---ben----

---ben----
ilk sevdiğim ve sevildiğim sandığım insan ayrılığın kolay yolunu bulmuştu seb daha çocukdun ya (kolay kaçış) erkekler sevilmek size kolay mı geliyor...?_

Bu Blogda Ara

Yükleniyor...

3 Ağustos 2010 Salı

Yarın kimseye vaad edilmemiştir

Yarın kimseye vaad edilmemiştir


Yönetici tarafından 03 Ağustos 2010 tarihinde gönderildi





Önce evlendiğimizde hayatın daha iyi olacağına inandırırız kendimizi.

Evlendikten sonra bir çocuğumuz doğduktan hatta ardından bir tane daha olduktan sonra hayatın daha iyi olacağına inandırırız kendimizi.

Sonra çocuklar yeterince büyük olmadıkları için kızar onlar büyüyünce daha mutlu olacağımıza inanırız.

Bundan sonra ergenlik dönemlerinde çocuklarla uğraşmamız gerektiği için öfkeleniriz.

Kendimize çocuklarımız bu dönemden çıkınca daha mutlu olacağımızı yeni bir araba alınca güzel bir tatile çıkınca emekli olunca

yaşantımızın dört dörtlük olacağını söyleriz.

Gerçek ise şu andan daha iyi bir zaman olmadığıdır.

Eğer şimdi değil ise ne zaman?

Hayatınız her zaman mücadelelerle dolu olacaktır.

En iyisi bunu kabul edip her ne olursa olsun mutlu olmaya karar vermektir. En sevdiğim sözlerden biri Alfred D. Souza’ya aittir.

Der ki; “Uzun zamandan beridir hayatın – gerçek hayatın – başlamak üzere olduğu izlenimine kapılmıştım.

Fakat her zaman yolumun üzerinde bir engel öncelikle erişilmesi gereken bir şey bitmemiş bir iş hizmet edilecek zaman ödenecek bir borç oldu.

Sonra hayat başlayacaktı. Sonunda anladım ki bu engeller benim hayatımdı.” Bu görüş açısı mutluluğa giden bir yol olmadığını gösterdi.

Mutluluk yoldur.

Öyleyse sahip olduğunuz her anın kıymetini bilin ve mutluluğu

Vaktinizi harcayacak kadar özel biriyle paylaştığınız için

ona daha fazla değer verin.

Unutmayın zaman hiç kimse için beklemez.

Öyleyse

Okulu bitirene kadar

100 milyar kazanana kadar

Çocuklarınız olana kadar

Çocuklarınız evden ayrılana kadar

İşe başlayana kadar

Evlenene kadar

Cuma gecesine kadar

Pazar sabahına kadar

Yeni bir araba yada ev alana kadar

Borçları ödeyene kadar

İlkbahara kadar

Yaza kadar

Sonbahara kadar

Kışa kadar

Maaş gününe kadar

Şarkınız söylenene kadar

Emekli olana kadar

Ölene kadar….

MUTLU OLMAK İÇİN İÇİNDE BULUNDUĞUNUZ “AN” DAN DAHA İYİ BİR ZAMAN OLDUĞUNA KARAR VERMEK İÇİN BEKLEMEKTEN VAZGEÇİN.

MUTLULUK BİR VARIŞ DEĞİL BİR YOLCULUKTUR.

PEK ÇOKLARI MUTLULUĞU İNSANDAN DAHA YÜKSEKTE ARARLAR BAZILARI DA DAHA ALÇAKTA.

OYSA MUTLULUK İNSANIN BOYU HİZASINDADIR…



Unutmayın

“YARIN KİMSEYE VAAD EDİLMEMİŞTİR”

15 Temmuz 2010 Perşembe

GÜLÜMSEYİN

Amerikalı bir antikacının yolu Türkiye’ye düşmüş, hayvan pazarının birinde geziyormuş. Birden, önünde ihtiyarca bir adamın durduğu, zayıf mi zayıf, hasta bir eşek görmüş; ancak dikkatini çeken, bu zavallı eşeğin üzerinde gördüğü, oldukça eski ve son derece değerli semermiş. Antika kültürü olmayan bu zavallı ihtiyardan semeri son derece ucuza satın alabileceğini düşünerek pazarlığa başlamış. Sıkı bir pazarlıktan sonra, eşeği normal fiyatının 4-5 katına satın almak üzere anlaşmış. Milyonlarca dolar değerinde semeri, 4-5 eşek parasına aldığı için sevinmeye tam başlamışken, ihtiyar oradaki bir çocuğa seslenmiş:


“Oglum, kalk da ahırdan yeni bir semer getir beyefendi için, bu eski semerle göndermeyelim onu!”

