ele gecırmıs,hesaplarınıza ulasmaya calısıyorlar". Kendısı ılk olarak garantıBankası'nın ınternet bankacılıgına gırmeye çalısıyor, "bankanızıArayın mesajı alıyor. Derhal bankayı arıyor. Ilk olarak hesaptakı paradurumu kontrol edılıyor, kayıp yok. Ancak kredı kartları ve ınternetbankacılıgının garantı bankası merkezınce ıptal edıldıgı anlasılıyor. Detaylı gorusmelerden sonra, aynı gun bır bayanın sekreterımıze aıt ınternetsıfresını "degıstırmek" amacıyla destek telefon hattını aradıgı anlasılıyor.Tum kımlık bılgılerıne dogru cevaplar veren "saldırgan", anne kızlık soyadısorularına yanlıs cevap verıyor. Bunun uzerıne olayın bır saldırı oldugunu anlayan opera! Tor telefon numarasını not edıp, gereklı hesap kılıtleme veKredı kartı ıptal ıslemlerını yapıyorYasanan olayda adamların atladıgı sey su. Sekreter arkadasımız ve esı, yıllar once aralarında bır karar alıyorlar. Dıyorlar kı, anne kızlık soyadıOlarak ortak sanal bır ısım belırleyelım, her turlu ısımızde gercegı yerıne onu kullanalım. Evı arayan saldırganlar "gercek" kızlık soyadına ulasmısoluyorlar.Sızlere tavsıyem "anne kızlık soyadı" konusunu sız de benzer bır Yontemle degıstırın. Cok akıllıca.Inanılır gıbı degıl. 12 yasındakı cocugu yasadıgı duygusal travmaNedenıyle tedavı goruyor. Gereklı suc duyuruları yapıldı ve tahkıkat devamedıyor.Insanların acımasızlıgına ınanabılıyor musunuz?&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/8973070831983149922-5093827929234236531?l=lifediffucult.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://lifediffucult.blogspot.com/feeds/5093827929234236531/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=8973070831983149922&amp;postID=5093827929234236531&amp;isPopup=true' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/8973070831983149922/posts/default/5093827929234236531'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/8973070831983149922/posts/default/5093827929234236531'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://lifediffucult.blogspot.com/2007/09/inanlmazzzzzz-dzenbazlklar.html' title='İnanılmazzzzzz Düzenbazlıklar !!!!!!!!!!!!!!!!!!!!'/><author><name>SüReYyA TOPKARA</name><uri>http://www.blogger.com/profile/15908601979858431840</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='24' src='http://1.bp.blogspot.com/_DXed-Kh0LSI/S_w22PTG0XI/AAAAAAAAAsw/dOL9UGZnaMk/S220/20100517_091755.JPG'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-8973070831983149922.post-7341701865785253692</id><published>2007-09-11T08:43:00.001+03:00</published><updated>2010-06-15T21:06:43.427+03:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='alıntı'/><title type='text'>Elveda...derken sana...</title><content type='html'>Bu sana son yazışım...? diye başlayan bir mektup var şu an karşımda. ?Bu sana son sözüm? dermiş gibi bakan. Simsiyah harflerle kirletilmiş, bembeyaz bir sayfa. Neresinden bakılsa acı, hangi satırından başlansa hüzün, hangi kelimesi okunsa güvensizlik. Oysa ki benim; batan güneşin ardından sarıldığım, tepeden aşağı inerken, çakıl taşlarıyla birlikte yuvarlandığımda düşündüğüm biri var? ?Bu sana son yazışım?? bir ayrılığın ilanı gibi, ölünün üzerine son kürektoprak, gözdeki son damla, son kez el sallamak gibi? Oysa ki benim; Kışın soğuğunda, dalgaların kayaları dövdüğü anlarda, fırtınalarda savrulurken sığındığım biri var? ?Bu sana son yazışım...? düşündüklerinin, hissettiklerinin ve yaşadıklarının benim için zerre kadar önemi yok demek değilse ne bu? Sen istediğini söyle, senin söylediklerinin hiç bir anlamı yok demek değilse ne bu? Oysa ki benim; derinlerde soluksuz kaldığımda ve nefesimin bana ait olmadığını sandığımda, sonsuz gibi görünen karanlığın ortasında, umudumun tükendiği anlarda düşündüğüm biri var? ?Bu sana son yazışım?? diye başlayan ve sana hiç inanmadım, sana hiç güvenmedim diye devam eden satırlar bunlar. Üstelik inanmam ve güvenmem için yaptığın her şey boşa kürek çekmek, yetersiz, yersiz ve saçma çabalardan başka hiçbir şey değil bunlar. Oysa ki benim; burnumda yağmur kokusu varken, bulutlar hızla akıp geçerken, ve çocuklar ağladığında, perdeler uçuştuğunda düşündüğüm biri var? ?Bu sana son yazışım?? ben bunları hak ettmedim? Ama sen herşeye müstehaksın, üzülmelisin, kırılmalısın, parçalanmalısın, yok olup gitmelisin? Senin söylediklerinden daha değerli başkalarının ne dediği, senden daha değerli bakalarının ne düşündüğü demek bu. Oysa ki benim; elimi uzattığımda ve satin her çalışında, yanımdayken özlediğim ve uzaklaşınca her an düşündüğüm biri var? ?Bu sana son yazışım?? Açıkca dilediğini yap, ben istediğim kadar daha yanındayım. Kendimi hazır hissedince girdiğim gibi çıkacağım hayatından demek bu? Oysa ki; Aklımın kıyısında dolaşan ve dilimin ucundayken yanarcasına düşündüğüm, deniz gözlerinde dolaşırken yemyeşil ormanlarda yok olup gittiğim biri var? Tek kişilik dünyamda ölçülü adımlarla yürüyorum. Boswer dim ve ben artık kendi MaSaL ıma dönüyorum. Sana geliyorum. Aylardan Nisan, sabahın erken saatleri ve bahar?&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/8973070831983149922-7341701865785253692?l=lifediffucult.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://lifediffucult.blogspot.com/feeds/7341701865785253692/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=8973070831983149922&amp;postID=7341701865785253692&amp;isPopup=true' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/8973070831983149922/posts/default/7341701865785253692'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/8973070831983149922/posts/default/7341701865785253692'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://lifediffucult.blogspot.com/2007/09/elvedaderken-sana.html' title='Elveda...derken sana...'/><author><name>SüReYyA TOPKARA</name><uri>http://www.blogger.com/profile/15908601979858431840</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='24' src='http://1.bp.blogspot.com/_DXed-Kh0LSI/S_w22PTG0XI/AAAAAAAAAsw/dOL9UGZnaMk/S220/20100517_091755.JPG'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-8973070831983149922.post-1866019913202405769</id><published>2007-09-11T08:19:00.000+03:00</published><updated>2007-09-11T08:23:12.235+03:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='komikler'/><title type='text'>İnternet Cafecileri Çıldırtan Sorular........................</title><content type='html'>Sabah sabah biraz güldüreyim dedim umarım başarılı olmuşumdur.&lt;br /&gt;Bilgisayarda çalışan öğrencinin elektrik kesildikten 15 dakika sonraki sorusu;-&lt;br /&gt; Elektrik mi kesik?&lt;br /&gt;2- Boş bilgisayar yok mu?- Yok- Hiç mi yok?&lt;br /&gt;3- Word''lü bilgisayar var mı? - Hayır çilekli ve vanilyalı var sadece.&lt;br /&gt;4-Çıkıntı alabilir miyim? (Printerdan çıktı almak için )- Çıktı versek&lt;br /&gt;5- Çıktılar hep siyah beyaz mı oluyor?- Hayır ara sıra yeşil üzerine eflatun ördek desenli de çıkıyor.&lt;br /&gt; 6- 14 numaralı bilgisayar çok salak yaaaaa....-Rahmetli babasıda öyleydi,babasına çekmiş&lt;br /&gt;7- Bilgisayar alabilir miyim?- Tabi 1 mi olsun, 1,5 mu?&lt;br /&gt;8- Internet geri geldi mi?-Gitti hala dönmedi,kayıp ilanı verdik,aranıyor&lt;br /&gt;9- İçeriye yiyecekle girme lütfen arkadaşım!..- hemen çıkıcam...- E herhalde çıkacaksın. Yatıya gelmedin di mi?&lt;br /&gt;10- Masa alabilir miyim?- Alışveriş Sitelerinden bulabilirsin&lt;br /&gt;11- Word''un olduğu bir yere oturup yazı yazabilir miyim? - Word''e sor kabul ederse oturursun.&lt;br /&gt;12- Internet hala gidik mi?- Hayır gelik.- Hii?!&lt;br /&gt;13- Bilgisayara disket sokabilir miyiz?- Sebep ?&lt;br /&gt;14- Printer sayfası ne kadar?- 40 bin - 25''di artmış di mi?- Aferin&lt;br /&gt;15- Bir word''lü birde internet''li bilgisayar alabilir miyim?- Ortaya karışık yaptıralım istersen&lt;br /&gt;16- Internet kesik mi?- Kesik- Hepsinde mi kesik? - Hayır.. Sırayla gidiyor..1 kesik 1 bağlı....&lt;br /&gt; 17- Bilgisayarda ne yapabilirim?-Valla bilmiyorum senin yeteneğine kalmış&lt;br /&gt;18- İnternete giricem.. ilk defa geliyorum- Heyecanlı mısın?&lt;br /&gt;19-Yazıcı çalışıyor mu? - Hayır bugün izinli..- Nasıl yani???&lt;br /&gt;20- İnternete girmek istiyorum.. Girebilir miyim?- Tabii ama bu kıyafetle giremezsin.. Üstünü değiştirmen lazım&lt;br /&gt;21- Monitörün üzerinde takılı duran kağıt tutacağını gören öğrenci; - Hocam bu dikiz aynası mı?22- Öğrenci bilgisayar kartı almak için numara soruyor;- 3 ve 4 arasında en iyisi hangisi?- Valla 3.5 ve 3.7 en iyileri...&lt;br /&gt;23- Yer var mı?- Var.. Pencere kenarı mı olsun koridor mu? - Hii?.&lt;br /&gt;24-Bu mouse un niye topu yok??(optik mouse)&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/8973070831983149922-1866019913202405769?l=lifediffucult.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://lifediffucult.blogspot.com/feeds/1866019913202405769/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=8973070831983149922&amp;postID=1866019913202405769&amp;isPopup=true' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/8973070831983149922/posts/default/1866019913202405769'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/8973070831983149922/posts/default/1866019913202405769'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://lifediffucult.blogspot.com/2007/09/internet-cafecileri-ldrtan-sorular.html' title='İnternet Cafecileri Çıldırtan Sorular........................'/><author><name>SüReYyA TOPKARA</name><uri>http://www.blogger.com/profile/15908601979858431840</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='24' src='http://1.bp.blogspot.com/_DXed-Kh0LSI/S_w22PTG0XI/AAAAAAAAAsw/dOL9UGZnaMk/S220/20100517_091755.JPG'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-8973070831983149922.post-6034375275572657651</id><published>2007-09-10T11:45:00.001+03:00</published><updated>2007-09-10T11:51:12.031+03:00</updated><title type='text'>.....Hayırlı Haftalar..........</title><content type='html'>Herkese herkese beğenen beğenmeyen ilgilenen ilgilenmeyen seven sevmeyen herkese hayırlı haftalar....&lt;br /&gt;    Herkes de hani böle bir pazartesi sendromu vardır ya işte ondan bende de var:)&lt;br /&gt;ama ama aması var ki ben bu hafta onu yenmekle uğraşıyorum ve sanırım başaracağım kendimi gayet iyi gayet  rahat hissediyorum ve bu sendromu yaşayan herkese tavsiye ederim. Kendinizi rahatlatacak şeyleri düşünün mesela her gün gibi bugün de bitecek ve sona erecek bakın öğlen oldu bile değil mi ?:)  İşimi seviyorum deyip kendini motive de edebilirsiniz&lt;br /&gt;ya da önerileriniz varsa beklerim uygulamak rahatlatabilir....&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/8973070831983149922-6034375275572657651?l=lifediffucult.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://lifediffucult.blogspot.com/feeds/6034375275572657651/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=8973070831983149922&amp;postID=6034375275572657651&amp;isPopup=true' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/8973070831983149922/posts/default/6034375275572657651'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/8973070831983149922/posts/default/6034375275572657651'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://lifediffucult.blogspot.com/2007/09/hayrl-haftalar.html' title='.....Hayırlı Haftalar..........'/><author><name>SüReYyA TOPKARA</name><uri>http://www.blogger.com/profile/15908601979858431840</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='24' src='http://1.bp.blogspot.com/_DXed-Kh0LSI/S_w22PTG0XI/AAAAAAAAAsw/dOL9UGZnaMk/S220/20100517_091755.JPG'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-8973070831983149922.post-1352876333641105538</id><published>2007-09-08T17:35:00.000+03:00</published><updated>2008-12-11T13:00:53.017+02:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='kişisel'/><title type='text'>O Bir Yazar...</title><content type='html'>&lt;a href="http://3.bp.blogspot.com/_DXed-Kh0LSI/RuKzbT4diOI/AAAAAAAAAH0/xu5VdZQRyio/s1600-h/FotoÄraf-0056e.jpg"&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;Blog yazarını hepiniz tanıyor olmalısınız....&lt;br /&gt;O bir yazı aşığı (ayrıca monitör aşığı:))&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/8973070831983149922-1352876333641105538?l=lifediffucult.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://lifediffucult.blogspot.com/feeds/1352876333641105538/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=8973070831983149922&amp;postID=1352876333641105538&amp;isPopup=true' title='3 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/8973070831983149922/posts/default/1352876333641105538'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/8973070831983149922/posts/default/1352876333641105538'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://lifediffucult.blogspot.com/2007/09/o-bir-yazar.html' title='O Bir Yazar...'/><author><name>SüReYyA TOPKARA</name><uri>http://www.blogger.com/profile/15908601979858431840</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='24' src='http://1.bp.blogspot.com/_DXed-Kh0LSI/S_w22PTG0XI/AAAAAAAAAsw/dOL9UGZnaMk/S220/20100517_091755.JPG'/></author><thr:total>3</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-8973070831983149922.post-5459234952051961202</id><published>2007-09-08T17:01:00.000+03:00</published><updated>2007-09-08T17:10:23.325+03:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='kişisel'/><title type='text'>*********....................***************</title><content type='html'>KAVGAYI, &lt;br /&gt;Ağacın yapraklarına yazmak isterim &lt;br /&gt;Sonbahar gelsin yapraklar kurusun diye &lt;br /&gt;ÖFKEYİ, &lt;br /&gt;Bir bulutun üzerine yazmak isterim &lt;br /&gt;Yağmur yağsın bulut yok olsun diye. &lt;br /&gt;NEFRETİ, &lt;br /&gt;Karların üzerine yazmak isterdim, &lt;br /&gt;Güneş açsın karlar erisin diye. &lt;br /&gt;ve DOSTLUĞU ve SEVGİYİ &lt;br /&gt;Yeni doğmuş tüm bebeklerin, &lt;br /&gt;Yüreğine yazmak isterdim, &lt;br /&gt;Onlarla büyüsün, &lt;br /&gt;Dünyayı sarsın diye... &lt;br /&gt;Seni seviyorum &lt;br /&gt;çünkü,Her sabah kalktığımda &lt;br /&gt;Yaşamak için tek neden, sen varsin &lt;br /&gt;Fakat seni sevmek için binlerce nedenim var &lt;br /&gt;Seni seviyorum &lt;br /&gt;çünkü,Bu siyah beyaz dünyada tek renk sensin, &lt;br /&gt;Bir ressamın fırçasından çıkmış gibi. &lt;br /&gt;Ama alelade bir renk değil, &lt;br /&gt;Gökkuşağının her tonunu gölgede bırakan bir renk. &lt;br /&gt;Seni seviyorum &lt;br /&gt;çünkü,Bu soğuk günde içimi ısıtan bir esinti gibisin. &lt;br /&gt;Hafiften esiyorsun, &lt;br /&gt;iliklerime işleyerek. &lt;br /&gt;Sonrada kaybolup gidiyorsun, &lt;br /&gt;Daha nereden geldiğini anlamadan &lt;br /&gt;Seni seviyorum &lt;br /&gt;çünkü,Seni sevmekten başka bir şey gelmiyor içimden. &lt;br /&gt;O kadar doğal ki bu duygu &lt;br /&gt;Ruhumun derinliklerinde, &lt;br /&gt;Sanki doğduğumdan beri var. &lt;br /&gt;Sadece ortaya çıkmak için seni bekliyordu. &lt;br /&gt;Seni seviyorum &lt;br /&gt;çünkü,Sensiz bir yaşamı artık düşünemiyorum &lt;br /&gt;Sensiz bu kuru dünyada yaşamaktansa, &lt;br /&gt;Ölümün soğuk nefesini öpmeyi &lt;br /&gt;Bir daha hiç seni görmemektense &lt;br /&gt;Hayata arkamı dönmeyi tercih ederim. &lt;br /&gt;Seni seviyorum &lt;br /&gt;çünkü,Ne zaman bir aşk şiiri duysam, &lt;br /&gt;Mısralardan sen akıyorsun. &lt;br /&gt;Ne zaman eski bir şarkı gelse kulağıma, &lt;br /&gt;Gitar telleri arasından süzülen notalar, &lt;br /&gt;Seni getiriyor bana. &lt;br /&gt;Seni seviyorum &lt;br /&gt;çünkü,Sen hep benimsin. &lt;br /&gt;Gözümü kapatmam yeterli… &lt;br /&gt;Orada sen benimlesin &lt;br /&gt;Gözümü kapatmam yeterli… &lt;br /&gt;seni görmem için. &lt;br /&gt;Tatlı narin tenini... &lt;br /&gt;Seni seviyorum &lt;br /&gt;çünkü,Belki de ilk defa bir kadının kokusu beni çılgına çeviriyor &lt;br /&gt;İçimden ODYSEUS'a türkü söyleyen deniz kızları da &lt;br /&gt;Onun aynı kokusuyla mı baştan çıktılar acaba diyorum. &lt;br /&gt;Seni seviyorum &lt;br /&gt;çünkü,Gözlerinin içindeki binlerce yıldız, &lt;br /&gt;Gecenin karanlığını delip geçiyor. &lt;br /&gt;Sana bakarken kendimi yıldızlara tepeden bakıyor gibi hissediyorum &lt;br /&gt;Seni seviyorum &lt;br /&gt;çünkü, &lt;br /&gt;Benliğim sana ait. &lt;br /&gt;Sen onu buruşturup çöpe de atsan, &lt;br /&gt;Kalbine yakın bir yere de koysan. &lt;br /&gt;Tanrım! &lt;br /&gt;O kalbine yakın sıcak yerde olmak isterdim... &lt;br /&gt;Seni seviyorum &lt;br /&gt;çünkü, &lt;br /&gt;Sen sensin. &lt;br /&gt;Ama sen beni &lt;br /&gt;Ben olduğum için seviyor musun? &lt;br /&gt;Onu kim bilir. &lt;br /&gt;Seni seviyorum &lt;br /&gt;çünkü, &lt;br /&gt;Seni sevmeyi seviyorum. &lt;br /&gt;Seni koklamayı seviyorum. &lt;br /&gt;Sana dokunmayı seviyorum. &lt;br /&gt;Seni seviyorum &lt;br /&gt;çünkü,Saçların ellerimin arasından kayıp giderken, &lt;br /&gt;Dünyadaki cenneti bulmuş gibiyim.&lt;br /&gt;Bir an elimde tutuyorum o cenneti. &lt;br /&gt;Bir an sonra belki de &lt;br /&gt;Tamamen ellerimden kayıp gitmiş olacak. &lt;br /&gt;Seni seviyorum &lt;br /&gt;çünkü,Ben hiç bir kadın için şiir yazmadım, &lt;br /&gt;Bu hep tuhaf gelmişti. &lt;br /&gt;Ama şimdi &lt;br /&gt;Senin için şiir yazmamak tuhaf geliyor. &lt;br /&gt;Seni seviyorum &lt;br /&gt;çünkü,İçimde bir umut var. &lt;br /&gt;Bu şiiri belki başucuna koparsın. &lt;br /&gt;Kim bilir belki yanına da kırmızı bir gül... &lt;br /&gt;Seni seviyorum &lt;br /&gt;çünkü,Tanrı çiçekleri yaratırken &lt;br /&gt;Seni de onlarla beraber yaratmış &lt;br /&gt;Papatyadan güzel, &lt;br /&gt;Zambaktan asil, &lt;br /&gt;Manolyadan tatlı, &lt;br /&gt;Gülden daha güzel kokulu. &lt;br /&gt;Seni seviyorum &lt;br /&gt;çünkü, &lt;br /&gt;Güzelliğine melekler imreniyorlar. &lt;br /&gt;Dünyada ise, &lt;br /&gt;Ölümlüler arasında &lt;br /&gt;Galiba bir tek benim gibi bir iki şanslı &lt;br /&gt;Onu fark edebiliyor. &lt;br /&gt;Seni seviyorum &lt;br /&gt;çünkü, &lt;br /&gt;Ölene kadar &lt;br /&gt;Yok olana kadar &lt;br /&gt;Seninle olsam, &lt;br /&gt;Bu herhalde bir ceza gibi gelir, &lt;br /&gt;Daha çok senle olmadığım için. &lt;br /&gt;Seni seviyorum &lt;br /&gt;çünkü, &lt;br /&gt;Senin tarafından sevilme fikri bile &lt;br /&gt;Bir insanı hayatı boyunca mutlu edebilecek kadar güzel ve... &lt;br /&gt;Seni seviyorum &lt;br /&gt;çünkü,Seni anlatmak için mısralar yetmiyor. &lt;br /&gt;Düşünüyorum bir  gecede bunu yazarken, &lt;br /&gt;Acaba kaç şair seni anlatmak için&lt;br /&gt;Binlerce mısra yazdı. &lt;br /&gt;Seni seviyorum &lt;br /&gt;çünkü, &lt;br /&gt;Senin gülümsemen güneşin doğuşu gibi, &lt;br /&gt;İnsana her şeyi unutturuyor, &lt;br /&gt;Sadece seyredip tadına varma hissi uyandırıyor. &lt;br /&gt;Seni seviyorum &lt;br /&gt;çünkü, &lt;br /&gt;Bu kadar nedenden sonra bile &lt;br /&gt;Seni ne kadar sevdiğimi anlatamadım...