Amerikalı tutuşmuş haliyle:

“Benim için sorun degil, zahmet etmeyin..” filan derken bayağı bir dil dökmüş.

En son bizim ihtiyar dayanamamış:

“Boşuna uğraşma beyim, biz o semerle çok eşekler sattık!”

Hamile

Kadın doktora gittikten sonra eve geldi ve kocasına müjdeyi verdi:
- Hamileyim!

Adam şaşkınlık içerisinde:

- İmkansız!.. Ben hep dikkat ederim…

Emin olmak için doktoru ziyaret etti:

- Anlayamıyorum doktor, dikkat etmiştim.

- Bakın bayım… Bu araba kullanırken dikkat etmeye benzer. Siz dikkat edersiniz ama başkası gelip çarpar!..


Tavuklar


Şehirli tavukla köylü tavuk gezerken, bir vitrinde iri ve beyaz yumurtalar gördüler.

Şehirli, gururla yanındakine döndü:

- Görüyor musun; bunları ben yumurtladım, tanesi 3 liraya satılıyor.

Az ilerdeki vitrinde daha büyük ve sari kabuklu yumurtalar görünce köylü tavuk arkadaşını dürttü:

- Bak bunlar da benim yumurtalarım; 4 liraya satılıyor!

Şehirli tavuk altta kalmadı:

- Valla şekerim istesem ben de böyle büyük yumurtlayabilirim ama bizim horoz bey, on lira için dötünü yırtmaya değmez diyor…

Sadaka

- Fakire bir sadaka hanımefendi.

- Ağzın leş gibi içki kokuyor, sadaka istemeğe utanmıyor musun? ,

- Bunda utanılacak ne var bayan… Ben sizden sadaka istedim, senin de sadaka diye öpücük verdiğini nerden bilim.

Adamın teki:

_ Benim karım bir melek, deyince Diğeri: derin derin içini çekmiş ve

_ Şanslısın benim ki maalesef hala yaşıyor, diye dertlenmiş.



Bahçıvan
Adamın biri, uzun zamandır iş arıyordu.

Büyük bir köşkün kapısında bahçıvan aranıyor yazısını görünce hemen müracat eder.

Köşkün kahyası, iş arayan adama:

- Eğer hizmetçi kıza da yardım edersen, maaşının dışında yatacak yer de veririz.

Durumdan memnun kalan adam:

- İlk önce görmem lazım.

Köşkün kahyası pencereden geniş bahçeyi göstererek:

- İşte çalışacağın bahçe.

- Bahçeyi değil. Hizmetçiyi gösterin, önce onu bi görüm demiş,



Kaptan



Turistik bir geziye katılan çok güzel bir kızın hatıra defterinden notlar:

- Bu sabah saatlerimi, kaptanla kaptan köşkünde geçirdim.

- Öğleden sonra, kaptan benden pek önemli şey istedi ve vermezsem gece gemiyi batıracağını söyledi.

- Bu gün çok mutluyum dün gece, 1600 kişinin hayatını kurtardım…



Daktilo





Adamın işyeri, evinin alt katındaydı. Çalışırken, canı karısını çekerse çocuklarla haber gönderirdi.

- Anneniz, daktiloyu hazırlasın!

Kadın, kocasının ne istediğini anlar. Hazırlanıp kocasını beklermiş. Bir gün adam gene haber göndermiş.

- Anneniz, daktiloyu hazırlasın!

O gün kadının canı istemediğinden, çocuklara:

- Daktilo bozuk! demiş.

Biraz sonra kadın, fikrini değiştirmiş:

- Babanıza söyleyin. Daktilo çalışmaya başladı. Yukarı gelsin!

Karısının mesajını alan adam:

- Annenize söyleyin. Daktiloya gerek kalmadı. Elle yazdım



Sarışın



Sarışın, yeşil gözlü afet-ü devran Emniyet Müdürlüğünde işe giriş için sınavda imiş.

Sınav görevlisi sormuş;

- 2 kere 2 kaç eder?

- Dört.

- Güzel. Peki Abraham Lincoln’ü kim öldürdü?

- Bilmem….

- O zaman bugün git, evde biraz düşün. Yarın tekrar geleceksin. O zaman cevap verirsin.

Sarışın, yeşil gözlü çıkmış, o arada komşusu aramış.

- Ne oldu senin bu Emniyette iş durumu?

Sarışın heyecanla cevaplamış;

- İşe alındım. Daha ilk günden bir de yıllardır aydınlanmamış bir cinayeti çözme görevi verdiler!.. ) )



Sarışın öğretmen



Sarışının biri ilkokul öğretmeni olarak staja baslar, çok heveslidir.

Bir gün teneffüs sırasında bütün çocuklar futbol oynarken bir çocuğun oyun alanının sonunda kenarda durduğunu görür. çocuğun iyi olup olmadığını öğrenmek üzere yanına yaklaşır ve çocuk bir sorununun olmadığını söyler.Bir sure sonra sarısın çocuğun yine tek basına aynı yerde durduğunu görür, içi rahat etmez ve tekrar çocuğa yaklaşarak,



-senin arkadasın olmamı ister misin?” diye sorar, çocuk pek hevesli olmamakla birlikte “tamam” der. İlerleme kaydettiğini düşünen sarışın öğretmen “Bütün çocuklar topun pesinde koşturup oynarlarken sen neden burada duruyorsun?” diye sorar.

Afallayan cocuk hayretle cevap verir:

-Çünkü ben kaleciyim!!!”



Sarışın esprileri:



Bir sarışınla evlenmenin avantaji nedir?

engellilere ayrılan yerlere park edebilirsiniz.



- Bir sarışını nasıl boğarsınız?

Suyla dolu küvete bir ayna koyarsınız.



– Sarışın yeşilde niye durmuş?

En sevdiği renkmiş, ondan. -



Sarısınlar neden “11″ rakamını yazamaz?

Hangi 1′i önce yazması gerektiğini bilmediği için.



- Sarışına kazaların 90′inin evde olduğunu söylerseniz ne yapar?

Taşınır.



- Sarışın pizza ısmarlar. Pizzacı sorar: “6 parçaya mı böleyim, 8 parçaya mı? ” Sarışın “6′ya böl”, der, “sekiz parçayı bitiremem”.



-

- Sarışının biri, elektrikler kesilince yürüyen merdivende 6 saat mahsur kalmış.



- Camdan bir duvara tırmanan sarışın ne yapıyor?

Öbür tarafta ne olduğunu görmek istiyor.



- Sarışının en çok söylediği cümle nedir?

“Ay bilemiyorum…”



- Zeki bir sarışın nedir?

Çelişki.



- Bir sarışının bilgisayarda yazı yazdığı nerden anlaşılır?

Monitöre sürdügü Tipp-Ex’ten.



- Bir sarışını susturmak için ne yapmalı?

“Ne düşünüyorsun?” diye sormalı.



- Sarışının gözlerinin parlaması için ne yapmalı?

Kulagına fener tutmali.



- Sarışınlar neden muz yiyemez?

Fermuarı bulamadıkları için.



- Sarışınlar balığı nasıl öldürürler?

Boğarak.

- Faksın bir sarışın tarafından yollandığını nasıl anlarsınız?

Üstündeki puldan.

- Aynanın karşısında gözlerini kapatmış duran sarışın ne yapıyor?

Uyurken nasıl göründüğüne bakıyor.



- Sarışın neden üçüncüden sonra çocuk yapmamış?

Her dört çocuktan birinin Çinli olduğunu duyduğu için.

7 Temmuz 2010 Çarşamba

BİRİ LAFTAN ANLAMYINCA, BOŞ BOŞ BAKINCA HEMEN ANGUT MUSUN DER GÜNÜMÜZ İNSANI. ANGUTUN ASLINDA BİR KUŞ OLDUĞUNU BİLMEYEN BİR SÜRÜ İNSAN VAR. ÖZELLİĞİ NEDİR BİLİR MİSİN? ANGUT KUŞUNUN EŞİ ÖLDÜĞÜ ZAMAN YANINA O ANDA BAŞKA BİR YIRTICI KUŞ VE İNSAN GELSE DAHİ GÖZLERİNİ BİR SANİYE BİLE EŞİNİN ÖLÜSÜNDEN AYIRMADAN O DA ÖLENE KADAR BAŞ UCUNDA BEKLER. İŞTE YAPTIĞI EN BÜYÜK ANGUTLUK BUDUR. HANİ DERLER YA ANGUT GİBİ BAKAMASANA DİYE. KEŞKE HERKES ANGUT GİBİ BAKABİLSE...