&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/8973070831983149922-5459234952051961202?l=lifediffucult.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://lifediffucult.blogspot.com/feeds/5459234952051961202/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=8973070831983149922&amp;postID=5459234952051961202&amp;isPopup=true' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/8973070831983149922/posts/default/5459234952051961202'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/8973070831983149922/posts/default/5459234952051961202'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://lifediffucult.blogspot.com/2007/09/blog-post_08.html' title='*********....................***************'/><author><name>SüReYyA TOPKARA</name><uri>http://www.blogger.com/profile/15908601979858431840</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='24' src='http://1.bp.blogspot.com/_DXed-Kh0LSI/S_w22PTG0XI/AAAAAAAAAsw/dOL9UGZnaMk/S220/20100517_091755.JPG'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-8973070831983149922.post-5414940831117120478</id><published>2007-09-08T16:50:00.000+03:00</published><updated>2007-09-08T16:59:14.732+03:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='ilginçler'/><title type='text'>Telefon Rehberinden Kontrol Edilmiş....?</title><content type='html'>Coşkun Aptal, Emel Yalak, Duran Kalas, Sultan Kaltak ,İsmail Dümbelek       Fahrettin Kalkmaz, Mehmet Kaldırır, Cafer Yalar ,Gurban Yalama&lt;br /&gt;Ahmet Ali Emici ,Ayşe Cinsel,Mehmet Taşak,Sultan Kıç,Ali Anüs,Bahriye Kuku&lt;br /&gt;Fevzi Zik,Mahmut Pipi ,Yusuf Kız,Gülten Karı,Zeki Kadın,Cemal Delik,Ramazan Deşik&lt;br /&gt;Münevver Göbek,Münire Meme,Şükriye Memeli,Havva Kalça,Ali Kalktı,Nurcan Geliyor&lt;br /&gt;Ali Geber,Münevver Ölü,Hanim Seviş,Alkın Azgın ,Mümin Abaza,Yunus Gay,Kemal Götürür&lt;br /&gt;ibrahim Ziker,Subay Sokar,Abdullah Oyar,Adem Kayar,H. İbrahim Gömer,Gülfidan Gösterir&lt;br /&gt;Nadir Verir,Duran Tekerlek,Döndü Yuvarlak,Özdemir Damızlık,İzzet Angut,        Türkan Romantik,Hafize Kazma,Abdulkadir Anan,Abdulaziz Baban,İsmail Donsuz&lt;br /&gt;Hatice Tüylü,Abdurrahman Kıllı,Aytekin Kıllıbacak,Makbule Kıllıbaldır,          Atilla Otuzbiroğulları,Ahmet Yavşar ,Ökkeş Ford,Bayram Amca,Necati Yenge&lt;br /&gt;Meliha Enişte,Zehra Eşekcanbazı,Yusuf Ziya Salakoğlu,Abudulsamet Döver        Ramazan Öldürür,İsmail Öldürücü,Gülşen Motor,Hacı Benzin,Menemine Cart&lt;br /&gt;Burhanettin Curt ,Cafer Cırt,Döndü Cort,Fedakar Pat,Şaban Küt,Vesile Aybaşı, Haziment Pet&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/8973070831983149922-5414940831117120478?l=lifediffucult.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://lifediffucult.blogspot.com/feeds/5414940831117120478/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=8973070831983149922&amp;postID=5414940831117120478&amp;isPopup=true' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/8973070831983149922/posts/default/5414940831117120478'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/8973070831983149922/posts/default/5414940831117120478'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://lifediffucult.blogspot.com/2007/09/telefon-rehberinden-kontrol-edilmi.html' title='Telefon Rehberinden Kontrol Edilmiş....?'/><author><name>SüReYyA TOPKARA</name><uri>http://www.blogger.com/profile/15908601979858431840</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='24' src='http://1.bp.blogspot.com/_DXed-Kh0LSI/S_w22PTG0XI/AAAAAAAAAsw/dOL9UGZnaMk/S220/20100517_091755.JPG'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-8973070831983149922.post-4492144005045641444</id><published>2007-09-08T11:29:00.001+03:00</published><updated>2007-09-08T11:29:26.400+03:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Fıkra'/><title type='text'>BABASIYMIŞŞŞ....</title><content type='html'>Adam evlenir ve çalışmak amacıyla gurbet ellere gider. Yıllar sonra evine dönen adam bakar ki evde 3 çocuk bulunmaktadır...&lt;br /&gt;Baba eşine bu çocukların kimden ve nasıl olduğundan kuşkulanarak karısına sorar... &lt;br /&gt;Baba: "Büyük çocuk nasıl oldu?" &lt;br /&gt;Karası: " Hani sen gurbete giderken var ya..."&lt;br /&gt;Baba : Ya şu ortanca çocuk?&lt;br /&gt;Karısı : "Hani sen bir ara izine gelmiştin ya..."&lt;br /&gt;Baba tam kuşkulanmış ama son çocukta emin olacak...&lt;br /&gt;Baba : Peki bu son çocuğa ne diyeceksin bakalım..?&lt;br /&gt;Karısı : "Zaten onun da sana baba dediği mi var, baksana oturmuş yoğurdunu yiyor..."&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/8973070831983149922-4492144005045641444?l=lifediffucult.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://lifediffucult.blogspot.com/feeds/4492144005045641444/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=8973070831983149922&amp;postID=4492144005045641444&amp;isPopup=true' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/8973070831983149922/posts/default/4492144005045641444'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/8973070831983149922/posts/default/4492144005045641444'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://lifediffucult.blogspot.com/2007/09/babasiymi.html' title='BABASIYMIŞŞŞ....'/><author><name>SüReYyA TOPKARA</name><uri>http://www.blogger.com/profile/15908601979858431840</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='24' src='http://1.bp.blogspot.com/_DXed-Kh0LSI/S_w22PTG0XI/AAAAAAAAAsw/dOL9UGZnaMk/S220/20100517_091755.JPG'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-8973070831983149922.post-8351907550265545834</id><published>2007-09-08T10:39:00.000+03:00</published><updated>2007-09-08T11:11:40.120+03:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='bilgilendirme'/><title type='text'>***MEVLANA VE SEVGİ***</title><content type='html'>2007 senesi Mevlana'nın doğumunun 800 yılıdır. Aynı zamanda Unesco tarafından Mevlana Dünya Sevgi ve barış senesi olarak ilan edilmiştir.&lt;br /&gt;Mevlana'nın engin insan sevgisini, hoş görülemeyeni hoş gören anlayışını, af edilemeyeni tekrar tekrar dergahına sevgiye ve aşka davetini ve insanı yaşamı aşkı ve sevgiyi aziz tutuşunu anlamak belki de bir ömrü harcamayı gerektirir. &lt;br /&gt;En zor olanı ise Hazretin insanın özüne olan sevgisini kısacık bir zamanda aktarabilmektir.&lt;br /&gt;Aşk ve sevgi nasıl anlatılabilsin ki. Aşk ve sevgi anlatılamaz olandır. Tanımlanamaz olandır. Yaşanması gerekir. Hissedilmesi gerekir.&lt;br /&gt;Sevgi Şifadır. Sevgi Güçtür. Sevgi değişimin sihridir.&lt;br /&gt;Ve sevgi nedensiz nedendir. &lt;br /&gt;Sevginin bir nedeni yoktur. Gündemi yoktur. Düşünceye duyguya ve maddi şeylere bağımlı değildir. &lt;br /&gt;Evrenin nedeni yoktur. Sadece basitçe vardırlar ve akarlar. Olurlar. Sevgi gibi. &lt;br /&gt;Sevgi dağda açan bir çiçek gibidir. Hiç kimse o çiçeği koklamasa, muhteşem renklerinin farkına varamasa da, ÇİÇEK AÇAR. Sevgi Ruhun Duruşudur.&lt;br /&gt;Mevlana der ki&lt;br /&gt;"Sen düşünceden ibaretsin. Geriye kalan et ve kemiksin. Gül düşünürsen gülistan olursun, Diken düşünürsen, dikenlik olursun."&lt;br /&gt;Ne düşünürseniz O'sunuz.&lt;br /&gt;Sevgiyi düşündüğünüzde ve tüm ruhunuzda hissettiğinizde sadece seversiniz. Ve sevgi olursunuz.&lt;br /&gt;Doğal olan sevgidir. Sevmektir.&lt;br /&gt;Çünkü sevgi Hayattır. Evrenleri, dünyayı ve bedenlerimizi bir arada tutan güç İlahi Sevgidir.&lt;br /&gt;Sevgi dünyaya bağışlanmış 5. Elementtir. Ateş-Su-Toprak-Hava dan oluşan dünyamızı bir arada tutan çekim gücü sevgidir.&lt;br /&gt;Doğal olmayan İnsanoğlunun sevgiden sapmasıdır.&lt;br /&gt;Binlerce yıldır yeryüzünde süregelen şiddetin, acımasızlığın, sefilliğin, savaşların ve her birimizin kalabalıklar içinde yalnız olmamızın ve bu dünyada artık gidecek bir yer bulamamızın nedeni sevgiden ayrılmamızdır. &lt;br /&gt;Birbirimizi, insan kardeşlerimizi sevmeyi unuttuk. Yaşamın gerçek özünü ve manasını unuttuk. &lt;br /&gt;Mevlana der ki "Sevgiden acılar tatlılaşır; sevgi yüzünden bakırlar, altın olur; sevgi yüzünden tortular durulur, arınır; sevgiden dertler şifa bulur; sevgi yüzünden padişah kul kesilir."&lt;br /&gt;İnsanın gerçek bir insanoğlu olabilmesi için bize öğütte bulunur.&lt;br /&gt;Der ki;&lt;br /&gt;Cömertlik ve yardım etmede akarsu gibi ol&lt;br /&gt;Şefkat ve merhamette güneş gibi ol&lt;br /&gt;Başkalarının kusurunu örtmede gece gibi ol&lt;br /&gt;Hiddet ve asabiyette ölü gibi ol&lt;br /&gt;Tevazu ve alçakgönüllülükte toprak gibi ol&lt;br /&gt;Hoşgörülülükte güneş gibi ol&lt;br /&gt;Ya olduğun gibi görün ya da göründüğün gibi ol  &lt;br /&gt;Bütün mesele insanoğlunun dürüst olmamamsından kaynaklanır. Çünkü insan kutsal kitaplarda anlatılan nefsinin etkisi altındadır ve uyumaktadır. Nefs insanı hayatı boyu çıkmaz sokakların karanlıklarında dolaştıran, acıyla kederle mücadeleyle düşmanlıkla nefretle kinle beslenen ayıran bölen bir benlikler topluluğudur. İsteklerinin ardı arkası gelmez. Bütün dünyayı verseniz yine de mutlu olmaz. &lt;br /&gt;Bu nedenle nefsi terk etmek, gerçek insan olmaktır. Ve nefis terk edildiğinde Ruh yani Efendi güneş gibi karanlıkların içine doğar. Güneş sevgidir. Sevgi Kendiniz olmaktır. Ne iseniz o olmaktır.&lt;br /&gt;Kendiniz olmanın temel şartı da dürüst olmaktır. Dürüstlük insan olmanın en büyük erdemidir.&lt;br /&gt;Yaşadığımız yüzyılda herkes, her şeyi kendi gözlüklerinin ardından ve kendi egosal dürüstlüğüne göre değerlendirmekte ve dürüstlük kendi çıkarlarımıza ve arzularımızın tatmin edilmesine uygun olarak şekil değiştirmektedir. Ve bin bir kılığa girmekte. Neden, nasıl dürüst olmamız gerektiği ise çoktan unutulmuş durumdadır. Gerçek insan olmak için, İnsanoğlu olmak için dürüst olmalıyız.&lt;br /&gt;Yoksa Mevlana'nın dediği gibi ikiyi Bir edemeyiz. "Nice insanlar gördüm üzerinde elbisesi yok. Nice elbiseler gördüm içinde insan yok..." &lt;br /&gt;Dürüst olmak ve "Kendimiz" olmak hem elbisemizin olması hem de içinde gerçek İnsan olan bizim olmamız demektir.&lt;br /&gt;Neden dürüst olmalıyız biliyor musunuz?&lt;br /&gt;Dünya gezegeninde insan onuruna yakışır bir şekilde, insan tadında yaşamak, gerçek bir insan olmak için ve diğer insan kardeşlerimizin yaşamasına da yardımcı olmak için dürüst olmamız gerekiyor.&lt;br /&gt;Ne ekerseniz onu biçersiniz. Tasavvufa göre dünya bir aynalar evrenidir. Siz kendinizde dürüstlüğü ve kendine samimiyeti yaşadıkça ve "oldukça" size diğer insanlardan gelen yansımalarda dürüstlük ve samimiyet olacaktır. &lt;br /&gt;Ayna size, sizden başkasını gösteremez. &lt;br /&gt;Dürüstlük bulaşıcıdır ve güçlü - cesur kişiliği de beraberinde getirir. &lt;br /&gt;Siz dürüst olunca diğerleri de dürüst olmak zorunda kalacaktır.&lt;br /&gt;Ve bu yıldan başlayarak Mevlana'nın engin insan sevgisinin ve bilgeliğinin, İnsanoğluna yol göstermesini diliyorum. &lt;br /&gt;Mevlana yüzyıllar öncesinden "Sevgi ve merhamet insanlığın; hiddet ve şehvet ise hayvanlığın vasıflarındandır" der ve savaşın, çocukların kavgasına benzeterek; hepsini de anlamsız ve saçma olduğunu söyler&lt;br /&gt;Savaş yeryüzüne ve yüreklerimize kederden açıdan ve sefaletten başka bir şey getirmemiştir. İnsanlığın kendini bilmekten, bildikten sonra değişmekten başka çaresi yoktur. &lt;br /&gt;Hatırlaması gereken şey ise İnsanın sevgi olduğu ve sevginin her şeyin çaresi olduğudur.&lt;br /&gt;Senin canının içinde bir can var, o canı ara!&lt;br /&gt;Senin dağının içinde bir hazine var, o hazineyi ara!&lt;br /&gt;Hazine sevgidir. Sevgi Ruhtur. Ve ruh barıştır. Ruh huzurdur.&lt;br /&gt;Ve dünyamızın barışa, huzura ve sevgiye ihtiyacı var. Yani her birinizin içindeki sevgiyi açığa çıkarmanıza ihtiyacı var. &lt;br /&gt;Siz sevgi olduğunuzda nihayet İnsan kardeşlerinizle insan tadında huzur içinde bu dünyada yaşayabilirsiniz. &lt;br /&gt;Ve yaşadığınız gezeğenin, gezegen üzerinde var olan her bir canlının, cansızın değerini bilirsiniz. Çünkü siz her şey ile dengedesinizdir. Her şey siz olan bütünün eksiksiz bir parçasıdır. &lt;br /&gt;Mevlana gibi herkesi ve her şeyi kabul edebilecek ve bağışlayabilecek, hoş görecek, Evren kadar geniş bir yüreğe sahip olursunuz.&lt;br /&gt;Hiç bir zaman geç kalmadınız....kaç kere yoldan dönmüşte olsanız, kaç kere döndürülmüşte olsanız, dünyanın bütün günahını taşıyor da olsanız, hayatınızdaki her şeyden kendinizi suçlu hissediyor da olsanız, kendinizin "Yüreğiniz" tarafından kabul edileceğine inanmıyor olsanız da...siz yine de "Kendinize-Yüreğinize" yürüyün. Hiç kimse size inanmasa da siz kendinize inanın.&lt;br /&gt;"gelin, ne olursanız olun yine gelin. İster kafir olun ister Mecusi ister puta tapan olun yine gelin. Bizim dergahımız, ümitsizlik dergahı değil. Yüz kere tövbenizi bozmuş olsanız da yine gelin. &lt;br /&gt;Hepimizin gönlü hepimize Mevlana kadar açık olsun.&lt;br /&gt;Çünkü hepimiz Mevlana'nın dediği gibi Tanrı'nın sırrının sırrıyız. Ve İlahi güzelliğin aynasıyız.&lt;br /&gt;Mevlana'nın insanı gönül dergahına sevgiye çağırışında ki aşk öyle bir aşktır ki, ham iken pişmeyi ve yanmayı gerektirir.&lt;br /&gt;Sevgiyi aşkı bilmeyen gönül hamdır. Aşk ateştir. Eriyiştir. Erimek, şimdiye kadar bildiğimiz her şeye ölmek demektir. Yeni olmak yenilenmek yeniden doğmak demektir.&lt;br /&gt;Dünyada hiçbir şey yeni değildir. Yeni gibi görünür ama her şey eskidir. Her gün aynı karanlığı acıyı sefaleti yozlaşmayı didişmeyi mücadeleyi yaşamaktan yorgun yüreklerimiz, sıradan günlerin ve olağan duygusuzlukların içinde tükenip biter. Bütün mücadele kendimizi oyalayıştır.&lt;br /&gt;Ve Yeni İnsan, Evrensel İnsan, Aşktan doğacaktır. &lt;br /&gt;Şimdiye kadar sahip olduğu ve bildiği her şeye aşk için ölerek ve aşk içinde eriyerek küllerinden yeniden doğacaktır.&lt;br /&gt;Küllerinden yeniden doğan insanlık medeni ve uygar bir insanlık Medeniyetini de kuracaktır.&lt;br /&gt;Dünya gezegeninde savaşları çıkartan, açlığa sefilliğe neden olan açgözlü insanoğlu medeni değildir. &lt;br /&gt;Medeniyet ve uygarlık; bir takım toplumların gurupların kişilerin zenginliği refahı ve yüksek teknolojisi demek değildir. &lt;br /&gt;Hiçbir insan ve hiçbir ülke, diğer bir insanın ve dünyanın sefalet, korku, açlık, hastalık, savaş baskı altında yaşadığı bir dünyada, onunla aynı mekanı paylaştığı ve yaşadığı sürece; ne medeni sayılır ne de uygar.&lt;br /&gt;Uygarlık; topluluğu oluşturan varlıkların düşüncelerinde, yaşamlarında bir biri ile ilişkilerinde ve ürettikleri değerleri paylaşımlarında ve kullanma amaçlarında, üzerinde yaşadıkları gezegen ve Evrenle bütünleşmelerinde ne kadar bilinçlerinin gelişkin olduğu ile ilgilidir.&lt;br /&gt;Medenileşmek, diğerleriyle, yaşamla, gezegenle, Evrenle ilgili "sorumluluk almak" demektir; &lt;br /&gt;Sorumluluk almak, diğerlerini, Yaşamı- Gezegeni, Evreni de yükseltmek, yüceltmek ve tüm güzellikleri sevgiyle paylaşabilme Bilincidir.&lt;br /&gt;Ne zaman ki insanoğlu dünyaya hükmetmez, dünyanın ve diğerlerinin bir hizmetkarı olur sevinci coşkuyu tamamlanmayı diğerleriyle bütün olmakta ve hizmetin sevincinde bulur ise,&lt;br /&gt;Ne zaman ki insanoğlu dünyayı zalimce tüketmekten ve yok etmekten vazgeçip, yeryüzünde yaptığı bütün pislikleri temizler ve gezegeni yüreğine alabilirse,&lt;br /&gt;Ne zaman ki İnsanoğlu silahını savaş meydanlarından, savaşmanın mantıksızlığını ve yıkıcılığını görerek ve diğerleriyle kucaklaşarak terk eder ve bir daha asla dönmezse,&lt;br /&gt;Ne zaman ki İnsanoğlu geçmiş binyılların acı hesaplarını kapatır, sınırları yüreğinde eritir, yürüdüğü yolların çıkmaz sokaklarından dönebilirse,&lt;br /&gt;Ve Hazret der ki "halkın ayrılığı, aykırılığı addan meydana gelir, manaya ulaşan esenleşir" Halkların ayrılığı manaya ulaşıldığında, insan kendisi olduğunda kaybolur. Çünkü Birlik ve hakikat Güneş gibi bilenlerin görenlerin kalbinde parlamaya başlar.&lt;br /&gt;İşte o zaman, İnsanoğlu medenileşir.&lt;br /&gt;Bundan başka ne şekilde anlatılırsa anlatılsın ne yapılırsa yapılsın boştur. Acı bir düşün içinde oyalanıştır. Ve İnsanlığı oyalayıştır.&lt;br /&gt;İnsanoğlu için bundan sonra;&lt;br /&gt;Bir gün daha hayatta kalmak yetmez, gözlerini sonsuzluğa çevirmesi gerekir.&lt;br /&gt;Bir adımlık nefes kesmez, bin adımlık bir nefes çekmesi gerek&lt;br /&gt;Bir damla su kandırmaz, okyanusun sevginin sularına dalması gerek&lt;br /&gt;Önünü görmek yetmez, başını kaldırıp dimdik, özlemle uzayda kaybolan ufuk çizgisine bakmak gerek.&lt;br /&gt;Dört duvara ve bir avuç toprağa ait olmak da yetmez, kendini hesapsızca bilinmezin kucağına savurması gerek.&lt;br /&gt;Kitaplardan önce kendimizi okumaya çalışalım! Der Mevlana. Kendini okumak, kendini bilmektir. ,&lt;br /&gt;Ve sizler yüreğinizden okumaya başladığınızda; bütün insan kardeşlerinize sevgiyi okursunuz. Sevgi olursunuz.&lt;br /&gt;Ve siz dünyada bir fark yaratırsınız. Daha güzel bir dünyada insan tadında yaşamak için Fikirleriniz eylemleriniz fark yaratır&lt;br /&gt;"Fikir ona derler ki bir yol açsın, yol ona derler k; bir hakikate ulaştırsın."&lt;br /&gt;Ne mutlu gören gözlere bilen kalplere, ne mutlu kendini bilenlere. &lt;br /&gt;Ne kutlu ölmeden önce ölenlere ve gerçek insanoğlu olarak doğanlara.&lt;br /&gt;Ölmeden önce ölebildiğinizde ve gerçeği cümle görünüşte, yüreğinizde bildiğinizde Mevlana 'yıda yüreğinizde bulursunuz. Mevlana'nın sizi çağırdığı yer gönlündeki koşulsuz sevgisidir. Gönlündeki ebedi dergahıdır. Ve gönül dergahlarımızda yalnızca sevgi vardır. &lt;br /&gt;"Gelmez san bir ziyan ilahi aşktan gönlüm, can gitse de korkma başka bir candır ölüm."&lt;br /&gt;"Öldüğüm zaman beni toprakta aramayın. Benim mezarım ariflerin gönüllerindedir." Mevlana&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/8973070831983149922-8351907550265545834?l=lifediffucult.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://lifediffucult.blogspot.com/feeds/8351907550265545834/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=8973070831983149922&amp;postID=8351907550265545834&amp;isPopup=true' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/8973070831983149922/posts/default/8351907550265545834'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/8973070831983149922/posts/default/8351907550265545834'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://lifediffucult.blogspot.com/2007/09/mevlana-ve-sevgi.html' title='***MEVLANA VE SEVGİ***'/><author><name>SüReYyA TOPKARA</name><uri>http://www.blogger.com/profile/15908601979858431840</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='24' src='http://1.bp.blogspot.com/_DXed-Kh0LSI/S_w22PTG0XI/AAAAAAAAAsw/dOL9UGZnaMk/S220/20100517_091755.JPG'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-8973070831983149922.post-358519571155176496</id><published>2007-09-07T15:38:00.000+03:00</published><updated>2007-09-07T15:39:33.012+03:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='alıntı'/><title type='text'>UMUT...</title><content type='html'>Pers Sultani iki adamı ölüme mahkûm etmiş. &lt;br /&gt;Sultan’ın atini ne kadar sevdiğini bilen mahkûmlardan bir tanesi hayatini bağışlarsa bir yıl içinde ata uçmayı öğretebileceğini söylemiş. Kendini dünyadaki tek ucan ata binerken hayal eden Sultan bunu kabul etmiş.. &lt;br /&gt;Diğer mahkûm inanmayan gözlerle arkadaşına bakmış ve &lt;br /&gt;"Atların uçamadığını biliyorsun. Nasıl olup da böyle delice bir fikirle çıkabildin ortaya..? &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;  Yalnızca kaçınılmazı geciktiriyorsun o kadar."&lt;br /&gt;" Pek değil " demiş birinci mahkûm. &lt;br /&gt;" Kendime dört özgürlük şansı veriyorum.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Birincisi          : Sultan bu yıl ölebilir.&lt;br /&gt;İkincisi           : Ben ölebilirim.&lt;br /&gt;Üçüncüsü         : At ölebilir...&lt;br /&gt;Dördüncüsü.     : Belki ata uçmayı öğretebilirim&lt;br /&gt;&lt;br /&gt; &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;UMUTLARIMIZ HİÇ BİTMEMESİ DİLEĞİYLE.....&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/8973070831983149922-358519571155176496?l=lifediffucult.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://lifediffucult.blogspot.com/feeds/358519571155176496/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=8973070831983149922&amp;postID=358519571155176496&amp;isPopup=true' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/8973070831983149922/posts/default/358519571155176496'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/8973070831983149922/posts/default/358519571155176496'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://lifediffucult.blogspot.com/2007/09/umut.html' title='UMUT...'/><author><name>SüReYyA TOPKARA</name><uri>http://www.blogger.com/profile/15908601979858431840</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='24' src='http://1.bp.blogspot.com/_DXed-Kh0LSI/S_w22PTG0XI/AAAAAAAAAsw/dOL9UGZnaMk/S220/20100517_091755.JPG'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-8973070831983149922.post-3306043723502897878</id><published>2007-09-07T14:53:00.000+03:00</published><updated>2008-12-11T13:00:53.863+02:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='şiir(aaşşkk)'/><title type='text'>***İMKANSİZ AŞK***</title><content type='html'>&lt;a href="http://1.bp.blogspot.com/_DXed-Kh0LSI/RuFDlD4diGI/AAAAAAAAAG0/_eoWJETI-KE/s1600-h/S%C3%9CREYYA.bmp"&gt;&lt;img style="float:left; margin:0 10px 10px 0;cursor:pointer; cursor:hand;" src="http://1.bp.blogspot.com/_DXed-Kh0LSI/RuFDlD4diGI/AAAAAAAAAG0/_eoWJETI-KE/s320/S%C3%9CREYYA.bmp" border="0" alt=""id="BLOGGER_PHOTO_ID_5107437756391196770" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt; &lt;br /&gt;&lt;br /&gt; Gözlerim gözlerini arıyor&lt;br /&gt;  Ellerim ellerini arıyor&lt;br /&gt;  Yüreğim sevmeni bekliyor&lt;br /&gt;  Ama imkansız bir aşka tutuldum galiba&lt;br /&gt;  &lt;br /&gt;  Her gece gözyaşlarım akar bağrıma &lt;br /&gt;  Ben sana ne yaptım da &lt;br /&gt;  Sen bana böyle yaptın&lt;br /&gt;  &lt;br /&gt;  Kim bilir &lt;br /&gt;  Bir gün çıkıp gelirsin&lt;br /&gt;  Kim bilir&lt;br /&gt;  Ellerimi seversin &lt;br /&gt;  Kim bilir &lt;br /&gt;   &lt;br /&gt;  Yüreğim sevinir&lt;br /&gt;  Ama imknsız bir aşka tutuldum&lt;br /&gt;  Galiba &lt;br /&gt;  Her gece göz yaşlarım akar bağrıma...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;  Ben sana ne yaptım da&lt;br /&gt;  Sen bana böle yaptın&lt;br /&gt;  Sen bana ne yaptın da...&lt;br /&gt;  Ben sana böyle yazdım...!!!&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/8973070831983149922-3306043723502897878?l=lifediffucult.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://lifediffucult.blogspot.com/feeds/3306043723502897878/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=8973070831983149922&amp;postID=3306043723502897878&amp;isPopup=true' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/8973070831983149922/posts/default/3306043723502897878'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/8973070831983149922/posts/default/3306043723502897878'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://lifediffucult.blogspot.com/2007/09/imkansiz-ak.html' title='***İMKANSİZ AŞK***'/><author><name>SüReYyA TOPKARA</name><uri>http://www.blogger.com/profile/15908601979858431840</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='24' src='http://1.bp.blogspot.com/_DXed-Kh0LSI/S_w22PTG0XI/AAAAAAAAAsw/dOL9UGZnaMk/S220/20100517_091755.JPG'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://1.bp.blogspot.com/_DXed-Kh0LSI/RuFDlD4diGI/AAAAAAAAAG0/_eoWJETI-KE/s72-c/S%C3%9CREYYA.bmp' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-8973070831983149922.post-4820391144258358287</id><published>2007-09-07T14:45:00.000+03:00</published><updated>2007-09-07T14:46:25.413+03:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Fıkra'/><title type='text'>Karne(Biraz da Eğlenelim)</title><content type='html'>Baba, ortaokul üçüncü sınıfa giden oğlunun elinde karneyle salona girdiğini görür. "Allah allah, dönem ne çabuk bitmiş..." diye düşünür ve oğluna seslenir: &lt;br /&gt;-"Getir bakayım şu karneyi!" &lt;br /&gt;-"Al baba..." &lt;br /&gt;Adam karneye bir bakar ki, beden eğitimi ve resim dışındaki tüm dersler zayıf. &lt;br /&gt;-"Bir dediğini iki etmiyoruz, bilgisayar dedin, bilgisayar aldık, ingilizce kursu dedin ingilizce kursuna gönderdik, gitar kursu, müzik aletleri, ne istersen yapıyoruz. Kız arkadaş uğruna harcadığın çiçek parasının haddi hesabı yok. Ne bu notların hali, rezil şey!" &lt;br /&gt;-"Baba... O benim karnem değil ki, senin kitaplarını karıştırıyordum, birinin arasında karnelerinden birini bulmuştum..."&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/8973070831983149922-4820391144258358287?l=lifediffucult.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://lifediffucult.blogspot.com/feeds/4820391144258358287/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=8973070831983149922&amp;postID=4820391144258358287&amp;isPopup=true' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/8973070831983149922/posts/default/4820391144258358287'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/8973070831983149922/posts/default/4820391144258358287'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://lifediffucult.blogspot.com/2007/09/karnebiraz-da-elenelim.html' title='Karne(Biraz da Eğlenelim)'/><author><name>SüReYyA TOPKARA</name><uri>http://www.blogger.com/profile/15908601979858431840</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='24' src='http://1.bp.blogspot.com/_DXed-Kh0LSI/S_w22PTG0XI/AAAAAAAAAsw/dOL9UGZnaMk/S220/20100517_091755.JPG'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-8973070831983149922.post-6598040574905207013</id><published>2007-09-07T14:01:00.000+03:00</published><updated>2007-09-07T14:07:51.839+03:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Çok Komik::)'/><title type='text'>Öğrenci Evine Hırsız Girerse...</title><content type='html'>Ö: Abi sigaran var mı ya?&lt;br /&gt;H: Masanın üstüne bıraktım iki tane. sen uyumaya devam et, ben gidiyordum zaten.&lt;br /&gt;Ö: Eywallah abi. Çıkarken kapıyı sıkı çek. Biraz zor kapanıyor.&lt;br /&gt;H: Tamam oğlum sen yat&lt;br /&gt;Ö: Abi merhaba naapıyosun&lt;br /&gt;H: Naapıyım lan bulaşık yıkıyom&lt;br /&gt;Ö: Hayrola abi tanıyamadım&lt;br /&gt;H: Hırsızım lan ben utanın olm utanın&lt;br /&gt;Ö: Hıı abi sen devam et zaten sıra sendeydi bugün bir de makarna suyu koysana &lt;br /&gt;Ö: Abi ne çalacaksan çal işte uğraşma uyuyom&lt;br /&gt;H: Şu delphi notları nerde onları söyle bari kırtasiyeye satayım bari 5 milyon eder belki&lt;br /&gt;Ö: Nahhh veririm, onları iki saatte yazdım ben&lt;br /&gt;H: Edebiyatı ver bari &lt;br /&gt;Ö: Masanın üstünde git al zzzzzzzz&lt;br /&gt;H: Kalk alooov kalk! tü! allah belanızı versinl lan… Bu ne pislik, kalk arkadaşına sordum sıra sendeymiş.&lt;br /&gt;Ö: noolyo lan&lt;br /&gt;H: Ver bakiim o sopayı… Şu toza bak…&lt;br /&gt;Ö: Ama?&lt;br /&gt;H: Çekil… çekil… ulan şu dağınıklıga bak… La ya bi misafir gelse?&lt;br /&gt;Ö: Ha?&lt;br /&gt;H: Ben bulaşığa giriyom sende tuvaleti temizle pislik herif&lt;br /&gt;H: Kalk lan kalk şunları yerleştir&lt;br /&gt;Ö: Höö.. sen kimsin? abi bunlar ne.. saat. radyo. off off tabak. gümüş kaşık.. &lt;br /&gt;H: Gençlik günlerim aklıma geldi dayanamadım&lt;br /&gt;Ö: Ağlama abi. bi bak makarna varmı o torbada&lt;br /&gt;Ö: oooooooo hoşgeldin abi naber?&lt;br /&gt;Ö2: Geç kaldın abi biz partiye başlamıştık..&lt;br /&gt;H: Len sizin yarın sınavınız yok muydu? &lt;br /&gt;Ö: Salla abi sınavı.. gel bak burda kızlar da var…&lt;br /&gt;H: Ben aslında gelmicektim de bi uğriim dedim..&lt;br /&gt;Ö: Ay inanmıyorum ayy inanmıyorum..kim gelmiş?&lt;br /&gt;H: Kim gelmiş? (nerden tanıyo beni bea? ulen bu benim eskilerden olmasın? !) &lt;br /&gt;Ö: Amanın da amanın kim gelmiş..evimize erkek gelmiş..&lt;br /&gt;H: Ulan bu ne dağınık böyle köpek yaşamaz be burda&lt;br /&gt;Ö: Abicim öğrenci evi bi el at toplayalım hadi&lt;br /&gt;H: Bak yardım ederim ama pc yi götürcem giderken &lt;br /&gt;Ö: Neden abi yaww&lt;br /&gt;H: Kardeşim işim bu benim&lt;br /&gt;Ö: Eyvallah abi sen öle diosan öledir&lt;br /&gt;(aynı gün akşam)&lt;br /&gt;Ö2: Beeerk pc nerde beee&lt;br /&gt;Ö: Ya sabah çok iyi bi abi geldi evi topladık baksanıza&lt;br /&gt;Ö2: Kimmiş oğlum o iyi abi &lt;br /&gt;Ö: Ya tanımıyorum evi toplamana yardım ederim ama pc yi alırım giderken dedi bende tamam dedim&lt;br /&gt;Ö2: laaaan laaaan salaaaaaaaaaaaaaaaaaaaak……………………&lt;br /&gt;H: Ala alaaa e burda birileri oturuyor sanıyordum ben..&lt;br /&gt;Ö: zzzzzzzzzzz….&lt;br /&gt;H: IIyykk ne kokuyo burası bea.. mutfağa bak şuraya bak mutfak mı birahane mi belli değil..&lt;br /&gt;Ö: (gözlerini ovuşturarak mutfağa gelir) Abi bi kave yapsana bana yaa..&lt;br /&gt;H: hönk..&lt;br /&gt;Ö: Abi bakma mal mal yapıver işte.. kendinede yap tamam sigaralar benden o sırada iki laflarız kendime gelirim bende.. &lt;br /&gt;H: (haalaaaaa hönkk..) Tanışıyomuyuz birader..&lt;br /&gt;Ö: Abi, ya Emre'nin arkadaşısındır, ya Selim'in, ya Ferda'nın, a Uğur'un, ya Sanem'in, ya Duygu'nun, ya Kemal'in vs vs vss.. Bu eve girip çıkan belli değilki.. Ne farkeder kimsen kimsin hepimiz öğrenci değilmiyiz.. &lt;br /&gt;H: Oha ohaa olm küçücük evi yurda çevirmişsiniz siz anlaşılan ama içi boş..&lt;br /&gt;Ö: Nasıl içi boş abi..&lt;br /&gt;H: Bayaa olm 17 senelik hırsızım ilk defa böyle boş ve piss kokulu bi ev görüyorum..&lt;br /&gt;Ö: Hırsızmı abi bana bişi yapma ne istiyosan alabilirsin.. &lt;br /&gt;H: Kafamı geçiyosun olm sen ne varda neyi alcam ala alaaa… Al şu paraları da bişiler alın temizletin şu evi bidaa görmiyim..&lt;br /&gt;Ö: höö.. peki abi..&lt;br /&gt;H: Bu ne be? çalınacak bişiy yok nasıl ev bu?&lt;br /&gt;Ö ? ? (hırsızın girdiğini farkedince bi köşede bekler) &lt;br /&gt;H: Elli tane bira şişesi dışında…&lt;br /&gt;Ö: (hala beklemektedir)&lt;br /&gt;H: Dağınıklığa bak..Hayrıma toparlıyayım bari şurayı..Şu şişeleri atmakla başlayayım..&lt;br /&gt;Ö: (hemen atılır) Abi dur ne yapıyosun?&lt;br /&gt;H: Ne yapalım toplayıp çalacak bişey bulamayınca ortalığı toplamaya başladım. &lt;br /&gt;Ö: Abi onu demiyorum.. Sen potansiyel beş ytl.yi çöpe atmaya çalışıyosun ona engel olmaya çalışıyorum..&lt;br /&gt;H: Abi işte bu ev&lt;br /&gt;H2: İyi olum hadi girelim&lt;br /&gt;H: Abi bu ne yaa fenerin pili bitti herhalde evdeki hiç bir şeyi göremiyorum.. &lt;br /&gt;H2: Lan salak fenerde problem yok. evde var problem.&lt;br /&gt;H: Nasıl yanii&lt;br /&gt;H2: Lan gerizekalı burası öğrenci evine benziyo&lt;br /&gt;H: Eee ne olmuş ki&lt;br /&gt;H2: Allah cezanı versin…&lt;br /&gt;H: Ya abi ne var bundaa.&lt;br /&gt;H2: Olm fener ışık veriyoda ışığı alacak mücevher eşya filan yok. boş boş duvar her yer.. &lt;br /&gt;H: Yyaa abi acıdım ben şimdi bu öğrencilere.&lt;br /&gt;H2: Yaa olum gör gör..&lt;br /&gt;H: Abi şu diğer evden aşırdıklarımız varya..&lt;br /&gt;H2: eee&lt;br /&gt;H: Onları sevabına buraya bıraksak diyorum haa&lt;br /&gt;H2: İyi fikir ulan.. sevaptır. Sadakamız olsun anasını satayım.. &lt;br /&gt;H: Abi büyüksün.&lt;br /&gt;H2: Eeee öyleyim&lt;br /&gt;Ö: Sen kimsin lan&lt;br /&gt;H: Benmi şey&lt;br /&gt;Ö: Kimsin dedim kaldır ellerini.&lt;br /&gt;H: Evini soyacaktım sadece, affet elini ayağını öpeyim, bırak gideyim.&lt;br /&gt;Ö: Affetmemi istiyor musun? &lt;br /&gt;H: Evet evet.&lt;br /&gt;Ö: O zaman önce kirli çamaşırlarımı yıka..Ardından gömlekleri ütüle, sonra bulaşıkları yıka affederim&lt;br /&gt;H: Emredersin abi.&lt;br /&gt;Ö: Ulan şansa bak keşke her ay böyle hırsız girse yırttık falla&lt;br /&gt;H: Hadi ğglum bak ben planı yaptım bu evi soycaz bu gece&lt;br /&gt;H2: Tamam abi hadi girelim&lt;br /&gt;H: Hee girdik başla bak mucehver falan ne bulursan topla&lt;br /&gt;H2: Abi abi&lt;br /&gt;H: Ne oldu yine&lt;br /&gt;H2: Abi burda bişey yok ki&lt;br /&gt;H: Nasıl yok laannn &lt;br /&gt;H2: Abi bi halı var iki koltuk&lt;br /&gt;H: Bırak, onları ne yapalım bee&lt;br /&gt;H2: Mutfaga bi bakayım abi ben&lt;br /&gt;H: Tamam hadi çabuk ol&lt;br /&gt;H2: Bu neyaaaaaaaaa&lt;br /&gt;H: Buldunmu lan ne kadar para varmış?&lt;br /&gt;H2: Ne parası abi tezgah pislikle dolmuş &lt;br /&gt;H: Hadi gel bi el atalımda temizleyelim&lt;br /&gt;H2: Laan salak biz temizlikçimiyiz hırsızız biz&lt;br /&gt;H: Yazık abi ya&lt;br /&gt;H2: Al şu mucevherleri bırak ta evi temizlesinler&lt;br /&gt;H: Hadi abi sırf zarar bu ev kaçalım&lt;br /&gt;H2: Çabuk lan uyanmasınlar. Bunlar şimdi açtır yemek falan da ister &lt;br /&gt;H: Hadi topuklayalım&lt;br /&gt;H: Ulen şu eve bir giriyim kapısıda sağlam değil&lt;br /&gt;Ö: Aha yakaladım 3 aylık kirayı alalım koçum&lt;br /&gt;H: Abicim ben bu evde kalmıyorum&lt;br /&gt;Ö: Giren çıkan belli değil yalan söyleme&lt;br /&gt;H: &lt;br /&gt;Ö: Kira aslanım kiraa&lt;br /&gt;H: Abi ne kadardı&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/8973070831983149922-6598040574905207013?l=lifediffucult.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://lifediffucult.blogspot.com/feeds/6598040574905207013/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=8973070831983149922&amp;postID=6598040574905207013&amp;isPopup=true' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/8973070831983149922/posts/default/6598040574905207013'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/8973070831983149922/posts/default/6598040574905207013'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://lifediffucult.blogspot.com/2007/09/renci-evine-hrsz-girerse.html' title='Öğrenci Evine Hırsız Girerse...'/><author><name>SüReYyA TOPKARA</name><uri>http://www.blogger.com/profile/15908601979858431840</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='24' src='http://1.bp.blogspot.com/_DXed-Kh0LSI/S_w22PTG0XI/AAAAAAAAAsw/dOL9UGZnaMk/S220/20100517_091755.JPG'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-8973070831983149922.post-8741037680622603326</id><published>2007-09-07T13:38:00.001+03:00</published><updated>2010-06-15T21:11:45.572+03:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='şiir'/><title type='text'>O Anı Yakalamak.....</title><content type='html'>İşte gidiyorum;&lt;br /&gt;Birşey demeden&lt;br /&gt;Arkamı dönmeden&lt;br /&gt;Şikayet etmeden&lt;br /&gt;Hiçbirşey almadan&lt;br /&gt;Birşey vermeden&lt;br /&gt;Yol ayrılmış, görmeden GİDİYORUM!&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ne küslük var ne pişmanlık kalbimde&lt;br /&gt;Yürüyorum sanki senin yanında&lt;br /&gt;Sesin uzaklaşır herbir adımda&lt;br /&gt;Ayak izim kalmadan GİDİYORUM!&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Gerdiğin tel kalbimde kırılmadı&lt;br /&gt;Gönülkuşu şarkıdan yorulmadı&lt;br /&gt;Bana kimse sen gibi sarılmadı&lt;br /&gt;Işığımız sönmeden GİDİYORUM!&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;not: Şiir belki resimle uyuşmadı ama bakmak gözde değil yürektedir....&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/8973070831983149922-8741037680622603326?l=lifediffucult.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://lifediffucult.blogspot.com/feeds/8741037680622603326/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=8973070831983149922&amp;postID=8741037680622603326&amp;isPopup=true' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/8973070831983149922/posts/default/8741037680622603326'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/8973070831983149922/posts/default/8741037680622603326'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://lifediffucult.blogspot.com/2007/09/o-yakalamak.html' title='O Anı Yakalamak.....'/><author><name>SüReYyA TOPKARA</name><uri>http://www.blogger.com/profile/15908601979858431840</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='24' src='http://1.bp.blogspot.com/_DXed-Kh0LSI/S_w22PTG0XI/AAAAAAAAAsw/dOL9UGZnaMk/S220/20100517_091755.JPG'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-8973070831983149922.post-4032954327008171385</id><published>2007-09-07T08:11:00.001+03:00</published><updated>2010-06-15T21:11:09.624+03:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='kişisel'/><title type='text'>Herşeye Rağmen Şanslı Biriyim Ben.!</title><content type='html'>Bakmayın, yazılarıma sinmiş hüzne.&lt;br /&gt;Avuçlarımdan umuda uçan kelebek..&lt;br /&gt;Hiç ağlamadığımdan değil; çok akıttım gözyaşımı içime.&lt;br /&gt;Hiç kaybetmediğimden değil birini.Çok yandım ciğerimden.Baktığım her yere, sevdiklerimin yüzünü kazıdı hasret.&lt;br /&gt;Yıldızlarla doluydu gökyüzüm; kapkara bir boşluk bıraktılar kayanlar. Bir daha asla dolduramadım. &lt;br /&gt;Gidene soramadığımdan, kalanın ıstırabı daha çok sandım. &lt;br /&gt;Hiç ihanete uğramadığımdan da değil; yarası her zaman taze, birkaç hançerle dolaştım durdum sırtımda; hem öfkelendim, hem anlamsız geldi kızmak. &lt;br /&gt;Herkesten farklı değildi başımdan gelip geçenler. &lt;br /&gt;Herkes kadar ağladım, herkes kadar yandım. &lt;br /&gt;Acısız olmuyordu ki hayat! &lt;br /&gt;Ağlamaktaydı bereket, yağmurda ıslanmadan yeşermiyordu ki toprak!&lt;br /&gt;Bakmayın, yazılarıma sinmiş hüzne. &lt;br /&gt;Mutlu bir çocuktum ben! &lt;br /&gt;Kalabalık bir ailenin sevgisiyle büyümüştüm. Bir sürü arkadaş, bir sürü oyun..kuyruğuna tutunmuştum kırmızı bir uçurtmanın. &lt;br /&gt;Hayat hep veriyordu, alacağı günleri hiç düşünmemiştim.&lt;br /&gt;Sancılıydı ilk gençlik! &lt;br /&gt;Şimdiki hüzünlerimle, o zamanları karşılaştırdığımda, çocukluk deyip geçiyorum. &lt;br /&gt;Ah, nerdesiniz 17lik dertlerim! &lt;br /&gt;On yedimde başlamıştı hayatla kavgam. &lt;br /&gt;Artık sadece, tartışıyoruz. &lt;br /&gt;Acıya alıştığımı söyleyemem hala; hele, nasır tuttuğunu kalbimin. &lt;br /&gt;Unutmayı becerdiğimi de söyleyemem; asla unutamadım, kusurluydu hafızam; almayı biliyordu da silmeyi, asla! &lt;br /&gt;İyi ki hatırlıyorum! &lt;br /&gt;Yaşamımdan çıkanlara kızmıyorum; öğrettikleri her şey için minnettarım. Bir zamanlar, doyasıya güldüğümüz içindi uğurlarken akıttığım göz yaşlarım..Paylaştıklarımız kadar değerliydiler. &lt;br /&gt;Paylaşamayacaklarımızın adıydı hasret! &lt;br /&gt;İhanete de alışamadım elbette; ama, edenlere de eyvallah! Kir tutsa da kin tutmaz yüreğimiz. Az şey sayılmaz, utanmayı bilmeyenden öğrendiğim; sırf bu nedenle bile affedebilirim. &lt;br /&gt;Bakmayın, yazılarıma sinmiş hüzne.... &lt;br /&gt;Şanslı biriyim ben! &lt;br /&gt;Mükemmel bir anne-baba; harika kardeşlerimle; hem büyük, hem mutludur ailem! &lt;br /&gt;Eski-yeni fark etmez; hem köklü, hem sınanmıştır dostluklarım! &lt;br /&gt;Kolay yere gelmez sırtım; ne yaparsa yapsın, kolay vazgeçmem hayattan! &lt;br /&gt;Kokladığım gülleri, teker teker solduracak biliyorum. Asla hazır olamayacağım acıya; ama, çekmeyi de öğrendim artık. Bütün duyularım açık, elimde suyum, yüreğimde umut, güllerimin yanındayım. &lt;br /&gt;Az şey midir, biteceğini bildiğin bir hayatı son nefese kadar paylaşmaya hazır olmak. &lt;br /&gt;Ve baş kaldırmak ölüme, sonsuza kadar, sevip hatırlayarak.. &lt;br /&gt;Zaman bir değirmen; keder girer, hüzün çıkar kapıdan.. &lt;br /&gt;Ben de toy girip, olgun çıktım içinden..&lt;br /&gt;Bakmayın dertlenip içlenmeme; yağmur yağar, toprak kokarım; güneş açar, çiçek kokarım! &lt;br /&gt;Avuçlarımdan umuda uçan kelebek..&lt;br /&gt;Sadece, Güneşli günlerde kalem oynatmaz yürek!&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/8973070831983149922-4032954327008171385?l=lifediffucult.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://lifediffucult.blogspot.com/feeds/4032954327008171385/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=8973070831983149922&amp;postID=4032954327008171385&amp;isPopup=true' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/8973070831983149922/posts/default/4032954327008171385'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/8973070831983149922/posts/default/4032954327008171385'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://lifediffucult.blogspot.com/2007/09/hereye-ramen-ansl-biriyim-ben.html' title='Herşeye Rağmen Şanslı Biriyim Ben.!'/><author><name>SüReYyA TOPKARA</name><uri>http://www.blogger.com/profile/15908601979858431840</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='24' src='http://1.bp.blogspot.com/_DXed-Kh0LSI/S_w22PTG0XI/AAAAAAAAAsw/dOL9UGZnaMk/S220/20100517_091755.JPG'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-8973070831983149922.post-5875383646091198036</id><published>2007-09-06T17:52:00.001+03:00</published><updated>2010-06-15T21:10:36.967+03:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='şiir'/><title type='text'>O GECE  SEN  GİDİYORDUN</title><content type='html'>O gece sen gidiyordun &lt;br /&gt;Yıldızlar bir bir düşüyordu            &lt;br /&gt;Günlerden bir yaz gecesi &lt;br /&gt;Ama kalbim üşüyordu &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;O gece sen gidiyordun &lt;br /&gt;Bir aşk daha bitiyordu &lt;br /&gt;Buz gibiydi ellerin &lt;br /&gt;Ayakların titriyordu &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;O gece sen gidiyordun &lt;br /&gt;İçimde dağlar yıkılıyordu &lt;br /&gt;Sanki bütün mermiler &lt;br /&gt;Üzerime sıkılıyordu &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;O gece sen gidiyordun &lt;br /&gt;Yollar sana küsüyordu &lt;br /&gt;Yüreğimde bir ihtilal &lt;br /&gt;Dudaklarım susuyordu &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;O gece sen gidiyordun &lt;br /&gt;Oysa gölgen duruyordu &lt;br /&gt;Kimsesizdim pencereme &lt;br /&gt;Binlerce sen vuruyordu &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;O gece sen gidiyordun &lt;br /&gt;Yeni bir son başlıyordu &lt;br /&gt;Gururum direnişte &lt;br /&gt;Duygularım çıldırıyordu &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;O gece sen gidiyordun &lt;br /&gt;Bütün denizlerim yanıyordu &lt;br /&gt;Böyle bir ayrılığa &lt;br /&gt;Ölü kuşlar ağlıyordu &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;O gece sen gidiyordun &lt;br /&gt;Ama kimse bilmiyordu &lt;br /&gt;Olacak şey miydi bu &lt;br /&gt;Dünya hala dönüyordu &lt;br /&gt;Hayat devam ediyordu!&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ahmet Selçuk İlkan&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/8973070831983149922-5875383646091198036?l=lifediffucult.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://lifediffucult.blogspot.com/feeds/5875383646091198036/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=8973070831983149922&amp;postID=5875383646091198036&amp;isPopup=true' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/8973070831983149922/posts/default/5875383646091198036'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/8973070831983149922/posts/default/5875383646091198036'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://lifediffucult.blogspot.com/2007/09/o-gece-sen-gidiyordun.html' title='O GECE  SEN  GİDİYORDUN'/><author><name>SüReYyA TOPKARA</name><uri>http://www.blogger.com/profile/15908601979858431840</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='24' src='http://1.bp.blogspot.com/_DXed-Kh0LSI/S_w22PTG0XI/AAAAAAAAAsw/dOL9UGZnaMk/S220/20100517_091755.JPG'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-8973070831983149922.post-6990581182976788909</id><published>2007-09-06T17:29:00.000+03:00</published><updated>2007-09-06T17:44:00.619+03:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='şiir'/><title type='text'>HALA KOYNUMDA RESMİN</title><content type='html'>Sımsıcak konuşurdun konuşunca &lt;br /&gt;ırmak gibi rüzgar gibi konuşurdun &lt;br /&gt;yayla kokuşlu çiçekler açardı sanki &lt;br /&gt;çiğdemler güller mor menevşeler açardı &lt;br /&gt;Sımsıcak konuşurdun konuşunca &lt;br /&gt;Hâlâ koynumda resmin &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Dağları anlatırdın ve dostluğu &lt;br /&gt;bir ceylan gibi sekerdi kelimeler &lt;br /&gt;Sesini duymasam çölleşirdi dünya &lt;br /&gt;dağlar yarılır ırmaklar kururdu &lt;br /&gt;bulutlar çökerdi yüreğime &lt;br /&gt;Hâlâ koynumda resmin &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Gün akşam olur elinde kitaplar &lt;br /&gt;ve bir demet çiçekle çıkıp gelirdin &lt;br /&gt;bir kez bile unutmadın "merhaba" demeyi &lt;br /&gt;ve en yanık türküleri nasıl da söylerdin &lt;br /&gt;bir dostun vurulduğu gün &lt;br /&gt;Hâlâ koynumda resmin &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kaç mevsim kırlara çıkıp &lt;br /&gt;çiçekler topladık mezarlar için &lt;br /&gt;Belki ürküttük tarla kuşlarını &lt;br /&gt;belki kurdu kuşu ürküttük &lt;br /&gt;ama aşkı ürkütmedik hiç &lt;br /&gt;Hâlâ koynumda resmin &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ve hâlâ sımsıcak durur anılar &lt;br /&gt;sımsıcak ve biraz boynu bükük &lt;br /&gt;Ne varsa yaşanmış ve paylaşılmış &lt;br /&gt;yasak bir kitap gibi durmaktadır &lt;br /&gt;ve firari bir sevda gibi &lt;br /&gt;Şimdi duvarlarda resmin&lt;br /&gt;&lt;br /&gt; AHMET TELLİ&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/8973070831983149922-6990581182976788909?l=lifediffucult.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://lifediffucult.blogspot.com/feeds/6990581182976788909/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=8973070831983149922&amp;postID=6990581182976788909&amp;isPopup=true' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/8973070831983149922/posts/default/6990581182976788909'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/8973070831983149922/posts/default/6990581182976788909'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://lifediffucult.blogspot.com/2007/09/hala-koynumda-resmin.html' title='HALA KOYNUMDA RESMİN'/><author><name>SüReYyA TOPKARA</name><uri>http://www.blogger.com/profile/15908601979858431840</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='24' src='http://1.bp.blogspot.com/_DXed-Kh0LSI/S_w22PTG0XI/AAAAAAAAAsw/dOL9UGZnaMk/S220/20100517_091755.JPG'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-8973070831983149922.post-5859618033044178604</id><published>2007-09-06T16:52:00.000+03:00</published><updated>2007-09-06T16:53:17.627+03:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='komikler'/><title type='text'>Yılın Fıkrası :)))</title><content type='html'>çok iyiydi wallaa&lt;br /&gt;&gt; &lt;br /&gt;&gt; &gt;&gt;&gt; &gt;tayyip ile bush ilk buluşmalarında birbirlerine hava atarlar.&lt;br /&gt;&gt; bush tayyip'e : "bizde öyle bir teknoloji var ki, ölüyü diriltiriz" der.&lt;br /&gt;&gt; tayyip altta kalmaz ve o da; "bizdeki teknoloji çok farklı, partimizin&lt;br /&gt;&gt; bütün elemanları 100 metreyi, 3 saniyede koşmayı beceriyor" der. türkiye'ye&lt;br /&gt;&gt; döndüğünde tayyip'i bir düşünce alır. danışmanlarını çağırır ve attığı&lt;br /&gt;&gt; palavrayı anlatır; "haftaya bush geliyor, yalanımız ortaya çıkarsa ne&lt;br /&gt;&gt; yaparız?" diye sorar. danışmanlardan biri hemen cevap verir:&lt;br /&gt;&gt; &gt;- onlara ölüyü nasıl dirilttiğini sordunuz mu?&lt;br /&gt;&gt; &gt;- hayır sormadık.&lt;br /&gt;&gt; &gt;- o halde hiç korkmayın başbakanım, alın bush'u anıtkabir'e&lt;br /&gt;&gt; götürün ve atatürk'ü diriltmesini isteyin. diriltemezse o rezil olur. yok&lt;br /&gt;&gt; eğer diriltirse, siz zaten 100 metreyi 3 saniyede&lt;br /&gt;&gt; koşarsınız!..&lt;br /&gt;&gt; &lt;br /&gt;&gt; &gt;&gt;&gt;&gt;&gt;İYİLER DAİMA KAZANIR......&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/8973070831983149922-5859618033044178604?l=lifediffucult.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://lifediffucult.blogspot.com/feeds/5859618033044178604/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=8973070831983149922&amp;postID=5859618033044178604&amp;isPopup=true' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/8973070831983149922/posts/default/5859618033044178604'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/8973070831983149922/posts/default/5859618033044178604'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://lifediffucult.blogspot.com/2007/09/yln-fkras.html' title='Yılın Fıkrası :)))'/><author><name>SüReYyA TOPKARA</name><uri>http://www.blogger.com/profile/15908601979858431840</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='24' src='http://1.bp.blogspot.com/_DXed-Kh0LSI/S_w22PTG0XI/AAAAAAAAAsw/dOL9UGZnaMk/S220/20100517_091755.JPG'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-8973070831983149922.post-8766397611165787462</id><published>2007-09-06T09:21:00.001+03:00</published><updated>2010-06-15T21:09:59.601+03:00</updated><title type='text'>Umutsuzluğun Umutsuzluğu</title><content type='html'>SENİ ASLA BIRAKMAYACAĞIM BEDENEN OLMASA DA RUHEN HEP YANINDA OLACAĞIM DİYENLERE ASLA İNANMAYIN &lt;br /&gt;ÇÜNKÜ SONRADAN BİR KIVILCIMDI AMA ALEVE DÖNÜŞMEDİ DEYİP BÜTÜN HAYATINIZI MAHVEDEBİLİRLER..&lt;br /&gt;BUNU YAZDIM KESİNLİKLE OKUMASINI İSTİYORUMMMMMMMMM.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;(DEVAM EDECEK....)&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/8973070831983149922-8766397611165787462?l=lifediffucult.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://lifediffucult.blogspot.com/feeds/8766397611165787462/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=8973070831983149922&amp;postID=8766397611165787462&amp;isPopup=true' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/8973070831983149922/posts/default/8766397611165787462'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/8973070831983149922/posts/default/8766397611165787462'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://lifediffucult.blogspot.com/2007/09/umutsuzluun-umutsuzluu.html' title='Umutsuzluğun Umutsuzluğu'/><author><name>SüReYyA TOPKARA</name><uri>http://www.blogger.com/profile/15908601979858431840</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='24' src='http://1.bp.blogspot.com/_DXed-Kh0LSI/S_w22PTG0XI/AAAAAAAAAsw/dOL9UGZnaMk/S220/20100517_091755.JPG'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-8973070831983149922.post-3682200996781427527</id><published>2007-09-05T23:13:00.000+03:00</published><updated>2007-09-05T23:37:39.624+03:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='romantik'/><title type='text'>Aşk Mektubu</title><content type='html'>Ben sabırlıyım ve aşkım için her teste tabi olurum diyorsanız alın size 100 soruluk bir test :) Yapmanız gereken tek şey, aşağıdaki 100 soruya cevap vermek, ve alacağınız test puanına göre, aşağıdaki değerlendirmeler ile aşkınızı ölçmek. &lt;br /&gt; &lt;br /&gt;  &lt;br /&gt;Lütfen Sorulara içtenlikle cevap verin: &lt;br /&gt;1. Onunla ilk tanıştığınız anı hatırlıyor musunuz ? &lt;br /&gt; Hayır  Evet&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;2. İlk andaki heyecanı hala yaşıyor musunuz  ? &lt;br /&gt; Hayır  Evet&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;3. İlk buluştuğunuz yeri hatırlıyor musunuz  ?&lt;br /&gt; Hayır  Evet&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;4. İlk Öpücüğü ? &lt;br /&gt; Hayır  Evet&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;5. ilk kez size" seni seviyorum" demesini ? &lt;br /&gt; Hayır  Evet&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;6. Birlikte yediğiniz ilk yemeği ?&lt;br /&gt; Hayır  Evet&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;7. ilk dokunuşu ? &lt;br /&gt; Hayır  Evet&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;8. ilk kavganızı ? &lt;br /&gt; Hayır  Evet &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;9. ilk hediyeyi ? &lt;br /&gt; Hayır  Evet &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;10. En çok sevdiği rengi biliyor musunuz ?&lt;br /&gt; Hayır  Evet&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;11. En çok sevdiği şarkıyı ?&lt;br /&gt; Hayır  Evet&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;12. En çok sevdiği yemeği ?&lt;br /&gt; Hayır  Evet &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;13. Onun için hiç ağladınız mı ? &lt;br /&gt; Hayır  Evet&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;14. O sizin için ağladı mı ? &lt;br /&gt; Hayır  Evet&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;15. Size sürpriz yapmayı sever mi ?&lt;br /&gt; Hayır  Evet&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;16. Çok sevdiğiniz son çikolatanızı ona verir misiniz ?&lt;br /&gt; Hayır  Evet&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;17. Cüzdanınızda veya odanızda onun resmi var mı ?&lt;br /&gt; Hayır  Evet &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;18. Sadece sesini duymak için, ona telefon açıp kapattığınız oldu mu ?&lt;br /&gt; Hayır  Evet&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;19. Onu kıskanır mısınız ?&lt;br /&gt; Hayır  Evet&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;20. Gözlerinizi kapatıp, sadece dokunarak onu başkalarından ayırt edebilir misiniz ?&lt;br /&gt; Hayır  Evet&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;21.  Peki kokusunu hissedebilir misiniz ? &lt;br /&gt; Hayır  Evet&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;22.  Size ilk yazdığı mektup veya şiiri hatırlıyor musunuz ? &lt;br /&gt; Hayır  Evet&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;23. Sevdanızı dağlara yazmak istediniz mi ?&lt;br /&gt;   Hayır  Evet&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;24. Sizce gerçek aşkı yaşıyor musunuz ? &lt;br /&gt; Hayır  Evet&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;25. Sevgililer gününde onu hatırlıyor musunuz ?&lt;br /&gt; Hayır  Evet &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;26. Ona hiç hediye aldınız mı ? ? &lt;br /&gt; Hayır  Evet&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;27. Onun sıcak bir öpücüğü sizi mutlu etmeye yetiyor mu ?&lt;br /&gt; Hayır  Evet&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;28. Sizin için kaf dağına çıkar mı ?&lt;br /&gt; Hayır  Evet&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;29. O'nun Arkadaşlarını seviyor musunuz  ?&lt;br /&gt; Hayır  Evet&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;30. Ortak zevkleriniz oldukça fazla mı ?&lt;br /&gt; Hayır  Evet&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;31. Onun sadece varlığı bile sizi mutlu etmeye yetiyor mu ?&lt;br /&gt; Hayır  Evet&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;32. Onu eğlenceli buluyor musunuz ? &lt;br /&gt; Hayır  Evet&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;33. Kavga ettiğinizde hemen özür diliyor mu ?&lt;br /&gt; Hayır  Evet&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;34. Onu en iyi arkadaşınıza değişir misiniz ?&lt;br /&gt; Hayır  Evet&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;35. Ona güvenir misiniz ?&lt;br /&gt; Hayır  Evet&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;36. O size ? &lt;br /&gt; Hayır  Evet&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;37. Ona olan aşkınızı her gün belirtir misiniz ? &lt;br /&gt; Hayır  Evet&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;38.  Her saat. . . .  ? &lt;br /&gt; Hayır  Evet&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;39. Onsuz hayatı düşününce , hayat çekilmez oluyor mu ?&lt;br /&gt; Hayır  Evet&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;40. Size yüz milyar verip ondan vazgeçmenizi isteseler, yine onumu seçersiniz ? ?&lt;br /&gt; Hayır  Evet&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;41. Onunla rahat konuşabiliyor musunuz ?&lt;br /&gt; Hayır  Evet&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;42. Şu an bile onu düşünüyor musunuz ? &lt;br /&gt; Hayır  Evet&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;43. Aileniz karşı çıksa bile, yine onu sevmeye devam eder misiniz ?&lt;br /&gt; Hayır  Evet &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;44. İkiniz de yaşamayı seviyor musunuz ?&lt;br /&gt; Hayır  Evet&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;45. Sizce o, Doğru İnsan mı ?&lt;br /&gt; Hayır  Evet&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;46. Bir gün ayrı kalsanız, onu özlüyor musunuz ? &lt;br /&gt; Hayır  Evet&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;47. Ona çok kızsanız bile, yine de hemen yumuşuyor musunuz ?&lt;br /&gt; Hayır  Evet&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;48. Ailesini tanıyor musunuz ?&lt;br /&gt; Hayır  Evet&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;49. Ona hiç şiir yazdınız mı ?&lt;br /&gt; Hayır  Evet&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;50. Aşk Mektubu ?&lt;br /&gt; Hayır  Evet&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;51. "işte bu bizim şarkımız olsun" dediğiniz bir şarkı oldu mu hiç ?&lt;br /&gt; Hayır  Evet&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;52. Uzak bir yere taşınsa, peşinden gider misiniz ?&lt;br /&gt; Hayır  Evet&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;53. Kendi aranızda belirlediğiniz " özel bir gününüz" var mı ? &lt;br /&gt; Hayır  Evet&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;54. Özel günlerde sizi hatırlıyor mu ? &lt;br /&gt; Hayır  Evet &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;55. Onun bir gülüşü sizi mutlu etmeye yetiyor mu ? &lt;br /&gt; Hayır  Evet&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;56. Onu kırdığınızda üzülüyor musunuz ?&lt;br /&gt; Hayır  Evet&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;57. Sizce o " Bir tane" mi ?&lt;br /&gt; Hayır  Evet&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;58. Arkadaşlarınızın yanında ona "seni seviyorum" dediğiniz oldu mu ?&lt;br /&gt; Hayır  Evet &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;59. Aşkınızı " çikolatalı dondurmaya" benzetir misiniz ?&lt;br /&gt; Hayır  Evet&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;60. Problemlerini olunca içtenlikle dinliyor musunuz ?&lt;br /&gt; Hayır  Evet&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;61. Onun doğum gününü biliyor musunuz ?&lt;br /&gt; Hayır  Evet&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;62. Nelerden hoşlandığını biliyor musunuz ? &lt;br /&gt; Hayır  Evet &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;63. Ona özel söylediğiniz sevimli " lakaplarınız" var mı ? &lt;br /&gt; Hayır  Evet&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;64. Aşkınız su kadar temiz ve saf mı ? &lt;br /&gt; Hayır  Evet &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;65. Sizi aldattığınızı öğrendiniz.  Ama onu çok seviyorsunuz.  Affeder misiniz ?&lt;br /&gt; Hayır  Evet&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;66. Onun için kendi prensiplerinizden taviz verir misiniz ? &lt;br /&gt; Hayır  Evet&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;67. O sizin için ? &lt;br /&gt; Hayır  Evet&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;68. Bundan emin misiniz ? &lt;br /&gt; Hayır  Evet &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;69. Aşkınız da " ilk gün" yaşanan heyecan devam ediyor mu ?&lt;br /&gt; Hayır  Evet &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;70. Sizce siz" birbiriniz için mi yaratılmışsınız" ?&lt;br /&gt; Hayır  Evet&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;71. Aşkınıza  "Leyla Mecnun aşkı " diyebilir miyiz ? &lt;br /&gt; Hayır  Evet &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;72. Aşkınız, bir kitaba sığamayacak kadar çok mu büyük ? &lt;br /&gt; Hayır  Evet&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;73. Sadece sesini duymak bile sizi mutlu ediyor mu ?&lt;br /&gt; Hayır  Evet&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;74. Zor günlerinde onun yanında olur musunuz ? &lt;br /&gt; Hayır  Evet &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;75. Haftanın her günü birlikte olmak ister misiniz, ?&lt;br /&gt; Hayır  Evet&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;76. Onu benden iyi kimse tanıyamaz diyebilir misiniz ?&lt;br /&gt; Hayır  Evet&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;77. O da sizi iyi tanıyor mu ?&lt;br /&gt; Hayır  Evet&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;78. Ona aldığınız bir hediye için size teşekkür etmeyi unuttu. . yine de affeder misiniz ?&lt;br /&gt; Hayır  Evet&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;79. En sevdiği çiçeği biliyor musunuz ? &lt;br /&gt; Hayır  Evet &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;80. Hiç onun için bir radyo programında " ona özel" istek şarkıda bulundunuz mu ?&lt;br /&gt; Hayır  Evet&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;81. Ona ihtiyacınız var.  Ama o an çok işi var.  Yine de yardıma gelir mi ?&lt;br /&gt; Hayır  Evet &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;82. O sizin için bir " Ömür boyu" mu ?&lt;br /&gt; Hayır  Evet&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;83. Birlikte seyahate çıktınız mı, veya çıkmayı düşündünüz mü ?&lt;br /&gt; Hayır  Evet &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;84. Bir tartışmanızda, haklıysanız bile onu üzmemek için yine onu dinler misiniz ?&lt;br /&gt; Hayır  Evet&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;85. Onun sözünü dinler misiniz ?&lt;br /&gt; Hayır  Evet &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;86. Sizce o " Fantezilerinizin insanı mı" ? &lt;br /&gt; Hayır  Evet&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;87. Emin misiniz ?&lt;br /&gt; Hayır  Evet&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;88. Sizce o da bu teste katılsa sizin kadar başarılı olur mu ?&lt;br /&gt; Hayır  Evet&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;89. İkinizde romantik misiniz ?&lt;br /&gt; Hayır  Evet&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;90. Sizi mutlu edebiliyor mu ? ? &lt;br /&gt; Hayır  Evet&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;91. Sevmediğiniz özellikleri var, ama yine de ona katlanabiliyor musunuz ?&lt;br /&gt; Hayır  Evet&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;92. Sık sık buluşur musunuz ?&lt;br /&gt; Hayır  Evet&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;93. Çok fakir olsa yine de onu sever misiniz ? &lt;br /&gt; Hayır  Evet&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;94. Birlikte alışverişe çıkar mısınız ?&lt;br /&gt; Hayır  Evet&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;95. Onun zevkine güvenir misiniz ?&lt;br /&gt; Hayır  Evet &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;96. Onu kaybetmektense, en sevdiğiniz bir şeyden vazgeçer misiniz ?&lt;br /&gt; Hayır  Evet&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;97. Geleceğe yönelik planlar kurdunuz mu ? &lt;br /&gt; Hayır  Evet&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;98. Ondan hiç evlilik sözü duydunuz mu ? &lt;br /&gt; Hayır  Evet&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;99. Onunla evlenir misiniz ?&lt;br /&gt; Hayır  Evet&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;100.  Bu testin kısa ve öz sorusuna geldik.  Sizce hayatın anlamı O' mu ? &lt;br /&gt; Hayır  Evet &lt;br /&gt; &lt;br /&gt;  &lt;br /&gt;Test Sonucunuz: &lt;br /&gt; EVET CEVABININ SAYISI YÜZDE CİNSİNDEN AŞKINIZIN DERECESİNİ GÖSTERİR...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt; &lt;br /&gt; &lt;br /&gt; &lt;br /&gt; &lt;br /&gt; &lt;br /&gt;  &lt;br /&gt;Ve işte aldığınız puana göre Sevgi Testi değerlendirmeniz. . . &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;100%    Gerçek Aşk bu. Kalbimsin.Net'den Altın Madalya Kazandınız.  &lt;br /&gt;80 - 99% Gümüş Madalya Kazandınız.  Tebrikler. .  &lt;br /&gt;50 - 79% Seviyorsunuz ama.  Neyse, yine de Bronz Madalya Kazandın  &lt;br /&gt;30 - 49% Seviyorsunuz fakat sorunlarınız var, İlişkinizi gözden geçirin.  &lt;br /&gt;10 - 29% Gitgide aşktan uzaklaşıyorsunuz.  Bu ilişki yürümeyecek gibi.  &lt;br /&gt;1 - 9% Siz tam bir aşk fakirisiniz. . .  &lt;br /&gt;0% Kendinizi kandırmayın.  Aşkın zerresi bile yok.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/8973070831983149922-3682200996781427527?l=lifediffucult.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://lifediffucult.blogspot.com/feeds/3682200996781427527/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=8973070831983149922&amp;postID=3682200996781427527&amp;isPopup=true' title='1 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/8973070831983149922/posts/default/3682200996781427527'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/8973070831983149922/posts/default/3682200996781427527'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://lifediffucult.blogspot.com/2007/09/ak-mektubu.html' title='Aşk Mektubu'/><author><name>SüReYyA TOPKARA</name><uri>http://www.blogger.com/profile/15908601979858431840</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='24' src='http://1.bp.blogspot.com/_DXed-Kh0LSI/S_w22PTG0XI/AAAAAAAAAsw/dOL9UGZnaMk/S220/20100517_091755.JPG'/></author><thr:total>1</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-8973070831983149922.post-6370044003042358800</id><published>2007-09-05T16:35:00.000+03:00</published><updated>2007-09-05T16:45:18.084+03:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='kişisel'/><title type='text'>RAFETTEN</title><content type='html'>&lt;object width="425" height="350"&gt;&lt;param name="movie" value="http://www.youtube.com/v/p4nE4obRKns"&gt;&lt;/param&gt;&lt;param name="wmode" value="transparent"&gt;&lt;/param&gt;&lt;embed src="http://www.youtube.com/v/p4nE4obRKns" type="application/x-shockwave-flash" wmode="transparent" width="425" height="350"&gt;&lt;/embed&gt;&lt;/object&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;SANIRIM PİŞMANLIK YA...&lt;br /&gt;Pişmanlıklarımızın Uslanmaz Tetikçisi, Yaşama karşı İnancımızın Katiliyiz!!!&lt;br /&gt;Sırf her şey güzel olsun ve insanlar mutlu olsun diye, &lt;br /&gt;o an gidemeyeceğin yere gitmek, yapamayacağın şeyi yapmak, &lt;br /&gt;ayıramayacağın vakti ayırmak, tahammül edemeyeceğin kişilere ve &lt;br /&gt;durumlara tahammül etmek zorunda kalmak, &lt;br /&gt;ne kadar ulaştırdı başını göğe ey içindeki bitmek bilmeyen sevgi yumağının &lt;br /&gt;karmaşasında ayağı takılıp düşen, içindeki poliyana kimliğinin adsız kahramanı güzel insan?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Yaşamın neresinden sondaj yapıp da umut çıkarsam diye çırpınan;&lt;br /&gt;sırf duygusal yakınlığını yitirmemek adına, yanlışlarını, yanılgılarını, &lt;br /&gt;seni içine hapsettiği kalın soğuk duvarları görmezden gelerek &lt;br /&gt;her gün biraz daha eksildiğin insanların sayısı, boyunu geçerken; &lt;br /&gt;pişmanlıklarını bile bile her şey güzel olsun diye çoğaltan, kedinden veren &lt;br /&gt;ve kendini yitiren sen ne zaman akıllanacaksın?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Noktasal ve santim santim ilerleyen yanlış bir çizgiyi karalarsın. &lt;br /&gt;Olsun boş ver, bunu da unuturum nasılsa, ben önemli değilim, &lt;br /&gt;bu da geçer, yeter ki yüz çevirmeler olmasın, kırgınlıklar olmasın, &lt;br /&gt;ruhum bunlardan dolayı yaralı ve çaresiz çırpınan bir kuş gibi &lt;br /&gt;ellerinde ölmesin diyerek içini doldurduğun bu çizginin; &lt;br /&gt;içine atılmış kan revan içindeki izlerin sebebi olduğunu bilirsin bilirsin de hala neden&lt;br /&gt;pişmanlıklarının sebeplerini çoğaltır, onları pohpohlarsın, pışpışlar büyütürsün?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Nedeni basittir amma esarettir o; &lt;br /&gt;kendinize, güçsüzlüğünüze yenilmişliğin soluk resmidir,&lt;br /&gt;gözlerinizin değdiği her an yağmura yoldaş olan…&lt;br /&gt;Silip geçememek, kapıyı çarpıp çıkamamak, elini masaya vuramamak, &lt;br /&gt;yanlışı; kaybederim korkusuyla mimarının yüzüne vuramamaktan ve &lt;br /&gt;buna cesaret edememekten kaynaklanır tüm bunlar.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Aman kimseyi incitme felsefesi ile yetişmişsen, &lt;br /&gt;her düştüğünde seni sevgisi ve uzattığı sıcacık eliyle tutup kaldıran, &lt;br /&gt;toparlayan, birleştiren birilerinin varlığı yaşama karşı sesini hiç yükseltemeyen ve &lt;br /&gt;bunun sancılarıyla kıvranan bir birey olmana sebep olur. &lt;br /&gt;Ama sadece hep veren, canı yansa da sesi çıkmayan, isyanlarını bastıran, &lt;br /&gt;özün çirkinliğini yansıtan söze karşı, yutkunup sustukça bir birey olduğun hatırlanır ancak.&lt;br /&gt;Harcına gözyaşı, masumiyet, çıkarsızlık, saflık, iyi niyet kattıkça her halini; &lt;br /&gt;azına tav olup çoğunda şaşıran birilerine hoşgörü ve güler yüz tepsisiyle sundukça, &lt;br /&gt;haddini aşan, boyundan büyük laflar eden, kendini olmadığı ama senin sürekli ifade ederek&lt;br /&gt;inandırdığın bir şey sanan insanlar türetiyorsun. &lt;br /&gt;Sonra pişmanlıklarını tetikliyor, seni vücuduna girerek halsiz düşüren mikroplara &lt;br /&gt;bu kadar yol vererek, fırsat vererek yaşama karşı inancının da katili oluyorsun, &lt;br /&gt;Ey kalabalıklar içinde kaybolmuş bir toplu iğne kadar yalnız insanoğlu…&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bu yazı iyilerin yüzü suyu hürmetine yazıldı…&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/8973070831983149922-6370044003042358800?l=lifediffucult.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://lifediffucult.blogspot.com/feeds/6370044003042358800/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=8973070831983149922&amp;postID=6370044003042358800&amp;isPopup=true' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/8973070831983149922/posts/default/6370044003042358800'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/8973070831983149922/posts/default/6370044003042358800'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://lifediffucult.blogspot.com/2007/09/pimanlklarmzn-uslanmaz-tetikisi-yaama.html' title='RAFETTEN'/><author><name>SüReYyA TOPKARA</name><uri>http://www.blogger.com/profile/15908601979858431840</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='24' src='http://1.bp.blogspot.com/_DXed-Kh0LSI/S_w22PTG0XI/AAAAAAAAAsw/dOL9UGZnaMk/S220/20100517_091755.JPG'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-8973070831983149922.post-8528660629417205667</id><published>2007-09-05T09:02:00.000+03:00</published><updated>2007-09-05T09:03:19.594+03:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='şiir'/><title type='text'>Sen Olmayınca!</title><content type='html'>Hasretine dayanamaz oldum artık&lt;br /&gt;Dudaklarını,gözlerini,saçlarını,özledim&lt;br /&gt;Seni özledim be bitanem&lt;br /&gt;Bir şeyler kemiriyor içimi bir şeyler&lt;br /&gt;Bilmezdim özleminin bu kadar acı olduğunu&lt;br /&gt;Bilmezdim yokluğunun bu kadar yakıcı olduğunu&lt;br /&gt;Yok be sevdalım&lt;br /&gt;Yaşanmaz bu dünyada SEN OLMAYINCA&lt;br /&gt;Ellerini arıyorum şu anda&lt;br /&gt;O sıcacık ellerini&lt;br /&gt;Biliyorum artık yoksun yanımda&lt;br /&gt;Düşünemiyorum sensiz bir yaşamı&lt;br /&gt;Yıldızsız geceye benziyor&lt;br /&gt;Ya da yapraksız bir ağaca&lt;br /&gt;Bu gece bulutlar bile ağlıyor&lt;br /&gt;Ayrılığımıza&lt;br /&gt;Göz yaşlarım yağmur olup,&lt;br /&gt;Akıyor sonsuzluğa&lt;br /&gt;Belki sana ulaşır diye&lt;br /&gt;Düşünüyorumda&lt;br /&gt;Şimdi geriye getirebilirmiyim o sevgiyi?&lt;br /&gt;Yaşanan güzel günleri, mutluluğu, o sevinci,&lt;br /&gt;Seni yeniden hayata döndürebilirmiyimki?&lt;br /&gt;İstesemde yapamam be bitanem&lt;br /&gt;Ben ölüyü diriltemem ki!&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/8973070831983149922-8528660629417205667?l=lifediffucult.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://lifediffucult.blogspot.com/feeds/8528660629417205667/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=8973070831983149922&amp;postID=8528660629417205667&amp;isPopup=true' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/8973070831983149922/posts/default/8528660629417205667'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/8973070831983149922/posts/default/8528660629417205667'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://lifediffucult.blogspot.com/2007/09/sen-olmaynca.html' title='Sen Olmayınca!'/><author><name>SüReYyA TOPKARA</name><uri>http://www.blogger.com/profile/15908601979858431840</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='24' src='http://1.bp.blogspot.com/_DXed-Kh0LSI/S_w22PTG0XI/AAAAAAAAAsw/dOL9UGZnaMk/S220/20100517_091755.JPG'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-8973070831983149922.post-7429640646331704150</id><published>2007-09-04T14:33:00.000+03:00</published><updated>2007-09-04T16:25:53.115+03:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='komikler'/><title type='text'>Bana Komik Geldi Bilmiyorum...</title><content type='html'>Kazadır Görünür Görünmez&lt;br /&gt;  Rize^ de kaza geçiren bir işçi,olayı ayrıntılarıyla anlatmak için, şantiye şefine bir mektup yazmış ki, evlere şenlik...&lt;br /&gt;  itiraf etmek gerekirse,klasik Karadaniz fıkralarından biri sandım önce... Değilmiş...Birebir gerçek...&lt;br /&gt;   ''Sayın Şantiye Şefim, iş kazası tutanağında planlama hatası diye yazmıştım.&lt;br /&gt; Bunu yeterli görmeyerek ayrıntılı istemişsiniz .Şu anda hastanede yatmama neden olan olaylar aynen aşağıdaki gibi olmuştur.Bildiğiniz gibi ben duvar ustasıyım,inşaatın 6. katındaki işimi bitirdiğimde, biraz tuğla artmıştı.Yaklaşık 250 kg kadar olduğunu sandığım bu tuğlaları aşağıya indirmem gerekiyordu.Bunun için bir varil buldum.Ona sağlam bir ip bağladım.6. kata çıkıp ipi bir çıkrıktan geçirerek,ucunu aşağıya saldım. Tekrar aşağıya inip, ipi çekerek varili 6. kata çıkardım.İpin ucunu sağlam bir yere bağlayıp tekrar yukarı çıktım. Tüm tuğlaları varile doldurup aşağı indim. Tam ipin ucunu çözdüm ki, kendimi havalarda buldum. Ben yaklaşık 70 kiloyum. 250 kiloluk varil aşağı düşerken, beni yukarı çekti. Heyecandan ipi bırakmayı akıl edemedim. Yolun yarısında dolu varille çarpıştık. Sanıyorum sağ iki kaburgam bu sırada kırıldı.Tam yukarı çıkınca, iki parmağım iple birlikte çıkrığa sıkıştı. Böylece parmaklarım da kırılmış oldu. O sırada yere çarpan varilin dibi çıktı ve tuğlalar çevreye saçıldı.&lt;br /&gt; Varil hafifleyince, bu kez ben aşağıya inmeye, varil yukarı çıkmaya başladı ve yolun yarısında yine kendisi ile çarpıştık. Sol bacağımın kavak kemiği de bu sırada kırıldı. Can havliyle ipi bırakmayı akıl ettim ve tabi yaklaşık 3. kat hizasından aşağıya düştüm. Sol kaburgalarım, sol el bileğim de o zaman kırıldı sanırım. Başımı yukarı kaldırdığımda boş varilin hızla üzerime geldiğini gördüm. Kafa tasımın da böyle çatladığını düşünüyorum. Bayılmışım...&lt;br /&gt;  Gözümü hastanede açtım. Allah'ın, herkesi böyle görünmez kazalardan korunmasını diler,hürmetle ellerinizden öperim.&lt;br /&gt; Duvarcı Ustanız :Cengiz Sarıgül&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/8973070831983149922-7429640646331704150?l=lifediffucult.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://lifediffucult.blogspot.com/feeds/7429640646331704150/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=8973070831983149922&amp;postID=7429640646331704150&amp;isPopup=true' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/8973070831983149922/posts/default/7429640646331704150'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/8973070831983149922/posts/default/7429640646331704150'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://lifediffucult.blogspot.com/2007/09/bana-komik-geldi-bilmiyorum.html' title='Bana Komik Geldi Bilmiyorum...'/><author><name>SüReYyA TOPKARA</name><uri>http://www.blogger.com/profile/15908601979858431840</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='24' src='http://1.bp.blogspot.com/_DXed-Kh0LSI/S_w22PTG0XI/AAAAAAAAAsw/dOL9UGZnaMk/S220/20100517_091755.JPG'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-8973070831983149922.post-8503563389345066337</id><published>2007-09-03T23:27:00.000+03:00</published><updated>2008-12-11T13:00:55.346+02:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='kişisel'/><title type='text'>Stres Ben  ve Süreyya</title><content type='html'>Son günlerde işyerimde çok stresli ve gergin günler geçiriyorum…&lt;br /&gt;Tabiî ki sebepsiz değil, pek çok sebep var ama uzun uzadıya sebeplerini sıralamayacağım.&lt;br /&gt;Ama öyle bir hale geldim ki; biri küçücük bir şey dahi diyecek olsa, hemen pençelerimi çıkarıp üzerine atlama arzusunu doğuran öylesine güçlü bir tahammülsüzlük var ki üzerimde anlatamam, her şey sinirimi bozuyor ve her şey tabiri caizse batıyor…&lt;br /&gt;Güzel bir şey olduğundan veya övünülecek bir durum olduğundan yazmıyorum bunları, aksine kimi zaman düşündüklerimden ve içimden geçenlerden dolayı bende kendimi tanıyamıyorum ve kimseye bir şey yapmasam da kafamın içinden şiddetle (şimdi buna karşılık şöyle bir cevap verseydim nasıl olurdu acaba? – veya – birinin üzerine atlayarak kafa atmak insanın canını ne kadar yakar acaba?) gibi düşünceler ve hayaller geçerken kafamdan, karşımda gözümün içine baka baka yalan söyleyen insanlara sırf bulunduğum konumda firmamı temsil ediyor olmanın sorumluluğundan ve karşımdaki de genelde MÜŞTERİ olduğundan, üstüne üstlük birde “müşteri her zaman haklıdır” gibi bir tutumla güler yüzlü davranmak zorunda olduğumdan kendi kendime stres yaparak, bu ve buna benzer sinir bozucu durumlara sabahtan akşama kadar tahammül etmek zorunda kaldığımdan günün sonunda geriye kalan hiçbir şeye tahammülüm kalmıyor…&lt;br /&gt;Bilmiyorum zaman zaman herkese olur mu ama son dönemde dediğim gibi bana ve davranışlarıma tuhaf bir tahammülsüzlük hâkim…&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;İşte bütün bunların arasında bana ve benim tahammülsüzlüklerime tahammül eden bir arkadaşım var ki, kendime gelip de sağlıklı ve sakince düşünmeye başladığımda “her şeyi geçtim de bu kız bana nasıl tahammül ediyor acaba?” diyorum kendime…&lt;br /&gt;Bir şey soruyor; o an ben kafamın içinde başka bir şeyle kendi kendime tartıştığım veya başka bir şey düşündüğüm için cevap veremiyorum… (hı? Efendim? anlamadım Süreyya bir daha sorar mısın?) ya da (ya canım kusura bakma , tekrar sorar mısın duymadım da) veya onun soru sormasından bir 5 -10 dakika sonra kendime gelip (efendim Süreyya bir şey mi sormuştun canım?) diyormuşum!!!&lt;br /&gt;Bunları bana akşam olup da eve gitmeden önce sert birer yorgunluk kahvesi içerken; müşterilerin bütün yalanlarını dinleyip bitirdikten ve siğneye çektikten; kendime geldiğimi anlayıp da “Pınar, iyimsin canım” diye sorup teyid aldıktan sonra başlıyor eğlene eğlene anlatmaya…&lt;br /&gt;Günün kritiğini yaparken, kendi halimizi düşündükçe ve özellikle Süreyya bana beni anlatırken ve taklidimi yaparken çok eğleniyoruz…&lt;br /&gt;Hatta bazen “yok canııım ben bunu yapmamışımdır, hadi canım sende!” dediğim bile oluyor…&lt;br /&gt;Ben bu kızı nabıcam bilemiyorum ama ileriye dönük güzel planlar tasarlıyorum ;)&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ama şu an için sadece;&lt;br /&gt;Tatil istiyorum! Tatil istiyorum! Tatil istiyorum!&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;İşte Süreyya;&lt;br /&gt;&lt;a href="http://2.bp.blogspot.com/_Pkp390DCQ6Q/RtxuZam2JHI/AAAAAAAAAFY/imJQFpl6L14/s1600-h/collage22.jpg"&gt;&lt;img id="BLOGGER_PHOTO_ID_5106077460449338482" style="CURSOR: hand" alt="" src="http://2.bp.blogspot.com/_Pkp390DCQ6Q/RtxuZam2JHI/AAAAAAAAAFY/imJQFpl6L14/s200/collage22.jpg" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Süreyya’cık 1986 Samsun – Kavak doğumlu, çok zeki ve pratik bir kız…&lt;br /&gt;İstediğiniz kadar bilgi yükleyebilirsiniz sünger gibi çekiyor maşallah! Bir lafı ikiletmeyen yani leb demeden leblebiyi anlayan cinsten bir şey :)&lt;br /&gt;Yani gelecek vaad eden el atacağı her işte başarılı olabileceğine inandığım bir kardeşim.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-size:78%;"&gt;Not: (Dikkat ettim de; evlenip beni terk eden Ayşe’mden sonra ikinci Samsun’lu kız arkadaşım,&lt;br /&gt;- Ayşe, ne hayallerimiz vardı hatırlıyor musun? Terme’ye gidip finduk toplayacağıduk ama sen ,ama sen !!!) ıyh cıvıttım yine :)&lt;/span&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/8973070831983149922-8503563389345066337?l=lifediffucult.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://lifediffucult.blogspot.com/feeds/8503563389345066337/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=8973070831983149922&amp;postID=8503563389345066337&amp;isPopup=true' title='1 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/8973070831983149922/posts/default/8503563389345066337'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/8973070831983149922/posts/default/8503563389345066337'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://lifediffucult.blogspot.com/2007/09/stres-ben-ve-sreyya.html' title='Stres Ben  ve Süreyya'/><author><name>.</name><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://2.bp.blogspot.com/_Pkp390DCQ6Q/RtxuZam2JHI/AAAAAAAAAFY/imJQFpl6L14/s72-c/collage22.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>1</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-8973070831983149922.post-270670945227979013</id><published>2007-09-03T08:25:00.000+03:00</published><updated>2007-09-03T23:48:35.026+03:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='kişisel'/><title type='text'>İşte Öyle Birşeyyy....</title><content type='html'>HANİ BİR YAĞMUR YAĞARDA BAZEN...&lt;br /&gt;Birden aklınıza uzun zamandır haber alamadığınız eski sevgiliniz gelir.&lt;br /&gt;HANİ GÖK GÜRLER YA ARKASINDAN...&lt;br /&gt;Arayıp aramama arasında gidip gelirsiniz, içinizden bir ses ara demektedir ve o ses giderek yükselmektedir, telefon ellerinizdedir numaralar aklınızda dayanamaz dokunursunuz tuşlara.&lt;br /&gt;HANİ ŞİMŞEKLER ÇAKAR YA PEŞİNDEN...&lt;br /&gt;Oda sevinmiştir sesinizi duyduğuna, nasılsın diye sorarsınız ama aslında merak ettiğiniz bensiz nasılsındır&lt;br /&gt;HANİ ISSIZ BİR YOLDAN GEÇERKEN...&lt;br /&gt;Duyduğunuz o ses o kadar tanıdıktır ki güven verir birlikte paylaştığınız anılar birer birer geçit yapmaya başlar önünüzden&lt;br /&gt;HANİ BİR KORKU DUYARDA İNSAN...&lt;br /&gt;Sesini test etmeye çalışırsınız en ufak bir heyecan kırıntısını kendinize yonmaya çalısırsınız,demek oda etkileniyor dersiniz ya da tam tersi sesindeki soğukluğu algılamaktan korkarsınız,o soğukluk size dair içinde hiç bir sey kalmadığını gösterir ve bununla yüzleşmek o an hiçte işinize gelmeyecektir.&lt;br /&gt;HANİ BİR ŞARKI SÖYLER İÇİNDEN..&lt;br /&gt;Söylemek istediğiniz o kadar çok sey vardır özledim demek istersiniz ama bunu içinizden söylersiniz aynı şekilde karşılık görememeyi kaldıramıyacağınız için tedirginsinizdir.&lt;br /&gt;HANİ ESKİBİR RESME BAKARKEN..&lt;br /&gt;Sahi neden ayrılmıştınız siz neydi bu aşkı bitiren düşündüğünüzde ne kadarda anlamsız gelir belki basit bir kavga belkide bir kıskançlık belki bir ihanet ama artık hiçbirşeyin önemi yoktur artık oradasınızdır onun yanında gözünüzün önünde hep onunla olduğunuz anlar vardır.&lt;br /&gt;HANİ YILLARI SAYARDA İNSAN...&lt;br /&gt;Ayrıldığınız anlarda ne kadar umutsuzdunuz günler geceler geçmek bilmedi tek tek sayardınız ama bitmezdi.&lt;br /&gt;HANİ GÖZLERİ DOLARYA BİRDEN...&lt;br /&gt;Gözyaşlarınız hücuma kalkmaya hazır askerler gibi beklemektedir gözlerinizin içinde.ağlamamak için kendizi zor tutarsınız .neden demek istersiniz neden bitti ,diyemezsiniz dudaklarınızı ısırırsınız içinize akan gözyaşları çaresiz zayıflığınızı anlamasını istemezsiniz.&lt;br /&gt;HANİ YILDIZLAR YANIP SÖNERKEN...&lt;br /&gt;O'ydu yıldızınız bir zamanlar siz her yıldıza o'nun adını verirdiniz.&lt;br /&gt;HANİ BİR YILDIZ KAYARDA BİRDEN...&lt;br /&gt;Ama yoktur o yıldız,artık yıldızsız gecelerde yaşamaya mahkumsunuzdur ya da kendinize başka bir yıldız bulmuşsunuzdur.&lt;br /&gt;HANİ BİR TELAŞ DUYAR YA BİRDEN...&lt;br /&gt;Ne yapıyorum ben diye sormaya başlarsınız bir anda telefonu kendine iyi bak sözleriyle kaparsınız ve uyuyakalırsınız sabah uyanır ve sorarsınız neydi bu cevabı yoktur çünkü;&lt;br /&gt;İŞTE ÖYLE BİR ŞEY... dir bu o an yaşadığınız ve belki bir daha hiç yaşayamayacağınız bir şey...&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/8973070831983149922-270670945227979013?l=lifediffucult.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://lifediffucult.blogspot.com/feeds/270670945227979013/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=8973070831983149922&amp;postID=270670945227979013&amp;isPopup=true' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/8973070831983149922/posts/default/270670945227979013'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/8973070831983149922/posts/default/270670945227979013'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://lifediffucult.blogspot.com/2007/09/ite-yle-bireyyy.html' title='İşte Öyle Birşeyyy....'/><author><name>SüReYyA TOPKARA</name><uri>http://www.blogger.com/profile/15908601979858431840</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='24' src='http://1.bp.blogspot.com/_DXed-Kh0LSI/S_w22PTG0XI/AAAAAAAAAsw/dOL9UGZnaMk/S220/20100517_091755.JPG'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-8973070831983149922.post-8162449313957232660</id><published>2007-09-01T18:34:00.001+03:00</published><updated>2007-09-01T18:34:44.877+03:00</updated><title type='text'>***Sana***</title><content type='html'>Aşk benim hiç Senim olmamış&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Varlığınla yokluğun arasında kalmayacağım artık, sadece olmayacaksın. Sensiz kalma ihtimali olmayacak aleyhine kurulmuş cümlelerimin sonunda. Belki birkaç satır arasında unutulacaksın bir müddet sonra. İçimden olmayacak, boş bir kağıdın gölgesine sığınmayacak sana sitemlerim. Hani hep kızardın ya “Konuş konuş konuş” derdin, haykırabilir miyim şimdi korkaklığını. Bıraktığın bu mavi düşleriyle avunan yalnızlığı, artık sahiplenilmeyecek olmanın burukluğunu yaşarken, haykırabilir miyim dersin, susar mıyım, gülüp geçer miyim yoksa …? &lt;br /&gt;Aslında alıştırmalıyım kendimi hiç dönmeyecekmişsin, dönülmeyecek bir yerdeymişsin gibi farzetmeli, unutmalı. Seni hiç tanımamış gibi yaşamımı sürdürmeliyim. Var olduğum her yer aşk(ın) şehri olmalı artık, yeniden sevmenin, sevilebilmenin yeri her yer, zamanı yaşanan ve gelecek tüm zamanlar olmalı benim için. Evet, sayfalardan koparıp bir bir savurmalıyım seni yaşanmış tüm zamanlara, uzaklaşan her adımımla hapsetmeliyim bu anılar sokağına. Kopan takvim yaprakları sensiz geçen günleri saymamalı, bende yokluğunun güncesini tutmayı artık bırakmalıyım. Her yeni güne seni getirmedi diye isyan etmemeliyim. Kabullenebilmeli, hazmedebilmeli, aldırmamalı hatta sana hak verebilmeliyim. Bu satırlarla büyümeye başlamalıyım, sırf seni ve çocuklaşan bir aşkı kolayca unutabilmek için. Zira yoksun. Sanki benim hiç senim olmamış, sanki bizi hiç yaşamamışız, sanki aşk denen o hoyrat şarkıyı mırıldanmış ve sonra yarım bırakmışız gibi. Artık yeni bir şarkı söylemenin vakti, Yaşanmışlığına, yitikliğime hiç aldırmadan,&lt;br /&gt;Sanki benim hiç senim olmamış gibi…&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/8973070831983149922-8162449313957232660?l=lifediffucult.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://lifediffucult.blogspot.com/feeds/8162449313957232660/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=8973070831983149922&amp;postID=8162449313957232660&amp;isPopup=true' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/8973070831983149922/posts/default/8162449313957232660'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/8973070831983149922/posts/default/8162449313957232660'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://lifediffucult.blogspot.com/2007/09/sana_01.html' title='***Sana***'/><author><name>SüReYyA TOPKARA</name><uri>http://www.blogger.com/profile/15908601979858431840</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='24' src='http://1.bp.blogspot.com/_DXed-Kh0LSI/S_w22PTG0XI/AAAAAAAAAsw/dOL9UGZnaMk/S220/20100517_091755.JPG'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-8973070831983149922.post-738764171696652592</id><published>2007-09-01T18:22:00.001+03:00</published><updated>2010-06-15T21:09:21.286+03:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='kişisel'/><title type='text'>PINAR'SIZ SIKICI GELDİ  NEYSE...</title><content type='html'>&lt;br /&gt;KEDİLER GİBİ BİRBİRİMİZİ TIRMALAYIP DURDUK&lt;br /&gt;BUGÜN AMA BULOĞDA ÇOK EMEĞİ VAR ONUNKİNİ&lt;br /&gt;Bİ GÖRSENİZ HARİKALAR YARATTI.&lt;br /&gt;VEREYİM Mİ SİZE DURUN VEREYİM&lt;br /&gt;(&lt;a href="http://www.pinaraltuntas.blogspot.com/"&gt;http://www.pinaraltuntas.blogspot.com/&lt;/a&gt;)&lt;a href="http://4.bp.blogspot.com/_Pkp390DCQ6Q/Rtx0s6m2JLI/AAAAAAAAAF4/kyzqO2mhuvg/s1600-h/GÃ¼l+.jpg"&gt;&lt;/a&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/8973070831983149922-738764171696652592?l=lifediffucult.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://lifediffucult.blogspot.com/feeds/738764171696652592/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=8973070831983149922&amp;postID=738764171696652592&amp;isPopup=true' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/8973070831983149922/posts/default/738764171696652592'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/8973070831983149922/posts/default/738764171696652592'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://lifediffucult.blogspot.com/2007/09/pinarsiz-sikici-geldi-neyse.html' title='PINAR&apos;SIZ SIKICI GELDİ  NEYSE...'/><author><name>SüReYyA TOPKARA</name><uri>http://www.blogger.com/profile/15908601979858431840</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='24' src='http://1.bp.blogspot.com/_DXed-Kh0LSI/S_w22PTG0XI/AAAAAAAAAsw/dOL9UGZnaMk/S220/20100517_091755.JPG'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-8973070831983149922.post-6739404760275196382</id><published>2007-09-01T14:52:00.001+03:00</published><updated>2010-06-15T20:56:18.134+03:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='kişisel'/><title type='text'>Öldür Beni Anne</title><content type='html'>bu anlatıcaklarımı,aşık olduklarını sanıp,daha gerçek aşkın ne olduğunu bile bilmeyenlerin daha dikkatli okumasını istiyorum,ondan sonra yaşadıkları gerçek aşkmıymış,basit bi hoşlanmamıymış karar versinler.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;kalbimin hiç tanımadığı duyguları daha yeni yeni hissetmeye başladığı dönemlerdi,çevremde bir sürü erkek ve kız arkadaşlarım vardı,ama bi gariplik vardı,mutlu değildim sanki aradığım başka birşeydi,her akşam eve gelir odama çekilir ağlardım,noluyordu bana anlayamıyordum,birgün yine arkadaşlarla beraberdim,beraberdim derken nasıl bi beraberlik,onlar bi araya toplanır gülüp eğlenirlerken bense bi kenara çekilip içimdeki fırtınaları dinliyordum her zamanki gibi,artık arkadaşlarımda alışmıştı bu durumuma,yanıma gelip oturduğunu hiç farketmemişim,taki sanki çok derinlerden gelen bi SELAM sesini duyana kadar,selam dedim bende,neden yalnız oturuyosun dedi,bilmiyorum dedim,kimse seni anlamıyor,hatta kendin bile kendini anlamıyorsun değilmi dedi,evet dedim,bende bu yüzden yanına geldim zaten dedi,bende aynı durumdayım,seni arkadaşlarından ayrı derin düşüncelere dalmış görünce işte benim gibi biri daha dedim,&lt;br /&gt;ve ilk defa onun yüzüne baktım,o anda kalbim durdu sanki,donup&lt;br /&gt;kalmıştım,ne zaman ayrıldık eve nasıl geldim bilmiyorum,o gün sürekli onu düşündüm,sanki aradığım şey buydu hissedebiliyordum bunu,&lt;br /&gt;o günden sonra hergün buluşmaya başladık,evleri iki mahalle kadar uzaktaydı,bizim mahallede akrabaları vardı,ilk tanıştığımız gün onlara gelmişler,böylece aylar geçti,artık ailelerimizde biliyordu,ya ben onlara gidiyordum yada o bize geliyordu,yani her günümüzü birlikte geçiriyorduk,&lt;br /&gt;ama ikimizinde anlayamadığı birşeyler vardı,birbirimizi çok seviyorduk,görmeden yapamıyorduk,arkadaşlık değildi bu,çünki diğer arkadaşlarımızıda seviyorduk,bu çok farklı bişeydi,kimseyede soramıyorduk,nasıl soralımki,biz bile bilmiyorduk ne olduğunu,bu çok yoğun duyguların etkisiyle bazen mutluluktan bulutlara kadar çıkıyorduk,bazende o küçücük kalplerimize sığdıramadığımız ve bi türlü anlamadığımız hisler dünyasında sebepsiz yere ağlıyor gözyaşlarımızı birbirimize hediye ediyorduk,,belki size saçma gelicek ama birbirimizi ilk gördüğümüz günü anlatmıştım,ondan sonraki ilk buluşmamızda biraz konuştuktan sonra bi ara gözgöze gelmiştik,ve daha ne olduğunu anlamadan ikimizde sebepsiz yere birden ağlamaya başlamıştık,hemde ne ağlama sanki hiç bitmeyecek gibiydi göz yaşlarımız,işte o günden sonra bir daha biribirimizin yüzüne uzun süre bakamadık,hatta çoğu zaman sırtlarımız birbirimize dönük otururduk,bi gören olsa bize gülerdi heralde,ama elimizde değildiki bakamıyorduk işte,&lt;br /&gt;ama ne olursa olsun çok mutluyduk,artık ne güneşin doğuşunun,ne çiçeklerin kokusunun,nede kuşların aşk şarkılarının farkındaydık,biz birbirimizde kaybolmuştuk,taki bi akşam bizim evin zili uzun uzun çalana kadar,kapıyı annem açtı,gelen onun teyzesinin kızıydı,anneme bişeyler söyledi,annemde hemen babamla bişiyler konuşup,banada sen evden ayrılma biz hemen geliyoruz diyerek aceleyle çıktılar,bende hemen arkalarından çıktım,hava kararmıştı,beni görmesinler diye onları uzaktan takip ettim,biraz gittikten sonra bizim evin biraz ilerisinde bi market vardı,orada bi kalabalık gördüm,oraya gidiyorlardı,biraz daha yaklaşınca babam koşmaya başladı,yerde yatan biri vardı,bende biraz daha yaklaştım,babam yerde yatan kişiyi kucağına almıştı,bikaç adım daha yaklaştım ve kalbime binlerce ok birden saplandı sanki,yerde yatan benim meleğimdi,oda beni gördü,eliyle bana gelme diye işaret yaptı,ve bana bişeyler söylemek için ağzını açtığında,ağzından kan boşaldığını gördüm,yanına gittim,o güzel başını babamın kucağından kendi kucağıma aldım,hafifçe gülümsedi ve bak dedi napmışsın yeni gömleğine,onun kanına bulanmış gömleğimi göstererek,iki hafta önce doğum günümde o almıştı,ve birden başını karanlıkta benim seçemediğim kazanın olduğu bi yere çevirip tüh yaa dedi,ne demek istediğini anlamamıştım,başını tekrar çevirdiğimde ölmüştü,ondan sonrasını hatırlamıyorum,gözümü evde açtım,orada bayılmışım,beni doktora götürmüşler sakinleştirici filan yapmışlar,uzun süre baygın halde yatmışım,&lt;br /&gt;kendime gelir gelmez ağlamaya başladım,kimse müdahale etmedi,doktor ağlarsa müdahale etmeyin demiş,tekrar kendimden geçene kadar ağlamışım,ondan sonraki günlerde gözyaşım hiç dinmedi,aradan iki ay filan geçmişti,birgün anneme onlara gitmek istediğimi söyledim,annem önce kabul etmedi ama yalvarmalarıma dayanamayıp bi şartla kabul etti,gideriz ama orada ağlayıp annesini üzmeyeceğine söz verirsen dedi,bende söz verdim ve gittik,bi süre oturduk ama ben kendimi zor tutuyordum ağlamamak için,bak oğlum dedi annesi,biribirinizi ne kadar çok sevdiğinizi hepimiz biliyoruz,ne kadar üzüldüğünüde biliyorum ama senden bir ricam var dedi,kızım son nefesini senin kucağında vermiş,bana son anlarını anlatmanı istiyorum dedi,şaşırdım,nasıl anlatabilirdimki,anneme baktım boynunu büktü,bende onu üzmeyecek şekilde anlattım,ama bi ara karanlıkta bi yere bakıp tüh yaa dediğini anlamadığımı söyleyince,annesi bana sarılıp öyle bi ağlamaya başladıki,bende zaten zor tutuyordum kendimi,ikimizde uzun süre ağladık,&lt;br /&gt;biraz sakinleştikten sonra,artık bu dünyada yaşamam için hiç bir sebebin kalmadığına karar vermeme sebep olan şeyi anlattı,&lt;br /&gt;ogün annesi evlerinde benim çok sevdiğim bir yemeği yapmış,anne demiş bu yemeği ayhan çok sever,bizim yiyeceğimiz kadarını ver ben ayhanlara gidip onunla beraber yiyeceğim demiş,anneside yalnız göndermemek için yakınlarında oturan teyzesinin kızıyla bize göndermiş,yolda gelirlerken teyzesinin kızı,sen biraz bekle bende marketten içecek birşeyler alayım demiş,kaldırımda beklerken bi araba vurup kaçmış,bize yakın oldukları için teyzesinin kızı hemen bize haber vermeye gelmiş o akşam,ve o karanlığa bakıpta tüh yaa dediği şeyde,bana getirdiği yemeklerin dökülmüş olmasına üzüldüğü içinmiş,son anlarını yaşayan birisinin canından daha çok bana getirdiği yemeklerin dökülmüş olmasına üzülecek kadar seven bir kalp varmıdır daha şu lanet dünyada,başkasını sevebilirmiyim artık,aşık olabilirmiyim başkasına,tahammül edebilirmiyim artık saçma sapan şeylerin adını aşk koymalarına,bizim yaşadıklarımız bilemesekte gerçek aşktı,bunu şimdi biliyorum, ama o bilmiyor,birgün birbirimize bir söz vermiştik,hangimiz önce ölürsek diğerimizi cennetin kapısında bekleyecekti,şimdi bende bilmeden yaşadığımız o tarif edilmez duygunun gerçek aşk olduğunu,o aşkı sonsuza kadar yaşayacağımız cennetin kapısında beni bekleyen meleğime anlatmak için,gelmesi için hergün yalvarıp dua ettiğim beni ona kavuşturacak kişiyi bekliyorum,AZRAİLİ&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;O ÖLDÜKTEN SONRA&lt;br /&gt;bu gün hafta sonu,aşkımla buluşacağız,en güzel elbiselerimi giymeliyim,hangi gömleği giysem acaba,yanakları gibi kırmızı olanımı yoksa gözleri gibi kapkara olanımı,yada kazanın olduğu gün kanıyla üzerine çiçekler yaptığı gömleğimi,ne kazası ne kanı yaa nerden çıktı şimdi offf,ben en iyisi son buluşmamızda başını omuzuma koyduğu o kokan gömleği giyeyim,evet evet bu daha iyi,anne ben çıkıyorum,onamı,&lt;br /&gt;tabiki anne yaa,her hafta sonu kiminle buluşurum ben,iyide neden ağlıyosunki,şimdi gidip annesindende izin almalıyım,günaydın müsade ederseniz kızınızla gezicez biraz,tabi oğlum,ona iyi bak olurmu,bak buda ağlıyor,noluyo bunlara anlamıyorum,koşar adımlarla gidiyorum aşkıma,bu yolda ne kadar uzun,her zamanki gibi bekçi amca karşılıyo beni,hoşgeldin oğlum,oda seni bekliyodu,biliyorum,günaydın aşkım ben geldim,bak hala yatıyo,hemde bembeyaz gelinliğiyle,yanaklarına küçük bir öpücük kondurup uyandırıyorum onu,her zamanki gibi toprak kokuyor meleğim,&lt;br /&gt;uzatıyor kollarını yattığı yerden,tutuyorum ellerinden,tüy kadar hafif,ne kadarda güzel meleğim benim,hoşçakal bekçi amca,bak koskoca adamda ağlıyo,iyi eğlenin olurmu diyor kirli sakallarından süzülen yaşları silerek,&lt;br /&gt;onun en sevdiği yerleri geziyoruz elele,allahım onunla olunca o kadar mutluyumki,bi ara yine gözgöze geliyoruz,bakmamalıydık,yine ağlıycaz,ne kadar ağladığımızı akşam ezanını duyunca anlıyorum,işte bu günde bitti,gitmeliyiz,bekçi amca kızar sonra,hoşgeldiniz iyi eğlendinizmi bari,neler yaptınız bakalım,ağladık akşama kadar,her zamanki gibi ha,evet,hadi meleğim sen şimdi yat,ben haftaya yine gelirim,,birgün diyorum,birgün bende bembeyaz damatlıklarımı giyip geleceğim yanına,kapkara gözlerini açarak yalvarırcasına,çabuk gel olurmu diyor,yakında meleğim çok yakında,biliyorum şimdi iyi geceler öpücüğüm olmadan uyuyamaz bi tanem,yanaklarına bi öpücük konduruyorum,yine o toprak kokusu,geldim anne,hoşgeldin oğlum,ÖLDÜR BENİ ANNE BENDE TOPRAK KOKMAK İSTİYORUM.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/8973070831983149922-6739404760275196382?l=lifediffucult.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://lifediffucult.blogspot.com/feeds/6739404760275196382/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=8973070831983149922&amp;postID=6739404760275196382&amp;isPopup=true' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/8973070831983149922/posts/default/6739404760275196382'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/8973070831983149922/posts/default/6739404760275196382'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://lifediffucult.blogspot.com/2007/09/ldr-beni-anne.html' title='Öldür Beni Anne'/><author><name>SüReYyA TOPKARA</name><uri>http://www.blogger.com/profile/15908601979858431840</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='24' src='http://1.bp.blogspot.com/_DXed-Kh0LSI/S_w22PTG0XI/AAAAAAAAAsw/dOL9UGZnaMk/S220/20100517_091755.JPG'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-8973070831983149922.post-2795709832307013441</id><published>2007-09-01T14:30:00.000+03:00</published><updated>2007-09-01T14:31:11.627+03:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='alıntı'/><title type='text'>İncitmeyecek kadar uzak,üşümeyecek kadar da yakın olabilmek...</title><content type='html'>Eski zamanların dondurucu bir kışından bütün hayvanlar çok etkilenmiş,büyük kayıplar vermişler. Ama en çok kayıp veren kirpilermiş. Çünkü onların pek çok hayvan gibi kalın kürkleri yok, kendilerini sıcak tutması zor olan dikenleri var.Bu durumdan en az zararla kurtulmak için kirpiler meclisi toplanmış,çözüm aramaya başlamış.Tartışa tartışa,nihayet gece olunca tüm kirpilerin bir araya toplanmasına,birbirlerine yakın durarak geceyi geçirmelerine karar verilmiş.Böylece kirpiler birbirlerinin vücut sıcaklığından yararlanacak,aralarındaki hava tedavülünü önleyerek donmaktan kurtulacaklarmış. İlk geceki deneyimlerinde bunun işe yaradığını görmüşler.Ama başka bir problem çıkmış ortaya.Üşüyen kirpiler birbirlerine fazla yaklaştıklarından yaralanmalar gerçekleşmiş.Daha sonraki gece yaralanma korkusundan birbirlerinden uzak durmuşlar ama bu seferde;donmalar meydana gelmiş.Ne var ki, her gece kah uzaklaşa kah yakınlaşa, deneye yanıla birbirlerinin vücut sıcaklığından yararlanacak kadar yakın,ancak birbirlerini incitmeyecek kadar uzak durmayı öğrenmişler. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;KISACA ; Bizim de uzun dikenlerimiz var.Bunlar hayata karşı filtrelerimiz. Bazen faydalı,bazen de zararlı.Çoğu zaman,kimseleri yaklaştırmıyoruz yanımıza. Filtrelerimizden elemeden kimseleri sokmuyoruz özel dünyamıza.Ne var ki, sıcaklık ancak yakınlaşmakla mümkün. Birbirini incitmeyecek kadar uzak,hayatın soğuk zamanlarında üşümeyecek kadar da yakın olmayı öğrenmeliyiz. Aynen kirpiler gibi...&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/8973070831983149922-2795709832307013441?l=lifediffucult.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://lifediffucult.blogspot.com/feeds/2795709832307013441/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=8973070831983149922&amp;postID=2795709832307013441&amp;isPopup=true' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/8973070831983149922/posts/default/2795709832307013441'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/8973070831983149922/posts/default/2795709832307013441'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://lifediffucult.blogspot.com/2007/09/incitmeyecek-kadar-uzakmeyecek-kadar-da.html' title='İncitmeyecek kadar uzak,üşümeyecek kadar da yakın olabilmek...'/><author><name>SüReYyA TOPKARA</name><uri>http://www.blogger.com/profile/15908601979858431840</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='24' src='http://1.bp.blogspot.com/_DXed-Kh0LSI/S_w22PTG0XI/AAAAAAAAAsw/dOL9UGZnaMk/S220/20100517_091755.JPG'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-8973070831983149922.post-8578256129780142195</id><published>2007-09-01T12:22:00.000+03:00</published><updated>2007-09-01T14:32:33.336+03:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='alıntı'/><title type='text'>SANA</title><content type='html'>Aşk benim hiç Senim olmamış&lt;br /&gt;&lt;br /&gt; &lt;br /&gt;Varlığınla yokluğun arasında kalmayacağım artık, sadece olmayacaksın. Sensiz kalma ihtimali olmayacak aleyhine kurulmuş cümlelerimin sonunda. Belki birkaç satır arasında unutulacaksın bir müddet sonra. İçimden olmayacak, boş bir kağıdın gölgesine sığınmayacak sana sitemlerim. Hani hep kızardın ya “Konuş konuş konuş” derdin, haykırabilir miyim şimdi korkaklığını. Bıraktığın bu mavi düşleriyle avunan yalnızlığı, artık sahiplenilmeyecek olmanın burukluğunu yaşarken, haykırabilir miyim dersin, susar mıyım, gülüp geçer miyim yoksa …? &lt;br /&gt;Aslında alıştırmalıyım kendimi hiç dönmeyecekmişsin, dönülmeyecek bir yerdeymişsin gibi farzetmeli, unutmalı. Seni hiç tanımamış gibi yaşamımı sürdürmeliyim. Var olduğum her yer aşk(ın) şehri olmalı artık, yeniden sevmenin, sevilebilmenin yeri her yer, zamanı yaşanan ve gelecek tüm zamanlar olmalı benim için. Evet, sayfalardan koparıp bir bir savurmalıyım seni yaşanmış tüm zamanlara, uzaklaşan her adımımla hapsetmeliyim bu anılar sokağına. Kopan takvim yaprakları sensiz geçen günleri saymamalı, bende yokluğunun güncesini tutmayı artık bırakmalıyım. Her yeni güne seni getirmedi diye isyan etmemeliyim. Kabullenebilmeli, hazmedebilmeli, aldırmamalı hatta sana hak verebilmeliyim. Bu satırlarla büyümeye başlamalıyım, sırf seni ve çocuklaşan bir aşkı kolayca unutabilmek için. Zira yoksun. Sanki benim hiç senim olmamış, sanki bizi hiç yaşamamışız, sanki aşk denen o hoyrat şarkıyı mırıldanmış ve sonra yarım bırakmışız gibi. Artık yeni bir şarkı söylemenin vakti, Yaşanmışlığına, yitikliğime hiç aldırmadan,&lt;br /&gt;Sanki benim hiç senim olmamış gibi…&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/8973070831983149922-8578256129780142195?l=lifediffucult.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://lifediffucult.blogspot.com/feeds/8578256129780142195/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=8973070831983149922&amp;postID=8578256129780142195&amp;isPopup=true' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/8973070831983149922/posts/default/8578256129780142195'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/8973070831983149922/posts/default/8578256129780142195'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://lifediffucult.blogspot.com/2007/09/sana.html' title='SANA'/><author><name>SüReYyA TOPKARA</name><uri>http://www.blogger.com/profile/15908601979858431840</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='24' src='http://1.bp.blogspot.com/_DXed-Kh0LSI/S_w22PTG0XI/AAAAAAAAAsw/dOL9UGZnaMk/S220/20100517_091755.JPG'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-8973070831983149922.post-749062096679491836</id><published>2007-08-31T21:15:00.000+03:00</published><updated>2007-09-01T14:32:14.688+03:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='alıntı'/><title type='text'>CAN (?)İLE CANAN(?)</title><content type='html'>SEVİYORLARDI BİRBİRLERİN BELKİ ARKADAŞÇA&lt;br /&gt;FAKAT YILLAR SONRA DÖNÜŞTÜ BU SEVGİ BÜYÜK BİR AŞKA&lt;br /&gt;CANAN SEVİYORDU CAN'ISEVEMEZDİ ÖMRÜ BOYUNCA BİRBAŞKASINI&lt;br /&gt;CAN LİSEYE BAŞLAYINCA KAPTIRDI KENDİNİ YENİ BİR KIZA&lt;br /&gt;YILLAR GEÇTİ ARADAN CANAN BEKLEDİ HİÇ USANMADAN&lt;br /&gt;EVLENECEK ÇAĞA GELİNCE HAYALLER KURARDI ZAMAN ZAMAN &lt;br /&gt;DEDİLER Kİ CAN EVLENECEKMİŞ KIZ İSTEMEYE GİDECEKMİŞ&lt;br /&gt;CANAN SANMIŞ KENDİSİNE SÜSLENİP PÜSLENİP CANI BEKLEMİŞ&lt;br /&gt;SABAHA KADAR OTURMUŞ PENCEREDE GELDİ GELECEKLER DİYE&lt;br /&gt;OYSAQ NE GELEN VAR NE DE GİDEN CANAN ŞAŞIRIP KALMIŞ ÖLECE&lt;br /&gt;O AN ANLAMIŞ KENDİSİ DEĞİL YENİ ŞIMARIK SEVGİLİSİ İMİŞ&lt;br /&gt;NİŞAN BİR AY İÇİNDEYMİŞ BAŞLADI BİR TELEŞ &lt;br /&gt;NİŞAN OLDU BÜYÜK BİR ŞATA FATA İLE CANAN GÖZ YAŞLARINI TUTA TUTA&lt;br /&gt;DURMADAN AĞLAYARAK EVE GİDİYORDU KOŞA KOŞA HIÇKIRIKLARLA DOLU BOŞ ODA&lt;br /&gt;CANAN KADERİNE SİTEM EDİYORDU YALNIZ O DEĞİL GÖKTEKİ MELEKLER BİLE DÖNECEKSE DÖNSÜN ARTIK GERİYE, DUALAR HİÇ FAYDA ETMEDİ CAN GERİYE DÖNMEDİ&lt;br /&gt;TAKIMLAR İÇİNDE CAN BİR HARİKAYDI BAKIŞI CANAN'IN BÜTÜN VÜCUDUNU YAKTI&lt;br /&gt;CANAN HALA UMUTLUYDU ALLAH'TAN BİR MUCİZE BEKLİYORDU ELLERİ SEMEDAN HİÇ İNMİYORDU&lt;br /&gt;BEYAZ GELİNLİĞİ BEN GİYECEĞİM DİYORDU&lt;br /&gt;SAATLER GELDİ GEÇİYORDU OLMUŞ SAAT ÜÇ DAMATLA GELİN GİRDİ İÇERİ &lt;br /&gt;ALKIŞLARALA TÜM SALON İNLEDİ CAN -EVET- DİYEREK İNLETTİ SALONU&lt;br /&gt;DEFTER NİKAH ŞAHİTLERİNE YÖNELDİ YENİ EVLİLER ÇIKTILAR KOŞA KOŞA &lt;br /&gt;BİRAZ DOLAŞTILAR ARABAYLA  BİR CANAN KALDI PENCERE KENARINDA &lt;br /&gt;BAKIYORDU BOYNU BÜKÜK ONLARA ODA ÇIKTI SONRA GÜÇLÜKLE DIŞARI &lt;br /&gt;GÖZYAŞLARI SÜZÜLÜYORDU YANAKLARINDAN ÇILGINCA KOŞUYORDU KENDİNİ BİLMEDEN&lt;br /&gt;BİR FREN SESİ DUYULDU ANİDENGÜNEŞ DOĞMADAN BİR SELA SESİ DUYULDU&lt;br /&gt;DEDİLER CANAN ÖLMÜŞ BIRAKMIŞ BİZİ CAN İSE BU DURUMA HİÇ ALDIRMAZ GİBİ &lt;br /&gt;BİRDE ÇOCUKLARI OLDU AYNI CANAN ONA BENZİYORDU; SAÇ,GÖZ BURUN HER YAN&lt;br /&gt;CAN ÇOCUĞA BAKINCA İÇİNDE BİR KIPIRTI BELİRDİ&lt;br /&gt;KAVGALAR GİT GİDE ŞİDDETLENİYORDU SANKİ CAN'IN İKİZİ ÇIKIYORDU&lt;br /&gt;BELKİ ALLAH'IN CAN'A BİR AZABIYDI BU CAN MUM GİBİ ERİYORDU &lt;br /&gt;SONUNDA DAYANAMADI ASTI KENDİNİ BİR AĞACA &lt;br /&gt;CANA BEKLİYORDU CAN'I CENNET KAPISINDA &lt;br /&gt;CENNETTE BULUŞTULAR..........&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/8973070831983149922-749062096679491836?l=lifediffucult.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://lifediffucult.blogspot.com/feeds/749062096679491836/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=8973070831983149922&amp;postID=749062096679491836&amp;isPopup=true' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/8973070831983149922/posts/default/749062096679491836'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/8973070831983149922/posts/default/749062096679491836'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://lifediffucult.blogspot.com/2007/08/can-ile-canan.html' title='CAN (?)İLE CANAN(?)'/><author><name>SüReYyA TOPKARA</name><uri>http://www.blogger.com/profile/15908601979858431840</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='24' src='http://1.bp.blogspot.com/_DXed-Kh0LSI/S_w22PTG0XI/AAAAAAAAAsw/dOL9UGZnaMk/S220/20100517_091755.JPG'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-8973070831983149922.post-5455042453016468705</id><published>2007-08-31T09:24:00.000+03:00</published><updated>2007-09-01T14:33:25.354+03:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='kişisel'/><title type='text'>SERT BİR MİZAHİM OLDUĞU SÖLENİR..</title><content type='html'>BİR GÜNÜN DEĞERİ BİR YILA BEDEL &lt;br /&gt;BİR YILIN DEĞERİ BİR ÖMRE BEDEL&lt;br /&gt;ÖMRÜMÜN DEĞERİ &lt;br /&gt;SANA BEDEL&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/8973070831983149922-5455042453016468705?l=lifediffucult.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://lifediffucult.blogspot.com/feeds/5455042453016468705/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=8973070831983149922&amp;postID=5455042453016468705&amp;isPopup=true' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/8973070831983149922/posts/default/5455042453016468705'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/8973070831983149922/posts/default/5455042453016468705'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://lifediffucult.blogspot.com/2007/08/sert-bir-mizahim-olduu-slenir.html' title='SERT BİR MİZAHİM OLDUĞU SÖLENİR..'/><author><name>SüReYyA TOPKARA</name><uri>http://www.blogger.com/profile/15908601979858431840</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='24' src='http://1.bp.blogspot.com/_DXed-Kh0LSI/S_w22PTG0XI/AAAAAAAAAsw/dOL9UGZnaMk/S220/20100517_091755.JPG'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-8973070831983149922.post-5854321580313234710</id><published>2007-08-29T18:23:00.000+03:00</published><updated>2007-09-01T14:33:55.285+03:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='bilgilendirme'/><title type='text'>MÜTHİŞ BİR OLAY</title><content type='html'>ARILAR,&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;    500 GRAM BAL İÇİN ARILAR, 3 MİLYON 750 BİN DEFA ÇİÇEGE KONUP KALKIYOR.&lt;br /&gt;BİR KG&lt;br /&gt;BAL İÇİN İSE 40 BİN TANE ARI, 6 MİLYON ÇİÇEGİ DOLASIYOR. BAL ARILARI BİR&lt;br /&gt;PETEGİ DOLDURABİLMEK İÇİN 100 MİLYON ÇİÇEGİN NEKTARINI EMİYOR VE 100.000&lt;br /&gt;KM KANAT ÇIRPIYOR.&lt;br /&gt;    BU DELİ ÇALISMANIN ARASINDA, DÖNÜP 'DÖNÜP ÖBÜR ARI BENİM KADAR&lt;br /&gt;DOLASIYOR MU?'&lt;br /&gt;DİYE KONTROL GEREGİDE DUYMUYORLAR.&lt;br /&gt;    BİRBİRLERİNE TAM BİR GÜVEN İÇİNDE SADECE HEDEFLERİNE ODAKLANMISLAR!...&lt;br /&gt;NEREDEYSE&lt;br /&gt;KÖLESİ OLDUGUMUZ BİLGİSAYAR SANİYEDE 16 MİLYAR ARİTMETİK İSLEM YAPARKEN,&lt;br /&gt;BİLGİSAYARIN DOGADAKİ RAKİBİ BAL ARILARI BU SÜREDE DAHA AZ ENERJİ&lt;br /&gt;HARCAYARAK 10 TRİLYONLUK İSLEM YETENEGİNE SAHİP. DEMEK Kİ BİLGİSAYARDA&lt;br /&gt;HALA BILL GATES'İN KESFEDEMEDİGİ BİR SEYLER VAR..!&lt;br /&gt;    BİR KOLONONİN PAZARLANACAK 1 KG BAL ÜRETMESİ VE YASAMINI&lt;br /&gt;SÜRDÜREBİLMESİ İÇİN, 8&lt;br /&gt;KG BAL TÜKETMESİ GEREKİYOR . BU DA KOLONİNİN 6 KEZ DÜNYA ÇEVRESİNİ DÖNMESİ&lt;br /&gt;DEMEK...&lt;br /&gt;    ONLAR BU İSİ CANLA BASLA YAPIYOR, VE GENETİK OLARAK NESİLDEN NESİLE&lt;br /&gt;AKTARILMIS&lt;br /&gt;BİR TEMBELLİK ASLA SÖZ KONUSU OLMAMIS! BU ARI CUMHURİYETİNDE CİNLİK YAPMAK&lt;br /&gt;İÇİN 'BİRKAÇ GRAM BAL DA KENDİME SAKLAYAYIM' DİYE PETEGİ HORTUMLAYANADA&lt;br /&gt;SİMDİYE DEK RASTLANMAMIS.&lt;br /&gt;    HEPSİ GÜNESİN 'KALK' ZİLİYLE ÇALISMAYA BASLAYIP, GÜNESİN PAYDOS' ZİLİYLE&lt;br /&gt;DİNLENMEYE ÇEKİLİYORLAR.&lt;br /&gt;    HİÇBİR ARI, 'KRALİÇE HANIM İSİN KAYMAGINI YİYECEK DİYE BEN GEBERENE KADAR&lt;br /&gt;ÇALISMAM ABİ...'DE DEMEMİS, BİRLİKTEN VE KOVANDAN ÇIKININI ALIP BASKA&lt;br /&gt;YOLLARA DÜSÜP BASKA BİR KOVANDA CUMHURİYET KURMAYI DÜSÜNMEMİS!&lt;br /&gt;    KARSI KOVANDAKİLERİ KISKANIP O PETEGE DADANMAMIS! ARI, VÜCUT&lt;br /&gt;AGIRLIGININ 330&lt;br /&gt;KATI YÜK ÇEKİYORMUS.&lt;br /&gt;    HER BİR PETEK GÖZÜNÜN ALTIGEN PRİZMA SEKLİNDE İNSA EDİLMESİ ESAS PETEGİN&lt;br /&gt;DİRENCİNİ SAGLIYORMUS. BU NEDENLE KİLOLARCA BALI RAHATLIKLA TASIYABİLİYOR.&lt;br /&gt;    'GERÇEKTEN DE EN AZ BALMUMU HARCAYARAK, MAKSİMUM ÖLÇÜDE BAL DEPOLAMAK&lt;br /&gt;İÇİN EN&lt;br /&gt;UYGUN SEKİL, ARILARIN İNSA ETTİGİ ALTIGEN PRİZMADIR' DİYE ONAYLIYOR&lt;br /&gt;FİZİKÇİLER.&lt;br /&gt;    HADİ BAKALIM ARILADAN ÖZÜRDİLEYELİM, ONLARA 'HAYVAN' DEDİGİMİZ İÇİN. ELİN&lt;br /&gt;HAYVANI DÜZEN TUTTURMUS, MİLYON YILDIR HAYATINA FESAT SOKMADAN SÜRDÜRÜYOR&lt;br /&gt;SORUMLULUGU İÇİNDE SAKLI!&lt;br /&gt;    ARILARIN 'AYIKLA PİRİNCİN TASINI' DİYE BİR SÖZLERİ YOK. BASKA ARILARIN&lt;br /&gt;YAPTIKLARINI, ONLAR HAYATLARINI KISITLAYARAK TEMİZLEMEK ZORUNDA DEGİLLER!..&lt;br /&gt;    SİZ HİÇ ARIYI SOKAN BİR ARI BİLİYOR MUSUNUZ? ???????&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/8973070831983149922-5854321580313234710?l=lifediffucult.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://lifediffucult.blogspot.com/feeds/5854321580313234710/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=8973070831983149922&amp;postID=5854321580313234710&amp;isPopup=true' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/8973070831983149922/posts/default/5854321580313234710'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/8973070831983149922/posts/default/5854321580313234710'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://lifediffucult.blogspot.com/2007/08/mthi-bir-olay.html' title='MÜTHİŞ BİR OLAY'/><author><name>SüReYyA TOPKARA</name><uri>http://www.blogger.com/profile/15908601979858431840</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='24' src='http://1.bp.blogspot.com/_DXed-Kh0LSI/S_w22PTG0XI/AAAAAAAAAsw/dOL9UGZnaMk/S220/20100517_091755.JPG'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-8973070831983149922.post-832308914179688017</id><published>2007-08-29T17:55:00.000+03:00</published><updated>2007-09-01T14:34:29.348+03:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='şiir'/><title type='text'>SEVENE</title><content type='html'>Gecelerimin depremlerinde yıkıldım sana hep... &lt;br /&gt;Her acı daha da acıydı ötekinden... &lt;br /&gt;Zifiri bir enkaz parçasıydım her artçı gözyaşımda... &lt;br /&gt;Yenik bir düşmüşüm meğer sebepsiz uykularımda... &lt;br /&gt;Yenik düşmüşüm sana... &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Şimdi anlıyorum... &lt;br /&gt;Anlaşılması gereken her bir dokunuşu... &lt;br /&gt;Önceden... &lt;br /&gt;Kendime dokunuyorum... &lt;br /&gt;Üşümüş bir soğuk algınlığı.. &lt;br /&gt;Tat vermiyor senin gibi.. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Varlığını bilmek.. &lt;br /&gt;Yokluğunu anlamlandırıyor.. &lt;br /&gt;Sen yokken.. &lt;br /&gt;Varlığın bana yetiyor...&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/8973070831983149922-832308914179688017?l=lifediffucult.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://lifediffucult.blogspot.com/feeds/832308914179688017/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=8973070831983149922&amp;postID=832308914179688017&amp;isPopup=true' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/8973070831983149922/posts/default/832308914179688017'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/8973070831983149922/posts/default/832308914179688017'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://lifediffucult.blogspot.com/2007/08/sevene.html' title='SEVENE'/><author><name>SüReYyA TOPKARA</name><uri>http://www.blogger.com/profile/15908601979858431840</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='24' src='http://1.bp.blogspot.com/_DXed-Kh0LSI/S_w22PTG0XI/AAAAAAAAAsw/dOL9UGZnaMk/S220/20100517_091755.JPG'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-8973070831983149922.post-3543506979746806044</id><published>2007-08-29T17:38:00.001+03:00</published><updated>2007-09-01T14:34:45.608+03:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='alıntı'/><title type='text'>AŞKA B-A-K</title><content type='html'>Eski zamanlarda civarın kralının kızı ile bir balıkçı birbirlerine aşık olmuş.Ancak, kral kızı balıkçıya varamaz...Hal böyle olunca,kız  ile delikanlı gizli gizli buluşuyorlar tabii...Kral baba bunu zaman içerisinde öğreniyor ve bir gece takip ettiriyor kızını...&lt;br /&gt;Diyorlar ki; balıkçı denizden geliyor, kız kumsalda onu bekliyor, bulunduğu yeri ışıkla işaret ediyor delikanlıya...&lt;br /&gt;Ve kral kızı  ile delikanlı, gün ağarana kadar aşk oyunları Yapıyorlar birbirlerine...&lt;br /&gt;Kral bir gece askerlerine kızını yakalamalarını ve kumsalda Işıkla balıkçıya işaret göndermelerini buyuruyor. Delikanlı ışığı görünce atlıyor kayığına ve kürek çekiyor bir manga askerin üzerine doğru...Kız askerlerin elinden kurtuluyor ve koşmaya başlıyor sevdiğini kurtarabilmek için ama koyun taaa öbür ucuna yetişmesi imkansız...&lt;br /&gt;Ama sevda bu; kural falan dinlemez, atıyor kendini sulara...İşte o anda bir mucize gerçekleşiyor!&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kızın adım attığı her yer kumsala dönüşürken peşinden koşan askerler bastıkça denize gömülüyor onca ağırlıkla...Kız kayığa  kadar koşabiliyor...&lt;br /&gt;Ancak bir okçu tam o anda delikanlıyı hedefleyip  salıyor okunu...&lt;br /&gt;Heyhat!&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kız ile delikanlı birbirlerine sarılmışlardır bile  ve ok gelip Kızla buluşuyor...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Derler ki; o kumlar, kızın kanı denize karışınca kırmızıya boyanmış...&lt;br /&gt;Delikanlı ise aldığı gibi gidiyor kızı, sonrasını ne gören var ne duyan!...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Marmaris'e karayolu ile 1.5 saat uzaklıkta...) Şimdi sıra resimde!&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/8973070831983149922-3543506979746806044?l=lifediffucult.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://lifediffucult.blogspot.com/feeds/3543506979746806044/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=8973070831983149922&amp;postID=3543506979746806044&amp;isPopup=true' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/8973070831983149922/posts/default/3543506979746806044'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/8973070831983149922/posts/default/3543506979746806044'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://lifediffucult.blogspot.com/2007/08/aka-b-k.html' title='AŞKA B-A-K'/><author><name>SüReYyA TOPKARA</name><uri>http://www.blogger.com/profile/15908601979858431840</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='24' src='http://1.bp.blogspot.com/_DXed-Kh0LSI/S_w22PTG0XI/AAAAAAAAAsw/dOL9UGZnaMk/S220/20100517_091755.JPG'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-8973070831983149922.post-257305008850654607</id><published>2007-08-29T17:24:00.000+03:00</published><updated>2007-09-01T14:35:04.170+03:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='kişisel'/><title type='text'>AŞK....</title><content type='html'>Gerçek aşklar kavuşulamayan aşklardır...&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/8973070831983149922-257305008850654607?l=lifediffucult.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://lifediffucult.blogspot.com/feeds/257305008850654607/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=8973070831983149922&amp;postID=257305008850654607&amp;isPopup=true' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/8973070831983149922/posts/default/257305008850654607'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/8973070831983149922/posts/default/257305008850654607'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://lifediffucult.blogspot.com/2007/08/ak_29.html' title='AŞK....'/><author><name>SüReYyA TOPKARA</name><uri>http://www.blogger.com/profile/15908601979858431840</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='24' src='http://1.bp.blogspot.com/_DXed-Kh0LSI/S_w22PTG0XI/AAAAAAAAAsw/dOL9UGZnaMk/S220/20100517_091755.JPG'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-8973070831983149922.post-2635128125282512083</id><published>2007-08-29T17:11:00.000+03:00</published><updated>2007-09-01T14:35:54.262+03:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='komikler'/><title type='text'>Öğrenci Sözlüğü</title><content type='html'>Atmak : Ders anlatmak&lt;br /&gt;Asmak : Sözlü günü yapılan gezi&lt;br /&gt;Cesur : Kopya çeken kimse&lt;br /&gt;Çöp Kutusu : Basket potası&lt;br /&gt;Dalga Geçme : Ders dinleme&lt;br /&gt;Disiplin : Öğretmenin kozu&lt;br /&gt;Esnemek : Ders esnasında ortaya çıkan bulaşıcı hastalık&lt;br /&gt; Felç : Karnenin alınmasıyla baş gösteren hastalık&lt;br /&gt;Gardiyan : Nöbetçi öğretmen&lt;br /&gt;Hastalık : Mazeret&lt;br /&gt;Hayır Sever : Kopya veren&lt;br /&gt;Okul : Hapishane&lt;br /&gt;İnekleme : Çok ders çalışma&lt;br /&gt;Karne : Loto Kuponu&lt;br /&gt;Şaşkın : Yeni öğrenci&lt;br /&gt;Tebeşir : Cephane&lt;br /&gt;Komedi : Yazılıların açıklanması&lt;br /&gt;Veli : Ara karneden bile haberi olmayan gariban&lt;br /&gt;Çıkış Zili : Can kurtaran&lt;br /&gt;Sözlü : Ecel teri,mizan terazisi&lt;br /&gt;Not Defteri : Loto kağıdı&lt;br /&gt;Öğrenci : Hilkat garibesi,zavallı&lt;br /&gt;Öğretmen : Ahiret sualcisi&lt;br /&gt;Sınıf : Muhabbethane&lt;br /&gt;Ödev : Angarya&lt;br /&gt;Sınıf Geçmek : Tahayyül&lt;br /&gt;Sınıfta Kalmak : Küme düşmek&lt;br /&gt;Teneffüs : Kudurma saati&lt;br /&gt;Giriş Zili : Cenaze marşı&lt;br /&gt;Masal : Anlatılan ders&lt;br /&gt;Enflasyon : Notların öğretmen tarafından düşürülmesi&lt;br /&gt; Devalüasyon : Öğretmenlerin kolay sorarak başarı oranını yükseltmeleri&lt;br /&gt;Vaka-ı Vakvak : İyi bekleyip düşük alan öğrencilerin sözleri&lt;br /&gt;İstenmeyen Gün : Pazartesi&lt;br /&gt;İstenen Gün : Cuma&lt;br /&gt;En İyi Haber : Hoca Yok, ders boş, vallaha…&lt;br /&gt;   &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;NASI YORUMLARINIZI BEKLİYORUM...&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/8973070831983149922-2635128125282512083?l=lifediffucult.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://lifediffucult.blogspot.com/feeds/2635128125282512083/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=8973070831983149922&amp;postID=2635128125282512083&amp;isPopup=true' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/8973070831983149922/posts/default/2635128125282512083'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/8973070831983149922/posts/default/2635128125282512083'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://lifediffucult.blogspot.com/2007/08/renci-szl-atmak-ders-anlatmak-asmak-szl.html' title='Öğrenci Sözlüğü'/><author><name>SüReYyA TOPKARA</name><uri>http://www.blogger.com/profile/15908601979858431840</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='24' src='http://1.bp.blogspot.com/_DXed-Kh0LSI/S_w22PTG0XI/AAAAAAAAAsw/dOL9UGZnaMk/S220/20100517_091755.JPG'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-8973070831983149922.post-365623065925794072</id><published>2007-08-29T14:18:00.000+03:00</published><updated>2007-09-01T14:36:57.425+03:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='kişisel'/><title type='text'>.....</title><content type='html'>SANA YAPILMASINI İSTEMEDİĞİNİ ASLA VE ASLA BAŞKASINA YAPMA...&lt;br /&gt;KARAR VERMEN GEREKEN ZAMAN SANA VERİLEN SÜREYİ NASIL KULLANACAĞINDIR...&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/8973070831983149922-365623065925794072?l=lifediffucult.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://lifediffucult.blogspot.com/feeds/365623065925794072/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=8973070831983149922&amp;postID=365623065925794072&amp;isPopup=true' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/8973070831983149922/posts/default/365623065925794072'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/8973070831983149922/posts/default/365623065925794072'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://lifediffucult.blogspot.com/2007/08/sana-yapilmasini-istemediini-asla-ve.html' title='.....'/><author><name>SüReYyA TOPKARA</name><uri>http://www.blogger.com/profile/15908601979858431840</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='24' src='http://1.bp.blogspot.com/_DXed-Kh0LSI/S_w22PTG0XI/AAAAAAAAAsw/dOL9UGZnaMk/S220/20100517_091755.JPG'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-8973070831983149922.post-1325124513251127080</id><published>2007-08-29T11:33:00.000+03:00</published><updated>2007-09-01T14:37:31.400+03:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='kişisel'/><title type='text'>Hayata Dair</title><content type='html'>HAYATA DAİR NE VARSA ÖNCE İÇİMİZDE BAŞLAR SONRA PAYLAŞIRIZ... İSTENİRSE TABİ TIPKI İSTEMLİ ÇALIŞTIRDIMIZI KASLARIMIZ GİBİ...&lt;br /&gt;BİZ YÖNETİRİZ ., YÖNETİCİ BİZİZ...!&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/8973070831983149922-1325124513251127080?l=lifediffucult.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://lifediffucult.blogspot.com/feeds/1325124513251127080/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=8973070831983149922&amp;postID=1325124513251127080&amp;isPopup=true' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/8973070831983149922/posts/default/1325124513251127080'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/8973070831983149922/posts/default/1325124513251127080'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://lifediffucult.blogspot.com/2007/08/hayata-dair.html' title='Hayata Dair'/><author><name>SüReYyA TOPKARA</name><uri>http://www.blogger.com/profile/15908601979858431840</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='24' src='http://1.bp.blogspot.com/_DXed-Kh0LSI/S_w22PTG0XI/AAAAAAAAAsw/dOL9UGZnaMk/S220/20100517_091755.JPG'/></author><thr:total>0</thr:total></entry></feed>
